Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor
Like Tree2Likes
  • 2 Post By Masal1
dqw
  1. #1
    Üye
    Üyelik tarihi
    Mayıs.2013
    Mesajlar
    1

    Standart Çıkmazlarla Dolu Bir Aşk Hikayesi

    Merhaba arkadaşlar öncelikle kendimi tanıtmak isterim. Ben 18 yaşında bir lise öğrencisiyim sanal ortamlarda yaygın olarak tanındığım için adımı ve asıl nickimi sizinle

    paylaşamayacağım gibi anlatacağım hikayedeki kişlileri de gerçek isimleriyle anlatmayacağım. Şimdi asıl konumuza gelelim, size bu yazımda başımdan geçen bir platonik

    aşk hikayesini tüm içtenliğimle, olayları hiçbir şekilde çarpıtmadan tamamen yaşadığım şekliyle ve kahraman anlatıcının bakış açısıyla yani kendi dilimden anlatmaya çalıştım.

    Belirtmek isterim ki ben bir yazar değilim tabiki bir öğrenciyim o yüzden yazdığım yazının amatör bir çalışma olduğunu ve yazarken uykusuz olduğumdan dalgınlıkla hata

    yapabileceğimi unutmadan ve bu konuda hassasiyet göstererek okursanız sevinirim. Başımdan geçenleri anlatmaya asıl anlatacağım hikayem olan Masal isimli kız ile değil

    de ondan daha öncesinde İnci ile yaşadıklarımızın özetini anlatarak başlayacağım ki İnci'yi unutup Masal'a nasıl aşık olduğum anlaşılabilsin.

    Yaklaşık bir buçuk yıl önceydi İnci ile oynadığım bir online oyunda tanışmıştık. Önceleri onu erkek sanıyordum ama daha sonra aramızdaki samimiyet ilerleyince bana aslında

    kız olduğunu söylemişti. Bunu duyunca çok şaşırmıştım nasıl olur da benim bu kadar iyi anlaştığım kişi bir kız olabilirdi daha onu görmeden etkilenmeye başlamıştım, sonra

    bir gün onun fotoğraflarını da görünce hepten aşık olmuştum ama tanışmamızın üzerinden yaklaşık 2 ay geçmişti ve bana hiç sevgilisinden bahsetmemişti ben de sevgilisi

    olmadığını sanmıştım. Bir gün bana seni sevgilimle tanıştırmak istiyorum dediğinde neye uğradığımı şaşırmıştım ama belli etmemeliydim hiçbir şey yok gibi tanışmıştım

    sevgilisiyle, arkadaş olmuştum. Bu şekilde günler devam ederken bir gün pot kırmıştım, anlamıştı sevdiğimi... Bana sakladığım şeyi zaten anladığını bunu saklamayıp

    söylemem gerekdiğini söylediğinde ben de dediğini yapıp onu sevdiğimi söylemiştim. Anlayışla karşıladı "İnsanlık hali bu herkes birini sevebiliyor istese de istemese de ama

    benim bi sevgilim olduğunu da unutma aramızdaki mesafeyi koruyarak arkadaşlığımıza devam etmemizin bi sakıncası yok benim için." demişti. Bunu duyduğumda o kadar

    sevinmiştim ki sevgilisi olduğu halde onu sevdiğim için beni dışlayacağını, artık arkadaş bile olamayacağımızı sanmıştım ama o anlamıştı benim halimden o kadar mutluydum

    ki... Sonra bir gün sevgilisiyle arasında sorunlar olduğunu anlatmıştı bana ama ben ona ayrılmasını söylemedim tabiiki aralarındaki sorunları nasıl çözebileceklerini nasıl bu

    ilişkiyi devam etirebileceklerini anlattım. Çünkü benim yüzümden sevgilisinden ayrılan birinin yüzüne bakıp benim sevgilim olmasını isteyemezdim, yine de bu yeterli

    olmamıştı aralarındaki sorunu çözemediler ve ayrıldılar. Ayrıldıkları gün çok mutluydum, içim içime sığmıyordu ama sevgilisiyle beni tanıştırdığı için, arkadaş olduğumuz için

