Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Toplam 6 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 6 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #1
    Paylaşımcı Üye al-yazmali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    45
    Mesajlar
    523

    Standart Sin Şın'a Girince

    Yavuz Selim Han, mısır'a açtığı sefer sırasında Halep'ten Şam'a doğru giderken, yolda, hayatına Şam'da son verilen Muhyiddin-i Arabi Hazretleri'ni ve onun Yavuz'u işaret eden sözlerini hatırladı. "Sin, Şın'a girdiğinde Muhyiddin'in kabri meydana çıkar" sözü Yavuz'un dikkatini çekmişti. Bu işaret zaman zaman aklına takılıp duruyordu. Şam'a vardığında oranın alim ve velileriyle görüşmelerde bulundu. Söz dolaşıp Muhyiddin-i Arabi Hazretleri'ne de geldi Şam'ın ileri gelenleri, Hazret'in kabrinin bulunduğu yerin halen çöplük olduğunu, hadiseden o güne kadar hazrete iyi gözle bakılmadığını anlattılar.

    Yavuz Selim Han, derhal harekete geçip kabrin yerini tesbit ettirdi. Oraya hemen bir türbe ve yanıbaşına büyük bir cami ve imaret inşaatı başlattı. Zamanımıza kadar muhteşem bir şekild gelen türbe, cami ve imaret, külliye olarak ortaya çıktı.


    Ayrıca, Muhyiddin-i arabi Hazretleri'nin vefatından önce ayağını yere vurarak:

    "Sizin taptığınız benim ayağım altındadır" buyurduğu yeri tesbit ettirip kazdırdı. Oradanküp içinde altın çıktı. bundan Muhyiddin-i Arabi Hazretleri'nin: "Siz Allah Teâla'ya değil de paraya tapıyorsunuz" demek istediği anlaşıldı. Gerçekten de idmına sebep, hazretin bu sözleri olmuştu.



    *Selim Han, çıkan altınları Şam'ın fakirlerine dağıttı. "Sin" den maksadın Selim, "Şın" dn maksadın da Şam olduğu kesin olarak ortaya çıkmıştı. Yavuz Sultan Selim Han, bu sırada Şam'da üç ay kadar kalmıştır.

    Kaynak: Büyük Veli Yavuz Sultan Selim, Rahmi Serin, Pamuk Yayıncılık, 2003
    Tutamayacagım sözler VERMEM...Bazı şeyleri asla AFFEDEMEM... Yaşanmışlıkları kolay SİLEMEM...Acıyı tanıdıgım için,kimseye ÇEKTİRMEM... cesaretsizligi "gurur'la" ÖRTEMEM..Yalan ve taktiklerle ugraşmayın, YEMEM! Dostlarıma laf ETTİRMEM...Tutkularım var, VAZGEÇEMEM!Gidiyosan eğer,çok özlesem bile dömem

  2. #2
    Dost Üye Restless - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nisan.2010
    Nereden
    Tabula Rasa'da
    Mesajlar
    3.372

    Standart Cevap: Sin Şın'a Girince

    Beni en çok etkileyen kişi ve olaylardan biridir... Ama anlatımı biraz sönük buldum açıkçası böyle bir şahsiyet için... Ya da dinlediğim kişi mi anlatmayı iyi biliyordu bilmem... Böyle büyük zatlar geç anlaşılmamalı...
    Niceleri kendi zincirlerini kıramaz da başkalarının azatçısıdırlar.

    |F. NİETZSCHE |


  3. #3
    Onursal Üye Firuze_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2010
    Nereden
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.766

    Standart Cevap: Sin Şın'a Girince

    Sin şın a girince kabrim zahir olur
    Büyük velilerden biri olan, kalbi ilâhî hakîkatlerle dolu ve Mevlâ’nın ilhamıyla gelecekte meydana gelecek pek çok hadiseyi haber veren Şeyh-i Ekber Muhiddin İbn-i Arabî hazretleri, Endülüs’te doğdu ve bir süre daha orada kaldıktan sonra seyahate çıktı. Şam, Bağdat ve Mekke’ye giderek orada bulunan tanınmış âlim ve şeyhlerle görüştü.

