Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #1
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    64
    Mesajlar
    6.980

    Standart Hakkı devrim

    Biz yolumuza devam edelim!




    HAKKI
    DEVRİM



    23/12/2009






    Onun dediğini daha kolay anladığım için Kemal Derviş’in sesine kulak veririm. Dün gazetelerde İngiliz Financial Times gazetesinde yayımlanan makalesinden özetler vardı. Bir süredir dünyanın dikkatini bir konuya çekme gayretinde. Dediği şuydu:
    – Çin’in geçen yılki cari fazlası 426 milyar dolardı. ABD’deyse 706 milyar dolar cari açık vardı. Çin’deki cari fazlasının gayri safi yurtiçi hasılasına oranı, geçen yıl itibariyle yüzde 10 düzeyindedir. Bu oldukça yüksek bir oran. İMF’ye göre Çin’in cari fazlası önümüzdeki yıllarda artmaya devam edecek ve 2012 yılında 595 milyar doları bulacak. Çin’in cari fazlasını düşürmesi de kolay değil. Çünkü model değişikliğinde hızlı davranırsa iç pazarında arz-talep dengesizliğine yol açabilir. Ve bu yüzden ekonomik büyüme azalır. Çin’in düşük büyüme performansı da yalnız Çin için değil, aynı zamanda Çin’e ihracat yapan ülkeler için de mesele olur. Şunu unutmamalıyız: Çin’in büyümesi bütün dünya için iyidir.
    Arada «Çin’in dünya ekonomisinde büyüyen rolüne rağmen, ABD ve Çin’den medet ummak doğru değildir.» dedikten sonra soruyor:
    – Peki, dünya ekonomisini yeniden dengelemek için gereken net talepteki artış nereden gelecek? Bariz cevap, diyor; Çin’in dışındaki yeni gelişen ve gelişmekte olan ekonomiler!
    Evet, iktisat allamesi üslûbunu benimsemiş, bilmediğim sularda seyrettiğimin farkındayım. Dün hemen bütün gazetelerimiz verdi bu haberi. Herhalde benim gibi o taraklarda hiç bezi olmayanların da bu metni, «Dur bakalım, Derviş dünyanın halini nasıl görüyor?» diye okuyacağını bilerek.
    Bizi ilgilendiren bir ekonomi haberi daha vardı gazetelerimizde. Özetle şu: İspanya çok sarsıldı, Yunanistan iflasın eşiğinde... Ama hamdolsun Türkiye bu fırtınalı sulardan kolay çıkan ülkelerden biri olacak.
    Bugünkü gazeteler, dünya konjonktürü içinde ülkemiz ekonomisini nelerin beklediği konusuna, bakalım itibar ettiler mi?
    *
    Yoksa biz gene kendi bildiğimiz yolda ayağımızı sürümeye devam mı ediyoruz? Ee boş duruyor da sayılmayız. Bizim de cevabını aradığımız «mühim» ve «vahim» suallerimiz var?
    – Polis ile MİT arasındaki gerilim devam edecek mi?
    – Savcı dokuz şehidi askerlere sormuştu. Ne demişler?
    – Yahu unuttuk gitti... Bu kurban kesimi yolsuzluğu açıklığa kavuşturuldu mu?
    – Ben de Patrik Bartholomeus’a bozuldum... Türkiye’nin derdi başından aşmışken, parmak kaldırıp «Öğretmenim, Mehmet bana vurdu!» şikâyetinin sırası mıydı?
    – Peki, Bülent Arınç’a suikast hazırlığı yapanlara ne diyorsun?
    – Müsaadenizle benim de bir diyeceğim var size. Ekonomi, siyaset, açılım konusunda filan değil de... Fatih’te karga avına çıkanlar belli oldu mu, kimlermiş?
    – Onun sırası mı şimdi...
    – Konuşacaksak, bildiğiniz fazladan bir şeyler varsa bu konuda, siz bana lütfen ordu mensuplarına ne oluyor böyle... Asıl onu söyleyin. Biz çocuklarımız şehit oluyor diye karalar bağlarken, subaylar durduğu yerde canına kıymaya başladı. Bu yaşa geldim, bu duruma düştüğümüzü hiç hatırlamıyorum. Bize böyle ne oluyor beyler?
    – Dış Türkler Bakanlığına, benim aklım yattı ağabey?
    – Peki, New York’ta Ajda Pekkan’ı dinlemeye koşanlar da bizim dış Türkler miymiş? Haberde göremedim...
    Kemal Derviş’lere filan kulak verip de yolumuzu şaşırmayalım, biz kendi işimize bakalım arkadaşlar... Bildiğimiz, bellediğimiz yoldan ayrılmayalım!
    – Değil mi canım?

