Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 2 Toplam 3 Sayfadan BirinciBirinci 123 SonuncuSonuncu
Toplam 22 adet sonuctan sayfa basi 11 ile 20 arasi kadar sonuc gösteriliyor
Like Tree18Likes
dqw
  1. #11
    En İyi Heyhat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    4.214

    Standart Cevap: Karagöz ve Hacivat konuşmaları



    Şans Güldü

    (İki arkadaş yine dükkândadırlar.)

    HACİVAT - Al şu ayranı, ısınmadan iç Karagöz'üm! Kendime yine getirtirim.

    KARAGÖZ - Ben söz dinlerim (Ayranı içer) Lıkır lıkır lıkır...

    HACİVAT - Aman yavaş ol, başımıza iş çıkarma!

    KARAGÖZ - Köftehor, verdiğin para boşa gitmesin diye ayranı son damlasına kadar içiyorum.

    HACİVAT - Hah hah hah... Neredeyse bardağı da içeceksin!

    KARAGÖZ - Oooohh, yorgunluğun üstüne doğrusu iyi oldu. Allah kesene bereket versin!

    HACİVAT - Âfiyet olsun Karagöz'üm ama ne yaptın da bu kadar yoruldun?

    KARAGÖZ - Bilmiyor musun, bir gün çalışıp üç gün iş arıyorum. Bugün epey uzaklara gittim.

    HACİVAT - Tabii efendim, aramadan iş bulunur mu?

    KARAGÖZ - Artık iş aramayacağım Hacı Cavcav!

    HACİVAT - Ailece açlıktan ölecek misiniz?

    KARAGÖZ - Açlıktan ölmeyeceğiz ama çalışmayacağım.

    HACİVAT - Bir yerden miras mı geldi?

    KARAGÖZ - Piyaz gelmedi, yanında cacıkla kuru fasulyeli pilav geldi.

    HACİVAT - Canım şakayı bırak! İnsanın çalışmadan yaşaması için eline büyük bir para geçmesi lâzım. Meselâ piyango bileti...

    KARAGÖZ - İşte şimdi bildin Hacı Cavcav!

    HACİVAT - Karagöz'üm doğru mu söylüyorsun? Yani sana piyangodan büyük ikramiye mi çıktı?

    KARAGÖZ - Hay hay, çıktı ya!...

    HACİVAT - Bak bu güzel habere senden çok sevindim.

    KARAGÖZ - Eksik olma!... İstersen sana sermâye veririm.

    HACİVAT - Canım benden önce sen kendine bir dükkân açıver! Hazır para çabuk biter de tekrar iş arayıp yorulmaktan kurtulursun!

    KARAGÖZ - Parayı almaya beraber gideriz. Saymasını bilmiyorum diye beni kandırırlar.

    HACİVAT - Haklısın, gideriz. Karagöz'üm!

    KARAGÖZ - Biliyor musun Hacı Cavcav, daha parayı almadan sarfetmeye başladık!

    HACİVAT - Anlayamadım, o nasıl oluyor?

    KARAGÖZ - Çok güzel oluyor. Oğlum bisiklet aldı. Hanım saç kurutma makinesi aldı. Ben de altın kaplamalı bir dolmakalem aldım.

    HACİVAT - Alış-veriş iyi de, sen okuma yazma bilmeden bu kalemi neden alıyorsun anlayamadım?

    KARAGÖZ - Köftehor, öğreneceğim ya!...

    HACİVAT - Neyse çok bir şey almamışsın.

    KARAGÖZ - Almadık ama, bugün hep beraber yine çarşıya çıkacağız. Bulaşık makinesi, oğluma daktilo...

    HACİVAT - Oldu olacak, buzdolabınızı da değiştirip dört kapılısını alın!

    KARAGÖZ - Hay hay... Ama biz yeni gelecek kapısız, beş pencereli buzdolabı alacağız.

    HACİVAT - Karagöz'üm sen bu bileti hangi para ile almıştın?

    KARAGÖZ - Ben almadım ki...

    HACİVAT - Almadığın bilete nasıl para çıkıyor?

    KARAGÖZ - Geçen gün Manav Süleyman verdi. "Bu bilette para var ama gidip alacak zamanım yok... Al bileti, parası senin olsun!" dedi.

    HACİVAT - Allah Allah!... Hiç böyle şey duymamıştım. Pekâlâ, ne kadar para çıkmış?...

    KARAGÖZ - Bilmiyorum ama... Manav beni kandırmasın diye kahvehanede çaycıya sordum. Gazeteye baktı. "Verdiğin para boşa gitmemiş!" dedi.

    HACİVAT - Çok iyi ama anlayamadım, para çıktığını bile bile bileti sana neden veriyorlar. Tabii ya az para çıktı da ondan...

    KARAGÖZ - Köftehor, az para olur mu, amorti çıkmış...

    HACİVAT - Tühhh, Alla iyiliğini versin! Kepaze oldun!

    KARAGÖZ - Pataklarım ha, şempanze neden olacakmışım?

    HACİVAT - Karagöz'üm bu bilete sana ancak birkaç gün yetecek etmek parası çıkmış.

    KARAGÖZ - Aman, ne olacak şimdi? (Gider.)
    cehri and deniz köpüğü like this.

  2. #12
    En İyi Heyhat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    4.214

    Standart Cevap: Karagöz ve Hacivat konuşmaları

    Parasız Yemek

    (Hacivat, dükkânının kapısındadır.)

    HACİVAT - Aman Karagöz'üm gel, gel!...

    KARAGÖZ - Geldim ya!...

    HACİVAT - Öyle değil, kapıda durma, içeri gel!...

    KARAGÖZ - Zaten demesen de girip oturacağım Hacı Cavcav!
    Eve gitmeden önce sana uğradım

    HACİVAT - İyi yaptın! Hele yavaş yavaş anlat bakalım, o telefon işi neydi?

    KARAGÖZ - Geçen gün bir iş konuşmak için vapurla karşıya geçmiştim yaa...

    HACİVAT - Hatırladım, geçerken bana uğramıştın.

    KARAGÖZ - Benimle konuşacak patron hastalanmış... "Birkaç hafta sonra gel!" dediler.

