Tamer TAŞKIN
Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı



Yapı sektörü, gerek sanayi boyutuyla, gerekse de pazarlama ve ticaret boyutuyla Türkiye’nin en geniş sektörlerinden birisini oluşturmakta, dolaylı olarak 400 sektörü/alt sektörü etkilemektedir. Türkiye’nin dünya inşaat sektörü içerisindeki payı yüzde 3’tür. Dünya’nın en büyük 225 uluslararası inşaat firması arasında 7 Türk firması da bulunmaktadır. Sektörün GSMH içindeki doğrudan payı yüzde 5 ve dolaylı payı yüzde 30’dur. Son 33 yıllık dönemde 62 ülkede toplam 60 milyar dolar tutarında 3 bin kadar proje gerçekleştirmiş olan müteahhitlerimiz hizmet kalitesi, fiyat ve müşteri memnuniyeti boyutlarıyla güçlerini 4 kıtada kanıtlamışlardır.

İnşaat malzemesi ihracatı ile dış müteahhitlik hizmetleri birlikte değerlendirildiğinde, inşaat sektörünün Türkiye’nin toplam ihracatı içerisindeki payı yüzde 20 kadardır. Bu niteliği ile sektör, turizmden sonra ödemeler dengesine en büyük katkıyı sağlama potansiyeline sahiptir.
Sağladığı geniş istihdam olanakları ve GSMH’ya katkısıyla yapı sektörü Türkiye’deki ana sektörlerden biridir. Ancak, ekonomimize büyük katkı sağlayan bu dev sektör son 10 yıldır durgunluk içerisindedir.

Ekonomimiz 1993-2003 yılları arasında yüzde 26.1 büyürken, yapı sektörü yüzde 22.4 gerilemiştir. 1980’lerin sonunda altın çağını yaşayan sektör, 4 Nisan 1994’te başlayıp bugünlere kadar arka arkaya gelen ekonomik krizlerin ve 17 Ağustos 1999’da Marmara’da yaşanan depremin etkisiyle durgunluk dönemine girmiş ve sektördeki küçülme 2003 yılında rekor düzeye ulaşmıştır.

10 yıl boyunca sermayeleri krizlerle erimiş inşaat sektöründe faaliyet gösteren firmaların en büyük açmazını yine maddi imkansızlıklar oluşturmaktadır. Bu küçülmede en önemli faktör, 1998’den bu yana kamu yatırım ödeneklerinin sürekli gerilemesidir. Yüzde 45’lik bir kamu payına sahip sektör, toplam bütçe harcamalarından yatırıma ayrılan payın sürekli düşmesinden olumsuz etkilenmiştir. Türkiye’de toplam inşaat yatırımları içerisinde kamu yatırımlarının ağırlıklı bir yer tutması, inşaat sektörünün geleceğini de kamunun yatırım bütçesine çok büyük ölçüde bağımlı kılmaktadır. Son dönemlerde ulaştırma ve konut sektörlerindeki yatırımların biraz olsun canlanması yapı sektöründe 2004 yılında yüzde 4.6, 2005’in ilk altı aylık döneminde ise yüzde 19.7 oranında artış gerçekleştirmiştir.

3 Bin 500 Proje Stoğu
Geçtiğimiz yıllarda çeşitli yatırımcı kuruluşlar tarafından başlatılmış ancak ödenek yetersizliği ile yarım kalmış olan 3 bin 500’ü aşkın proje stoğu mevcuttur. 2005 yılı için tahsis edilen yatırım ödeneği ne yazık ki; yarım kalmış proje stoğunun tamamlanmasına ivme kazandırabilecek bir meblağ değildir. Ödenek dağılımına bakıldığında, kaynak tahsisinde yarım kalmış projelerin tamamlanması yerine çoğunlukla yeni, büyük kaynak gerektiren ve sınırlı sayıdaki projeye öncelik verildiği görülmektedir. Yapı sektörünün canlanmasına katkıda bulunacak diğer faktörlerin yatırım ortamının yerli ve yabancı sermaye için çekici hale getirilmesi ve bireysel tasarrufları konut yatırımlarına yönlendirecek araçların işletilmesi olduğu açıktır.