    Yaşadığı mânevî bir hâl ve makam gereği “Vahdeti vücut”’ nazariyesine kâil olan Muhiddin İbn-i Arabi hazretlerinin hatalı keşif ve beyanlarını, ikinci bin yılının müceddidi olan İmamı Rabbani hazretleri tashih etmiş ve doğrularını izah etmiştir. (Allâh-ü Teâlâ ehlullahın cümlesinden razı olsun.)

    Muhiddin İbn-i Arabî hazretleri, bir keresinde yüksek bir tepeye çıkıp ayağını yere vurarak “Sizin taptığınız, benim ayağımın altındadır.” diye bağırmaya başladı. Bunun üzerine oraya toplanan halk ve o beldenin eşrafından olan kimseler, maalesef bu sözün ne manaya geldiğini anlayamadılar. Kelâmın zâhirine bakarak, bunun küfrü gerektiren bir söz olduğuna hükmettiler.
    <zamanın>
    Şöyle ki; bizim taptığımız Allah’tır. Muhiddin Arabî’de: “Sizin taptığınız ayağımın altındadır.” dediğine göre, -hâşâ- “İlâhınız ayağımın altındadır.” demek istediğini zannettiler ve idam edilmesine karar verdiler.
    Meselenin gerçek mahiyetini bilmeyen Şam halkı, onun aleyhinde yayılan söylentilerin ve hakkında verilen idam kararının etkisinde kaldıklarından, ayrıca onun mânevî büyüklüğünü de idrak edemediklerinden dolayı, onun kabrinin bile yerinin belli olmamasını ve unutulup gitmesini istediler. Ve onun nâşını kimsenin bilmediği bir yere defnettiler.


    Muhiddin Arabî hazretleri daha bu olaylar olmadan evvel, henüz hayatta iken, Şam halkının kendisini anlayamadığını ve kabrinin ziyaret edilmemesi için yerini gizleyeceklerini keşfen bildi. Kendisinden yüzlerce sene sonra ortaya çıkacak olan pek çok olayı, keşif ve kerâmet yoluyla haber verdiği gibi, insanlar her ne kadar gizleseler de, bir gün kabrinin meydana çıkarılacağını haber verdi.
    Bunu “Şeceret-ün-Nu’mâniyye fî Devlet-il-Osmâniyye” isimli eserinde şu meşhur sözlerle haber verdi: “İzâ dehale’s-Sîn, ile’ş-Şın. Zahara kabrî Muhiddîn.” Yani “Sin” “Şın”a girince, Muhiddin’in kabri meydana çıkar.
    Ve gerçekten de onun mübarek nâşını defnettiler ve kabrini herkesten gizlediler. Dolayısıyla kabrini pek bilen olmadığı için, ziyaret etmek isteyenlerde maalesef ziyaret edemediler.
    Bu durum Osmanlı sultanlarından evliyaullahı çok seven Yavuz Sultan Selim Han zamanına kadar devam etti. Muhiddin Arabi hazretlerinden takriben üç asır sonra: “Padişahı âlem olmak bir kuru dâvâ imiş, Bir mürşide bende olmak her şeyden âlâ imiş” sözüyle, bir mürşide uymanın ehemmiyetini ve Allah dostlarının kıymetini en güzel biçimde ifade eden Yavuz Sultan Selim Han, Şam’ı fethederek Osmanlı topraklarına dahil etti. Ve Muhiddin Arabî hazretlerinin kabri şerifinin nerede olduğunu sordu. Evvelce tek tük bilenler varsa da, onlar da çoktan vefat etmişlerdi, berhayat olanlardan ise hiç kimse kabrinin yerini bilmiyordu. Sultan Selim Han, Muhiddin Arabî’nin “Şeceret-ün-Nu’mâniyye fî Devlet-il-Osmâ-niyye” isimli eserinde geçen “Sin, Şın’a girince, Muhiddîn’in kabri meydana çıkar.” sözüne binaen, ısrarla onun kabrini sorup soruşturdu, kabrin bulunması için araştırılmasını emir buyurdu. “En ufak bir iz veya bir işarete rastlansa, hemen bakılıp araştırılsın” diye ferman çıkarttı. Nihayet dağda koyun sürülerini otlatmakta olan bir çoban şöyle bir haber getirdi.

