Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 18 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #1
    Dost Üye Farazi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    1.265

    Standart Behçet Necatigil şiirleri


    Behçet NECATIGIL

    1916 yilinda Istanbul'da dogdu, 1970'da Istanbul'da öldü. Yüksek Ögretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyati Bölümünü bitirdi. Liselerde ardindan Istanbul Egitim Enstitüsü'nde edebiyat ögretmenligi yapti. Orta sinif insanlarin basindan geçen olaylari ev- aile-yakin çevre üçgeni içinde anlatan siirleriyle tanindi. Siire bagliligini hiç dinmeyen bir coskuyla yasaminin sonuna dek sürdürdü. Ölümünden sonra bütün kitaplari Cem Yayinlarinca yeniden yayinlandi. Çok sayida radyo oyunu, çevirileri bulunmaktadir. Ayrica hazirlamis oldugu 'Edebiyatimizda isimler sözlügü' isimli kitabi ölümünden sonra da sürdürülmekte olup kaynak bir basvuru kitabi olma özelligini hala korumaktadir. Ölümünden sonra adina konulan siir ödülü, günümüzde en önemli siir ödüllerinden biri sayilmaktadir. Siire basladigi dönem, Garip akiminin etkin oldugu bir dönemdir. Yine toplumcu gerçekçi siir olarak adlandirilan akimin da etkin oldugu bu dönemde söyleyis özelligi olarak bagimsiz kaldigi ve kendi söyleyisini yakaladigi kabul edilmektedir. Siir üzerine yazmis oldugu yazilari ölümünden sonra 'Bile yazdi' ismiyle kitaplastirilmistir.



    SEVGİLERDE


    Sevgileri yarınlara bıraktınız,

    Çekingen tutuk saygılı

    Bütün yakınlarınız sizi yanlış tanıdı;

    Bitmeyen işler yüzünden

    ( Siz böyle olsun istemezdiniz )

    Bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi

    Kalbinizi dolduran duygular kalbinizde kaldı

    Siz geniş zamanlar umuyordunuz

    Çirkindi dar vakitte bir sevgiyi söylemek

    Yılların telaşlarda bu kadar çabuk geçeceği,

    aklınıza gelmezdi.

    Gizli bahçenizde açan çiçekler vardı

    Gecelerde ve yalnız

    Verneye az buldunuz yahut

    Vakit olmadı.


    B.N


    GİZLİ SEVDA


    Hani bir sevgilin vardı
    Yedi-sekiz sene önce
    Dün yolda rastladım
    Sevindi beni görünce

    Sokakta ayaküstü
    Konuştuk ordan-burdan
    Evlenmiş, çocukları olmuş
    Bir kız, bir oğlan

    Seni sordu
    Hiç değişmedi dedim
    Bildiğin gibi
    Anlıyordu

    Mesutmuş, kocasını seviyormuş
    Kendilerininmiş evleri
    Bir suçlu gibi ezik
    Sana selam söyledi.


    B.N


    SOLGUN BİR GÜL DOKUNUNCA


    Çoklarından düşüyor da bunca
    Görmüyor gelip geçenler
    Eğilip alıyorum
    Solgun bir gül oluyor dokununca

    Ya büyük şehirlerin birinde
    Geziniyor kalabalık duraklarda
    Ya yurdun uzak bir yerinde
    Kahve, otel köşesinde
    Nereye gitse bu akşam vakti
    Ellerini ceplerine sokuyor
    Sigaralar, kağıtlar
    Arasından kayıyor usulca
    Eğilip alıyorum, kimse olmuyor
    Solgun bir gül oluyor dokununca

    Ya da yalnız bir kızın
    Sildiği dudak boyasında
    Eşiğinde yine yorgun gecenin
    Başını yastıklara koyunca

    Kimi de gün ortası yanıma sokuluyor
    En çok güz ayları ve yağmur yağınca
    Alçalır ya bir bulut, o hüzün bulutunda
    Uzanıp alıyorum, kimse olmuyor
    Solgun bir gül oluyor dokununca

    Ellerde, dudaklarda, ıssız yazılarda
    Akşamlara gerili ağlarla takılıyor
    Yaralı hayvanlar gibi soluyor
    Bunalıyor, kaçıp gitmek istiyor
    Yollar, ya da anılar boyunca

    Alıp alıp geliyorum, uyumuyor bütün gece
    Kımıldıyor karanlıkta ne zaman dokunsam
    Solgun bir gül oluyor dokununca


    B.N


    İNCİR YAPRAKLARI


    Yumuldular uğultular arasında
    İncir yapraklarını artık kim düşünürdü
    Sallanırken iki dalga arasında bir martı
    Bu yatağa, koltuğa, bu kara tahtalara
    Düşmeden önce
    Eksiydi eksi şimdi iki artı.

    Gömüldüler dalgalar arasına
    Ellerinde uzatılan iki elma
    Yüzlerinde alı al bir kızartı
    Bekleyen yan yana ayrılıklardı
    Perdeler inerse az daha sürerdi
    Yumuldular, gözlerini yumdular.

    Eksikti tamken bile hepsi bu kadardı
    Dumandı, dağılır, çiçekti solardı
    Uçuşurken üflenmiş şeytan arabaları
    Anladılar, duruldular, doğruldular
    Az önceki incir yapraklarını
    Aradılar, buldular, tutundular.


    B.N


    KORKU ÇİÇEKLERİ


    Ne peygamber, ne de çan çiçekleri
    Ne de buhûrumeryem
    Hep korku çiçekleri
    Oldu saksılarımızı süsleyen

    Ürkek bezgin baktığımız göklerden
    Yarınlara güvendi umduğumuz
    Çocuklar, evler ve ekmek
    Ama mutlu muyuz?

    Zehirli, yeşerirse toprakta
    Bir tohum, içtiği baldıranlardan
    Açar korku çiçekleri, yozlaşmış tür
    Yeni aşı ister, budamak ister
    Bizden geçmiştir

    Vardığımız her çizgi bir duvar kesildi
    Kaygan küfler aşamayınca
    Ve ne olur bilirsin
    Ve güzeldir dünya
    Yaşamayınca


    B.N


    NERDE NEDEN


    Nerde neden kırılır
    Bir üçüncü varsa önemsiz bir sözde
    Birden kırılır

    Neyi neden saklar
    Arkasından konuşurlar bilir de
    Kendinden saklar

    Nerde neden ölür
    Uzak mezarlar
    Kendinde gömülüdür


    B.N


    YİNE


    Çoktan bitmiş konuşacaklarımız
    Tekrar tekrar konuşalım
    Akşamdır alkol, aslında kanıksamışız
    Gel yine sevişelim

    Boş ver bir dolu
    Düşlerde derviş
    Kirmızı beyaz güller
    Mezarda bitermiş

    Düşündüler çok mu az
    Gel biz de düşünelim
    Her geceye giden parfüm sevişmek
    Gel yine sürünelim


    B.N


    DONMUŞ DALLARDA ÇİÇEK


    İyidir beraber olmamız
    Yaklaşmış, değişik
    Duyulur çevrenin gürültüsünde
    Issız
    Bizde bir şey eksik

    Belki de bir şey fazla, yıllarca bilmedik
    Çökmüş birdenbire ağır
    Bir kırık gülüşte
    Yitik
    Ümitsiz hatırlanır

    Bulmak gibi tıpkı
    Karlar altında kayıp uzanırken ova
    Yolu kendiliğinden
    Donmuş dallar esen ılık rüzgara
    Çiçek açar çekingen

    Aldanarak, unutulmuş
    Senin yolun ayrı, benimki ayrı
    Az sonra ikimiz de yalnız
    Kısa bir zaman için, saat beş suları
    İyidir beraber olmamız


    B.N


    KARANTİNA


    Bulaşıcı hastalık
    Düşünüyorlar
    Nereden aldınız
    Çok da uzun sürdü

    Çocukluk gençlik
    Kaldığınız evler
    Bilinen yerler
    Hangisinden aldınız

    Karayalnızlık
    Olabilir diyorlar
    Geçer diye çekindiklerinden
    Yıllardır burdasınız


    B.N


    DÖNME DOLAP


    Nerden niçin mi geldim
    Bilmeden bir şey diyemem, ya siz
    Hem hiç önemli değil
    Geldim, yer açtılar, oturdum
    Girip çıkanlar vardı
    Zaten ben geldiğimde

    Başka şeyler de vardı, ekmek gibi, su gibi
    Gülüşler öpüşler ne bileyim hepsi
    Doğrusu anlamadım bir düğün dernek mi
    Sonra da kimileri düşünceli, durgundu
    Gidenler neye gitti doğrusu anlamadım
    Zaten ben geldiğimde

    Bir luna-park mı bir konser bir gösteri
    Bilmem pek anlamadım önüm kalabalıktı
    Sıkıştığım yerde vakit çabuk geçti
    Bak dediler baktım pek bir şey göremedim
    Hem her yer karanlıktı
    Zaten ben geldiğimde

    Benim tek düşüncem büzüldüğüm köşede
    Nasıl çekip gideceğim kalk git dediklerinde
    Çünkü çıkmak sıkışık sıralardan mesele
    Kalkacaklar yol vermeye bakacaklar ardımdan
    Az mı söylendilerdi şuracığa ilişirken
    Zaten ben geldiğimde


    B.N


    PARILTI


    Çakar şimşek düşer yıldırım
    İşte bir şey birden söylenir geçer

    Yıllar neyi eskitir, bir takvimi eskitir
    Bir terlik, yerine yenisi
    Tükenişlerde insan
    Söylenir, geçer


    B.N


    ŞİİR DÖLLEMESİ


    Öylesine olmalı ki değinme
    Döllemeli, yetmez orgasmus.
    Embriyon ve dölüt
    Başlamalı büyümeye beyinde.