    sevgilisi bana dert yanmaya başlamıştı ayrıldıklarında. Çok üzülüyordu onu öyle görünce tüm hevesim kursağımda kalmıştı. Aradan kısa bir süre geçtiğinde İnci benimle

    yakınlaşmaya başladı, o kadar güzel geçiyordu ki günler... Ben de durmayıp ona sevgilim olmasını, bana bi şans vermesini teklif ettim. Bana bi süre düşünmesi gerektiğini

    kafasının çok karışık olduğunu söyledi ve ben de ona bu süreyi verdim. Ne yazık ki düşünmek için istediği süre geçerken istemeden yanlış tavır takınmıştım ya da ona gör

    yanlıştı bilemiyorum. İşte bu yanlış davranışlarım yüzünden onu sevdiğim konusunda olan güvenini kaybetmiştim ve ben onun düşünmesi için daha ne kadar bekleyeceğimi

    cevabını ne zaman vereceğini düşünürken o bana yeni bir sevgilisinin olduğunu söyledi. Bunu duyduğumda yıkılmıştım, inanamıyordum böyle bir şey olabileceğine. Nasıl olur

    da bana düşünmem için süre ver diyip o süre içerisinde başka birini bulabilirdi ki ? Bu soruma cevabı farklı farklı şeyler olmuştu. "Analaşamıyoruz seninle." dediğinde "1

    hafta öncesine kadar çok iyi anlaştığımızı, benim kadar iyi anlaştığın birini bir daha zor bulacağını söylüyordun." dedim. "Sevmiyorum seni." dediğinde "Hayatımın bir parçası

    oldun artık sensiz yapamam diyordun, insan sevmediği birini hayatının bi parçası olarak görür mü ? " dedim. "Sana o gözle bakmadım, hep arkadaşım gibi gördüm seni."

    dediğinde "Öyleyse neden en baştan olmaz sana o gözle bakamam demedin de düşünmek için süre istedin ?" dedim. Sürekli bahane buluyordu ama ne bahane bulduysa bir

    cevabım vardı, yine de asıl sebebini söylemiyordu işte. "Bana karşı yanlış bir tane davranışın yüzünden böyle oldu, sana kızgınlığımdan yaptım bunu." demiyordu bir türlü.

    Ben de daha fazla üzerine gitmek istemedim ve kapattım konuyu. Sonuçta o dememişti bana gel de beni sev diye, ben sevmiştim onu. Ben sevdim diye onun da beni

    sevmesi gerekmezdi ve bu yüzden ona sadece arkadaşlığımızı hala devam ettirmek istediğimi, en azından bu kadarını bana çok görmemesini, en azından arkadaşı olarak da

    olsa hayatında kalmak istediğimi, o olmadan hayatımın çok zorlaşacağını söyledim. O da bunu kendisinin de çok istediğini, benim arkadaşlığımı kaybetmek istemediğini

    söyledi. Bu benim içimdeki acıyı biraz da olsa azaltmıştı, en azından hayatıma o olmadan devam etmem gerekmeyecekti, arkadaşı da olsam hayatında bi yerim olacaktı...

    Aradan 1 hafta kadar geçtiğinde "Sen benim arkadaşımsan Taner(Yeni sevgilisi) ile de tanıştırmam gerekir, onun haberi olmadan senle konuşmam doğru olmaz." dediğinde

    bir darbe daha almıştım ama onu kırmak da istemiyordum. Tanıştım yeni sevgilisi ile de arkadaş oldum. Aradan günler geçersen Taner bana sürekli İnci'yi ne kadar

    sevdiğinden, onunla ne kadar mutlu olduklarından, evlenmeyi düşündüklerinden vs. bahsediyordu. Canımı çok acıtıyordu bu sözler ama "Nerden bilsin ki benim İnci'yi

    sevdiğimi ?Beni İnci'nin arkadaşı sandığı için bana anlatma sebebi bu anlattıklarını inciye iletmemi istemesi olmalı." diye düşünüyordum bu yüzden ona kızamıyordum.