    HACİVAT - Vah vah vah!... Pekalâ, hemen ne işi buldun da dönmeyip üç gün üç gece kaldın?

    KARAGÖZ - Patlama işte anlatıyorum! Derken can sıkıntısı ile iskeleye dönerken... Oooof off!...

    HACİVAT - Aman ne oldu?... Kaç gündür neredeydin?

    KARAGÖZ - Of oooof ki of oooof!... Keşke bakmaz olaydım.

    HACİVAT - Karagöz'üm ne oldu bu kadar oflayacak?

    KARAGÖZ - Adamın biri kapıda durmuş "Gel kardeşim, sen de gel, sen de gel!" diye sesleniyor.

    HACİVAT - Allah Allah, ne satıyor?

    KARAGÖZ - Ben de merak edip yanaştım. Bir de ne göreyim? Vitrinde çeşit çeşit yemekler, tatlılar... İçeriden de mis gibi kokular geliyor.

    HACİVAT - Desene adam reklam yapıyor?

    KARAGÖZ - Kapıdaki adamın ne yaptığını bilmiyorum ama benim karnım, guruldayıp, ağzım sulanmaya başladı.

    HACİVAT - Yanında paran da yok Karagöz'üm, hemen oradan ayrılsaydın!

    KARAGÖZ - Ben de öyle yapacaktım. Yemekleri son defa seyredip kokladıktan sonra birkaç adım attım ki...

    HACİVAT - Yoksa fenalık falan mı geldi?

    KARAGÖZ - Hayır, kapıdan seslenen adam önüme geldi. "Sen de gel abiciğim, sen de gel!" diye koluma girip beni içeri aldı.

    HACİVAT - Herhalde lokantanın kuruluş yıldönümü falan ki tanıtım yapıyorlar. Belki de o gün yeni açıldı.

    KARAGÖZ - Benim öyle şey düşünecek hâlim var mı? Girdim ki içerisi masa dolu, masalar yemek yiyenlerle dolu. Hemen beyaz elbiseli iki kişi beni karşılayıp oturttular.

    HACİVAT - Eeee, neler yedin bakalım?

    KARAGÖZ - Önce ne yiyeceğimi şaşırdım. Sonra vitrinde gördüklerimi sıra ile getirtmeye başladım.

    HACİVAT - Oh oh, benim de ağzım sulandı. Sonra?...

    KARAGÖZ - Masalarda benden başka yemek yiyen kalmadı. Beyaz elbiseliler benim başımda hazırolda bekliyorlar Hacı Cavcav!

    HACİVAT - Herhalde senin Karagöz olduğunu anladılar da memnun etmeye çalışıyorlar?

    KARAGÖZ - Ben de öyle zannettik de çok hoşuma gitti.

    HACİVAT - Neyse, sonra?...

    KARAGÖZ - Ne çeşit yiyecekler varsa yedim amma karnım küp gibi oldu. Herkes gülüyor, beni selamlıyor.

    HACİVAT - Aman ne güzel efendim, keşke beraber gitseydik.

    KARAGÖZ - Çok iyi olurdu Hacı Cavcav!

    HACİVAT - Sonra Nereye gittin Karagöz'üm?

    KARAGÖZ - Hiçbir yere gidemedim. Kapıdan çıkıyorduk ki iki kişi kollarıma girip beni tekrar içeri...

    HACİVAT - Eyvah, yemeklerin parası değil mi? Sende de yok!

    KARAGÖZ - Onlara ben de öyle söyledim. Beni mutfağa hapsettiler. Bir hafta bulaşık yıkadım.

    HACİVAT - Vah vah vah, geçmiş olsun!

    KARAGÖZ - Sana da telefon ettirdim ki, evden merak etmesinler.

    HACİVAT - İyi akıl ettin! "İş bulmuş çalışıyormuş" dedim.

    KARAGÖZ - Ben de "Aldığım parayı çadırdım." Diyeceğim. Sakın kimseye söyleme! (Karagöz gider.)

  3. #13
    En İyi Heyhat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    4.214

    Standart Cevap: Karagöz ve Hacivat konuşmaları

    Çocuklara Karagöz ve Hacivat Konuşmaları

    Görgü Kuralı

    (Hacivat dükkânının önündedir.)

    HACİVAT - Aman Karagöz'üm uğradığın iyi oldu!

    KARAGÖZ - Senin gözlerin bozuldu galiba?

    HACİVAT - Hayrola, ne oldu?...

    KARAGÖZ - "Hurma aldığın iyi oldu!" demedin mi!

    HACİVAT - Tabii demedim, beni görmeye geldiğin iyi oldu demek istiyorum.

    KARAGÖZ - Ne söyleyeceksen çabuk söyle de kafamı karıştırma!

    HACİVAT - Hele karşıma otur bakalım!

    KARAGÖZ - (Oturur.) Fotoğrafımı mı çekeceksin?

    HACİVAT - Değil Karagöz'üm, sana iyi bir haberim var.

    KARAGÖZ - Kasandaki fazla paraları bana mı vereceksin?

    HACİVAT - Canım şakayı bırak! Biliyorsun sana iş bulmak için her zaman uğraşıyorum.

    KARAGÖZ - Âmin!... Bana iş mi buldun?

    HACİVAT - İş bulamadım ama sana iş bulacak birini buldum.

    KARAGÖZ - Hiç yoktan iyidir.

    HACİVAT - Dün bir askerlik arkadaşıma rastladım. Sana iş bulacak ama "Önce gelip beni bir görsün!" dedi.

    KARAGÖZ - Açlıktan çift görmeye başlamadan hemen gidip adamı bulayım Hacı Cavcav!

    HACİVAT - Efendim acele etme, başka söyleyeceklerim var!

    KARAGÖZ - Köftehor, çabuk ol ki işi kaçırmayayım.

    HACİVAT - Beni iyi dinle Karagöz'üm! Bu adam çok zengin ve yaşlı... Artık çalışmıyor.

    KARAGÖZ - Beni yanına alsın da beraber çalışmayız.

    HACİVAT - Saçmalamayı bırak! Onun İbiş adında uşağı var. İşte bu arkadaşımı görmeye gideceksin. Fakat titiz ve kibardır.

    KARAGÖZ - İkiz enginardır...