    Gevşemeden az sonra kollar
    Bir şeyler eklemeli verdiğine.
    Değer miydi yoksa bunca bekleme
    Ellenmemiş organlardan elleri
    Bir okşayış gibi gelip geçecekse.

    Bütün diri spermalar, şiirler
    Kalsın yerli yerinde
    Tavlı topraklara değil de
    Kuru tahtalara düşecekse.


    B.N


    AŞK DUYARLIĞI


    Uzanır fildişi turlarına
    Perdeleri çekili odaların birinde
    Sabırsız, gergin ve usta parmaklar
    Ve çalınır kızlığı, dolendo

    Gecenizde ansızın duyduğunuz sestir bu

    Hep kendi dünyasında olacak biliyordu
    Üstelik ne kadar var görmedi
    Nasıl duyar? Duyar
    Ve alınır yalnızlığı, dolendo

    Gecenizde ansızın döktüğünüz yastır bu


    B.N


    ÇAĞIN TANIĞI OLMAK


    Fırlat at uzağa
    Döner gelir bumerang

    Yukardan aşağı, boş küpler,
    Soldan sağa
    Hangi harfleri koymalı
    Ki çözülsün bilmece

    Diş diş
    Kalıntı çağ mazgalları
    Sonra yeni katmanlar
    Bir intihar gibi içerde

    Aldatışı yakınların
    Bilinseydi
    Kime inanacaksın
    Ki hangi yolları yürümeli

    Çocukluk, gene ancak çocukluk
    Gerçi o da acı
    Ama iyi ki var
    Yerine hangi mutlu yaşantı

    O nineler, o kızlar, o evler
    De yoksa
    Kimin bu toprak
    Çok düşünmüşümdür

    Onu benden, beni ondan ayıran
    Düzenler
    Bırakmaz bizi bize, bölücü
    Ölmüş nice değerler, ben de ölmüşümdür

    İçindeyim, diretiyorum çağa
    Size ne miyim ben, siz bana nesiniz
    Bir hayal, bir masal mı eski
    Ama ben görmüşümdür

    Fırlat at uzağa
    Döner gelir bumerang


    B.N


    SEVGİLERDE


    sevgileri yarınlara bıraktınız
    çekingen, tutuk, saygılı
    bütün yakınlarınız
    sizi yanlış tanıdı

    bitmeyen işler yüzünden
    (Siz böyle olsun istemezdiniz)
    bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi
    kalbinizi dolduran duygular
    kalbinizde kaldı

    siz geniş zamanlar umuyordunuz
    çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek
    yılların telaşlarda bu kadar çabuk
    geçeceği aklınıza gelmezdi

    gizli bahçenizde
    açan çiçekler vardı
    gecelerde ve yalnız
    vermeye az buldunuz
    yahut vakit olmadı


    B.N


    ASTAR


    Siz hiç eski tahtalara yağlı boya yaptınız mı?
    Bütün iş ilk çekilen boyadadır, astarda
    Astar düzgün değilse tepserir boya
    Islak duvarlar gibi dökülür pul pul

    Bir hava kabarcığı alttan doğru yavaş
    Taşır bazı şeyleri dipten yüze
    Çıkar suya yukarı, döner bir zaman yavaş
    Söner suyun üstünde

    Daha demin titrek dokuyordu aşkı
    Konuşan bakışlar, ince gülüşler
    Daha demin vardı

    Sustunuz ikiniz de, gözleriniz daldı
    Boğdu sevincinizi sularda kıskanç
    Bir hava kabarcığı


    B.N


    VARYETE


    Kız sen değil miydin olur hay hay diyen
    İç bir parça içki de gerisi kolay diyen
    Kız senin bu haline sözlüklere baktım söz yok
    Kız sen ne yalancı şeysin hiç de mi yüz yok

    Ellerin uçurtmalar gibi uçar hareli
    Dostun biri kadeh sunar elime
    Yorgun alna şifa imiş yâr eli
    Kız bak benim sefil nâçar halime
    Gönlüm göğsüm yareli

    İster tef al eline ister oynat zilleri
    Dolmuş senin gözlerine bu dünyanın halleri
    Bu dünyanın halleri
    Gündüzleri çökertiyor belleri
    Geceleri gözyaşından akıtıyor selleri
    Bir of etmek ofu oftan duyulmak
    İşte budur sana çeken kulları

    Kız anladık anladık sende de iş yok
    Sökmek için kederi ustaca bir giriş yok

    Mağrur olma oyuncu kız oynuna
    Gülmesini biliriz biz yalandan
    Güzel hatrın uğruna

    "İçerim yanıyor, dışarım serin"
    Olmasını biliriz
    Öyle olsun bizleri sen şenlendirdin
    Ama bil ki âlâsın numaradan
    Yapmasını biliriz
    Ferman senin gelin dedin
    Geliriz gene geliriz


    B.N


    YAY


    Derinden sesler geliyor
    Durduramaz beni aşkın
    Bekle geçinceye kadar
    Yayı daha germe
    Kıracaksın

    Karanlıkta kımıldayan düşünceyi
    Göremez sendeki göz
    Örtülere büründüğüm şu anda
    Düşmüş senden kumaşlar
    Çıplaksın

    Eser serin bir rüzgar
    Sen çok sıcaksın
    Koptu senden ellerim, köprü yıkıldı
    Seni benim tarafa nasıl alabilirim
    Uzaksın


    B.N


    KİRLİ SORU


    Benim oralarda hiçbir işim yoktu.
    Şeytana uydum.
    Aç ahtapotlar kaynaşırken dipte,
    Kaypak kalabalıkta sürükleniyorum.

    İnce yüzünüzde üzgünce bir bakış
    Birden sizi gördüm.
    Açtı arı doruklardan bir safran
    Durdum.

    İlk sevgili güldü yitik anılardan.
    Mutsuz, yalnız.
    Sessiz kınamanızı, utançlarda küçülmüş
    Aldım, geri döndüm.

    Gelsem,
    Siz yine orada mısınız?
    Konu Heyhat tarafından (10.Ekim.2009 Saat 03:33 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    69
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Behcet necatigil

    ABDAL MUSA


    Bir piston
    Kalmamı ister dilediği yerde
    Tekler çoğulluğumu
    Bir dinozor zor yer beni:
    Yadi can beygir gücü.

    Karıncaydı devenin
    Tepip oyluğun ezen,
    Bir bücür yere çaldı
    Dev gibi pehlevanı - -
    Unuturlar anı.

    Bir sürek avında
    Ölüsünü görmeye gelirler,
    Abdal Musa demişler
    Bağrına saplı oku
    Çıkardı verdi geri.

    Bu söz ibret sözüdür
    Arifler ocağında
    Yanar özge bir ateş
    O ateşin dilleri,
    Hele bir gel beri.


    B.N


    ACI UTANMAK


    Büyüsün küçülmen,
    Bu senin yakının!
    Yaklaştın mı sağlığında
    Şimdi de uzaksın!

    Duyur istersen
    İlanlar ne yapsın?
    Ana baba kardeş
    Yaşarken ne yaptın?

    Görseler gazetelerde
    Dostlar tedirgin
    Bir iki telefon
    Yeter üç beş akraba.

    Yükler ağır kaldırdınız
    Kırık, ezik bir yığın.
    Göm, gömülmez
    Utancın, uzaklığın.


    B.N


    AİLE DURUMU


    Yemeden olmuyor
    Yapılara, yakıtlara, taşıtlara
    Ödemeden
    Yememize ne kaldı?

    Sıcak durulmuyor
    Otur oturduğun yerde
    Geçsin bu gün de gidersiz
    Geçmemize ne kaldı?

    Vurulsa yüzdeye
    Kaçta kaç yaşamak
    Bir şeyler görmeye
    Görmemize ne kaldı?


    B.N


    AKŞAM ŞİİRİ


    Birden hatırlarsın,
    O da seni - - birden bazan:
    Nerde, ne yapar şimdi
    Parlar bir özlem anılar arasından.

    Bu akşam ne garip sözcük
    Sanki ilk duydum, yadırgıyorum:
    Akşam. Bilmem bulur muyum
    Yollara baksam?

    Söner yangın birazdan
    Yatışır özlem.
    Bir gün karşılaşırız
    Bir gün, bir yarım akşam.


    B.N


    AŞK GELMİŞ CİHANA


    Kız kaptırdı gönlünü
    Sevdiği oğlan kalpsizin biri
    Alay etti güldü...
    Hiç aşka gülünür mü?

    Ne çare, cahil aklı
    Kız hastalandı, yattı
    Mumda yandı pervane... öldü.

