Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan 123 SonuncuSonuncu
Toplam 26 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #1
    Üye
    Üyelik tarihi
    Kasım.2008
    Mesajlar
    11

    Standart Abdurrahim Karakoç şiirleri



    Aşk Hikayesi


    Başımdan bir kova sevda döküldü
    Islanmadım, üşümedim, yandım oy..!
    İplik iplik damarlarım söküldü
    Kurşun yemiş güvercine döndüm oy..!

    Yağmur yorgan oldu, döşek kar bana
    Anladım ki kendi gönlüm dar bana
    Alev dolu bardakları yâr bana
    Sunuverdi içtim içtim kandım oy..!

    Sevgi ektim, naz biçmeye çalıştım
    Ne zamana, ne kendime alıştım
    Kırk senede yedi hasret bölüştüm
    Yedi dünya bana düştü sandım oy..!

    Gönül şahinimi yordum gerçeğe
    Sonsuzda yüzümü sürdüm gerçeğe
    Teselliden kanat kırdım gerçeğe
    Tecellinin sinesine kondum oy..!


    Abdurrahim karakoç şiirleri...

    Vesaire_ likes this.

  2. #2
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Abdurrahim Karakoç şiirleri

    AÇIK DİLEKÇE


    Görmediğim bir bambaşka durum var
    Sizin şehrin kızlarında savcı bey
    Yaklaşanı ta yürekten vururlar
    Kan kokuyor gözlerinde savcı bey

    Gayeleri gönül kırmak dal gibi
    Bakışları çifte favül bal gibi
    Ülkeler fethetmiş bir kral gibi
    Gurur dolu pozlarında savcı bey

    Kaş yaparken, göz çıkarır elleri;
    Çok silahtan tesirlidir dilleri
    Hayret ettim, bir tuhaf ki halleri
    Poyraz eser yüzlerinde savcı bey

    Derviş olup çıktım tığsız, tebersiz
    İlk görüşte avladılar habersiz
    Pişirdiler beni tuzsuz, bibersiz
    Kebap oldum közlerinde savcı bey

    Bölüştüler gönlüm ile aklımı
    Davacıyım, ara benim hakkımı...
    Bir yol göster, haklı mıyım, haksız mı?
    Yorulmayım izlerinde savcı bey.


    A.K


    ALIŞKANLIK


    Bu kirli düzenin düzenbazları
    Azrail'e rüşvet vermeyi dener
    Ölünce dünyanın en kurnazları
    Torpille cennete girmeyi dener


    A.K


    ANADOLU GEZİSİ


    -1-

    Ter kokuyordu Çukurova tarlaları
    Irgat Türküleri duyuluyordu uzaktan
    Ekin biçiyordu yalınayak köy kızları
    Elleri kabarıyordu oraktan.

    Gökbelen dağlarına yağmur yağıyordu;
    Yetimler mahallesinde bir çocuk ağlıyordu

    -2-

    Kan kokuyordu doğunun çimenli yayları;
    Silah sesleri geliyordu Şırnak'tan.
    Oğulsuz koymuşlardı ak saçlı anaları;
    Tütünler tedirgin olmuştu ocaktan.

    Cilo dağlarında kamalaklar üşüyordu;
    Garipler köyünde bir gelin düşünüyordu

    -3-

    Yosun kokuyordu Karadeniz'in mavnaları;
    Yırtık havalar döküyordu parmaktan.
    Bıçak gibi bir soğuk biçiyordu baharı;
    Dal boylu gençler gidiyordu bıçaktan.

    Ilgaz dağlarında kurtlar uluyordu.
    Bekarlar kahvesinde bir adam uyuyordu.

    -4-

    Şehvet kokuyordu Ege'nin bereketli ovaları;
    Taze bedenler soyuluyordu ahlaktan.
    Tedirgin etmişlerdi bizim havaları;
    Yadırgı seleri geliyor plaktan.

    Çatalkaya dağında kartallar dönüyordu;
    Bir nesil yaşıyor, bir tarih ölüyordu.


    A.K


    ANADOLU SEVGİSİ


    Sen bizim dağları bilmezsin gülüm,
    Hele boz dumanlar çekilsin de gör.
    Her haftası bayram,her günü düğün,
    Hele yaylalara çıkılsın da gör.