    Üniversitelerdeki Türkçe
    Dil Yâresi
    Yusuf Çotuksöken kırk küsur yıllık dostum. Meydan Larousse takımına katıldığında, Edebiyat Fakültesi öğrencisiydi. O meslekten Türkçeci; kırk yıllık dil ve edebiyat uzmanı, hocası.
    Yusuf’un bir makalesini okudum: «Üniversitelerde Türkçe» ya da «Suçlu ayağa kalk!» idi başlığı. (Cumhuriyet Bilim Teknoloji eki, 18 aralık). Siz mümkünse bulup tamamını okuyun, geçen cuma günüydü. Ben burada size, üniversitelerin Türkçe’sinden Çotuksöken’in haklı şikâyetlerine dair bir fikir vermeye çalışacağım.

    * «Üniversite öğrencilerinin Türkçe kullanımlarında ciddî sorunlar var». Yüzde 30/40 kadarında demeyi de ihmal etmemiş. Az da değil!

    * 1980’den sonra, önce 4 yıl süren Türk Dili Dersleri, iki yıla, sonra da bir yıla (2 yarıyıla) indirilmiş. «Bu kadarı da yeterince değerlendirilmiyor, ciddiye alınmıyor.»

    * Türkçe kullanımındaki sorunların sorumlusu sadece öğrenciler ve öğretim görevlileri değildir, diye bilhassa belirttikten sonra soruyor, «Peki, üniversitelerin hiç mi sorumluluğu yoktur? Cevap: Öğrencilerin yeterli okuma alışkanlığı edinememiş, Türkçe dil ve yazım bilgilerinden yoksun olmaları, çet-Türkçesi’nin olumsuz etkileri, sınıf karşısında hazırladığı bir projeyi sunabilecek medenî cesaretleri bulunmayışı vb noksanlar da sayılabilir.»

    * Türkçe kullanımındaki başarısızlıkların sorumlusu sadece üniversitelerdeki Türkçe öğretim görevlileri ve öğrenciler de değildir. Diğer öğretim elemanlarının (öğretim üyeleri ve görevlilerin de) payı var bu başarısızlıkta. Üzerinde durulacak bir sorundur.

    * «Yakından tanıdığım Türkçeleri çok yetkin öğretim elemanları var; kimi bilimsel yazılarından deneme tadı devşirdiğim çok olur. Öğrencileri onları dinlerken kendilerinden geçmekte, bir sonraki dersi iple çekmektedirler. Kendi alanı dışında hiçbir kültür ve sanat dalıyla ilgilenmeyenler, sözgelimi roman, şiir, öykü, deneme türlerinde ürün okumayan bir öbek öğretim elemanı da var».

    * «Konuştuğum birkaçının yanıtı çok ilginçti. Biri diyor ki, ben bir edebiyatçı, dilci gibi Türkçe bilmiyorum, bilmem de gerekmiyor. Ben bilim yapıyorum... yazı ve kitaplarımdaki Türkçe yanlışlarını da Türkçe öğretmenleri düzeltsin! İşleri ne ki?»

    * Yusuf’tan bir özdeyiş: «Her aydın, bilim, kültür, sanat adamı; sadece Türkçeyi doğru ve özenli kullanmakla yetinmemeli, Türkçe’nin doğru ve özenli kullanılması konusunda da uyarıcı ve yol gösterici olmalıdır!»