    Oğlan sormakta haklı
    Hiç aşktan ölünür mü?


    B.N


    ATATÜRK Ü DUYMAK


    Ulu rüzgarlar esmedikçe
    Yaşamak uyumak gibi.
    Kişi ne zaman dinç
    Dalgalanırsa bayrak bayrak gibi.

    Ne var şu dünyada ekmekten daha aziz?
    Sürdüğün tarlalara sevginle serpildik,
    Ekmek olmak icin önce
    Buğday olmak gibi.

    Silinir sözlüklerden sen hatıra geldikçe
    Cılız sözler: usanmak, yorulmak, durmak gibi.
    Kuvvettir yaptıkların her yeni yetişene,
    Bir ışık-kaynak gibi.

    En yakınlar zamanla fersahlarca uzak gibi;
    Bir sen varsın kalacak, bir sen ölümsüz
    Daha da yakınsın, daha da sıcak.
    Bıraktığın toprak gibi.

    Kaç Türk var şu dünyada, bir o kadar susuz:
    Hepsinin gönlünde sen, bir pınar bulmak gibi.
    Ancak senin havanda sağlıklar, esenlikler;
    Olmaya devlet cihanda Atatürk'ü duymak gibi.


    B.N


    AYRILIKLAR


    Karadenizde gemilerin mi battı,
    Ağzını bıçaklar açmaz,
    Üzüntüdesin gayet.
    Sen sızlanmışın çok mu,
    Bize edebiyat öğretmeni anlattı:
    Neyler bile etmiş şikayet.

    Baktın ki olacak gibi değil,
    Unuttu diyelim nihayet;
    Yine de bulunur tesellisi:
    Dünyada başka kız yok mu,
    Elini sallasan ellisi -
    Mesele bundan ibaret.


    B.N


    BALBAL


    Kaç yaş yaşadı umutlar
    Uçup gittiğinde
    Girdiğim yas törenleri
    Sahiden girdim mi?

    Yüzdeye vurunca
    Kaçta kaç sevinç
    Acılar içinde
    Sahiden sevdim mi?

    Görür gözüm görmezden
    Bilir usum bilmez gibi
    Aldanıp al kumaşları
    Sahiden giydim mi?

    Mızrak batımı kar
    Mutsuzluk ovalarında
    Aradım, savaştım
    Sahiden buldum mu?

    Yere dikili gözler
    Baktım bir yerde yukarı
    Yukarda - -
    Sahiden gördüm mü?


    B.N


    BARBAROS MEYDANI


    Biliyorum ayıp ve mânasız
    Ama peşlerinden gidiyorum
    Gezmeye çıktıkları vakit
    Ana kız.

    Utanır da belki
    Anasının sırtındaki
    Yeldirmeden,
    Kız bir adım önde gider
    Sezdirmeden.

    Beşiktas'ta Barbaros Meydanı
    Sağı anıt, solu türbe
    Ortası kare şeklinde,
    Parkıdır yoksulların
    Bilhassa yaz ayları.

    Fidanların, mezarların önünde
    Yontulu taşlar çepçevre,
    Yer yer banklar konulmuş,
    Meydana dolmuş millet
    Sıra sıra oturmuş.
    Ah genç kız kalbi,
    Sıralara bakar elbet.

    Meydanın ilerisi deniz kıyısı
    Karaya çekilmiş kayıklar
    İskele gazinosu yanda
    Sulara dökülmüş ışıklar
    Üsküdar şu karşısı.

    O nemli topraklara
    Ana çöker yorgun argın,
    Kalmış gözü arkada
    Kendi ayakta kızın.


    B.N


    BAŞSAĞLIĞI


    Ben uzaklarda olmalıyım, çok uzaklarda
    Acılar unutulduktan sonra
    Dönmeliyim.

    Ölümlerin karşısında şaşırıyorum
    Ne desem ki
    Düşünüyorum.

    Kalanları ağlıyor gidenin
    Benim gözlerim kuru
    Herkes bana bakıyor, biliyorum
    İçlerinden geçenleri.

    Başsağlığı dilemek
    Garibime gidiyor
    Ölen öldü, sen yaşa
    Küçültmeye benziyor.

    Beni böyle kitaplar mı yaptı ne
    Kağıtlarda gidenlere içlenip ağlayan ben
    Hayattaki ölümlerde put gibi duruyorum.

    Ben canavar ruhlu muyum
    Bir ölü evinde tek söz söylenmeden
    Put gibi duruyorum

    kimse anlamaz derdimi
    Ben uzaklarda olmalıyım, çok uzaklarda
    Bir yakınım öldümü.


  3. #3
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    69
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Behcet necatigil

    BELLEK


    Yaşlılık, bıkıldı
    Zaman geçer: Bir kitap
    Çevir sayfalarını.

    Yok bu çölde
    Bittikçe baştan
    Çevir sayfalarını.

    Açtıkça yaprakları
    Değişen bir çiçek dürbünü - -
    Çoğu yararını gördü.


    B.N


    BEYLER


    Sökülende bir çadır
    Yaklaşırken çıngırak
    Deve boyunlarında
    Kulak çınlamaları.

    Önünde, uzakta alıştığın sofra
    Alırken ondan ondan
    Çıt eder, çatlar fanus
    Kulak çınlamasından.

    Ne telaş, ne de ezgi
    Çevrenizde güzeller
    Yahu, beyler!

    Kesilir uğultu
    Silinir arazi
    Gider tapu, beyler!


    B.N


    BİLMECELER


    Elimde ne var
    Elimde, avucumda..
    Gene ne var
    Yolların ucunda?

    Avucu alalım:
    Yüzük, değirmen taşı
    Hançer, kama
    Defne dalı?

    Buğday, karınca
    Hangisi kimden
    Süleyman'dan,
    Adem'den?

    Yollara bakalım:
    Yolların sonu dağ,
    Bir sütun mu yoksa
    Ferhad'ın deldiği?

    Bilemem bildiğim
    Zaman zaman zamanın
    Bize neler verdiği,
    Bizden neler aldığı.


    B.N


    BİR ALBÜMDEN RESİMLER


    Okunmuş toprak
    Çocukluğumun resmi
    Sargıdan görülmüyor
    Boynumda köstebek izleri.

    Lise son sınıf
    Gençliğimin resimleri
    Gülümseyen arkadaşlar
    Neydi isimleri?

    Kuytu köşe, kitaplar
    Gömüldüğümün resmi:
    Yüksek okul, bir onuru korumak
    Habersiz çekilmişti.

    Sonra her şey değişti
    Yolum bir ormana düştü
    Gür otlar, çalı, ceylan
    Vurulan ben oldum, bu onun resmi.

    Bunlar da ellerim yazgı çizgi
    Derken tenha bahçe
    Biraz dinleneyim dedim
    Kovulduğumun resmi.


    B.N


    BİR BİR DAHA BİR DAHA


    Tanrı imtihan eder
    Tekrar imtihan eder
    Kul hazır ümitler
    Kendi öyle zanneder.

    Kiminde hafif geçer
    Hatta bir şey sorulmaz
    Kiminde bu kaçıncı
    Çokları isyan eder.

    Değişik konular
    Ne belli bir kitap
    Ne bunca hastalıklar
    Birbirine benzer.

    Ezelden yazılmışsa
    Geçilir ince köprü
    Herkes mutlu olamaz
    Boşunadır çareler.

    Onu neye bıraktı
    Sır gözetir Tanrı
    Kutsal aydınlığına
    Sırları kalkan eder.


    B.N


    BİR KAPI


    Açıldıkça çarpar, içe dönük bir kapı
    Ama sen - - ancak bu oldukça.

    Kırılır - - yıkılırken çekil,
    Karanlık park ağaçlar bir sıra.

    Yalnız - - sonra seni kim anlatır
    Ne anlatır yokluğunda?


    B.N


    BİR KIŞ AKŞAMI


    Pencereye kar düşünce
    Çalar akşam çanı uzun,
    Evi düzen içinde
    Hazır sofrası çoğunun
    Gezgin-göçebe kimi de
    Gelir karanlık yollardan kapıya
    Toprağın serin özsuyu
    Açar altın,kemer ağacında.
    Yolcu girer içeri sessiz,
    Eşiği taş yapar acı.
    Duru aydınlıkta,sofrada
    Ekmek,şarap parıltısı.


    B.N


    BİR ÖLÜMDEN KALANLAR


    Doğuşundan beridir sakladığı
    Tanrının bir emaneti vardı.
    Yatağa düştü,
    Üçüncü gün akşam üstü, geri verdi güler yüzlü.
    - Kalsın bende temelli, diye ağlar bazıları. -
    'Pişirdiğim aşla, bağladığım başla gideyim,
    Üç gün yatak,
    Dördünde toprak olsun yerim! ', derdi.
    Geleni gideni yokkken gençliğinde bile,
    Akşamları gizli gizli, bilinmez
    Kimi gözlerdi?

    Tanrının sevgili kuluymuş,
    Muhtaç olmadan öldü.
    Ama gözleri yine kapıdaydı,
    Belliydi birini beklediği.
    Son sözü bir kadın ismi oldu, hiç duymadığım.
    Lakin anlaşılamadı gitti, söylemek istediği.