    Yanılmışım, çok yanılmışım... Bir gün bana Taner "İnci bana senin onu sevdiğini ama onun seni sadece arkadaşı olarak gördüğünü söylemişti, hala seviyor musun ?

    Seviyorsan da vazgeç artık bak o seni sadece arkadaşı olarak görüyor." dediğinde anlamıştım yanıldığımı, anlamıştım o bana kurduğu cümleleri farkında olmadan değil de

    bile bile canımı yakmak için kurduğunu, anlamıştım onun ne kadar acımasız bir insan olduğunu... Hemen İnci ile konuştum bu konuyu "Bana seni sevdiğimi Taner'e

    anlatmadığını söylemiştin, neden yalan söyledin bana ? Taner bana seni ne kadar sevdiğini, ne kadar mutlu olduğunuzu, kurduğunuz evlilik hayallerini anlatırken ben de

    Taner'in bir suçu yok nerden bilecek İnci'yi sevdiğimi demiştim. Meğer bile bile canımı acıtan biriyle arkadaşlık kurmuşum da haberim yokmuş, nasıl yaptın bunu bana ?"

    dediğimde İnci çıldırmıştı. Her ne kadar sevgime bi karşılık vermese de veya daha doğrusu veremese de aylardır başka bi sevgilisi olmasına rağmen onu sevmeye, onu

    beklemeye devam ediyordum ve bu beni İnci'nin gözünde sevgilisinden bile daha değerli kılıyordu. Taner'in benim canımı acıtmasına dayanamazdı, çok sert çıkışmıştı

    Taner'e bu konu için. Hatta ayrılma noktasına bile geldiler ama ben ne kadar İnci'yi sevsem de istemiyordum benim yüzümden ayrılmasını, kendisi benle alakasız bir

    sebepten ayrılırsa kabul edebilirdim ancak. Bu yüzden Taner'e son bir şans daha vermeyi düşündüğünü, benim bu konuda ne düşündüğümü sorduğunda; "Olabilir, bir şans

    daha versen iyi olur." dedim. O da öyle yaptı bir şans daha verdi Taner'e ve bu şansı verdikten sonra da aylar geçmeye devam ediyordu, hala seviyordum İnci'yi ama hala 1

    kez bile yüz yüze görüşememiştik. Çünkü o başka bir şehirde yaşıyordu, bana yaklaşık 1000 km uzakta olan birini sevmiştim ben. Yine de canımı acıtmıyordu bu durum

    çünkü sadece ben değil, Taner de yüz yüze hiç görmemişti onu, o da hiç dokunmamıştı İnci'nin tenine, o da bakmamıştı gözlerine, o da hiç sarılıp öpememişti, o da

    kokusunu içine çekememişti benim gibi. Aylar böyle geçerken okulların tatil olmasıyla Taner, İnci'yi görmek için İzmir'e gideceğini söylediğinde işin rengi iyice değişmişti.

    Artık Taner dokunacaktı onun tenine, bakacaktı gözlerine... Yapabileceğim bir şey yoktu gitti Taner ama İnci ile sadece 1 gün görüştükten sonra daha görüşmediler. Çünkü

    İnci'nin ailesi yıllardır işi olmadığı sürece evden çıkmayan birinin şimdi böyle sabah evden çıkıp akşam eve gelmesinin altında bi sebep arıyordu, bu nedenle eve geldiğinde

    soru üstüne soru sorduklarında İnci bu durumu tekrarlamamıştı. Taner'in İzmir'e gitmesinin ardından 1 hafta geçti ama hala sadece 1 gün görüşmüşlerdi İnci ile derken bi

    gün İnci'den akşama kadar hiç haber alamadım. Akşam mesaj attığında hasta olduğunu, akşama kadar yatıp uyuduğunu söyledi. Ertesi gün ise yine akşama kadar haber

    alamamıştım ama bu kez hasta olduğunu söylediğinde yalan olduğunu çalışmaya başladığını o yüzden akşama kadar cevap vermediğini söyledi. O an inanmıştım. Çünkü

    ailesinin maddi sorunları çokca vardı ve uzun zamandır işe girmesi için ona baskı uyguluyorlardı, bu nedenle inanmıştım çalışmaya başlayıp da benden sakladığına ama

    aslında bu da bir yalandı. Yalan olduğunu Abimin düğünü için İzmir'e gideceğimizi, benim İnci'yi görmek için düğünden biraz daha erken gideceğimi söylediğimde anladım.