    Bilmezsin ovalar nasıldır bizde;
    Kağnılar yollarda,yoncalar dizde...
    Saydıklarım damla değil denizde,
    Hele bir ekinler ekilsin de gör.

    Görmedin sen bizim mavi suları,
    Karlar eriyince kırar yuları...
    Köpük olur beyaz,sel olur sarı;
    Hele taştan taşa dökülsün de gör.

    Sen bizim köyleri görmedin ki hiç,
    Yolları toz,çamur,evleri kerpiç.
    O kirli kabukta,o en temiz iç;
    Hele bir yakından bakılsın da gör.

    Anlamaz,bilmezsin sen bizim halkı,
    Sevgiyi bulasın,yakına gel ki...
    Kalıplar gerçeği göstermez belki
    Gönül perdeleri sökülsün de gör.


    A.K




    Vesaire_ likes this.

  3. #3
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Abdurrahim Karakoç şiirleri

    AYIP


    Kara gözlüm bu ayrılık yetişir,
    İki gözüm pınar oldu gel gayrı.
    Elim değse akan sular tutuşur
    İçim dışım yanar oldu gel gayrı.

    Ayların sırtında yıllar taşındı,
    Sanma ki garibi eller düşündü.
    Bebekler evlendi,yollar aşındı
    Kozalaklar çınar oldu gel gayrı.

    Hesap et sen,gurbet ile
    Otuz ay tutuldu kolay mı dile?
    Hapisler,sürgünler,esirler bile
    Sılasına döner oldu gel gayrı.

    Gönlüm sende,gözüm yollarda durdu,
    Saat isyan etti,takvim kudurdu.
    Hasret hançerini bağrıma vurdu
    yüreciğim kanar oldu gel gayrı.

    Emeği boşadır yuvasız kuşun...
    Nerdeyse toprağa değecek başın.
    Beni düşünmezsen kendini düşün
    Herkes seni kınar oldu gel gayrı.


    A.K


    AYNALARIN ÖTESİ


    Her ne kusur varsa geçen zamanda;
    Suçsuzdur aynalar, ela gözlü yar
    Mecnunlar Mevla'yı bulursa canda,
    El olur Leylalar ela gözlü yar

    Güzel açar güzelliğin sergisin
    Gün ağartır kara saçın örgüsün...
    Muhabbet faslında ölüm türküsün
    Kim söyler, kim çalar ela gözlü yar

    Estikçe iş çıkar işin içinde;
    Gençliğin hasret yer sevda göçünde
    Bilmez misin, dört mevsimin üçünde
    Kar olur yaylalar, ela gözlü yar

    Alı al, yeşili yeşilde ara;
    Ahirete gider kalbdeki yara...
    Ne yapsan bir daha çıkmaz dallara,
    Dökülen ayvalar ela gözlü yar

    Vakit dolar, nakit biter kasanda...
    Sevda bir kitaptır gönül masanda;
    Okusan da olur, okumasan da...
    Kapanır sayfalar ela gözlü yar


    A.K


    AYNANIN İKİ YÜZÜ


    Bir zirvede habire şiştikçe şişene bak
    Bir tabanda her adım yıkılıp düşene bak
    Bir ülke yansa bile yan gelip yatanlara
    Bir yangın söndürmeye çarıksız koşana bak.


    A.K


    AYRILIK HAVASI


    Ben nefret eyledim sizin gerçekten
    Yalanı severim, yalanı gayrı
    Tiksindim bülbülden, gülden çiçekten
    Yılanı severim, yılanı gayrı


    Yıllarca boş yere canımı sıktım
    Nihayet yol buldum çığırdan çıktım
    Beyden efendiden sayından bıktım
    Ulanı severim ulanı gayrı


    Sapıtmış bu diye beni yeriniz
    Hakkımda bin türlü hüküm veriniz
    Omuzumda yüktür dirileriniz
    Öleni severim öleni gayrı


    A.K


    BALABANIM


    Geldi gönderdiğin şiirden mektup
    Arada bir böyle yaz Balaban'ım
    Zaman siciminin ucundan tutup
    Bazen bağla, bazen çöz Balaban'ım

    Fikir gölü derinleşir girdikçe
    Dostluk gülü gümrah açar derdikçe
    Sıhhat, zaman, mekan, imkan verdikçe
    Cevapsız bırakmam, söz Balaban'ım