    B.N


    BİR SUSMA EĞRİSİ


    Susmanın ibadet
    Olduğu yerde
    Ne çok
    Konuşuyordu.

    Arada bir, tek başına yaşayan
    Hasta, yaşlı birini
    Yoklamaya gider gibi
    İç denetimden geçebilirdi.

    Seslerin hele kof, sığda
    Çiğ ve güncel
    Eriyeceğini havada
    Bile bilmiyordu.

    Kınayan, sessiz bakışlar
    Ancak bir akşam üstü
    Beklemiş, çok beklemiş
    Birden sözünü kesti.


    B.N


    BİR EV BİR ÇOCUK


    Gençten bir adamdı
    Hikayesi gayet kısa.

    Yıllar yılı tek başına yaşadı
    Bir gün rastladı bir kıza

    Düşündüler, birlikte yürüseler
    Ömür geçiyor nasılsa.

    Şimdi içine bir ev, bir de çocuk girer
    Aşkları yazılsa.


  4. #4
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    69
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Behcet necatigil

    BİR İSTANBULLUNUN NOT DEFTERİNDEN-1


    Değişmedi
    Çocukken de..
    Emektar mum
    Şimdi elektrik kesilmelerinde.

    Kar çamur kışlar, bata çıka
    Öğrenciyken de - -
    İyi ki ayaklarım yürüyorum
    Taşıtlar almayınca.

    Semt semt, belli günlerde
    İyi ki hala sergiler - -
    Ucuzluk arıyorum
    Ninemin pazarlarında.

    Mumlar, çamurlar, çarşılar
    Vura vura kendimi birinden ötekine
    Böyle katı oldum.

    Bıçkın arabalar sıyırıp geçer beni
    Her an çiğnenme korkusu
    Onca eğreti oldum.

    Yazmıştı birisi
    Hangi kitaptaydı
    Onun anlattığı oldum.


    B.N


    BİR İSTANBULLUNUN NDT DEFTERİNDEN-2


    Sokaklarda gerçeğin yüzleri
    Park etmiş kaç yüz kaldırımlarda
    Bir yol
    Bulmaya çabalar arabasız.

    Yalvarmalı izleyerek taşıtları
    Bir araca bin de nasıl binersen bin
    Zifoslar fışkırtarak üstüme
    Basar gider arabalı.

    Bir mahşerde itile kakıla
    Sindikçe sinerek
    Ben bu yaşa gelmiş adam
    Başka yere gidemem ki.

    Bu duraktan bu otobüs
    Ne zamanları geçer
    Sorarım, gülerler:
    Bekle, Baba!

    Beklerim kış yaz ayaz
    Kuyruklarda
    İstanbul'da yaşıyorum
    Yaşamaksa.


    B.N


    BİR İSTANBULLUNUN NOT DEFTERİNDEN -3


    Beni biri ötekine yolladı
    Doktordu, bilirdi
    Hastalığınız yalnız bu değil,
    Değildi.

    Üçüncü bir doktora ihtiyaç belirdi
    Benim gibi bazıları
    Hiç doktora gitmedi
    Gitseler miydi?


    B.N


    BİR YATAK VE PİKE


    Kaynar gene kapalı kap
    Başlar taşmaya çok iyi
    Bildiğimiz acılar - -
    Durgunlaşmaz mıyız?

    Kandır nasıl köpürür
    Yüksek duvar saplantı
    Bıkkınlık - - ah kolay olsa
    Yıllardır aşmaz mıyız?

    Yılgın gemiyiz açıkta
    Gösterin bize göre bir kıyı
    Yakıp son direkleri
    Yanaşmaz mıyız?


    B.N


    BOŞUNA...


    Yanımdan geçerken bir tuhaf baktı,
    Arzulu ve davetkardı mutlak.
    Bense neden sonra farkına vardım,
    Böyle işler bizden ne kadar uzak.

    Şimdi
    Ha başımı taşlara vurmuşum,
    Ha düşmüşüm geceyle sokaklara;
    Kimbilir ne zaman karşılaşırım,
    Hem tanıyacağım da şüpheli bir daha..


    B.N


    BU SU


    Çırpıntılı denize
    Her yakın dalışta
    Sakınsak da başımızı
    Günlerce kulak ağrısı
    Gidenden sestir bu.

    Sonra görme bozukluğu
    Karanlıkta karşımızda
    Oturduk aynı sofralarda
    Renkli kuşlar uçtu
    Boşalan kafestir bu.

    Ömrümüz süredursun
    Hayallerin peşini
    Doldurmak bir boşluğu
    Evlerde şurda burda
    Silinen izdir bu.


    B.N


    BURÇ..


    Falınız öyle gösteriyor
    Hangi su bengi su
    Gurbetin ucundasınız.

    Bir tren ya da gemi
    Bir zaman geçiyor
    Siz de içindesiniz.

    Karanlığa çıkınca
    Bilen çıkmıyor
    Hikmet burcundasınız.


    B.N


    BUZ ÜZERİNE BİR YORUM


    Sıcak çok sıcak
    Alışmış olmalıydık
    Sıcağın geçmişi var
    Buzun geleceği yok.

    İçimize kapandıkça hüzün
    'Bir gül açılmaz yüzün tek.'

    İster gibi geri gelsin geçmişler
    Şimdi birimiz ölsek başlar tık
    Yani her şey başımızın altından
    Ansızın çekilen bir yastık.


    B.N


    COĞRAFYADA ŞART KİPİ


    Her günkü yollarından evlerine dönerken
    Vurur yorgun adamların parçalanmış gölgeleri
    Saray duvarlarına.

    Coğrafya kitabında konu:
    Yeryüzünün şimdiki hali.
    Ülkelerin yüz ölçümü,
    Engebeler, dağ, orman, vadi.

    Akar su, iklim, yağış
    Bitkiler, nüfus, konuşulan dil
    Halkın geçim kaynakları - -
    Ülkeleri bildirir
    Bir coğrafya kitabı.

    Bilgi! Kitaplar ne bilir,
    Ben ölçmedimse bütün ölçümler boşuna.
    Yağmurların sözü nasıl edilir,
    Alnım ıslanmadıysa serin yağışlarında.

    Ne denizler deniz, dağlar dağdır
    Ne bahçeler bahçe.
    Yok öyle göller
    Ben olmayınca.

    Ben gidemiyorsam
    Kitaplar aldatır.
    En verimli toprak, ben göremiyorsam
    Katı, kıraç, kısır.

    Gök-delen yapılardan söz açar
    Işıklar içinde bir şehir
    Salaşlardır, sallanan, ben gezemiyorsam
    Adımlarım değmiyorsa uzun, sonsuz sokaklar
    Başlamadan bitiverir.

    Koca koca şehirler
    Milyonların üstünde - -
    Coğrafya kitapları!
    Geçer yorgun adamlar sarayların önünden
    Kapıları kapalı.


    B.N


    ÇATI


    Her çatı ev
    Çadır da
    Bitmez tasaları
    Taşıyın sırtınızda.

    Bıkılır, tükendi
    Hep aynı
    Biçimsiz boşluklar
    Dolu sandıklarınızda.

    Sürmeli sürgün
    Varsa varsınız
    Çıplak gözle bulanık
    Bir uzak gözlüğü.

    Korkusu yalnızlık, zulmü kendine
    Acısı da öyle,
    Bir valiz göçebe
    Ordan oraya.

    Açar kapar bir kanal
    Her gün kapaklarını,
    Dolar boşalır sular
    Ev mi, yollar mı?


  5. #5
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    69
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Behcet necatigil

    ÇOCUKLAR


    Çarşılarda birşey
    Biz pek aramazdık çocuklar olmasaydı

    Kasaplarda manavlarda bazı yorgun kadınlar
    Hep de tenha saatleri seçerler
    Sonra yavaş bir sesle
    Çocuk için hasta kaç gündür yemiyor
    Biraz et biraz meyve isterler

    Sevdiği bir reçeli gün aşırı yalnız ona
    Kaşıklarla beraber büyük bir üzüntü
    Uykularda bile bitiyorsa
    Yağların şekerlerin çayların
    Annelere düşündürdüğü

    İnsanlara,tezgahlara,kağıtlara kolaydı
    Biz bu kadar eğilmezdik çocuklar olmasaydı


    B.N


    DARGINLIK


    Ve susmak
    Bir denizin çekildiği
    Bir rüzgarın kesildiği
    Anlaşılınca

    Boştur konuşmak
    İlk iskele
    Kurtuluş
    Yanaşılınca

    Ne selam, ne veda
    Felaket bir vapur
    Çık hemen
    Bir yağmur serin, ince.


    B.N


    DÜNYA ÇOCUK YILINDA -1


    Bütün çocuklar
    Yokluk bilmesinler
    Et, şeker, süt bulsunlar
    Giyimli, tok ve rahat
    Gitsinler okullara
    Sınıflarını geçsinler.

    Büyükler biraz daha yorulsun
    Onlar da büyüsünler
    Onlar da mesut olsunlar
    Geçti, kaç savaş ezikliği
    Çocukları düşünsünler
    Çocuklar iyi gün görsünler.