    HACİVAT - Köşke girdikten sonra ve onunla görüşürken çok dikkatli olmalısın!

    KARAGÖZ - Aman Hacı Cavcav, öyleyse biraz yardım et!

    HACİVAT - İyi ya işte, ben de seni onun için oturttum. Görgü kuralları hakkında biraz bilgi vereyim.

    KARAGÖZ - Yeni işimde örgü mü yapacağım?

    HACİVAT - Ne örgüsü Karagöz'üm?...

    KARAGÖZ - Köftehor, "Örgü kuralları hakkında bilgi vereyim." dedin ya!...

    HACİVAT - Canım yine yanlış anladın! Yani köşkte nasıl hareket edeceğini anlatacağım. Meselâ böyle yabancı bir yerde bir kapıya gidince hemen girilmez değil mi?

    KARAGÖZ - Hay hay, mendil açılıp kapı dibinde beklenir.

    HACİVAT - Olur mu efendim! Önce kapıya vuracaksın!...

    KARAGÖZ - Vurması kolay da, kapı kırılırsa?

    HACİVAT - Karagöz'üm tekmeleyecek değilsin! Ellerin yok mu?

    KARAGÖZ - İşe başlayınca alırım diye ellerimi eve bıraktım.

    HACİVAT - Şakayı bırak!... Bir elinle kapıyı çalarsın...

    KARAGÖZ - "Karagöz kapı mı çaldı" diye arkadaşın polis çağırırsa ne olacak?

    HACİVAT - Allah iyiliğini versin! Yani kapının kenarına parmağınla "Tık, tık..." diye vurursun...

    KARAGÖZ - Hay hay, onu yaparım.

    HACİVAT - Âferin! Sonra içeriden "Gel!..." diye bir ses duyunca ne yapacaksın?

    KARAGÖZ - Ben de içeriye "Sen gel!" diye bağırırım.

    HACİVAT - Öyle şey olur mu? Kapıyı yavaşça açıp içeriye girersin... Sonra ne yapacaksın?

    KARAGÖZ - İçeride işime yarayacak ne varsa, çuvallayıp bizim eve götüreceğim.

    HACİVAT - Olmaz Karagöz'üm!

    KARAGÖZ - Yarısını da sana ayırırım Hacı Cavcav!

    HACİVAT - Allah Allah, ben seni hırsızlığa mı gönderiyorum. Adam odada oturmuş, seni bekliyor.

    KARAGÖZ - Ne olacak şimdi?...

    HACİVAT - Kapıyı örter ve güzel bir selam verirsin!

    KARAGÖZ - Selamımı almazsa pataklarım.

    HACİVAT - Karagöz'üm ben bu işten vazgeçtim. Sen beni anlaşılan adama rezil edeceksin.

    KARAGÖZ - Sakallarımızı değiştirelim de benim yerime sen git öyleyse... (Karagöz gider.)

  4. #14
    En İyi Heyhat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    4.214

    Standart Cevap: Karagöz ve Hacivat konuşmaları

    Bahçevan İşi

    (Hacivat, bir parkın yanından geçmektedir.)

    HACİVAT - (Söylenir.) Aaaaa, parkta oturan şu adam da Karagöz'e benziyor. Üstünde de mavi bir tulum var. (Seslenir.) Karagöz!...

    KARAGÖZ - Adımımı öğreniyorsun?

    HACİVAT - Değil efendim, birden tanıyamadım da... Hele yanına oturup biraz nefes alayım.

    KARAGÖZ - Kirazlı fes başka yerden al!

    HACİVAT - Bakıyorum yine sinirlisin ama Karagöz'üm her halde güzel bir iş buldun?

    KARAGÖZ - Hay hay güzel bir diş buldum. Yarısı altın, yarısı gümüş...

    HACİVAT - Canım bırak altın dişi falan!... Baksana üzerinde iş tulumu var. Ne işi buldun?...

    KARAGÖZ - Bahçevanlık Hacı Cavcav!...

    HACİVAT - Aman ne güzel! Ne zaman işe başladın? Nerede?

    KARAGÖZ - Bu sabah... Şeyde, bizim mahallenin sonunda, cadde kenarında köşklü, kocaman bir bahçede...

    HACİVAT - Tamam Karagöz'ün bildim! Zeliha Hanım köşkü derler... Kocası geçen yıl vefat etti.

    KARAGÖZ - İşte orası Hacı Cavcav!...

    HACİVAT - Hanımeli var mı?

    KARAGÖZ - Alay mı ediyorsun, hanımın eli de var iki ayağı da!

    HACİVAT - Değil efendim, yani bahçesinde hanımeli çiçeği bulunuyor mu?

    KARAGÖZ - Hay hay... Köftehor bilmiyor musun kocaman bahçe içinde her şey var.

    HACİVAT - Canım yerini biliyorum ama içini hiç görmedim. Ne renk aslanağızları var?

    KARAGÖZ - Köşkün içinde hayvanat bahçesi de mi kurmuş?

    HACİVAT - Karagöz'üm, sen hiç aslanağzı diye çiçek duymadın mı? Sonra efendim, yâsemin ne tarafta?

    KARAGÖZ - Az evvel babası ile bakkala girdi.

    HACİVAT - Allah iyiliğini versin, sizin sokaktaki Yasemin kızı sormuyorum. Bu da bir çiçek ismi!

    KARAGÖZ - Köftehor, öyle sorsana!...

    HACİVAT - Pekâlâ Karagöz'üm, gül?...

    KARAGÖZ - Pataklarım ha! Durup dururken güleyim de aklını kaçırmış diye beni götürsünler.

    HACİVAT - Hah hah hah!... Efendim ben sana "Gül!" demedim. Yani bahçede gül de var mı?

    KARAGÖZ - Olmaz mı, çeşit çeşit...

    HACİVAT - Efendim, bahçen var ama bahçevanlık ayrı bir meslektir. İşe başlayınca neler yaptın?

    KARAGÖZ - Acele yağmur yağmış ama ben önce bahçeyi bir güzel suladım.

    HACİVAT - Hanım kızmadı mı?

    KARAGÖZ - Kızmadı da "Su parasını ödersin!" dedi.

    HACİVAT - Aşı da yapmaya kalktın mı yoksa?

