Hoş geldiniz Ziyaretçi, Kayıt olmak için Tıklayınız
5 sonuçtan 1 ile 5 arası
Ağaç Şeklinde Aç2Beğeni
  • 2 gönderen ~Rûya~
dqw
  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Yaş
    31
    Mesajlar
    957

    Standart Şeb-i Yelda nedir?

    şeb i yelda;

    şeb:gece
    yelda:uzun
    şeb-i yelda:uzun gece

    şeb-i yelda yılın en uzun gecesi manasına gelmektedir (
    yılın en uzun gecesi. aralığın 21'inin gecesi.)

    ve özellikle divan edebiyatı şairleri arasında aşka olan teşbihte çokça kullanılan bir öğe haline gelmiştir
    zira aşıkın her gecesi bir şeb-i yeldadır,ve maşuk aşık için geceyi bitmez,tükenmez kılmaktadır,

    sevgiliden uzakta geçen her an, bir ömür uzunluğuna eriştiğinde ayrı geçen gecelerin de şeb-i yelda olması doğaldır.

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.

  2. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Yaş
    31
    Mesajlar
    957

    Standart Cevap: Şeb-i Yelda nedir?

    'Şeb-i Yeldâ', 1914


    Şeb-i Yeldâ. Yılın en uzun ve karanlık gecesi. Ama 22 Aralık 1914'te başlayıp
    da on beş günlük takvimin yekparesi gibi uzanan öyle uzun ve karanlık bir
    geceyi, feleğin çarkı dönmeye başlayalı beri hiçbir dağ görmedi. Bu dağ ben olalı
    böyle rûzigâr görmedi.

    Çok yorgundular. Günlerden beri sonbahar yaprakları gibi bir bir
    dökülüyordular. Ama asıl fırtına onları bende bekliyordu. Dağdım ben. Her dağ
    gibi aşılmam şarttı. Beni aşamayanı yarı yolda komam dağ olmanın şanındandı.
    Üstelik sıradağdım ben doruğum bir değil çoktu. Bir uçurumu aşanı ikincisi
    bekliyordu.

    Kar yağıyordu, tipiye dönüyordu. Gökten yağan yetmiyor kar bir de yerden
    tozuyordu. Kar dursa; zirve rüzgârı yıldız ayazı. Kurtuluşu yoktu. Öyle kısaydı ki
    gün; sabahla öğle ikindiyle akşam arasında vakit yoktu. Bir tek gece bitmiyordu.
    Gecenin en karanlık vaktinde yalan, sabah bir türlü yakın gelmiyordu.

    Ukbayla dünya arasında düşe kalka bata çıka, yürümek değildi bu. İncecik
    bacakları incecik bedenlerini taşımıyordu. Haritalarına aldanmış kumandanların;
    piyano-rapsodilerle harelenmiş, kendilerine ait olmayan hayallerin talimiyle
    düşmüştüler yollarıma. Oysa dağdım ben, yolum yordamım yoktu. Aldığımı geri
    vermem hiç yoktu.

    Bana geldiklerinde çoktan gitmişlerdi bile. Çoğunun damarlarında tifüs
    geziniyordu. Günlerdir boğazlarından bir şey geçmemişti. Taam listesini
    düşününce: Kahvaltı: Yok. Öğle: Yok. Akşam: Şekersiz üzüm hoşafı. Ekmek: Tam!
    Yerin dibine geçtim. Hele giysileri! Lâl kesildim. Kaputları yoktu, postalları
    yoktu. Asker olduklarını anlamak mümkün değildi birçoğunun. Sanki bir kısmı
    gündelik kıyafetle tarladan geliyordu. İçlerinden bir kısmı güneş çocuğu, kar'ı da
    tipiyi de ilk kez görüyordu.

    Bir İsrafil sûru savruldu ki üzerimde o gece. İsyan, çığlık, cinnet, tekbir,
    tevhid. Kurşun sesi yok, düşman da az ilerde donuyordu. Herkes canının
    pazarında kendiyle alışveriş ediyordu. Bendim isyanlarının, korkularının, kurdu
    kuşu susturan çığlıklarının sebebi. Vadimde ormanımda boğuştular sehere kadar.
    Benimle savaştılar. Lâkin dağdım ben. Benim yenilmem yoktu. Onlardan geriye
    bir isim benden geriye bir zalim sıfatı kaldı. Allah şahit benim bu işte bir suçum
    yoktu.