    B.N


    DER BİRİ SİZİN İÇİN


    Ben onu tanıdım, çok günler yanındaydım
    O daha yaşlanmıştır, ben yaşlandım.

    Bir yağmur yağardı, ılırdı çiçekler
    Sesti yakınlığı, sessizlik yakındığım.


    B.N


    DERS


    Kitaptaki konuları
    Öğretmiş olsanız,
    Yerinize başkası gelince
    Görmedik, der bütün sınıf,
    Okutmadı, öğretmedi.

    Meslek cilveleri..
    Sonraki, yerinme!
    Öğrenciler
    Hep yeni ağızdan duymak ister,
    Yinele aynı şeyleri!


    B.N


    DOST !


    Dostumdu önceleri,
    Göznurunu kitaplara dökmek varken
    Avare gezerdi caddelerde.
    Dünya böyledir zaten,
    Kadın olmasın ara yerde.

    Bir varmış, bir yokmuş aramızdaki dostluk.
    Kızına kıl kadar olsun göz koysaydım,
    Derdim, buydu korktuğu.
    Odama uğramaz oldu, semtimden geçmez;
    Oysa bir ben vardım içli dışlı olduğu.


    B.N


    DUR ŞİMDİ


    Gezilerdi sevgilerdi içtenlikler
    Geldilerdi gerekirdi gitmeniz.
    Kaldı, hep siz
    Geri çevirdiniz.

    Düz duvar tırmanmalar
    Sözde nedenleriniz.
    Eşleri çocukları dostları
    Unutmuş gibiydiniz.

    Belli yaklaşmasından
    Bakalım bu, dinler mi
    Siz sahi hep öyle derdiniz:
    Dur hele, dur şimdi!


    B.N


    DURAKLAR


    Bir kişiyi sevgilerde görmeye
    Kaç kapıdan geçeceksin:
    1) Kimlik kartı
    2) Yanına katılanlar
    3) Bırakın eşyanızı
    Son kapı açılınca karşında başkası.

    Kaç merdiven çıkacaksın:
    1) Görmen şart mı
    2) Ya yoksa
    3) Bakalım ister mi
    Son merdiven bitince
    Bir boşlukta kalacaksın.

    Yan yana daireler:
    1) Gecikme
    2) Çok geç
    3) Gitti
    Aradığın hangisi
    Kime, neyi soracaksın?

    Hayal mi, gerçek mi
    Kollaya önleye
    Düşleri, düşmeleri
    İşte gene sokaktasın.


    B.N


    DUYURU


    Sessizliği bir evin
    Telefon, kapı
    Açan yoksa
    Bir şeyler olmuştur.

    Ya gittiler uzaklara
    Ki bu kurtuluştur
    Ya yalnızlık adına
    Bir savaşa girdiler
    Bundan korkulur.

    Ya uzak bir çağrıya
    Kulak uydurulmuştur
    Duyulmaz başka sesler
    Er geç duyulur.


    B.N


    DÜNYA ÇOCUK YILINDA -2


    Her çocuk bir nur topudur,
    Paçavralar içine bile düşse
    Bir nur topudur.

    Dar çağlara gelmese,
    Değmese hoyrat ayaklar,
    Çamurlara belenmese
    Her çocuk bir nur topudur.

    El üstü tutulunca,
    Çimli sahalarda
    Gezdirip koşturunca
    Güler nazlı, güzel
    Göklerde bir uçurtma.

    Örselenmiş doğmuşsa
    Onarılsın ister,
    Baksınlar, korusunlar
    Ana baba yanında olsun ister,
    Tanrısal dilekler:
    Her çocuk bir nur topudur.






  6. #6
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    69
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Behcet necatigil

    EDEBİYAT MATİNESİ


    Kaykılmış koltuğunda bir kız
    Çiğner ciklet.
    Bir oğlan dalgada,
    Geldiğine pişman uyuklar
    Bir başkası arkada.

    Hiç bulabilir mi beyaz evi çok uzak
    Uçurduğunuz kuş?
    Kılıç gibi keskin karlı dağ.
    Hiç yeri miydi açmak kalbi
    Bu çiğ ışık altında.

    Sizden önce birisi bir fantazi okudu,
    Kırdı geçirdi.
    Yayvan gülüşlerden ağızlar çok geç döner;
    Şimdi sıra sizde üzgün ağır,
    Ne güzel!

    Olsa bari benzeri duygularla tedirgin,
    Sizdekini yaşamış
    Birkaç kişi.
    Işıktasınız seçilmiyor,
    Karanlıkta hepsi.

    Okudunuz,
    Bittiğine memnun,
    Anlamamış;
    Bozuk paralar gibi düşer önümüze
    Alkış.

    Gördünüz işte yerde
    Çürük domatesler gibi ezik,
    Avuçlarda mıncıklanmış kalbiniz.
    Büyürken leke ince ipekte,
    Yeniden eğildiniz!


    B.N


    ENGELLER


    Sen benim engelimsin beyaza.
    Yaparım yıkılır,
    Saldıran sularda silinen
    Kumdan kuleler deniz kıyısında.

    Sen benim düşmanımsın değişen,
    Her seferinde ismin başka.
    Ama hiç tadı yok yaşamanın
    Tam doğrulurken yeniden
    Tarlamı suların basmasa.

    İnsanınla vur, hastalığınla yere ser,
    Sars beni paraca
    Her yıkılışımda kuvvetim artar
    Işıyan köşe er geç benim
    Sen benim geçidimsin beyaza.


    B.N


    ESKİ SOKAK


    Küçük ahşap bir dizi evlerdi
    On yıl önce o sokak.
    Sonra geniş caddelere çıktık
    Apartman - - sizden uzak.

    Çocuklar orda büyüdü
    Orda okula gitti,
    Komşunuzduk ama görüşemedik
    Hiç vakit yoktu.

    Sizdendik, yalnız biraz okumuş,
    İki kadın, bir erkek, iki çocuk
    Uykulu, acele bir karıkoca
    Bizdik geçen önünüzden başları eğik.

    Akşamları çanta, file - - yorgun, ağır
    Dönerdik eve.
    Bir hamal bile tutmaz, cimriler!
    Diye düşünürdünüz her halde.

    Bilmezdik, siz
    (Hiçbir şey paylaşılamazdı)
    Çarşılardan neler getirirdiniz
    (Herkese kendi telaşı) .

    Girer miydi evinize, yer miydi
    Turfanda bir meyva, iyi bir besin
    Kalın kağıtlarda çöplerimiz - -
    Çocuklar görüp imrenmesin!

    Açılan kapıyı hemen kapatmak
    Karşılıklı gizlemekti bir şeyleri.
    Gelip gidenimiz olurdu ya
    Gülüşmeler bizden değildi.

    Kimi günler evdeydim
    Masada kağıtlara kapanarak.
    Ne de çok çocuk
    Sesleriyle dolardı sokak.

    Bir cami avlusunda kuşlarca
    Bunun sekiz, onun on - - duyardım.
    Ürküp kaçmasınlar, pencereden
    Yavaşça bakardım.

    Hadi ben çok sigara - - öksürükler
    Hele çalışırken.
    Ya gece yarısı, göğsü parçalanırdı
    O kadın, iki ev öteden.

    Bilmezdik kaç nüfus her hane
    Duyulurdu sertçe sesi bir kapının:
    Bağıran bir erkek boşluğa karşı
    Ağlayan bir genç kadın.

    Kimdin sen, karşımızdaki ev,
    Sarı ampul söner onbire doğru.
    Eğilirdim, havasız sokak - -
    Camlar kararırdı.

    Bitmezdi makinede dikişin,
    Kimdin sen, bitişik komşu?
    Üç yavrunla kalmışsın
    Bir tanıdık söylemişti.

    Kimsin sen - - sorsaydım hepinize,
    Gelirdi aynı yankı hepinizden:
    Sana mı kaldı, işine bak,
    Kimsin sen?

    Bilinmedi, ne çare, sizdendik,
    Yalnız biraz daha iyi yaşamaya özlemli.
    Şimdi aynı uzaklık, aynı utanç,
    Düşündükçe o sokağı, o evleri.


    B.N


    ESKİLEMEK


    Dükkan duvarlarında
    Saatler
    Geçerken
    Bakınca.

    Kayıp çağ - - uyulurdu
    Yıldızlara, aya.
    Belliydi bahar başlar
    Hangi fırtınalarda.

    Kuşlar göçmen, bulutlar gri
    Eriyen güz.
    Hangi lodos kış
    Kamçılar denizi.

    Nasıl gelirdi ülker
    Aşk atımı günleri
    Cemreler kalbe düşer
    Bilinirdi.

    Türedi kağıtlarda fal
    Duvarlar saatsiz
    Leylek, kırlangıç
    Yok kuş kemikleri.


    B.N


    EŞYA GÜCÜ


    Güçsüzüm eşyalara
    Kırılsa, bir şey olsa
    Nerde yapacak adam
    Git gel yalvar!

    Kırılsam insanlara
    Çaresi var
    Çekil yalnızlığa
    Güçtür aynalar.


    B.N


    EVİN HALLERİ


    Evin yalın hali
    İster cüce, ister dev
    Camlarında perde yok
    Bomboş, ev.