    KARAGÖZ - Köftehor, kalem aşısı yapmamı hanım istedi. Ben de yaptım.

    HACİVAT - Aman Karagöz'üm, nasıl yaparsın?

    KARAGÖZ - Nasıl olacak, bakkaldan bir düzine kurşunkalem aldım gösterdiğim gülleri kesip kalemleri ucuna yapıştırarak bağladım.

    HACİVAT - Hanım başka ne yapmanı istedi?

    KARAGÖZ - "Güllerin bitini ilaçla!" dedi. Ben de eczaneden bit ilacı alıp hepsine sürdüm.

    HACİVAT - Allah müstehakını vermesin! Güllerdeki baş biti değil, yeşil bir böcek... Sonra?...

    KARAGÖZ - "Sebzelere dikkat et, kurt olmasın!" dedi.

    HACİVAT - Sen ne yaptın?...

    KARAGÖZ - Bir şey yapmadım. Bahçede hanımın kendi köpeği var. Kurt olsa zaten o kovalar.

    HACİVAT - Sebze bahçesinde pırasa da var mı?

    KARAGÖZ - Beni câhil mi zannettin, sebze bahçesinde yarasının ne işi var? Kargalar gelip domateslerle meyvaları yiyip-gidiyordu.

    HACİVAT - Tühhh, korkuluk yok mu?

    KARAGÖZ - Alay etme, bahçenin içinde korkuluk olur mu?

    HACİVAT - Desene bu akılla hanımın başına bela oldun?

    KARAGÖZ - Zaten hanım da bana "Ne başbelası adamsın al şu yarım günlük paranı da bir daha gelme!" dedi Hacı Cavcav. (Hacivat gider.)

  5. #15
    En İyi Heyhat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    4.214

    Standart Cevap: Karagöz ve Hacivat konuşmaları






    Piknik Macerasi


    (Dükkanın önündeler.)

    HACİVAT - Sevgili Karagöz'üm, çabuk içeri gir! Ne oldu, bu ne hâl?

    KARAGÖZ - Hiç sorma Hacı Cavcav, öldüm bittim!

    HACİVAT - Vah vah vah!... Hemen şuraya otur da rahat bir soluk al!

    KARAGÖZ - Alamam!... Zaten terliyim, beni hasta mı etmek istiyorsun?

    HACİVAT - Efendim hiç ben seni hasta etmek ister miyim?

    KARAGÖZ - Köftehor, "Otur da soğuk al!" dedin ya?

    HACİVAT - Canım soğuk olur mu, "Soluk, yani nefes al!" dedim. Dinlenmeni istedim.

    KARAGÖZ - Öyle söylesene!... Vay vay vayyy...

    HACİVAT - İnşaatta falan mı çalıştın Karagöz'üm?

    HACİVAT - Ne inşaatı Hacı Cavcav, bugün biraz dinlenmeye gittik!

    KARAGÖZ - Allah Allah, üstün-başın toz-toprak içinde? Futbol oynadınız da sen kaleci mi oldun?

    KARAGÖZ - Kelleci falan olmadım. Aman aman, eve gidecek hâlim kalmamış...

    HACİVAT - Al Karagöz'üm, bir yandan şu ayranı iç de yorgunluğunu alsın!

    KARAGÖZ - Sağolasın!... Ohhh lıkır lıkır lıkır... Aklıma geldikçe... Ay aman, başımıza gelenler aklıma geldikçe fena oluyorum.

    HACİVAT - Fena mı oluyorsun? İlaç vereyim mi?...

    KARAGÖZ - Öyle değil, heh heh!... Hoh hoh hih hüh hüh!...

    HACİVAT - Ağlıyor musun, gülüyor musun?

    KARAGÖZ - Gülüyorum için için, gülmekten içim bir hoş oluyor.

    HACİVAT - Hayrola efendim, bu kadar gülecek neler oldu?

    KARAGÖZ - Neler olmadı ki neler!... Ah Hacı Cavcav, senin anlayacağın, komşumuz bizi otomobili ile pikniğe götürdü.

    HACİVAT - Aman ne güzel, ne güzel!...

    KARAGÖZ - Hay hay, çok güzel!... Otomobilden inince kendimizi bir korunun ortasında bulduk... Tepemiz de kuş sesleri, yanımızda bir çeşme...

    HACİVAT - Oooh, yemeklerin tadını çıkardınız tabii...

    KARAGÖZ - Çıkaramadık... Aceleden ben tuz diye sabun tozu getirmişim, hepimiz kuduz gibi köpükler saçmaya başladık... Etrafımızda oturanlar hemen toplanıp uzaklara kaçtılar.

    HACİVAT - Hah hah hah!... Sonra?...

    KARAGÖZ - Biraz sonra yanımıza hışımla bir adam gelip ters ters baktı.

    HACİVAT - Allah Allah? Siz ne yaptınız?

    KARAGÖZ - Biz kendimizi tutamayıp gülmeye başladık. Adam getirdiği bir karpuzu ikiye ayırıp birini benim kel kafama oturttu, diğerini de komşumuzun suratına...

    HACİVAT - Tüh, adam her halde deli?... Ona uyup siz de adama aynı şeyi mi yaptınız yoksa?

    KARAGÖZ - Yapacaktık ama bir baktım bizim karpuz yok! Meğer yuvarlanmış, ikiye bölünüp de gelen bu adamın kafasına geçmiş... Hem de uyurken...

    HACİVAT - Aman Karagöz'üm, gülmekte haklısın! Hah hah...

    KARAGÖZ - Çok gülme pataklarım ha!... Heh heh hih hooo!...

    HACİVAT - Eeeeee, sonra?...

    KARAGÖZ - Sonra da bir ara top oynayalım dedik... Ben bir vurdum ama tam vurdum.

    HACİVAT - Aman yavaş vur Karagöz'üm!

    KARAGÖZ - Ben yavaş vurdum ama top hızlı gitmiş.... Az sonra bir kadın topumuzu getirdi.

    HACİVAT - Ne iyi insanlar var değil mi?

    KARAGÖZ - "Bu topu kim attı?" diye sordu, ben parmak kaldırdım. Arkasında sakladığı sopa ile bana bir girişti. Kaçmaya başladım. Meğer top çayları ile sularını devirmiş...