    Bunu duyduğunda artık çalışmadığını, çok yorulduğu için işten çıktığını ve ailesinin baskısından kurtulmak için evden işe gidiyormuş gibi çıkıp akşama kadar Taner ile vakit

    geçirdiğini Taner'in de ona ailesine götürmesi için aynı çalışıyormuş gibi para verdiğini söyledi. Aslında öyle değildi işe girip çıkmamıştı en başından beri akşama kadar

    Taner ile vakit geçiriyordu ve benim bu duruma üzüleceğimi bildiği için çalışmaya başladığı yalanını bana söylemişti, ailesine de söylediği gibi... Sonunda gidiyordum İzmir'e

    ben gidene kadar Taner ile 1 ay birlikte geçirmişlerdi ben ise oraya gidince sadece 1 gün onu görmeye bile rağzıydım 1 gününü benim için ayırsa yeterdi bana ama ben

    yoldayken bunun mümkün olmadığını o 1 gün neden buluşmadıklarını Taner'e açıklayamayacağı için ancak Taner de yanımızda olursa görüşebileceğimizi söylediğinde şok

    olmuştum. Bir tarafta sevdiğim kişiyi yüz yüze hiç görememek vardı bir yanda ise onu sevgilisinin yanında görmek... Onu sevgilisinin yanında görmeyi seçtim, bu kararı

    verirken canım çok yanmıştı ama çok fazla düşünmem gerekmemişti. Çünkü onu görmeyi çok istiyordum, belki de bidaha hiç görme imkanı bulamazdım, bu fırsatı

    kaçırmamam lazımdı. İzmir'e gittiğim günden sonraki gün sabah erkenden yola çıktım. Hiç bilmediğim bir şehirde bi başıma buluşacağımız yere gitmem gerekiyordu ama

    çok fazla zorlanmadım bu konuda, beni asıl zorlayan Taner ile İnci'yi birlikte görecek olmamdı. İnci bunu da düşünmüştü, Taner'i önceden uyarmış benim yanımdayken

    normal bi arkadaştan öte bişey yapmamasını söylemişti. Böylece çok güzel bir gün geçirdim ve İnci de bana İzmir'de kalacağım 10 gün boyunca hep onlara eşlik etmemi

    istediğini, benimleyken çok eğlendiğini söylediğinde kafam çok karışmıştı. Bir gün onları birlikte görmek zor olmamıştı ama buna 10 gün dayanabilirmiydim ? En azından

    denemek istiyordum ve denedim... biraz zor geliyordu ama dayanıyordum buna İnci'yi görebilmek için Taner ile görmem gerekiyordu, başka da bi çarem yoktu. Günler böyle

    geçti ve İzmir'deki son günüm yani abimin düğünü geldi çattı. Abimin düğününe İnci'nin de gelmesini istiyordum ve her zaman olduğu gibi Taner de düğünde İnci ile birlikte

    olacaktı. Düğünün olacağı yeri bilmedikleri için sabah gittim onları aldım ve düğün yerine getirdim. Düğün başladığında benim hesaba katmadığım bir şey vardı; düğünde

    herkes dans eder İnci ile Taner de dans ettiler ancak ben bunu daha önceden düşünememiştim o an gördüğümdeyse şok olmuştum, o an hissettiğim acının tarifi münkün

    değil. Sonunda düğün de bitti hem İnci ile hem de Taner ile vedalaştık. Vedalaşırken İnci'ye sarılmıştım ve o an neredeyse bayılacaktım, o an hiç bitmesin, saatlerce