    - Onun kabrinin nerede olduğunu bilmiyorum, lâkin dikkatimi çeken bir hususu sizlere haber vermek istedim. Devamlı koyunlarımı otlattığım merada bir yer var ki, sürüde bulunan o kadar hayvandan hiç birisi ne oradan ot yiyor, ne de oraya basıyorlar. Oranın otları her sene baharda kendi halinde büyüyor ve zamanı gelince de kuruyup gidiyor. Çobanın verdiği bu haber üzerine Sultan Selim Han derhal orayı kazdırdı. Biraz kazdıklarında ne görsünler, Muhiddin İbn-i Arabî hazretlerinin mübarek nâşı, sanki daha yeni defnedilmiş gibi taptaze, pırıl pırıl, hiç çürümeden olduğu gibi duruyor. Sultan Selim Han hemen O büyük velinin nâşını çıkarttırıp orayı temizletti, kabrin üzerine de güzel bir türbe yaptırdı. Ve o mübareği tekrar oraya defnettirdi. Bu türbenin yanına da bir câmi ve imâret yaptırdı, bundan böyle orayı herkesin ziyaretine açtı.
    Böylece Muhiddin Arabî’nin asırlar öncesinden verdiği haber gerçekleşmiş “Sin” “Şın”a girince, Kabri meydana çıkmıştı. “Sin” den maksad Sultan Selim, “Şın”dan maksad Şam olduğu anlaşılmıştı.
    Tabi asırlar önce vefat etmiş bir zâtın cesedinin çürümemesi, olduğu gibi taptaze kalması hiç şüphesiz onun büyük bir veli ve Allah dostlarından olduğuna delalet etmekteydi. Peki böylesine büyük bir Allah dostunun “Sizin taptığınız, benim ayağımın altındadır” diyerek (Hâşâ) Allah’ı kastetmesi mümkün müydü? Dolayısıyla onun bu sözünü tevil etmek ve bu sözde bir hikmet aramak gerekiyordu.
    Sultan Selim işte bu meseleyi de açığa çıkarmak için, Muhiddin İbn-i Arabî’nin bu sözü nerede söylediğini araştırdı. Nihayet o yeride buldurdu ve kazmalarını emretti. Başladılar Muhiddin Arabî hazretleri’nin ayağını vurduğu yeri kazmaya…

    Bütün şehir halkı toplanmış merakla ne olacağına ve oradan ne çıkacağına bakıyordu. Kazı çalışması tamamlanınca bir de baktılar ki, kazılan yerden içi çil çil altın dolu büyük bir küp çıktı.
    Böylece bu meselede anlaşılmış oldu. Demek ki Muhiddîn-i Arabî hazretleri; Şam’da kalbi para sevgisiyle dolu, yaptıkları her işi ve ameli Allah için değil, sırf menfaat ve çıkar için yapanlara, “Siz Allah’a tapıyoruz diyorsunuz, ama yaptığınızı Allah için değil para ve altın için yapıyorsunuz. Dolayısıyla Allah’a değil altına tapıyorsunuz. Sizin o taptığınızda benim ayağımın altındadır.” buyurarak, hem onlara vaaz etmiş, hem de hazinenin yerini işaret etmişti. Fakat o zaman maalesef Onu anlayamamışlardı.
    Şeyhu’l-Ekber Muhiddin İbn-i Arabi hazretlerinin kabri Şam’da olup, dünyanın her tarafından gelen ziyaretçilerle dolup taşmaktadır

    Cehaletin Alameti Dilinin Felaketidir..