    Evin -i hali, sabah,
    Geciktiniz haydi!
    Uykuların tatlandığı sularda
    Bıracaksınız evi.

    Evin -e hali, gün boyu,
    Ha gayret emektar deve!
    Sırtınızda yılların yorgunluğu
    Akşam erkenden eve.

    Evin -de hali, saadet,
    Isınmak ocaktaki alevde
    Sönmüş yıldızlara karşı
    Işıklar varsa evde.

    Evin -den hali, uzaksınız,
    Hattâ içinde yaşarken
    Aşkların, ölümlerin omzunda
    Ayrılmak varken evden.


    B.N


    EVLER


    İnsanlar yüzyıllar yılı evler yaptılar.
    İrili ufaklı, birbirinden farklı,
    Ahşap evler, kagir evler yaptılar.
    Doğup ölenleri oldu, gelip gidenleri oldu,
    Evlerin içi devir devir değişti
    Evlerin dışı pencere, duvar.

    Vurulmuş vurgunların yücelttiği evlerde
    Kalbi kara insanlar oturdu.
    Gündelik korkuların çökerttiği evlerde
    O fıkara insanlar oturdu.

    Evlerin çoğu eskidi gitti, tamir edilemedi,
    Evlerin çoğu gereği gibi tasvir edilemedi.
    Kimi hayata doymuş göründü,
    Bazılara zamana uydular.
    Evlerin içi oda oda üzüntü,
    Evlerin dışı pencere, duvar.

    Evlerde saadetler sabunlar gibi köpürdü:
    Eve geldi bir tane, nar gibi,
    Arttı, eksilmedi.
    Evleri felaketler taunlar gibi süpürdü.
    Kaderden eski fırtınalar gibi,
    Ardı kesilmedi.

    Evlerin çoğunda dirlik düzen
    Kalan bir hatıra oldu geçmişte.
    Gönül almak, hatır saymak arama.
    Evlatlar aileye asi işte,
    Bir çığ ki kopmuş gider, üzüntüden.
    Evlerde nice nice cinayetler işlendi,
    Ruhu bile duymadı insanların.
    Dört duvar arasında aile sırları,
    Bunca çocuk, bunca erkek, bunca kadın,
    Gözyaşlarıyla beslendi.

    Çocuklar, büyük adam yerine evlerin kiminde:
    Çocukları işe koştu kalabalık aileler.
    Okul çağının kadersiz yavruları,
    Ufacık avuçlardan akşamları akan ter,
    Tuz yerine geçti evlerin yemeğinde.

    İnananların kaderi besbelli evlere bağlı,
    Zengin evler fakirlere çok yüksekten baktılar,
    Kendi seviyesinde evler kız verdi, kız aldı.
    Bazıları özlediler daha yüksek hayatı,
    Çırpındılar daha üste çıkmaya
    Evler bırakmadı.

    Yeni yeni tüterken ocakların dumanı
    Kadın en büyük kuvvet erkeğin işinde
    Erkekleri kaçtı, kadınları kaçtı
    Evler dilsiz şikayet kaçmışların peşinde.

    Şu dünyada oturacak o kadar yer yapıldı,
    Kulübeler, evler, hanlar, apartmanlar
    Bölüşüldü oda oda, bölüşüldü kapı kapı
    Ama size hiçbir hisse ayrılmadı
    Duvar dipleri, yangın yerleri halkı,
    Külhanlarda, sarnıçlarda yatanlar.


    B.N


    GARNİTÜR


    Ölümler söyletir
    Sağlık sağlık susarız
    Gömülü gönlümüzde
    Ölümdür.

    Türlü garnitürleri yaşamanın
    Yalın yemek bulduk da garnitür
    Kork fazla olandan
    Tanrı'ya isyan olur.

    Bir başka konu bu: Garnitür
    Nerede olursan ol
    Ölüm diye ne diye hor görmeli
    O da ayrı bölümdür.

    Bir yere dek dik
    Top..devrilir takoz
    Kork uzakta olandan
    Sevgi de bir çözümdür.

    Yaşamak yaşanmadıysa
    Daha çok görülür
    Sızlanmak, katık
    Bu yüzsüz yüzümdür.

    Konumuza dönelim
    Yaşamak ilk bölüm
    O kolay anlaşıldı
    Ölüm son bölümdür.


    B.N


    GECE VAKTİ


    Erkekler evlere çekildi çoktan,
    Katran gibi camlara yapıştı perde.
    Göreyim sıkıntıyı sav başından,
    Gel de dolaşma caddelerde.

    Kale her zamankinden korkunç:
    Gece vakti, karlar altında, kışın.
    Üzüyor mu seni delikanlı,
    Yollar gibi sokaklarda kalışın?

    Yine yarın benimlesin bekleyiş,
    Gelmedi posta treni!
    Bu berbat düşünceler saatinde;
    Tanrım, başıboş bırakma beni!


    B.N


    GENÇKEN


    Niçin ölümden bahsediyorsun
    Bu sevda nerden esti
    Şairler yazmadan önce
    Kimse ölümü sevmezdi
    Sen onlara bakma
    Geldin gidiyorsun
    Kimin var seni düşünür
    Bu yol deli dolu yürünür
    Yakındır iki büklüm
    Ararsın gençliğini
    Elinde fırsat varken
    Beğen beğendiğini!




  7. #7
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    69
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Behcet necatigil

    GENÇLİK


    Çokları ilk gençliğinde
    Hülyalı olur, sevdalı olur
    Ekmek elden, su gölden
    Evin parası cebinde
    Karun misali olur.

    Kaç kişi çıkar o devirde
    Geçici dünyada insana
    Kalıcı değil ana baba
    Bunu derinden bilir de
    Takar dişini tırnağına.

    Hey gençlik, gençlik, gençlik
    Avarelik günleri
    Ne tatlıdır o yok mu
    Duymamak yokluğunu
    Dünyada hiçbir şeyin.

    Hey gençlik, gençlik, gençlik
    Kitaplarda bunalmış
    Bir gencin hüzünleri
    Elde yok, avuçta yok
    Mahrumiyet günleri.


    N.B


    HANGİ HAN


    O zaman ki o hangi hanları ararsam
    Buldum desem de bulamam ki.
    Bir saksı kocaman ve devetabanları
    İçerden gelen ses dışardan duyamam ki.

    Duydum desem de bir aldanış bir sanrı
    Derinden uğultular kalabalık olmalı
    Hem kim geliyor seslerden anlamam ki
    Artan ayazda açılsa bile kapı
    Doluysa içerisi bir de ben kalamam ki.

    Hem beni o telaşta alırlar mı içeri
    Gene düşmek yollara yalnız neyle gitmeli
    Çürük çarık pek de çabuk eskidi
    Bulamam yenisini bulsam da alamam ki.

    Şu fena gecede sarpa sarmış bir yol
    Dinlenmek belki biraz sundurmada
    Yalnız bilmek isterdim bu geldiğim hangisi
    Daha önce kaldığım hanlardan hangi han ki?


    B.N


    HARMAN


    Üstünüzde gözleri
    Camlar ardından yaşlı
    Bakar
    Tanır gibi sizleri.

    Ya da beklerler, siz
    Tanıyasınız onları,
    Durursunuz, hayır!
    Küskün uzaklaşırlar.

    Gördüğü birini yaşlı
    Ne çok kimseye benzetir,
    Yüzler, ayırmak zordur
    Her yabancı bulanık bir anı.


    B.N


    HEP BÖYLE


    Hep böyle:
    Kömür aldı, mendiller sallandı;
    Trenler gitti ona doğru,
    İstasyonda deliler gibi bunaldım.

    Hep böyle:
    Demir aldı, sular çalkandı;
    Gemiler gitti ona doğru,
    Gözümden bir daha düştü rıhtım.

    Hep böyle:
    Emir aldı, günün birinde yollandı;
    Eller gitti ona doğru,
    Yine ben telaş içinde kaldım.


    B.N


    İNCE İPEKLİ YAŞAMAK


    Yaşarken, ölünce bilmesin çok kimse
    Taşıtlarda bilet
    Kime kesilmişse
    Herkesin kendine ölümleri.

    Sarılsa, saklansa nelerdendi
    Gelip açar bakarlar
    Yanlış gömütlüklere
    Koymayın ölenleri.

    Yaşarken ve sonra çok kısa ılık su
    İnce ipek kaynaşma anları
    Kaynatmaya gelmez
    Sıkmayın ölenleri.


    B.N


    İNCE YAPILI GÖZ


    Akar su üzerine düşünce
    Erimiş kurşun
    Üstünde düşününce.

    Bir eteğe takılıp, bir başka göze dalıp
    Söz söz yanınca gidince
    Sonu dalgalı deniz, suyu da derince.

    İş hanları dosyalar yarasalar
    Biri çıkıp araya bir posta koyunca
    Bir posta konulunca.

    Biriniz yoksunuz, yoğun sis
    Kapanır önünüz
    Göz bir yere dikilince.


    B.N


    KAÇAKLAR


    Bölün bölün kaç parça, evleri düşün
    Dayanılmaz özlem uzaklara.
    Önlenmez korku: Ölüleri düşün!
    Sonra bu kafayla yürüttüğün işin!