    sarılayım, o mutluluk hep sürsün istiyordum ama Taner varken bu mümkün değildi. Daha sonra o konuyu konuştuğumuzda İnci'nin bana söylediğine göre o an kendimi

    kaybedip öyle bi sarılmışım ki nefes alırken bile zorlanmış. Sonunda acısıyla tatlısıyla İzmir macerası da son bulmuştu. Lafı fazla uzatmayıp İnci konusunu kapatmak ve şuan

    sevdiğim kişi olan Masal'a geçmek istiyorum. Kısacası İzmir'den döndüğümde benim İnci ile tanışmamın üzerinden 7 - 8 ay geçmişti ve onca zamandır vazgeçememiştim

    İzmir'den döndükten kısa bir süre sonra da bana Taner'e karşı hiçbir zaman bir şey hissetmediğini aslında hep beni sevdiğini ama düşünmesi için verdiğim süre içerisinde

    bir kaç kez yanlış davranışım olduğu için sinirlenip Taner'i bulduğunu söyledi. Artık beni sevdiğini biliyordum, ama Taner'den de ayrılamıyordu çünkü onun bi suçu yoktu bu

    durumda o yüzden bir süre de birbirimizi sevdiğimiz halde uzak kaldık. Bir gün Taner bi hata yapmıştı ve Taner'den ayrıldı. Artık benim sevgilimdi, artık uykusuz geçen

    geceler, her gün her gün ağlamalar, acı çekmeler vs. bunların hiçbiri yoktu. Ama ne yazık ki o arkadaşımken beni el üstünde tutan İnci sevgilim olduğunda ailevi problemleri

    yüzünden sinirini benden çıkaran sürekli bana acı çektiren biri haline gelmişti. Üstelik ailesi ile çocukluğundan beri problemleri olan birisi olduğu için ailevi problemleri de 1 -

    2 günlük değildi her gün ailesiyle yeni bir sorun yaşıyor her gün benim canımı acıtacak başka bir şey buluyordu. Sevgilisi olarak bu şekilde 2 ay daha dayandıktan sonra artık

    pes etmiştim, sevmiyordum artık İnci'yi, benim sevdiğim inci yoktu artık karşımda ve ayrılmak istediğimi söylediğimde benim İnci'ye aşık olmamın üzerinden yaklaşık 1 yıl

    geçmişti... Aradan biraz zaman geçtiğinde İnci'yi artık tamamen unutmuştum, kalbim tamamen boştu ve bu kötüye işaret ediyordu bunu biliyordum çünkü ne zaman gönlüm

    boş kalsa birine aşık oluyordum. Benim en belirgin özelliğim de bu, birine aşık olunca çok zor vazgeçiyorum ama birinden zor da olsa vazgeçtikten sonra gönlümün boş

    kaldığı an yeni birine çok kolay aşık oluyorum. Sonunda korktuğum başıma geldi yeni birine aşık olmaya başlamıştım ama bu kez en olmayacak kişiye kaptırıyordum

    gönlümü. Masal benim en yakın arkadaşımdı ve onun bana sadece arkadaş gözüyle baktığına da emindim. Olamazdı ki böyle bir şey, sevemezdim onu, sevmemeliydim,

    vazgeçmeliydim derhal... ama bunu farkettiğimde artık çok geçti çünkü kolay vazgeçeceğim aşamayı çoktan geçmiştim, bağlanmıştım artık ona. Dünyada ondan güzel kimse

    yok gibi geliyordu artık bana, en tatlı o konuşuyor, bana en güzel o bakıyordu, dünyanın en tatlı gülüşü onun değildi belki ama bana onunmuş gibi geliyordu bu da benim onu

    sevmeme yetiyordu. Ama yine de vazgeçmeliydim, üstelik sevgilisi de vardı. İşte yine aynı hataya düşmüştüm. Yine benim olmayan birine, benim olmayacak birine, hatta

    sevgimi söyleyemeyeceğim birine aşık olmuştum, yine yanlış kişiyi seçmiştim işte. Üstelik de ben vazgeçmeye çalıştıkça her gün daha fazla bağlanıyordum Masal'a, her gün

    yeni bi şirinlik, yeni bir tatlılıkla biraz daha bağlıyordu beni kendine. Ama bunu bilinçli olarak yapmıyordu. Doğası buydu onun, doğal hali kendini sevdirmeye yetiyordu

    zaten... Üstelik de her gün okulda onu görüyordum, her gün onu görme arzusuyla gidiyordum okula. Zaman zaman sevgilisinden de bahsediyordu, çünkü yakın arkadaştık.

