Muhterem Müslümanlar
Yüce Dinimiz insanoğlunun dünya ve ahiret saadetini hedef alan hükümler ihtiva eder. Fertlerin günlük yaşantısına ait hükümler ihtiva ettiği gibi, cemiyetin huzur ve saadeti içinde hükümler koymuştur. Her insan bir ailenin üyesi ve bir cemiyetin ferdi durumundadır. Bir ailede ve bir cemiyette huzurun sağlanabilmesi için, fertlerin birbirleriyle olan tutum ve davranışlarında saygı ve sevgiye yer vermesi gerekmektedir. Büyüklere saygı küçüklere sevgi beslenilmesi zaruri olan toplumda, bu sevgi ve saygının aile fertleri arasında olması daha ehemmiyetlidir. Nitekim Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır. “Rabbin, sadece kendisine ibadet etmenizi, ana-babaya da iyi davranmanızı kesin olarak emreder. Eğer onlardan biri yada her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara öf bile deme, onları azarlama. Onlara tatlı ve güzel söz söyle. Onlara merhamet ederek üzerlerine kanat ger ve deki: Ey Rabbim! Küçükken onlar beni nasıl koruyup yetiştirdilerse, sende onları esirge.”[1]
Aziz Müminler
Dünyaya gelişimizin vesilesi olan anne babalarımıza “öf” bile demememiz Yüce Dinimiz tarafından istenilen bir emirdir. Böyle olmasına rağmen onları horlayan, onların emeklerini hiçe sayarak ve kendisi için hazırlamış olduklarını görmezden gelerek onları dışlayan ve onları bakıma muhtaç bir halde bırakanlar yaptıklarını tekrar gözden geçirmelidir. Nitekim bugünün gençleri yarının yaşlıları ve bugününü çocukları yarının anne babaları değimlidir. İnsan kendisine yapılmasını istemediği şeyi başkasına hele hele anne-babasına nasıl yapabilmektedir. Sevgili Peygamberimiz “Merhamet etmeyene merhamet edilmez” [2] buyurarak insanları bu husus da uyarmaktadır. Ayrıca Peygamberimiz (s.a.v.) bu konunun önemine bir hadis-i şerifinde şöyle işaret çekiyor. “Burnu sürtülsün! Burnu sürtülsün! Burnu sürtülsün! Kimin Ya Resulallah denildi. Ana-babasından biri veya ikisinin ihtiyarlığına yetişip de cennete giremeyen kimse diye buyurdu.”[3] Yaşlılarını, özellikle ana-babasını bakımevlerine ve huzurevlerine bırakanlar ve onları hem sevgiye hem de bir lokmaya muhtaç bir halde ortaya atanlar, yapmış oldukları şeyin çok büyük bir hata olduğunun farkında olmalıdırlar. Çünkü bir şeyin değeri, elden gittikten sonra daha iyi anlaşılmaktadır.
Kıymetli Cemaatimiz
Ana-babamız başta olmak üzere ailemizde hısım akrabamıza, yaşadığımız mahallemizdeki komşularımıza ve toplumumuzda bulunan yaşlılara saygı göstermek ahlaki bir görevimizdir. Kuşaklar arasında birbirlerine gösterilen sevgi ve saygı toplum huzuruna vesile olacağı unutulmamalıdır.
Hutbemi Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimizin bin hadisiyle bitiriyorum. "Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasıdır. Allah’ın öfkesi de anne ve babanı öfkesidir.”[4]