    Saçlarda akları nasıl saklamalı
    Sığınmaya yağmurla saçak
    Koy üst üste tabakları
    Kolay gider, tek tek taşıma!

    Ben şimdi yakındaki arsada
    (Siz de gelin, üç beş adım)
    Yaşıtım çocuklarla
    Bilye oynuyorum.


    B.N


    KAPI


    Çalınır
    Kim ne getirir
    Vazgeçemediklerin
    Anahtarları vardır.

    Sezilir
    Kim ne zaman gelir
    Yatağında uyuyan bir kedi
    Söyler içindeki türküyü

    İnsan bazan o kadar yalnızdır.


    B.N


    KARA KEHRİBAR


    Gözler, çekmeler ona göre
    Zaten dar
    Kalmasın geldiğinde
    Hepsi dolmuş olsunlar!

    Çok sıkıntı
    Ne yapalım karşılıklı
    Bir lamba karanlığa çarpınca
    Onlara da, size de geçmiş olsunlar!

    Bir yere bir şeyler koymuştuk
    Gözler, sözler arasında bir yere
    Belki işlerine yarar biz yokken
    Dilerim görmüş, almış olsunlar!


    B.N


    KEYİF


    Meyhane sen güzelsin,
    Satıcıların olmasa.
    Ezilir siteminde ufalmış gözlerin
    Masalar, bir masa

    İhtiyar adam gelir, açlıktan kalma, yanık
    Börek satar, taze.
    Aldınız, yiyemezsiniz,
    Oturur midenize.

    Siz kızarsınız başka, irin gibi yüzlü,
    Çiçekçi kadın gelir.
    Çoğaltır bardaktaki hüznü,
    Uzattığı karanfil.

    - Karides, deniz gülü karides...
    Tatmadınız ömrünüzde.
    Duyarsınız al bir utanç gibi bikes,
    Pörsük antenleri gönlünüzde.

    -Parfümlerim var esans..
    Babacan bir adam.
    Muhteremdir,
    Diretiyor madem.

    Dolması, midye, sıcak..
    Kirli beyaz önlüğü.
    Gizler bir pırıltı, içli, yaltak,
    Uykulu gözlerdeki yorgunluğu.

    Sen küçük kız ver bir gazete,
    Hangisi olursa olsun.
    Öperdim ellerini kötüye çekilmese
    Çocukluğunu satıyorsun.

    Hiç düşündünüz mü, sarhoşsunuz,
    İğrençtir adeta.
    İstediğiniz kadar sarhoş olunuz
    Keyfediyorsunuz ya!


    B.N


    KIR ŞARKISI


    Tam otların sarardığı zamanlar
    Yere yüzükoyun uzanıyorum
    Toprakta bir telâş, bir telâş
    Karıncalar ötedenberi dostum.

    Ellerime hanım böcekleri konuyor
    Ne şeker şey onlar!
    Uç böcek, uç böcek diyorum
    Uçuyorlar

    Pan'ın teneffüsü bile
    Ilık, okşamakta yüzü.
    Devedikenleri, çalılık vesâire
    Bir âlem bu toprakların üstü.

    Tabiatla haşır neşir
    Kırlarda geçen ikindi vakti.
    Sakin, dinlenmiş, rahat
    Bir gün daha bitti.




  8. #8
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    69
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Behcet necatigil

    KİRLİ MASA


    İkisi de okumuş
    Ana baba
    Yoktu kimseleri.

    İçlerinde karanlık
    Çökerken bir daralma
    Ev zindan gibiydi.

    Alıp geldiler
    Bir süre
    Oyalandı yoruldu.

    Derken biri gördü
    Uyumuş kalmış
    Bir kenara yatırdı.

    Biri baktı bir ara
    Yüzünde seğirmeler
    İçki gürültü.

    Kansız soluk
    Çocuk küçük
    Başı yana düştü.

    Yürüdü saatler
    Doluysa masa
    Herkes şiirden konuştu.


    B.N


    KİTAPLARDA ÖLMEK


    Adı, soyadı
    Açılır parantez
    Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti
    Kapanır, parantez.

    O şimdi kitaplarda bir isim, bir soyadı
    Bir parantez içinde doğum, ölüm yılları.

    Ya sayfa altında, ya da az ilerde
    Eserleri, ne zaman basıldıkları
    Kısa, uzun bir liste.
    Kitap adları
    Can çekişen kuşlar gibi elinizde.

    Parantezin içindeki çizgi
    Ne varsa orda
    Ümidi, korkusu, gözyaşı, sevinci
    Ne varsa orda.

    O şimdi kitaplarda
    Bir çizgilik yerde hapis,
    Hâlâ mı yaşıyor, korunamaz ki,
    Öldürebilirsiniz.


    B.N


    KÜSKÜN YOLCUNUN TÜRKÜSÜ


    Uzun yürümelerden
    Sonra bitkin düşerek
    Bu bir çocuk oyunu:
    Ben seni çektim çekerek.

    Şimdi hangi kitaplardan
    Öğreneceksiniz onu,
    Gelmiyorsa bazı şeyler
    Çocukluktan geçerek.

    Kasırgayı, doluyu
    Yemiş de düşmüş gibi
    Issız kaldırımlarda
    Garip gece kelebeği
    Düşe kalka sekerek.

    Şimdi hangi yollardan
    Siliniyor izleri
    Çağ dışı bir çağrıyı
    Sigara içer gibi
    İçine çekerek.

    Dünya böyle gidiyorsa
    Elbet bir nedeni var
    Ben sana küstüm küserek.


    B.N


    LİMAN..


    Güçlü fırtınalarda direkleri kırılmış
    Gemiler bize sığınır - bulduk sanırız.

    Görmezler. Varsa yoksa uzaklar
    Onarırız. Giderler, kalırız.

    Sonra gecelerde. Bu son olsun, son
    Gönderme - Engine yalvarırız.

    Sonra büyür daha da
    Korkunç yalnızlığımız


    B.N


    NİLÜFER


    Ben oraya koymuştum, almışlar,
    Arasına sıkışık saatlerin.
    Çıkarır bakardım kimseler yokken;
    Beni bana gösterecek aynamdı, almışlar.

    Kışken ilkyaz, sularımda açardı;
    Buzlu dağlar gerisine kaçıracak ne vardı?
    Eski defterlerde sararırmış yaprak.
    Beni bana gösterecek anlamdı, almışlar.

    Bir ışıktı yanardı gecelerde;
    Akşam, çiçekler uykuya yattı,
    Sardı karşı kıyıları karanlık-
    Beni bana gösterecek lambamdı, almışlar.


    B.N


    NİLÜFER


    Ben oraya koymuştum, almışlar,
    Arasına sıkışık saatlerin.
    Çıkarır bakardım kimseler yokken;
    Beni bana gösterecek aynamdı, almışlar.

    Kışken ilkyaz, sularımda açardı;
    Buzlu dağlar gerisine kaçıracak ne vardı?
    Eski defterlerde sararırmış yaprak.
    Beni bana gösterecek anlamdı, almışlar.

    Bir ışıktı yanardı gecelerde;
    Akşam, çiçekler uykuya yattı,
    Sardı karşı kıyıları karanlık-
    Beni bana gösterecek lambamdı, almışlar.


    B.N


    SADE


    Ancak bulunduğun yerde,
    Gündüzüm gündüzmüş,
    Yokluğum seni de üzmüş,
    Allah kısmet ederse
    Kalkıp geleceğim.

    Fazlası istenmez bence,
    Gözlerin olmalı sade
    Görüp göreceğim.


    B.N


    SENİ YAŞAMAK


    Seni her özlediğimde sevgilim,
    Gökyüzüne bakıyorum;
    Göğün mavisinde gözlerini görüyorum çünkü.
    Seni her özlediğimde bir tanem,
    Denizlere bakıyorum.
    Ufuğa bakınca mucizeni görüyorum çünkü.
    Seni her özlediğimde bir tanem,
    Kuşlara bakıyorum.
    O kanatlardaki özgürlüğünü görüyorum çünkü.
    Ve aşkım, seni her özlediğimde,
    Adında isyan ediyorum.
    Seni özlemek istemiyorum ben,
    Ben seni yaşamak istiyorum,
    Seni her özlediğimde sana bakmak istiyorum
    Ve seni sende görmek sadece


    B.N


    SES ..


    Kopan çığlar altında kalanlar olduğu
    Oysa görülüyordu.

    Bir kadının ileride
    Bir şeyler hıçkırdığı;
    Bir erkeğin, birine,
    Görünmeyen birine bir şeyler seslendiği
    Oysa görülüyordu.

    Ama duyulmuyordu. -Ses!
    Sanki ses olmayınca hiçbiri olmuyordu.


    B.N


    SİSLER İÇİNDE İNSANLAR


    Bir büyük kır bu dünya:
    Gece vakti ıssız kır cin peri.
    Bir baş uzanır gibi karanlıktan,
    Gün ortası biri selam verip geçer,
    Düşünürüm kimdi.

    Tenha sokaklarda giderken yalnız,
    Durdurur bir başkası beni dalgınlığımda;
    Sallanır iki el, anlatır bir ağız,
    Kırık dökük sözler kalır akılmda:
    - Görüşelim, siz şimdi nerdesiniz?