    Sevgilisini anlattığında ise daha fazla kızıyordum hayata, haketmiyordu onu sevgilisi, benim kadar sevmiyordu, hatta nerdeyse hiç sevmiyordu. Öyle davranışları vardı ki

    "Şimdi ben olsam..." diye düşünmekten alamıyordum kendimi. Bir gün onları birlikte gördüm ve o gün el ele yürüyorlardı, onları öyle gördüğümde içim öyle bir sızladı ki İnci

    ile Taner'i dans ederken gördüğümde bile o kadar içim sızlamamıştı. İşte o gün anladım, o gün gördüm ki ben Masal'ı İnci'den daha çok seviyordum. O güne kadar İnci

    kadar sevdiğim kimse olmamıştı ama o gün olmuştu artık. İnci'den daha fazla sevdiğim biri, İnci'den daha çok bağlandığım biri olmuştu. O gün gözüm çok korkmuştu,

    İnci'den bana onca acı çektirmesine rağmen 1 yılda vazgeçmişsem bana arkadaşı olarak bile olsa değer veren, hiç acı çektirmeyen, bu kadar tatlı ve güzel olan, ondan

    vazgeçmemi sağlayacak bişey yapmayan ve İnci'den daha çok sevdiğim birinden kim bilir ne kadar zamanda vazgeçebilirdim ya da vazgeçebilirmiydim ki... İşte o gün eve

    geldiğimde Masal için göz yaşı döktiğim ilk gün oldu ve biliyordum devamı gelecekti. Çünkü ilk kez yaşamıyordum bu durumu, ilk kez ağlamıyordum aşık olduğum biri için.

    Biliyordum işte artık geceleri uyku haramdı bana, göz yaşı dökmediğim bir günüm de geçmeyecekti artık biliyordum... Hala da vazgeçme çabalarım devam ediyordu ki Masal

    sevgilisiyle sorunlar yaşamaya başladı. Bu sorunları bana anlattığında mümkün olduğunca objektif değerlendirmeye, duygularla hareket etmeden onu yönlendirmeye

    çalışıyordum. Çünkü istemiyordum benim yüzümden ayrılmasını, ben kimsenin benim yüzümden, benim yaptığım yorum veya değerlendirme yüzünden ayrılıp üzülmesini

    istemiyordum. Ayrılacaksa da kendi kararıyla ayrılmalıydı, ben yorumumu katmamalıydım olaylara ama bunu bilmeme rağmen başaramıyordum. Çünkü o kadar düşüncesiz

    davranıyordu ki sevgilisi, o kadar az değer veriyordu ki benim Masalım'a kayıtsız kalamayıp arada bir yorumumu yapıyordum. Tutamıyordum ki kendimi haketmiyordu işte

    öyle biri Masal'ı. Benimkadar çok seven, onu gözünden sakınan, onun mutluluğu için her şeyi göze alabilecek, gerekirse uğrunda ölecek biri varken o doğru düzgün değer

    vermeyi bile bilmeyen sevgilisi haketmiyordu Masal'ı. Sonunda bunu Masal da farketmişti ve ayrıldı ondan. Aslında benim için ayrılmaları pek de bişey ifade etmiyordu,

    nasılsa söyleyemeyecektim onu sevdiğimi, ayrılsalar da belki başka birini bulacaktı ama o kişi ben olamayacaktım. Bu kadar yakın arkadaşımı sevmiş olmanın verdiği utancı