    HACİVAT - Neyse efendim, eğlenceli bir piknik yapmışsınız, salimen dönmüşsünüz...

    KARAGÖZ - Çok eğlenceli oldu. Aaaa, aman!... Cep saatim yok Hacı Cavcav!... Üüüüü!... (Karagöz gider.)

  6. #16
    Dost Üye Farazi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    35
    Mesajlar
    1.265

    Standart Cevap: Karagöz ve Hacivat konuşmaları

    Borç Korkusu

    HACİVAT - (Hacivat dükkânın önünde otururken Karagöz geçmektedir. Seslenir) Karagöz, Karagöz!...

    KARAGÖZ - ................

    HACİVAT - (Söylenir.) Allah Allah? Başına kötü bir şey mi geldi acaba, dalgın dalgın geçiyor? (Seslenir.) Karagöz, Karagöz!...

    KARAGÖZ - Merhaba Hacı Cavcav, sen burada mısın?

    HACİVAT - Canım nerede olacağım ya? Burası benim dükkanım değil mi! Hele gel bakalım yanıma!...

    KARAGÖZ - Hayırlı işler!...

    HACİVAT - Sağolasın Karagöz'üm! Fakat sen böyle dalgın ve düşünceli şekilde nereye gidiyorsun?

    KARAGÖZ - Nereye gittiğimi biliyor muyum?

    HACİVAT - Vah vah vah!...

    KARAGÖZ - Başıma bu da mı gelecekti.

    HACİVAT - Efendim derdini söylemeyen dermanını bulamaz. Hele anlat bakalım, neden kara kara düşünüyorsun?

    KARAGÖZ - Beyaz beyaz düşünemiyorum da onun için...

    HACİVAT - Saçmalamayı bırak da derdini anlat! Belki yardımcı olurum.

    KARAGÖZ - Aman Hacı Cavcav, sahiden yardım eder misin?

    HACİVAT - Canım bundan şüphen mi var? Altı yüz yılık dostluğumuz var. Tabii yardım ederim.

    KARAGÖZ - Hay sağolasın, gönlümü rahatlattın!...

    HACİVAT - Anlat bakalım, mesele nedir?

    KARAGÖZ - Yardım edecek misin Hacı Cavcav?

    HACİVAT - Edeceğimi söyledim ya!

    KARAGÖZ - Öyleyse bana hemen borç para ver!

    HACİVAT - Karagöz'üm para istemeyi bırak da bana derdini söyle!

    KARAGÖZ - Pataklarım ha! Söyledim ya!... Eğer borcumu ödemezsem hayatım tehlikede...

    HACİVAT - Her neyse... Sen şu işi başından iyice anlat?

    KARAGÖZ - Aaaah ah Hacı Cavcav, her şey bugün yemekten sonra başladı. Sonra gidip iş ararım diye köşemde şöyle bir şekerleme yapıyordum.

    HACİVAT - Eeeeee, sonra?

    KARAGÖZ - Kes sesini de dinle! Birden acı acı kapı çalındı. Kapıyı açmamla iki kişinin beni yaka paça dışarı çıkarmaları bir oldu.

    HACİVAT - Vah vah vah!... Kimse görmedi mi, "Kurtarın!..." diye bağırmadın mı?

    KARAGÖZ - Ağzımı da kapattılar. Derken kendimi suratsız bir adamın önünde buldum. "Bana olan borcunu neden vermiyorsun?" diye bağırdı.

    HACİVAT - Borcun mu varmış?...

    KARAGÖZ - Ne bileyim?... "Borcum yok!" dedim. "Oğlun otomobil kredisi aldı, hanımın on tane bilezik kredisi aldı." dedi.

    HACİVAT - Sana neden haber vermemişler?

    KARAGÖZ - Onları bırak, ben de kendime haber vermeden villa kredisi almışım Hacı Cavcav!

    HACİVAT - Allah Allah? Adamlar haklı Karagöz'üm neden işin bile yokken böyle kredi alıp yersin?

    KARAGÖZ - Bilmiyorum ki ne zaman alıp yedik!

    HACİVAT - Eeeee, sonra ne oldu?

    KARAGÖZ - Ne olacak, "Ödeyemiyorsan, aldığın paraları geri ver!" dediler. "Veremem!..." dedim.

    HACİVAT - Hiç olmazsa "Geri veririm!" deseydin de, ödeme gününü ileri alıp bir çare arardık. "Veremem!..." dersen orada başına neler gelir.

    KARAGÖZ - Geldi zaten... Suratsız adam bana öyle kızdı ki, kel kafama bir yumruk indirdi. Ben yere yuvarlandım.

    HACİVAT - Aaaa, Karagöz'üm senin suratında, efendim burnunda çürükler var?

    KARAGÖZ - Köftehor, söyledim ya yere yuvarladılar diye!

    HACİVAT - Büyük geçmiş olsun!...

    KARAGÖZ - Gözümü bir açtım ki Hacı Cavcav, uyukladığım yerden düşmüşüm!

    HACİVAT - Allah iyiliğini versin, bana rüyâ mı anlattın! (Gülerler, Karagöz gider.)
    deniz köpüğü likes this.

  7. #17
    En İyi Heyhat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    4.214

    Standart Cevap: Karagöz ve Hacivat konuşmaları

    Kolay Şiir

    (Hacivat, arkadaşının arkasından yetişir.)

    HACİVAT - Karagöz'üm bu ne dalgınlık böyle?

    KARAGÖZ - Aklımı karıştırma, ben kimseyle dargınlık falan yapmıyorum.

    HACİVAT - Dargınlık demedim yani pek düşüncelisin!

    KARAGÖZ - Hay hay!... (Söylenir.) Duvarın güneşi yok... Sen duvarsın... olmadı!

    HACİVAT - Bunları bana mı söylüyorsun?

    KARAGÖZ - (Söylenir.) Güneşin duvarı yok...

    HACİVAT - Aklından zorun mu var?

    KARAGÖZ - Hakkı da boru yok, git Ali'den al!

    HACİVAT - Karagöz'üm iyi misin?

    KARAGÖZ - Ben iyiyim, sen nasılsın Hacı Cavcav?