    Ahval-i aleme kafayı takma
    Allah Kerim, sabrı elden bırakma
    İlmi düstur eyle, imanı sakla
    Gayrisi savrulan toz Balaban'ım

    Huzur içte gerek, kabukta değil
    Vuslat acelede, çabukta değil
    Akıl da baştadır, topukta değil
    Çile yemekteki tuz Balaban'ım

    Ahlakı, töreyi kenara atan
    Dine 'Afyon' diyen, vatanı satan
    Müslüman olamaz, Türk değil zaten
    Dayanmaz görmeye göz Balaban'ım

    Demişler ya 'Kuvvet birlikten doğar'
    Kar, yağmur zamanı gelince yağar
    Nasihatım o ki dinlersen eğer
    İşaret 'ben' değil 'Biz' Balaban'ım

    Çevremizi saran türlü ihanet
    Gün geçtikçe görünüyor daha net
    Başlangıçta bilmek değil kehanet
    Bağrımıza girmiş köz Balaban'ım

    Zaman geldi esir olduk maddeye
    Zaman geldi hasır olduk caddeye
    Zaman geldi küsur olduk şetteye
    Daha bunlar bize az Balaban'ım

    Dört yanımı gurbet yazmış kaderim
    Dosttan mektup gelir, biter kederim
    Gözlerinden öper, selam ederim
    Aydınlık günlerde gez Balaban'ım


    A.K


    BAMBAŞKA


    Doktor, benim derdim bambaşka bir dert;
    Ağrıyan yerimi sorma boşuna.
    Yazdığın reçete değer mi zahmet?
    Kağıtla kalemi yorma boşuna.

    Kerem eyle, fayda vermez yardımın;
    Tıp ilminde çaresi yok derdimin;
    Her tarafı gurbet olmuş yurdumun;
    Düşünceme tuzak kurma boşuna.

    Gönlüm yığın yığın hasret yüklüdür;
    İçimde tarifsiz keder saklıdır
    Sökemezsin yaralarım köklüdür;
    Merhem sürüp, sargı sarma boşuna.

    Dost yolları nakışlandı kanımdan;
    Sevdiklerim vergi keser canımdan;
    Sükuta muhtacım, ayrıl yanımdan,
    İncitip günaha girme boşuna.

    Aşk koymuşlar ıstırabın adını;
    Alamadım yaşamanın tadını
    Yapacaksan eğer bana yardımı,
    Öldür kurtar, ilâç verme boşuna.

    Vesaire_ likes this.

  4. #4
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Abdurrahim Karakoç şiirleri

    BAYRAMLAR BAYRAM OLA -1


    Güneş yükselmeden kuşluk yerine
    Bir adam camiden döndü evine
    Oturdu sessizce yer minderine

    Kızı “Bayram” dedi, yalın ayaklı
    Adam “Bayram” dedi, tam ağlamaklı..

    Eli öpüldükçe içi burkuldu
    Konuşmak istedi, dili tutuldu
    Güç belâ ağzından bir “off! ” kurtuldu

    Oğlu “Bayram” dedi, sırtı yamalı
    Adam “he ya” dedi, gözü kapalı..

    Düşündü kış yakın, evde odun yok
    Tenekede yağ yok, çuvalda un yok
    Yok yoka karışmış; tuz yok, sabun yok

    Avrat “Bayram” dedi, eğdi başını
    Adam “evet” dedi, sıktı dişini..

    Çalışsa ne iş var, ne cepte para
    Dağ oldu içinde büyüyen yara
    Dikti gözlerini karşı duvara

    Takvim “Bayram” dedi, silindi yazı
    Adam “öyle” dedi, bağrında sızı..

    Döndürse yönünü herhangi dosta
    Yaralı, gariban, dul, yetim, hasta
    Aylar, yıllar, günler erirken yasta

    Yer-gök “Bayram” dedi, ağzını açtı
    Adam “Bayram” dedi, evinden kaçtı..


    A.K


    BAYRAMLAR BAYRAM OLA -2


    Ana, bu bayram mı? . Aman çok ayıp
    Çocukken gördüğüm bayramlar hani?
    Mübarek elleri öpüp, koklayıp
    Yüzüme sürdüğüm bayramlar hani?

