Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Toplam 10 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor
Like Tree33Likes
  • 4 Post By Restless
  • 3 Post By Restless
  • 3 Post By Restless
  • 2 Post By Restless
  • 3 Post By pedalisa
  • 4 Post By Heyhat
  • 4 Post By Heyhat
  • 2 Post By gogeselam
  • 5 Post By Heyhat
  • 3 Post By
dqw
  1. #1
    Dost Üye Restless - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nisan.2010
    Nereden
    Tabula Rasa'da
    Mesajlar
    3.372

    Standart İstiklal Marşımızın kabulünün 90. Yıldönümü ve Mehmet Akif Ersoy

    İSTİKLAL MARŞI’NIN KABULÜ
    23 Nisan 1920 günü Meclis açılmış. İstiklal harbi başlamış. Ordularımız, Anadolu'yu işgal edenlerle savaşıyor. Yunan ordusu Ankara yakınlarına kadar ilerlemiş. Meclis bu ortamda, yeni kurulan Türk Devleti için bir İstiklal Marşı hazırlatmak istiyor. 1920 yılı sonlarında bu amaçla bir şiir yarışması açılıyor.
    Katılımcılara 6 ay süre veriliyor.
    İstiklal Marşı yarışmasına bu süre içerisinde tam 724 şiir gönderiliyor. O zamanki adıyla Maarif Vekaleti, yani Milli Eğitim Bakanlığı, bu şiirleri değerlendirmek için bir komisyon kuruyor. O dönemin Türkiye'sinde iletişim olanaklarının neredeyse sıfır olduğu bir ülkede yarışmaya katılan 724 şiir tek tek okunuyor, içlerinden 6 şiir elemeyi geçip Meclis Matbaası tarafından bastırılıyor ve milletvekillerine dağıtılıyor.
    Ayrıca kazanan şiir için 500 lira ödül var. O zaman için çok büyük bir para.
    O sırada Maarif Vekili olan Hamdullah Suphi (Tanrıöver), Ankara' da yaşayan ve aynı zamanda milletvekili olan ünlü şairimiz Mehmet Akif (Ersoy)' dan da bir şiir istiyor.
    Bunun üzerine Mehmet Akif Bey "Ben mebusum (milletvekiliyim), müsabakaya katılmam. Ayrıca bir şiir yazıp size veririm" diyor.
    Evinde yazmaya başlıyor ve "Kahraman ordumuza" ithaf ettiği şiir bittiğinde, Maarif Vekaleti' ne teslim ediyor.
    Böylece yarışmaya 7. şiir de katılmış oluyor.
    Müsabaka sonuçlanıyor. Mehmet Akif Bey' in şiiri Meclis kürsüsünden Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey tarafından büyük bir coşkuyla okunuyor.
    Büyük tezahürat ve alkışlar arasında ve oybirliği ile İstiklal Marşı olarak kabul ediliyor.




    Tarih 12 Mart 1921.
    İstiklal Marşı şiiri kabul edildikten hemen sonra, kürsüden bir kez daha okunuyor ve bütün milletvekilleri bu kez ayakta dinliyor. Meclis yetkilileri birkaç gün sonra Mehmet Akif Bey' e 500 liralık para ödülünü vermeye geliyorlar. Almayı reddediyor.
    "Ben müsabakaya girmedim. Bu para benim hakkım değildir ve bana ait değildir" diyor.
    Meclis yetkilileri ısrar ediyor. "Bu parayı kasamızda tutamayız. Siz alın, isterseniz bir yere bağışlayın" diyorlar.
    Mehmet Akif Bey bunun üzerine parayı alıyor ve hastanede yatmakta olan gazilerimize bağışlıyor.
    Niceleri kendi zincirlerini kıramaz da başkalarının azatçısıdırlar.

    |F. NİETZSCHE |


  2. #2
    Dost Üye Restless - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nisan.2010
    Nereden
    Tabula Rasa'da
    Mesajlar
    3.372

    Standart Cevap: İstiklal Marşımızın kabulünün 90. Yıldönümü ve Mehmet Akif Ersoy

    Mehmet Akif Ersoy Kimdir?