    HACİVAT - Hâl hatır sormuyorum, yani aklın başında mı?

    KARAGÖZ - Köftehor benimle alay mı ediyorsun? Aklım göbeğim de değil ya, tabii aklım başımda!

    HACİVAT - Pekâlâ, öyleyse neden saçma saçma söylenip duruyorsun bakalım?

    KARAGÖZ - Anlayamadın mı, şiir yazıyorum.

    HACİVAT - Hah hah hah!... Aman Karagöz'üm beni güldürdün! Sen şiir mi yazıyorsun?

    KARAGÖZ - Pataklarım ha! Sen yazmıyorsun diye kıskanma!

    HACİVAT - Kıskanmak değil efendim, sen güzel şeyler yaparsan ben de gururlanırım.

    KARAGÖZ - Homurdanırsan homurdan!...

    HACİVAT - Karagöz'üm, okuması-yazması olmadığı halde güzel şiirler söyleyen halk şâirlerimiz var ama... Sen bugüne kadar şiirle hiç uğraşmadın ki! Nereden çıktı?

    KARAGÖZ - Televizyondan çıktı Hacı Cavcav! En güzel şiiri yazıp gönderenlere çok para verecekler.

    HACİVAT - Efendim, şimdi anladım. Demek ki sen öteki şiirlerle yarışacaksın!

    KARAGÖZ - Hay hay, tömbeki şiirlere karışacağım.

    HACİVAT - Pekâlâ, derece alanlara ne veriyorlar?

    KARAGÖZ - Her gece kalanlara bir kilo ıspanakla, iki paket muşmula veriyorlar.
    HACİVAT - Canım yani en güzel şiirlerin sahiplerine ne kadar ödül koymuşlar?

    KARAGÖZ - Üç tane bülbül koymuşlar, birisi kaçmış...

    HACİVAT - Anlaşılan şiir yazacağım diye senin olan aklın da yerinde değil... İyice saçmalamaya başladın!

    KARAGÖZ - (Söylenir.) Güneş duvara küsmüş. Böcekler taşların gölgesini ısırmışlar...

    HACİVAT - Bu nasıl şiir Karagöz'üm?

    KARAGÖZ - Köftehor, sen ne anlarsın! Modern şiir! Oğlum öğretti, bana kitaptan şiirler dinletti.

    HACİVAT - Yani önünde örnekler var, öyle mi?

    KARAGÖZ - Hay hay, önümde ördekler var, arkamda kazlarla hindiler var.

    HACİVAT - Sen Kim, şiir yazmak kim?...

    KARAGÖZ - Ben de oğluma öyle söyledim? "Kitaplardan seç, altına benim adımı yazıp yolla" dedim. "Babacığım, sen çok güzel modern şiirler söylersin!" dedi.

    HACİVAT - Şiirlerini nereye yazıyorsun?

    KARAGÖZ - Aklıma yazıyorum, eve gidince de aynısını söylüyorum oğlum kağıtlara yazıyor.

    HACİVAT - Hece mi yazıyorsun.

    KARAGÖZ - Aklıma ne zaman gelirse, gece-gündüz yazıyorum.

    HACİVAT - Anlaşılan serbest yazıyorsun!

    KARAGÖZ - Amin, kimse karışmıyor. Ben de serbest yazıyorum.

    HACİVAT - Efendim bu hece ile serbest dediğim şiir yazmakta kullanılan ölçülerdir. Oğlun anlattı mı bilmiyorum, bir de kâfiye var.

    KARAGÖZ - Nerede Sâfiye var?...

    HACİVAT - Sâfiye değil, kâfiye... Yâni şiirde satır sonlarında bulunan ve söylenişleri birbirine benzeyen kelimelere denir. Meselâ güneş, eş, güreş...

    KARAGÖZ - Hay ağzına sağlık Hacı Cavcav, ben sabahtan beri onları arıyordum. Bak şiirimi dinle! Duvarla güneş, tuttular güreş... Duvarın dibinde iki leş, biri Hacı Cavcav biri keleş...

    HACİVAT - Karagöz'üm unutmadan eve yetiş de, oğlun hemen yazıp göndersin!
    deniz köpüğü likes this.

  8. #18
    En İyi Heyhat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    4.214

    Standart Cevap: Karagöz ve Hacivat konuşmaları

    Mektup Geldi

    HACİVAT - (Önden giden arkadaşına yetişir.) Uğurlar olsun, nereye Karagöz'üm?

    KARAGÖZ - Hacı Cavcav, beni yolda olsun rahat bırak! Nereye istersem giderim.

    HACİVAT - Efendim yanlış anlama! Tabi istediğin yere gidebilirsin. Seni çok telaşlı gördüm de arkadaşımsın diye merak ettim?

    KARAGÖZ - Sağolasın ama beni konuşturursan geç kalıp muhtarı bulamam.

    HACİVAT - Allah, Allah, Muhtarla ne işin var?

    KARAGÖZ - Şimdi seni yolun ortasında bir güzel pataklarsam, ne işim olduğunu anlarsın!

    HACİVAT - Canım hemen kızıyorsun! Öyleyse daha hızlı yürüyelim.

    KARAGÖZ - Bak gördün mü, Muhtar, yazıhânesini kilitleyip gitmiş... Ne olacak şimdi?...

    HACİVAT - Ne bileyim ne olacak Karagöz'üm? Muhtara ne için geldiğini bilmiyorum ki yardım edeyim.

    KARAGÖZ - Mektup okutmak için gelmiştim.

    HACİVAT - Yaaaa!... İyi bir haber mi var?

    KARAGÖZ - Köftehor, mektubu okutmadan içinde iyi haber mi var, kötü haber mi var ne bileyim?

    HACİVAT - Efendim pek heyecanlı, pek sevinçlisin de!...

    KARAGÖZ - Belki bir yerden para gelmiştir diye...

    HACİVAT - Aaaaah, her zaman söylerim Karagöz'üm! Okula gitseydin sana gelen mektubu okutmak için ortalığa çıkıp adam aramazdın!

    KARAGÖZ - Adam aramıyorum, Muhtarı arıyorum.

    HACİVAT - Her neyse... İstersen ver ben okuyayım!

    KARAGÖZ - Ya okuduğunu bana söylemezsen?...