    Sisler içinde insanlar, çoğu yakınken uzak;
    Bir yerden tanıyorum, ama nerden?
    Ardından bakarım, köşeyi döndü mü yok:
    Bir yarım rüzgar değer gider yüzüme
    Eski bahçelerden.

    Uykuların eşiğinde aynı şey:
    Yılların ötesinden biri
    Sisler içinde seslenir: -Hatırla!
    Gölgeler gibi erir uzatsam ellerimi,
    Buğularda.

    Sisler içinde insanlar, gün ortası, geceleyin;
    Hangisi gerçek, hangisi düş, şaşırdım.
    Daha demin vardı, şimdi birdenbire yok
    Issız bir kır akşamı
    Bu benim yaşadığım.


    B.N


    TAŞLI YOL


    Aşklar, dostluklar, bir arada olmalar
    Hangi birine yetiş, geçtim, öderim.
    Eşler, çocuklar, ölmüşlerin yakınları
    Sonradan katılanlar, kaçtım, öderim.

    Çığlık ve kısık çağrı
    Kimi mi çağırdım, bilsem söylerim.
    Gün gelir, bırakır, başlar yalnızlık
    Ne için, kimdi, bilsem söylerim.

    Yaşlanmak, gözyaşları olmadık hüzünlerde
    Sızar, görürsünüz çoğunuz
    Kıyı köşe, durmayın üzerinde
    Gördünüz mü giderim.

    Ne yaptım ben size
    Bana siz ne yaptınız taşlamak dışında
    Zaten taşlı yolumu
    Ki bu kadar acı verir, söylerim.

    Ey söz ulaştıranlar birinden ötekine
    Bana da dersiniz, dinlerim.
    Sonra da arkamdan-
    Bilmem mi gülerim.

    Ki bugüne beni siz mi getirdiniz
    Çıkar tanıyanları, vardır elbet bildiği
    Kimleri boşladım, borçlarım kimedir
    Ödedim, öderim.

    Çıkar bildiklerini, kalır elbet sevdiği
    Bir iskambil- sararır yüzünüz
    Kimin ne çektiği-
    Ödedim, öderim.


    B.N


    TEMMUZ TİKLERİ


    Yanda, altta, üsttekiler
    Yirmi yedi daire apartman
    Yatmış sanki ölüm uykusuna
    Donmuş zaman.

    Çıt yok
    Eriyen camlardan
    Kavrulmuş perdelerde
    En ufak bir kıpırtı.

    Ne sokaktan geçen taşıt,
    Su saatlerinde tıkırtı - -
    Ne kapı önündeki ağaçta
    Kuş sesleri.

    Onca çocuk hiçbiri - -
    İnsan loş bir odada çok eski
    Bir uykuya yatsa da
    Gergin saat, uyunmaz.

    Bıkkın kapandığım hücrede
    Gönlünce ölümleri düşle:
    Bir uçurum, otobüs..
    Yalnız sen kurtulmasan!

    Tenha sokak, yürüyorsun
    Dursa kalbin ve zaman
    Bir kadın tam o anda
    Tüller arasından baksa.

    Serseri bir kurşun
    O kadar geniş bulvarda
    Gelse seni bulsa ve yanında
    Kimse olmasa.

    Çıkmaz sokak, bir küçük kız
    Daldığı tatlı oyunda
    Yerde seni görse ve bunu da
    Oyun sansa, hiç korkmasa.

    Yirmi yedi daire apartman
    Yatmış sanki ölüm uykusuna
    Çıt yok
    Bekler gibi pusuda.


    B.N


    UNUTMAK


    Böyle kalacak
    Sahipsiz, açık
    Örtmeye üstünü
    Vaktimiz olmayacak.

    Düşünmek bile suç
    Gibi uzak yakınları
    İçlerinde yaşar mı
    Bilgimiz olmayacak.

    Yıllarca beraber
    Yalnız saatlerde
    Olsun hatırlanmaz mı
    Cevapsız kalacak.

    Kopmuş bağlar
    Sonunda öyle ki
    Neyimizdi kimdi
    Kimsemiz olmayacak.


    B.N


    YAKINLAR


    Anadır.. baba, evlat, kardeş
    Yaradır içimizde.
    Yıllar yılı çeker bir hastalığı,
    Çekeriz biz de.

    Çokluk anlaşılmaz neden
    Bir bulut çöker gözlerinize
    Niçin böyle durgunuz
    Ara sıra bize geldiğinizde.


    B.N


    ZAMAN KAYMASI


    Kaynaşır birbirine gün olur zamanlar;
    Geçmiş,gelecek birleşir tek kesitte.
    Sanki ilk kez yaşarız yaşanmışı dünlerde
    Ya da başlar ansızın ta ilerde olacak.

    Çağırır gerilerden bir değişim ilk aşkı:
    İşte yine o sıtma.
    Çok sonraki yılları;oysa daha bir çocuk,
    Duyar beri yanda bütün doymuşluğunca.

    Sarkaçlar gibi şimdi sallanır
    Dünle yarın arasında düzensiz.
    Ya çok ileri gider ya da çok geri kalır,
    Düzgün işletemeyiz.

    Serpiştiriyordu kar soğuk gece yarısı
    Birden mayıs sabahı,ılık seher yelleri.
    Daha demin kıştı,başlar temmuz
    Ve yaşanır bir sonbahar gibi bir yaz dönemi.


    B.N


    ZOR GEÇİT


    Sen, şu evvelce de yazdım:
    Siyah gömleğinde ince...
    Olmuyor ki ha deyince
    Hayat bütün bütün zalim.

    Devran döner Âdem-Havva üstüne,
    Dünya evlilikle baki.
    Ama hayat dedikleri
    Güçleşmekte günden güne.

    Seni, beni üzen dertte
    Çarpar bir milletin kalbi,
    Halkın çoğu bizim gibi
    Bunun lafını etmekte.

    Geçer, hepsi geçer elbet;
    Daralmış gönüller ferahlar.
    Gelir o eski sabahlar,
    Memleket eski memleket.



  9. #9
    Köroğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    486

    Standart Behçet Necatigil > Ölü çizgi



    Ölü Çizgi
    *
    Bir zehir
    Birikir odalarda,
    Almaz ki veresin rüzgâra
    Rüzgâr deli değil.
    *
    Birden yayılır kanda
    Kararır dört yan.
    Bir çöküntü başlar yaşamanda
    Her şeyin değersizleştiği an.
    *
    Deniz mi bu, geçilmez
    Aşılmaz dağ mı?
    Tam bana göre, uyuşuk
    Miskinlik gibi var mı..?
    *
    Nedir seni saran bu sis
    Yok dünyalarda tat.
    Kuvvetsiz
    Böyle daha rahat.
    *
    Yaşamışım kaç para
    Mezar taşları neci?
    Deli gibi sarılsam da hayata
    Kalacak nesi var ki?
    *
    Kitaplar seslenir, yüksekten, mağrur:
    - Gel bize, kurtul, gel!
    Almanızla bırakmanız bir olur,
    Böyle daha güzel.
    *
    Sokaklar seslenir, akpak, temiz:
    - Hadi gel, avunursun!
    Bütün sokaklardan iğrenirsiniz,
    Avunmak şöyle dursun.
    *
    Behçet necatigil

  10. #10
    Köroğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    486

    Standart Behçet Necatigil > Sokaktan Gelmek

    Sokaktan Gelmek
    *
    Sokağa mı çıkıyorsun, dikkat et
    Emanet ol Tanrıya,
    Sokak demek
    Eksilmek yarı yarıya.
    *
    Odalara kapanıp oturdunuz
    İçinize evin serin sessizliği doldu.
    Koruyucu duvarlara borçlusunuz
    Çevrenizde dalgalanan dostluğu.
    *
    Bir sokağa çıkmayın bozulur bunca büyü
    Yavan gelir ev size,
    Hayatınız kuytu ve küflü,
    Sokaklarsa aydınlık, taze.
    *
    Ayartıcısı caddelerin eseri
    Zalim gelişleriniz,
    Evde size uzanacak elleri
    İtmek istersiniz.
    *
    Haince sokaktan dönüşünüz
    Sisli, karda....
    Çünkü başka yaşayışlar gördünüz
    Dışarda.
    *
    Sokağa çıkarken dikkat
    Sokaklarda esen rüzgar çünkü.
    Rüzgarlarla eve dönmek saçma,
    Ev dar çünkü..
    *
    Behçet Necatighil

Benzer Konular

  1. Behçet Aysan şiirleri
    Konu Sahibi yaziklar_olsun Forum B
    Cevap: 48
    Son Mesaj : 17.Aralık.2010, 23:32
  2. Cevap: 1
    Son Mesaj : 07.Şubat.2010, 14:15
  3. Şairler Şiirleri
    Konu Sahibi Heyhat Forum Şairler ve Şiirleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 10.Nisan.2009, 21:30
  4. ayrılık şiirleri
    Konu Sahibi _uyuz_ Forum Şiir Köşesi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 18.Şubat.2009, 21:52

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
müslüman sohbet, islami forum sohbet oyun