    kapatamazdım, söyleyemezdim ben sana aşığım diye... Üstelik aradan fazla geçmeden bana geçen yıl ki sevgilisi olan Alp'i hala sevdiğini söyledi. İşte tahmin ettiğim gibi

    olmuştu sevgilisinden ayrılsa da benim değildi işte, ben onundum ama o benim değildi. Ama artık Alp de onun değildi. Bu da ona acı veriyordu, Alp için acı çekiyordu. Onun

    acı çektiğini görmek benim acımı katlıyordu, artık onu sevip de söyleyemeyecek olmanın, onun beni sevmiyor olmasının, aşkımın karşılıksız olmasının verdiği üzüntüyü

    umursamıyordum bile, sadece onu üzülürken ve acı çekerken görmenin verdiği üzüntüyü hissediyordum içimde. O az bişey üzülse ben ondan çok üzülürdüm, o tek damla

    göz yaşı dökse ben sabaha kadar ağlardım, o bi tebessüm etse ben mutluluktan havalara uçardım, o gülse ben kahkaha atardım çünkü ben ona aşıktım işte ister istemez

    etkileniyordum onun ruh halinden. Böyle olmamalıydı, vazgeçmeliydim, ama olmuyordu. Neden olmuyordu ki ? Sevgilisi olsa da vazgeçemiyordum, başkasını sevse de

    vazgeçemiyordum nasıl vazgeçecektim ben ? Bütün bunlara cevap ararken kendimi tutamayıp söyledim onu sevdiğimi duyduğunda çok şaşırdı, bana o gözle bakmadığını,

    benden öyle bişey hiç beklemediğini söyledi. Bunları zaten biliyordum, zaten nasıl oldu da sevdiğimi söyledim onu da bilmiyordum. Bu söyledikleri canımı acıtmamıştı ancak

    bir süre geçti aradan şimdi görüyorum ki sevgime inanmıyor bile sadece bir heves olduğunu onu gerçekten bu kadar sevemeyeceğimi düşünüyor, işte bu çok canımı acıtıyor.

    Sevgime karşılık vermemesi değil, alışkınım ben zaten karşılıksız aşklara ama sevgime inanmaması beni çok derinden yaralıyor. Şimdi ne mi düşünüyorum ? Hala

    vazgeçmeye çalışıyorum, hala geceleri uyku uyuyamıyorum, hala her gün ağlıyorum ama artık akıllandım İnci'den ayrılınca "Bir daha kimseyi böyle sevmem" demiştim, çok

    yanlış söz vermişim kendime, artık doğrusunu öğrendim. Masal'dan da vazgeçmeyi başarırsam yeminim olsun BİR DAHA KİMSE İÇİN ÖLMEM...


    Sonuna kadar sabırla okuyanlara çok teşekkür ederim. Olumlu ya da olumsuz her türlü yorumlarınızı bekliyorum.
    Heyhat and KhaoS like this.

  2. #2
    Üye KhaoS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nisan.2016
    Nereden
    Denizli
    Mesajlar
    50

    Standart Cevap: Çıkmazlarla Dolu Bir Aşk Hikayesi

    Delikanlı 3 yıl 2 ay 13 gün geçmiş bu yaşadıklarının üstünden. Bir daha bu forum sitesi aklına gelirde uğrarmısın bilmem ama uğrarsan kendi yazını tekrar oku o günlere geçmişe dön ve şimdiki halinle karşılaştır bakalım. Değişiyoruz değiştiriliyoruz. Hayatı öğreniyoruz diyelim. Aradığın mutluluğu aşkı bulmuşsundur ya da bulursun inşallah.

    Dip Not: Bir yemin verirken de dikkatli ol. Öyle kimseler girerki hayatına değil canını vermek "rabbim benim ömrümden alıp on/a/lara versin" diye dua ettiğin bile olur. Aşık olduğun kimse için ölme yeter.
    Konu KhaoS tarafından (29.Temmuz.2016 Saat 13:39 ) değiştirilmiştir.

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
film indir, elektronik sigara, bebek deterjanı, instakip.com, Likit Servisi, istanbul hava durumu, yemek tarifleri, ingilizce kursu