    Mehmet Akif Ersoy'un Hayatı (1873 - 1936)

    İstiklâl Marşı şâiri. Asıl adı Mehmet Ragif olan Mehmet Akif 1873 yılında İstanbul'da doğdu. Annesi Emine Şerife Hanım, babası Temiz Tâhir Efendidir. İlk tahsiline Emir Buhâri Mahalle Mektebinde başladı. İlk ve orta öğrenimden sonra Mülkiye Mektebine devam etti. Babasının vefâtı ve evlerinin yanması üzerine mülkiyeyi bırakıp Baytar Mektebini birincilikle bitirdi. Tahsil hayâtı boyunca yabancı dil derslerine ilgi duydu. Fransızca ve Farsça öğrendi. Babasından Arapça dersleri aldı.


    Zirâat nezâretinde baytar olarak vazife aldı. Üç dört sene Rumeli, Anadolu ve Arabistan'da bulaşıcı hayvan hastalıkları tedâvisi için bir hayli dolaştı. Bu müddet zarfında halkla temasta bulundu. Âkif'in memuriyet hayatı 1893 yılında başlar ve 1913 târihine kadar devam eder.

    Memuriyetinin yanında Ziraat Mektebinde ve Dârulfünûn'da edebiyat dersleri vermiştir.

    1893 senesinde Tophâne-i Âmire veznedârı M. Emin Beyin kızı İsmet Hanımla evlendi.

    Âkif okulda öğrendikleriyle yetinmeyerek, dışarda kendi kendini yetiştirerek tahsilini tamamlamaya, bilgisini genişletmeye çalıştı. Memuriyet hayatına başladıktan sonra öğretmenlik yaparak ve şiir yazarak edebiyat sâhasındaki çalışmalarına devam etti. Fakat onun neşriyat âlemine girişi daha fazla 1908'de İkinci Meşrutiyetin îlânıyla başlar. Bu târihten itibaren şiirlerini Sırât-ı Müstakîm'de yayınlanır.



    1920 târihinde Burdur Mebusu olarak Birinci Büyük Millet Meclisine seçildi. 17 Şubat 1921 günü İstiklâl Marşı'nı yazdı. Meclis 12 Martta bu marşı kabul etti.

    1926 yılından îtibâren Mısır Üniversitesinde Türkçe dersleri verdi. Derslerden döndükce Kur'ân-ı kerîm tercümesiyle de meşgul oluyordu, fakat bu sırada siroza tutuldu. Önceleri hastalığının ehemmiyetini anlayamadı ve hava değişimiyle geçeceğini zannetti. Lübnan'a gitti. Ağustos 1936'da Antakya'ya geldi. Mısır'a hasta olarak döndü.

    Hastalık onu harâb etmiş, bir deri bir kemik bırakmıştı. İstanbul'a geldi. Hastanede yattı, tedâvi gördü. Fakat hastalığın önüne geçilemedi. 27 Aralık 1936 târihinde vefat etti. Kabri Edirnekapı Mezarlığındadır.

    Mehmed Âkif milletini ve dînini seven, insanlara karşı merhametli bir mizaca sâhip, şâir tabiatının heyecanlarıyla dalgalanan, edebî bakımdan kıymetli şiirlerin yazarı meşhur bir Türk şâiridir. İstiklâl Marşı şâiri olması bakımından da "Millî Şâir" ismini almıştır.

    Şairin en büyük eseri Safahat genel adı altında toplanan şiirleri şu 7 kitaptan oluşmuştur:

    1.Kitap: Safahat (1911)

    2.Kitap: Süleymaniye Kürsüsünde (1912)

    3. Kitap: Hakkın Sesleri (1913)

    4. Kitap: Fatih Kürsüsünde (1914)

    5. Kitap: Hatıralar (1917)

    6. Kitap: Asım (1924)

    7. Kitap: Gölgeler (1933).
    Niceleri kendi zincirlerini kıramaz da başkalarının azatçısıdırlar.

    |F. NİETZSCHE |


  3. #3
    Dost Üye Restless - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nisan.2010
    Nereden
    Tabula Rasa'da
    Mesajlar
    3.372

    Standart Cevap: İstiklal Marşımızın kabulünün 90. Yıldönümü ve Mehmet Akif Ersoy

    Mehmet Akif Ersoy ve İstiklal Marşı Belgesi


    Niceleri kendi zincirlerini kıramaz da başkalarının azatçısıdırlar.

    |F. NİETZSCHE |


  4. #4
    Dost Üye Restless - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nisan.2010
    Nereden
    Tabula Rasa'da
    Mesajlar
    3.372

    Standart Cevap: İstiklal Marşımızın kabulünün 90. Yıldönümü ve Mehmet Akif Ersoy



    Kanıyla denizleri boyayan ecdadımıza



    ancak böylesine bir marş yakışırdı...


