SiZE BiR YALAN
Kenan Rıfâi Hazretleri bir gün pencereden dışarıya bakarak: " Size şimdi bir yalan söyleyeceğim," demiş. Sonra da: "Falanca kişi buraya geliyor" diyerek sözlerini noktalamış. Sonra herkes pencereye koşuşmuş; ama hiçkimse bir şey görememiş. Bunun üzerine Kenan Rıfâi Hazretleri şöyle demiş:
"Size bir yalan söyleyeceğim dediğim halde gidip yine de hepiniz pencereden dışarıya baktınız. işte dünya da böyledir. Yalan olduğu biline biline ona kanılıyor.

-------------------


NAMAZ TOPTANCISI
Vehbi Karakaş Hocaya, gençlerden biri sormuş:
"Hocam, gündüz işteyim. O gün kılamadığım namazlarımı akşam eve dönünce kaza etsem olmaz mı?"
Vehbi Karakaş Hoca, gence şu mânidar cevabı vermiş:
"Sen askersin farzedelim. Komutan sana, günde beş defa haber gönderse, sen gitmeyip de komutanın huzuruna akşam çıkıp üst üste beş selâm çaksan olur mu?"

--------------


ALLAH BiLSE YETER
Veysel Karani Hazretlerine biri sorar:
"Nasılsınız?"
Cevap mânidardır:
"Akşama çıkacağını bilmeyen biri nasıl olursa!"
Sevenleri ısrarla nasihat isterler. O gülümser:
"Allahu Teâlâyı bilir misiniz?"
"Evet biliriz."
"öyleyse başka şeyleri bilmeseniz de olur."
"Efendim bir nasihat daha."
Allahu Teâlâ sizi bilir mi?"
"Elbette bilir."
"öyleyse başkaları bilmese de olur."

----------------


TUTUN şU HIRSIZI
Adamın biri Hz. Süleyman'a (a.s.) gelerek, kazlarının çalındığını ve bunu komşularının yaptığını iddia etmiş. Hz. Süleyman (a.s.) hemen halkı mescide toplamış ve:
"içinizden biri hem komşusunun kazlarını çalıyor, hem de çaldığı kazların tüyleri kafasında olduğu halde utanmadan mescide geliyor" demiş.
Hırsız bu sözleri duyar duymaz eliyle başını sıvazlamaya başlamış.
Onun bu halini gören Hz. Süleyman (a.s.) şöyle buyurmuş:
"Tutun, işte hırsız budur!"

----------------------


DEğiRMEN TAşI

Hasırcızâde Mehmet Ağa, bir gün Fuat Paşanın yanında iken Paşanın elmas yüzüğüne dikkatle bakmaya başlamış. Fuat Paşa sormuş:
"Yüzüğüme mi bakıyorsun?"
"Evet Paşam, taşını merak ettim. Elmastır, güzel. Fakat faydası nedir?"
"Hiç."
"Yazık. Benim de babamdan kalma bir çift taşım var, bana senede elli altın getirir."
"Amma yaptın ha! Ne taşı bu?"
"Değirmen taşı!"

---------------------


OSMANLI SiGORTA şiRKETLERi

Eski Türk evlerinin dış duvarlarına "Yâ Hafiz" levhaları (Muhafaza eden, koruyan Allah anlamında) asılırdı:
ingiliz Büyükelçisi böyle bir levhayı görünce Keçecizâde Fuat Paşaya:
"Bunlar nedir?" diye sormuş.
Fuat Paşa da tam ingilizin anlayacağı bir şekilde şu cevabı vermiş.
"O gördükleriniz, Osmanlı sigorta şirketlerinin levhalarıdır