Mortgage sistemi ile ilgili gelişmeler, düşüş trendindeki enflasyon, faizler ve savaş sonrası Irak ve Afganistan pazarları sektörü umutlandıran gelişmelerdir. Mortgage’in getirdiği rüzgarla bankalar konut kredilerinde düşük faiz uygulamasına geçmiş ve uzun vadeli konut kredilerinin bireysel tasarruflarını konut sektörüne yöneltmiştir. Ancak bu canlanma, makro ekonomik istikrara son derece duyarlı bir özellik taşımaktadır. Döviz kurlarında veya faiz oranlarında yaşanacak en küçük bir dalgalanma ile tersine dönebilecek niteliktedir. Son aylarda yapılan özelleştirmelerin beklenilenin üstünde rakamlara ulaşması ile kamu kaynakları dolayısı ile kamu kaTürk yapı sektörüynaklarına ayrılan ödenekler artmaktadır.

Özelleştirmeler yoluyla yaratılan kamu kaynağının bir bölümünün rasyonel kriterlere dayalı öncelikler çerçevesinde sayısı 2 bini aşkın yarım kalmış yatırımlara tahsis edilmesinde ekonomiye sağlanacak katkının artırılması açısından büyük yarar olacaktır.
Son zamanlarda Türkiye genelinde 690 bin konut açığının bulunduğu söylenmektedir. 20-30 yıl vadeli konut edindirme sistemi vatandaşların konuta olan taleplerini de artırmıştır. Fakat bu talebi karşılayacak arz bulunmadığından konut fiyatlarının ve bunun yanında kiraların da yükselmesi beklenmektedir. Bu nedenle mortage sistemi sektörün can simidi olarak nitelendirilmektedir.

Kayıtdışı Önlenmeli
Kayıtdışı başta olmak üzere çözüm bekleyen birçok sorununa rağmen inşaat sektörü gelişme yönünde önemli fırsatlara sahiptir. Alınacak tedbirler ve yapılacak düzenlemelerle sektörün eski parlak günlerine kavuşmaması için hiçbir neden yoktur. AB ile müzakere sürecinde değişimin en çok yaşanacağı sektörlerden biri inşaat sektörü olacaktır. Yeni dönemde en önemli değişiklik kayıt dışı bölümünde yaşanacaktır. İmar planları, iskanlar, ruhsatlar, sigortalar, mortgage fonları yeni aktörler olarak belirginleşecektir. Artık tek müteahhidin bina satması yerine, finansmandan sigortaya, değerlendirmeden satışa yepyeni sistemler kurulacaktır.

Yabancı Sermaye
AB sürecinde bundan sonra yaşanacak gelişmelerle ve yatırım ortamının iyileştirilmesi yönünde atılacak somut adımlarla yakından ilişkili olmak kaydıyla, yabancı sermaye yatırımlarının önümüzdeki yıllarda artış sürecine girmesi yüksek bir olasılıktır. Yarışta güçlü olmanın ve AB’ye yeni giren bazı ülkelerde görüldüğü gibi, yabancı firmaların taşeronu durumuna düşmekten korunmanın temel koşulları kalitenin artırılmasıdır. Yapı sektörümüz AB yarışında önemli avantajlara ve potansiyele sahip bir sektördür. Bugün Türk müteahhitleri en gelişmiş teknolojileri kullanarak her türlü altyapı ve bina projesini inşa, tasarlama ve işletme becerisine sahiptir. Deneyimleriyle; otoyollar, tüneller, köprüler, barajlar, limanlar, havalimanları, rafineriler, boru Hatları, prestij yapıları, oteller, büyük ölçekli konut projeleri, her çeşit sofistike binalar, gübre fabrikaları, termal güç tesisleri ve birçok faaliyet alanında dünya genelinde büyük başarılara imza atmaktadırlar.

Kaynak: Ege Bölgesi Sanayi Odası