    HACİVAT - Hah hah! Sesli okurum, sen de dinlersin....

    KARAGÖZ - İyi ki çok mektup gelmiyor. Bir de onlara cevap yazması var.

    HACİVAT - Canım ona üzülme, ben yazarım! Hele mektubu ver, bakalım ne haberler var?

    KARAGÖZ - Al bakalım sen mektubun içini, zarfı da ben de kalsın! (Mektubu verir.)

    HACİVAT - Yazısı da güzelmiş... Eveet başlıyorum!

    KARAGÖZ - Evde et mi haşlıyorsun?

    HACİVAT - Yani mektubu okumaya başlıyorum. İyi dinle!

    KARAGÖZ - Kötü şeyler okursan pataklarım ha!

    HACİVAT - Karagöz'üm, ne yazıyor ise ben onu okuyacağım. Hele sen kulaklarını bana ver!

    KARAGÖZ - Kulaklarımı verirsem ben nasıl duyacağım?

    HACİVAT - Öyle değil, yani beni dikkatle dinle demek istiyorum.

    KARAGÖZ - Hay hay, dinliyorum. Başla!...

    HACİVAT - "Sevgili kızım!..."

    KARAGÖZ - Bana bak ağzını bozma!

    HACİVAT - Karagöz'üm ben söylemiyorum!

    KARAGÖZ - Yanımda senden başka kimse var mı?

    HACİVAT - Öyle değil, yanı mektupta öyle başlıyor. "Sevgili kızım!" diye başlamış... Ben de anlayamadım. Bakalım başka ne yazıyor? "Nasılsın, iyi misin?..."

    KARAGÖZ - İyiyim, teşekkür ederim!

    HACİVAT - Canım sus da dinle!

    KARAGÖZ - Köftehor, "Nasılsın?..." diye sordun ya!

    HACİVAT - Allah iyiliğini versin, ben sormadım, mektupta öyle yazıyor.

    KARAGÖZ - Başka ne yazıyor?

    HACİVAT - "Dün merdivenden düştüm, doktor getirdiler." Vah vah vah!...

    KARAGÖZ - Vakvaklamayı bırak da sor bir yerine bir şey olmuş mu?

    HACİVAT - Saçmala, kâğıda ne soracağım? Neyse, devam edelim: "Acele para gönder!"

    KARAGÖZ - Hacı Cavcav, gerisini okuma! Başka şeyler de isteyecek galiba...

    HACİVAT - Bu işte bir karışıklık var. Sen şu mektubun zarfını ver bakayım! (Bakar.) Aaaaa, bu mektup sana değil, komşunuz Ali Karagöz'e gelmiş... (Giderler.)
    deniz köpüğü likes this.

  9. #19
    En İyi Heyhat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    4.214

    Standart Cevap: Karagöz ve Hacivat konuşmaları

    Diş Macunu


    HACİVAT - (Gelir ve söylenir.) Karagöz'üm yine nereye gidiyorsun acaba? Aaaa, durmadan da yalanıyor? (Seslenir.) Aman Karagöz'üm, nasılsın iki gözüm?..

    KARAGÖZ - Cımcam cağcuğ... Ohhh!...

    HACİVAT - Anlamadım, ne diyorsun?...

    KARAGÖZ - Ohhh, muuhhh...

    HACİVAT - Allah Allah, neyin var?...

    KARAGÖZ - Muğuhhh muğuhhh... Yine ne istiyorsun Hacı Cavcav?

    HACİVAT - Bir şey istediğim yok! Seni gördüm de şöyle bir hatırını sorayım dedim ama acayip sesler çıkarıp duruyorsun?

    KARAGÖZ - Muuğhkkk... Âmin!...

    HACİVAT - Üstelik yalanıp da duruyorsun? Boğazın falan mı ağrıyor.

    KARAGÖZ - Sen yoluna git, ben bugün çok iyiyim!

    HACİVAT - Hem de çok iyisin öyle mi? Şimdi daha çok merak ettim?

    KARAGÖZ - Merak edecek ne var?

    HACİVAT - Efendim durmadan yalanıp tuhaf sesler çıkarıyorsun. Seni böyle başkaları görürse ne derler? Aklından zorun mu var?

    KARAGÖZ - Aklımdan zorum falan yok, bugün çok güzel bir gün Hacı Cavcav!

    HACİVAT - Canım hava güzel, haklısın ama bunun için yalanmak mı lâzım?

    KARAGÖZ - Hava değil, benim için çok güzel bir gün oldu.

    HACİVAT - Yaaaaa, çok memnun oldum.

    KARAGÖZ - Çok memur mu oldun?

    HACİVAT - Değil canım, yani bu haberine çok sevindim.

    KARAGÖZ - Sağol, teşekkür ederim!...

    HACİVAT - İyi ama sebebini söylemiyecek misin? Güzel bir iş falan mı buldun?

    KARAGÖZ - Diş falan bulmadım.

    HACİVAT - Beni yine meraktan çatlatacaksın? Karagöz'üm neden yalanıp durduğunu başından güzelce bir anlatsan çok iyi olur?

    KARAGÖZ - Sabah kahvaltısından sonra oğlum ders çalışmak için arkadaşlarına, hanım komşuya gitti. Ben de köşeme çekilip, iş verecekler beni kolay ve çabuk bulsun diye uyuklayıp beklemeye başladım.

    HACİVAT - Uyuklayacağına kendin dolaşıp iş arasan daha iyi olmaz mı? Neyse, sonra?...

    KARAGÖZ - Sonraaa... Birden aklıma geldi. Hanım dişlerini fırçalayıp gitti, oğlum da... Hele bir de ben şu işi yapayım dedim.

    HACİVAT - Aferin Karagöz'üm, sonra?...

    KARAGÖZ - Sorup durma da söyleyeceğimi unutmayayım! Derken efendim, musluğun başına gittim, hanımın bana aldığı , hiç kullanmadığım diş fırçasını buldum.

    HACİVAT - İyi ama bunları yalanlamakta ne ilgisi var?

    KARAGÖZ - Dinleyeceksen doğru dinle, pataklarım ha!

    HACİVAT - Tamam, dinliyorum!...