  2. #2
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    64
    Mesajlar
    6.980

    Standart Cevap: Hakkı devrim

    Gül ve «müzakereli» açılımlar




    HAKKI
    DEVRİM



    31/12/2009






    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, çırpınarak dikkat çekme ihtiyacı duyan, doruklara çıktığında da kıpraşmadan duramayan yapıda bir insan değil. (Ne demek istediğimi lafı uzatmadan, «Bir an için bugün onun yerine Çankaya’da Bülent Arınç’ın bulunduğunu tasavvur edin» diyerek de ifade edebilirdim.)
    Sakin ve neşeli günler geçirmiyoruz. Ortalık bugün olduğundan çok daha fazla karışsa da, belli ki Çankaya’nın son sâkini hiç telaşa kapılmayacak ve sesini yükseltme ihtiyacı da duymayacak. Hırçınlaşarak, yukarıdan alarak, atıp tutarak herhangi bir sonuç alınabileceğini umanlara hiç mi hiç benzemiyor son Cumhurbaşkanımız.
    Nâzım Hikmet ile Vâlâ Nurettin’in çok sevip kullandıkları, Ermenice deyişle «hagaragord» biri asla değil Abdullah Gül.
    Dün, sonunda hepimize duyurma ihtiyacını hissettiği düşüncelerini bir ölçüde açıkladı:
    – Kurumları haksız yere yıpratmayın, diyor. (Yargı da, Ordu da evet güçlü, ama aynı zamanda hassas kurumlardır.)
    – Hukuk sistemimiz gelişmiş ülkeler seviyesine getirildi. Buna uyum sağlamamız lazım, diyor. (Eski alışkanlıklardan kurtulmaya tek başına kanunları değiştirmek yetmez ki!)
    – «Türkiye’nin normalleşmesi için ne yapılmalı?» sualine cevabı şu: «Türkiye için aslolan AB ile müzakerelerdir, diyor; yol haritamız belli!»
    Lafı uzatmıyor. Muhatabı germiyor. Konulara barışcı bir tavırla yaklaşmayı yeğ tutuyor.
    Nuray Mert müzakereli, kadife devrimler’den söz ediyordu geçen gün ve Jeremy Jones’un «Değişim Müzakeresi» adlı kitabından; oradaki «Devrim yerine değişim» kavramını Ortadoğu ülkelerine taşıma niyetinden (Radikal, 29 aralık).
    O kıvam ancak, Gül’ün bu mizaç ve üslûbuyla tutturulabilir.

    Pamuk hakkındaki kitaplar
    Orhan Pamuk ABD’de, PBS televizyonunun bir programında konuşmuş. Aydın kesimin ve özellikle akıl hocalarının düşündüğünden farklı şeyler söylediyse, romancılığını, Nobel’ini filan bir kenara koyup, ona karşı Allah Allah nidalarıyla gene hücuma kalkarlar, diye düşünmedim değil.
    Anadolu Ajansı’nın haberinden öğreniyorum. Ünlü romancımıza gene siyasete dair sualler sorulmuş. Cevaplarında ben yadırganacak bir yan görmüyorum. Kürt açılımından, laik-islamcı anlaşmazlığından söz etmiş.
    Bana bu defa Orhan’ı düşündüren, o haber değil; Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyelerinden Nüket Esen’in aydınlatıcı mektubu oldu.
    Pamuk’un olağanüstü romanlarını Türkiye’nin görmezden geldiği söylenemez, diyor. (Ben aksini yazıyorum ya!) Örnekler vererek.
    * Dergi ve gazetelerde ona dair yazıları derleyen birkaç kitap, Nobel’i almasından önce yayımlanmıştı. * O. Pamuk’a 2007’de Boğaziçi Üniversitesi fahrî doktora pâyesi verdi. * Aynı üniversitenin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü iki günlük bir Orhan Pamuk Sempozyumu düzenledi. * Sempozyumdan yola çıkılarak yazarımızın romanlarını ve İstanbul’u ele alan 18 makale (bildiriler) kitap halinde yayımlandı. (26 aralık 2009 tarihli yazınızdaki söz konusu paragraf dışında Orhan Pamuk’a dair her söylediğinize katılıyorum. Onun yazarlığını ve edebiyat bilgisini bir edebiyatçı olarak çok beğenirim. Üstelik yirmi yıllık arkadaşım.)
    Nüket Hanım okurum, Engin Kılıç’la birlikte hazırladıkları Orhan Pamuk’un Edebî Dünyası (İletişim Y. 2008) adlı kitabı bana gönderecekmiş. Teşekkürler ederim. (Arsızlık edip diğer yayınların da bir listesini rica edeceğim. Bir zahmet, lütfen!)