    HUZUR İÇİNDE YAT ÇANAKKALEYİ DESTANLAŞTIRAN ŞAİR-İ AZAM AKİF!!!
    Niceleri kendi zincirlerini kıramaz da başkalarının azatçısıdırlar.

    |F. NİETZSCHE |


  5. #5
    Kelebek hanım pedalisa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2011
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    3.206

    Standart Cevap: İstiklal Marşımızın kabulünün 90. Yıldönümü ve Mehmet Akif Ersoy

    İstiklal Marşı'nın değişmesi tartışmaları üzerine Mehmet Akif'in cevabı;

    "O günler ne samimi, ne heyecanlı günlerdi. O şiir milletin o günkü heyecanının bir ifadesidir. Binbir fecayi karşısında bunalan ruhların ıstıraplar içinde halas dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o marş, o günlerin kıymetli bir hatırasıdır...

    O şiir bir daha yazılamaz, o'nu ben de yazamam. O'nu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değil, milletin malıdır. Benim, millete en kıymetli hediyem budur. Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın."

  6. #6
    En İyi Heyhat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    4.214

    Standart Cevap: İstiklal Marşımızın kabulünün 90. Yıldönümü ve Mehmet Akif Ersoy

    Çok sade bir hayat yaşadım beni kim tanıyacak diyecek kadar mütevazı bir insan M. akif ersoy, öyle ki yazdığı şiir dünyanın bütün kıtalarında açılan türk okullarında her gün okunuyor..

  7. #7
    En İyi Heyhat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    4.214

    Standart Cevap: İstiklal Marşımızın kabulünün 90. Yıldönümü ve Mehmet Akif Ersoy

    Mehmet Akif Ersoy vefat ettiğinde tabutu Beyazıt camiinin avlusuna tek atlı bir arabayla getirilir ve sessizce musalla taşına bırakılır..

    Bir üniversite öğrencisi tabuta iliştirilmiş küçücük bir yazıdan, cenazenin büyük vatan şairi, İstiklal marşımızın şairi Mehmet Akif’e ait olduğunu öğrenerek bu acı haberi tüm üniversiteye yayar.

    O zamanlar adı daha yeni İstanbul Üniversitesi olan Darül-Fünûnlu gençler üniversiteyi boşaltır ve akın akın Beyazıt Camiine koşarlar.

    Burada cenaze namazını kılarlar. Üniversite yönetimi, o zamanlar Ankara’dan aldığı bir talimat gereğince, öğrencileri bu rejim muhalifi, mürteci şairin cenaze törenine katılmamaları için uyarır.

    Bütün bunlara rağmen gençler yanlarında getirdikleri Türk Bayrağını, Topkapı sarayından aldıkları Ka’be’nin örtüsünü M.Akif’in tabutuna İstiklal Marşının mısraları eşliğinde örter.

    Ve cenaze, mahşeri bir kalabalığın omzunda Edirnekapı Mezarlığındaki son istirahatgahına taşınır. Burada vasiyeti üzerine yakın dostu Babanzade Naim’in yanına defnedilir.

    Burada öğrenciler adına bir genç, ateşli bir konuşma yapar ve İstiklal Marşı hep birlikte okunur.

    Bu genç sonradan ülkemizin üçüncü edebiyat doktoru payesini alacak olan Abdülkadir Karahan’dan başkası değildir. Törenden sonra polis, Karahan ve arkadaşlarını tutuklayıp sorgulamaya alırlar.

    Kendilerine devletin tören düzenlemediği bir şahsiyete neden tören düzenlediği sorarlar. Gençler adına Karahan, şu tarihi ama manidar cevabı verir:

    “-Efendim, bize dediler ki, İstiklal Marşımızın şairi ölmüş. Cenaze namazına gidelim. İstiklal Marşı devletimizin resmi marşıdır. Siz onu kaldırın. Biz de tören düzenlemeyelim.”

    Prof. Dr. Abdülkadir Karahan, Hatıralarını “Akif’in Ebediyete Uğurlanışı ve Sonrası” başlıklı bir yazıda anlatan Karahan, cenaze merasiminden sonra başına gelenler için şunları yazmaktadır:

    “…Milli Marşımızın eli öpülecek şairinin kabri başındaki hitabemin takdir yerine adeta tekdirle karşılanmak istenmesini, bugün bile, bir muamma gibi çözemediğimi de işaret etmek isterim.