    KARAGÖZ - Sonra dış macunu aradım, yok... Aaaa, bir de baktım mutfakta unutmuşlar. Hemen alıp fırçanın üstüne sürdüm. Aman bir güzel kokuyor.

    HACİVAT - Tabii, mis gibi kokar da insanın ağzını da ferahlatır.

    KARAGÖZ - Ooohhh, mis gibi çikolata kokuyor!

    HACİVAT - Demek ki kakaolu diş macunu da çıktı.
    KARAGÖZ - Fırçayı ağzıma sokup macunu dişlerime bir güzel sürdüm. Aman ne güzel Hacı Cavcav! Tadı da çikolata gibi... Başladım macunu yemeye...

    HACİVAT - Allah iyiliğini versin, diş macunu yenir mi?

    KARAGÖZ - Hem de nasıl?... Fırçayı yaladım da, tüpü de sıkıp macunun hepsini yedim.

    HACİVAT - Bu nasıl diş macunu imiş?...

    KARAGÖZ - Diş macunu değilmiş... Hanım oğluma iyi not aldı diye tüp çikolata almış... Gelince bağırmaya başladı. Ben de evden kaçtım. (Gülerek giderler.)
    deniz köpüğü likes this.

  10. #20
    En İyi Heyhat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    4.214

    Standart Cevap: Karagöz ve Hacivat konuşmaları

    Bayramlaşma Bayramı

    (Karagöz gelir, içeri girerler.)

    HACİVAT - Karagöz'üm hoş geldin!...

    KARAGÖZ - Hoş bulduk Hacı Cavcav, hoş bulduk!... Ver elini öpeyim!

    HACİVAT - Efendim, bu ne el öpmesi?...

    KARAGÖZ - Pataklarım ha, öğrenemedin mi? Bayramlaşma el öpmesi tabi...

    HACİVAT - Tamam, biliyorum da, bayramın daha ilk gününde bu kaçıncı bayramlaşma?

    KARAGÖZ - Köftehor, kaçıncı olursa olsun, bayramlaşma kötü mü?

    HACİVAT - Canım kötü olur mu? Bayram güzel, bayramlaşma çok güzel ama...

    KARAGÖZ - İyi ya, benim bayramın ilk günü fırsat buldukça senin elini öpmem de hepsinden güzel...

    HACİVAT - Artık yeter efendim! Bayram namazından sonra sabah câmide bayramlaştık.

    KARAGÖZ - Yalan söyleme! Bayram bahşişi almak herkesin içinde ayıp olur diye dışarıda bayramlaştım.

    HACİVAT - Her ne ise... Beraber yürüdük, evlerimize ayrılırken tekrar bayramlaştın! Yine ses çıkarmadım.

    KARAGÖZ - Hele ses çıkar da göreyim. "Hacivat benimle bayramlaşmıyor, elini öptürmüyor" diye bağırırım.

    HACİVAT - Zaten ben de, sana inanan çıkar da eşe dosta bayram günü rezil olurum diye çekiniyorum.

    KARAGÖZ - İyi yapıyorsun Hacı Cavcav!...

    HACİVAT - İyi yapıyorum ya, durmadan elini öpen sadece sen olsan ona da razıyım. Çocukların torunların daha câmide iken senin arkanda kuyruk olmaya başladı.

    KARAGÖZ - Ağzını bozma, bayram demem pataklarım. Köftehor ben kedi miyim de arkamda kuyruk uzasın?

    HACİVAT - Yani, sen elimi öperken bir bakıyorum ki onlar da arkanda sıraya girmişler.

    KARAGÖZ - Ne olacak ya?... Senin arkanda sıraya girecekler de, senden sonra ben çocuklarımın, torunlarımın mı elini öpeceğim?

    HACİVAT - Allah iyiliğini versin! Öyle değil... Yani onların da senden sonra el öpmelerine de bir şey dediğim yok amma.

    KARAGÖZ - Eeee, amması ne demek oluyor?

    HACİVAT - Bahşişini almadan önümden çekilmiyorsunuz.

    KARAGÖZ - Senin iyiliğin için öyle yapıyoruz.

    HACİVAT - O nasıl oluyor bakalım?

    KARAGÖZ - Köftehor, el öpüp de bayram bahşişimizi almasak görenler ne der?

    HACİVAT - Hiçbir şey demezler...

    KARAGÖZ - Ben öğretirim. "Hacivat, bayramda elini öpen Karagöz ile çocuklarına ve torunlarına bahşiş vermedi, çok ayıp etti" derler.

    HACİVAT - İşin aslını astarını bilmezlerse tabii ayıplarlar. Fakat ben de senin çocuklarını torunlarını peşine takıp, benden bahşiş almak için kaç defa elimi öptüğünü söylersem ya sana ne derler?

    KARAGÖZ - Bir şey demezler, beni ayıplamazlar.

    HACİVAT - Allah Allah, neden?...

    KARAGÖZ - Köftehor, sen Hacivat'sın, Ben Karagöz'üm!... Hem gülüp geçerler, hem de "Aferin, Karagöz ne akıllı, işini bilen adammış..." derler.

    HACİVAT - Hiç güleceğim yoktu. Hah hah hah!...

    KARAGÖZ - Hah hah ya, ben seni şimdi iyi güldürürüm. Unuttum zannetme de hele şu el öpme bayram bahşişimi ver bakalım Hacı Cavcav!

    HACİVAT - Pekâlâ, az olacak ya kusura bakma! (Verir.)

    KARAGÖZ - Zararı yok, üstünü sonra tamamlarsın! (Alır.)

    HACİVAT - Nasıl oldu da bu sefer yalnız geldin?

    KARAGÖZ - Kim dedi yalnız geldiğimi? Çoluk çocuk da yola çıkmışlardır. Sen paraları hazırla.

    HACİVAT - Aman Allah'ım, sen bana sabır ver!

    KARAGÖZ - Tamam Hacı Cavcav, anlaştık! Allah sana sabır versin, sen de bize her bayramda el öptükçe bahşiş ver. (Karagöz ve sonra Hacivat giderler.)
    deniz köpüğü likes this.

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
film indir instakip.com, dini sohbet, islami forum, muhabbet.org, ingilizce kursu, mehter takımı Ayetel Kürsi Perde , filmizle88