1. Dizin: SÖZLÜK

Tanımadığımız kelimeyi tanıdığımız, kaybettiğimiz kelimeyi ise bulduğumuz mecradır.

Sözlüklerin sırrı vardır ve sırlarını asla tevdi etmezler. Bu sırlar kelimelerde saklıdır. Bu sırrın, kelimelerden daha derin noktaya ulaştığı hudut ise harflerdir. Her ne kadar kelimelere manalar izafe edilse de; ne kelimeler esrarından bir şey kaybeder ne de mal edilen manalar ile sınırlıdır. Bilakis her zaman daha fazlası vardır. Zira kelimeler bizim anlatabildiklerimizden daha fazla anlam gücüne sahiptir.

Gerek nesir gerek nazım biçimindeki yazıları ihtiva eden kitaplar -aslında tüm kitaplar- sırların açığa çıktığı ve keşfe maruz kaldığı mecralar olmuştur. Bu bir maruz kalmaktır. Çünkü bir sırrın hamilinde ve sahibinde aslolan şey sırrın açığa çıkması ve keşfedilmesi değil korunmasıdır, saklanmasıdır. Bir sırrın bir gayesi var ise o da açığa çıkmamaktır.

Kitaplarda beyan, anlatım, yorum, açıklık getirme, tahkik ve nakil gibi hususlar amaçlanır. Nakil; “bir yerden başka bir yere aktarım, taşıma” manası ile değerlendirildiğinde böyle bir eylem sırrın aleyhinedir. Tahkik; “soruşturma ve gerçek olup olmadığını anlamak için araştırma” manası ile değerlendirildiğinde böyle bir eylem sırrın aleyhinedir. Yorum; “bir şeyi belli bir görüşe göre değerlendirme ve anlam çıkarma” manası ile ele alındığında ise böyle bir eylem yine sırrın aleyhinedir.

Bütün bu eylemler çerçevesinde gizler ve de müphem ve muğlak olan her şey cümlelerin kurulduğu ve inşa edildiği kitaplar mecrasında açıklık, belirlilik ve yaygınlık kazanma yolundadır.

Kelimeler, harfler kadar ketum değildir. Manaya dair ip uçlarını yine sözlüklerde ararız.
a.A
19.05.2020