    Yoktu, onların hiçbir şeyleri yoktu. Bu cinnet gecesine karşı koyacak varsa
    varsa bir cesaretleri vardı. Bunca yitikten sonra geriye ne kalırsa o kadarlardı.
    Önce ellerinden, ayaklarından donmaya başladılar. Kimi en yakın arkadaşının
    kimi hiç tanımadığının sırtına abanarak toprağa uzandılar. Kimi olduğu yere diz
    üstü düştü, sonra boylu boyunca devrildi. Kimi ayakta dondu, dizleri
    kenetlenmişti. Bakışlarını kaldırdı göklere, kirpikleri buz tutmuştu. Donmuştu
    bakışları gözkapakları inmiyordu. Ateşe değmiş gibi bir anda düşenler oldu. Kimi
    gördüklerine takat yetiremeyerek cinnete sığındı. Kimi de daha fazla direnmedi.
    Tevekkeltüteallallah, bir tebessüm sırrıyla kendisini uykuya bıraktı. Sağ yanı
    çoktan sarkmış, sarılacak bir tüfeği kalmıştı. Ama eninde sonunda hepsi de
    sırtını bana yasladı. "Henüz 17", 18, 19'du. Hanelerinde bir murat alınıp
    verilmişliği yok, kalplerinden geçecek kocamış bir ana, çilekeş bir baba
    hayalinden başka bir şeyleri yoktu. En son kalpleri dondu, hissettim. Bu kadarı
    bana bile ağır geldi. Allahuekber diye inledim. Arşıâlâ titredi ben mi
    titremeyecektim?

    Gece her birini örttü siyah sütresiyle. Sabah beyazdı. Kar güneşi öyle bir
    aydınlattı ki buz tülünü, ışıltısından gözlerim kamaştı. Sanki hiçbir şey
    yaşanmamıştı. Öptüm her birini gözkapaklarından. Saçlarını okşadım. Pınarında
    donmuş gözyaşlarını kuruttum rüzgârımda. Her birini sırtında açılan nurdan
    kanatlarıyla Allah'a ısmarladım.

    Sayıları mı? Saymadım ben. Doksanbin değil altmışbinmiş; altmış değil
    otuzbinmiş. Diyelim ki yüz, elli, on, beş. Hatta tek, bir. Olsa ne fark ederdi ki?
    Her biri tek her biri bir değil mi? O gece neler olup bittiğini dünya gözüyle kimse
    görmedi. Ama bilirim ben, çoğunun saçları bir anda bembeyaz kesmişti. Kâğıt
    yoktu kalem yoktu, mahşer günü tanık benim, bu gecenin kaydı benim üzerime
    kesildi.

    Nazan Bekiroğlu

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.

  3. #3

    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Mesajlar
    4.013

    Standart Cevap: Şeb-i Yelda nedir?

    Şair demiş ki; Şeb-i yeldayı müneccimle muvakkit ne bilir? Müptelayı gama sor ki geceler kaç saat..

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.

  4. #4
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Yer
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.809

    Standart Cevap: Şeb-i Yelda nedir?



    Geceler bize yâr oldu…
    gecenin bu vakti…
    bir ben uyanığım…
    bir de…
    Alim’î şeb-i yelda…



    “işte sor” diyecek kadar cüretkar değil
    lakin cürete boyun eğecek kadar mahcubane de
    hicabhanede
    geceler gibi kapkaranlık

    lakin yine geceler gibi aydınlığı bekleyen de



    “geceler kaç saat bilirim” diyecek kadar zillet değil
    lakin zillete el pençe divan durduracak kadar rezil de
    zillethanede
    geceler gibi karanlık
    lakin yine geceler gibi aydınlığı bekleyen de



    Geceler bize yâr oldu
    gecenin bu vakti
    bir ben yanığım…
    bir de…
    Alim’î şeb-i yelda…
    Konu Firuze_ tarafından (03-12-2010 Saat 08:44 ) değiştirilmiştir.

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



  5. #5

    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    768

    Standart Cevap: Şeb-i Yelda nedir?

    Bu şeb-i yeldanın yok mu bir sabahı?


    (...)
    Şeb-i yeldada uzar fecre kadar kıss-i aşk
    Ta ki mecnun bitirir nutkunu leyla söyler.


    Yahya Kemal
    Heyhat ve pedalisa bunu beğendiler.

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.

    Kalbe Yansıyan Gerçek; Rûya..

 

 

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

SEO by vBSEO 3.6.0