    Çünkü üç gün sonra beni Yüksek Öğretmen Okulu’ndan Emniyet Müdürlüğü’ne istediler. Bir şube müdürü beni sorguya çekti.

    “Ne sıfatla, resmî makamların törene gerek görmediği bir şairin kabri başında konuşma yaptığımı” sormuştu.


    ***



    “Mehmet Akif’in cenazesine, bir hukuk talebesi iken iştirak eden Prof. Dr. Sulhi Dönmezer, “Akif’in Cenaze Töreni” başlıklı yazısında o günleri şöyle anlatıyor:

    “…O zamanların, ülkemizde egemen tek partisinin otoriter düzeni içinde kimse idare ile çelişkiye düşmek istemediği için basında Mehmet Akif’in yurda dönüşü ve hastalığının seyri hakkında pek fazla haber yayınlanmazdı.

    …Bizler bu alana geldiğimizde, namaz saatinin yaklaşmış bulunmasına rağmen bir tabuta rastlamadık; hep birlikte bekliyoruz. Birden lokantanın ön kısmına bir cenaze otomobilinin geldiğini gördük. İki kişi üzerine örtü dahi konulmamış bir tabutu indirdiler. Yoksul bir fakirin cenazesinin getirildiğini düşünerek bir kısım arkadaşlar yardıma teşebbüs ettiler. Fakat tabutun Mehmet Akif’e ait bulunduğu anlaşılınca bir anda yüzlerce genç ağlamaya başladı.

    Gençler hemen Emin Efendi Lokantasının bayrağını alarak tabutun üstüne örttüler; sonra merhumun bir kısım yakın arkadaşları gelmeye başladı, ama ne vali, ne belediye reisi ve ne de tek partinin yöneticilerinden hiç kimse ortalarda yoktu.

    Cenaze artık tamamıyla gençlerin sorumluluğunda kalmıştı. Gençler, büyük bir ölüye gösterilmesi gerekli saygı ve vakar içinde, hiçbir tahrike kapılmaksızın cenazeyi omuzlarında Edirnekapı Mezarlığı’nın Şehitlik karşısında bulunan kısmına taşıdılar. Dini merasim yapılmadan önce hep bir ağızdan hançerelerimizi patlatırcasına İstiklâl Marşı’nı söyledik.”

    ***

    Mehmet Akif’in bir toprak tümsekten ibaret olan mezarı, vefatının ikinci yılında üniversite gençlerinin kendi aralarında topladıkları parayla yaptırıldı.”

  8. #8
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Cevap: İstiklal Marşımızın kabulünün 90. Yıldönümü ve Mehmet Akif Ersoy

    Büyük hesaplaşmada herkes yaptığının bedelini ödeyecektir!
    Ne güzel bir paylaşım, hepinizi yüreğinizden öpüyorum varolun inşallah..

    Allah nurlar içerisinde yatırsın..Rahmetini esirgemesin.

    Bu ne güzel ecdat, ne mutlu bize değerini bilelim farkındalık lütfen biraz farkındalık..Yaraşır biçimde bir yaşam sürelim inşallah dostlar.
    Restless and deniz köpüğü like this.



    Bu da geçer, Ya Hû!

  9. #9
    En İyi Heyhat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    4.214

    Standart Cevap: İstiklal Marşımızın kabulünün 90. Yıldönümü ve Mehmet Akif Ersoy

    İstiklal marşımızın büyük şairi Mehmed akif ersoyu 12 mart istiklal marşımızın kabulu vesilesiyle rahmetle anıyorum. Allah ahiret makamını çokça yüceltsin inş.

  10. #10
    En Dost Üye deniz köpüğü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2011
    Mesajlar
    7.364

    Standart Cevap: İstiklal Marşımızın kabulünün 90. Yıldönümü ve Mehmet Akif Ersoy

    "Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın"

    ruhun şad mekanın cennet olsun büyük şair....
    eksen, gogeselam and Restless like this.


    Uykunun içinde bir rüya, rüyamda bir gece, gecede bir ”Ben” bir yere gidiyorum delice… Aklımda “Sen”..


    -Özdemir Asaf-

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
film indir instakip.com, dini sohbet, islami forum, muhabbet, ingilizce kursu, mehter takımı Ayetel Kürsi Perde kitap özetleri