    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



  4. #4
    Onursal Üye Firuze_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2010
    Nereden
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.766

    Standart Cevap: Sin Şın'a Girince

    Tokat

    Bursa'yı Yunanlılar işgal ettiğinde Pir Emir türbesine bakan türbedarın, mezarı bastonla dürtüp:

    "Ya pir Bursa'yı Yunanlılar işgal etti, kalk kurtar dediğini ve türbedarın gece rüyasında Pir Emir Hazretlerini görüp, Emir'in kendisine:

    "Behey ahmak, vatanı düşmandan kurtarmak ölülerin değil dirilerin hakkıdır!" diyerek hışımla bir tokat aşkettiğini ve türbedarın korku içinde uyandığında çenesinin yamulmuş olduğunu gördüğünü ölünceye kadar çenesinin düzelmediğini biliyor muydunuz


    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



  5. #5
    Onursal Üye Firuze_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2010
    Nereden
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.766

    Standart Cevap: Sin Şın'a Girince

    Sin şın'a girince

    Evliyadan Muhyiddin-i Arabî'nin bazen anlaşılmaz sözleri ve garip halleri olurdu. Bir gün şam dağlarından birine çıkıp:

    "Sizin taptığınız benîm ayağımın altındadır!" diye bağırmaya başladı.

    Bunun üzerine zamanın alimleri Muhyiddin-i Arabi'nin (Allah -hâşâ- benim ayağımın altındadır) dediğine hükmederek küfre girdiğine ve idam edilmesi gerektiğine hükmettiler. Kabrini bile halkın uğrak yeri olmasından korkarak belli bir yere değil, bilinmeyen bir dağa yaptılar.

    Muhyiddin-i Arabî 1240'da idam edildi ve şam'ın Kasyon dağına defnedildi.

    Oysa, Muhyiddin Arabî Hazretleri bir sözünde:

    "ıza dehale's-Sîni ila'ş-şın. Zahara kabr-i Muhyiddin"

    (Sin şına girdiği zaman, Muhyiddin'in kabri ve muradı anlaşılır.) demişti.

    Aradan asırlar geçti. Yavuz Sultan Selim şam'ı fethetti. Yani Sin şın'a girdi. Yavuz Sultan Selim şam'da bu hadiseyi duyunca Muhyiddin-i Arabi'nin kabrini aramaya koyuldu.

    Kimse Muhyiddin-i Arabi'nin kabrinin yerini bilmiyordu.

    Yavuz Sultan Selim , dağda koyun otlatmakta olan çobanlara kadar Muhyiddin-i Arabi'nin kabrinin nerede olduğunu soruyor, fakat kimseden tatmin edici bir cevap alamıyordu. Bir gün çobanın biri:

    "Efendim" dedi, "Ben kabrin nerede olduğunu bilmiyorum. Fakat şurada bir yer var ki, oradan ne bir koyun otlar, ne de oraya bir hayvan basar. Otları kendi halinde büyür ve zamanı gelince, kurur gider."

    Bunun üzerine Yavuz, oranın Muhyiddin-i Arabi'nin kabri olduğuna hükmetti ve orayı kazdırdı. Baktılar ki, mübarek nâşları olduğu gibi duruyor. Oraya muhteşem bir türbe yaptırdı. Sonra onun niçin idam edildiğini sordu.

    Oradakiler:

    "Sizin taptığınız benim ayağımın altındadır dediği için idam edildi." dediler.

    Bu defa Sultan Selim Han, bu sözü nerede söylediğini araştırıp orayı da buldu. Orayı kazmalarını emretti.

    Kazdıklarında oradan bir küp altının çıktığını gördüler.

    Yavuz Sultan Selim Han şöyle söyledi:

    Hazret-i Peygamberimiz, «Dininiz paranız, kıbleniz kadınlarınız» buyurmadı mı? ışte Muhyiddin-i Arabî de buna dayanarak, taptığınız ayağımın altında demekle, altınınız ve dünyanız ayağımın altında demek istemiş ama o zaman bunu kimse anlayamamış ve Hazret-i Muhyiddin'i haksız yere idam etmişler.


    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



  6. #6
    Dost Üye Restless - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nisan.2010
    Nereden
    Tabula Rasa'da
    Mesajlar
    3.372

    Standart Cevap: Sin Şın'a Girince

    çok başarılı bir çalışma.. paylaşım için teşekkürler...
    Niceleri kendi zincirlerini kıramaz da başkalarının azatçısıdırlar.

    |F. NİETZSCHE |


Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
film indir instakip.com, dini sohbet, islami forum, muhabbet, ingilizce kursu, mehter takımı Ayetel Kürsi Perde kitap özetleri