    Dil Yâresi
    Türkçe dostlarından (Kıvanç Tos)

    * Materyal kelimesi kafamı kurcalıyor. Bu kelime, çoğul mudur, tekil mi? TDK web sözlüğünde yeterli bilgi bulamadım. Mesela «... geçmiş etkinlikler ile ilgili materyaller için...» denebilir mi? Doğru bir kullanım mıdır söylediğim?
    – Kelimenin Fransızca matériel’den veya Almanca material’den geldiği söylenir. Türkçe imlasında bir anlaşma var gibi: materyal diyor ve yazıyoruz. «Malzeme, gereç» demek. Fransızca çoğulu matériaux (materyo)’dur.

    TELAYNAK
    Nejat İşler

    * Tülin Özen çok cana yakın bir oyuncu. Kapalıçarşı dizisi kadrosuna, çiğ köfteci Seher olarak o da çağrıldı. «Olgun Şimşek’in Mahmut haliyle oynamak çok keyifli» diyordu. «Gerçekten müthiş bir kadroya dahil oldum. Diziyi bu kadar sıcak ve samimî yapan, bu çok iyi niyetli ve başarılı ekip.» (Sabah-Günaydın).
    Aynı gün Milliyet Cadde’de Ali Eyüboğlu’nun atlatma haberi: Nejat İşler, Kapalıçarşı çekimlerine alkollü gelmiş. Yönetmen Ömür Atay da seti paydos etmiş. Durum Erol Avcı’ya iletilmiş. Nejat’la görüştükten sonra Avcı da ekibine «Nejat İşler, bir ağabey olarak benden rica etti, ben de diziyi bırakmasını kabul ettim» demiş.
    Hepsinin canı sıkılmıştır.
    Nejat’ı görürsem bir yerlerde «Bak senin en az baban yaşındayım» diye özür dileyip kulağını çekeceğim.

    Adlar
    * Hüsamettin Tacettin soruyor: «Hatay’a ilk giren askerî birliğimizin komutanı Şükrü Paşa’nın soyadının, herkesçe bilindiği gibi Kanatlı değil de, «Kanadlı» olduğu görülmüş. Nüfus kaydında da keza Kanadlı yazılıymış. Nüfusta yazılı olduğu şekilde mi kullanılmalıdır?
    – Mehmet mi Mehmed mi, diye bir sual yadırganmaz. Ama kanat’ı hep «t» ile yazageldik. Tartışmalara konu olmuş bir kelime değil. Eski Türkçe kana («kuş kanadındaki büyük tüy») ile çokluk eki t’den oluşmuş bir kelime.
    Gene de aslolan, yargı mensubu olmadığımıza göre, adı taşıyan kişinin tercihidir. Cihat adını mesela günümüzde Cihad diye yazanlar da var.

Benzer Konular

  1. Sağlıkta devrim
    Konu Sahibi gogeselam Forum Sağlık
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 28.Ocak.2010, 18:36
  2. The Woo ile Evde Devrim
    Konu Sahibi EKoL Forum Moda ve Dekorasyon
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 11.Aralık.2009, 17:06
  3. Ultrasonda devrim!
    Konu Sahibi SongüL Forum Bebeğim ve Ben
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 24.Kasım.2009, 18:08
  4. Hakkı Devrim
    Konu Sahibi SiNaN32 Forum BASINDAN(seçme makaleler)
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 23.Mayıs.2009, 11:14

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
müslüman sohbet, islami forum sohbet oyun