    Hani ya o özlem, hani ya o tad?
    Ne dışım kaygusuz, ne içim rahat
    Haftalar öncesi her gün, her saat
    Babamdan sorduğum bayramlar hani?

    Nur yağan geceler, gündüzler nerde?
    Neşe paylaştığım öksüzler nerde?
    Dost yollar, dost evler, dost yüzler nerde?
    Huzura erdiğim bayramlar hani?

    Kar çiçeğim solmuş kar yatağında
    Can verir ırmağın dar yatağında
    Arife gecesi yer yatağında
    Üstüme serdiğim bayramlar hani?

    Bayram demek takvimdeki yazı mı?
    Bayram hasret, bayram ağrı, sızı mı?
    Açıp yüreğimi, yumup gözümü
    Özüne girdiğim bayramlar hani?

    Bayram af günüdür, barış günüdür
    Bayramlar rahmete giriş günüdür
    Bayram, Hak menzile varış günüdür
    Gönlümü verdiğim bayramlar hani?


    A.K


    BAYRAMLAR BAYRAM OLA -3


    Kalkarım her sabah kötü bir günde
    Yüreğim zindanda, sevgim sürgünde
    Engeller yol vermez, gelemem oğul!

    Taşırım başımda başıboşları
    Konuşur karşımda mezar taşları
    Diriler dil vermez, bilemem oğul!

    Tecellim çiledir, çeker giderim
    Gözyaşı selinde akar giderim
    Dostlarım el vermez, kalamam oğul!

    Hasretim göl göldür, hicranım nehir
    Toprağım kor ateş, havam som zehir
    Arılar bal vermez, alamam oğul!

    Ben aşka koşarım, aşk beni vurur
    Yaklaştığım deniz içimde kurur
    Bahçeler gül vermez, gülemem oğul!

    Bayramlar kurşundur, canımda kalır
    Yazdığım tebrikler yanımda kalır
    Postacı pul vermez, salamam oğul!


    A.K


    BAYRAMLAR BAYRAM OLA -4


    Yağma var yukarı katta
    Benim canım çıkar altta
    Çabalarım, akar terim
    Allah kerim.

    Zulüm köklendi, dallandı
    İşkenceler “yasal”landı
    Küfür içer, zılgıt yerim
    Allah kerim.

    Yokluk kırıyor dizimi
    Zamlar güldürür yüzümü(!)
    Sıkıntıdan kalkmaz serim
    Allah kerim.

    Bayram gelmiş.. gelir belki
    Ben tebrik-mebrik bilmem ki
    “Bayram bayram ola” derim
    Allah kerim.


    A.K


    BAYRAMLAR BAYRAM OLA -5


    Giden Bayramlardan almadık bir tad
    Gardaş bu senenin bayramı nasıl?
    Şenay’larda bayram her gün, her saat
    Elif’in, Döne’nin bayramı nasıl?

    İçinde boğulduk derdin, acının
    Uykusu bitmedi şeyhin, hacının
    Üç gardaşı şehit veren bacının
    Oğulsuz ananın bayramı nasıl?

    Neşe topuğumda, elem boyumda
    Sen çoğunu anla, ben az deyim de
    Kim öldü, kim kaldı garip köyümde
    Ya bizim hanenin bayramı nasıl?

    Dert deşmek değildir gayem, niyetim
    Düşündükçe sızlar kemiğim, etim
    Gelini dul kalmış, torunu yetim
    Ak saçlı ninenin bayramı nasıl?

    Hangi eller sürer suçluyu suça
    Güdümlü başların destesi kaça
    Kimler zorlanıyor gönülsüz göçe
    Boş kalan binanın bayramı nasıl?

    İşkence altında ezilir canlar
    Masum yiğitlerle dolu zindanlar
    Ses verin mezardan ulu sultanlar
    Yusuf-u Kenan’ın bayramı nasıl?

    Bizden sandığımız bize yabancı
    Görünen simalar göze yabancı
    Kabukta bayram var, öze yabancı
    Söyleyin, mânânın bayramı nasıl?

    Sabahtan haber yok, ufuklar kara
    Semerkant kan ağlar, yanar Buhara
    Keşmir, Kâbil, Kerkük hasret bahara
    Kudüs’ün, Sina’nın bayramı nasıl?

    Ayşe’nin bayramı gözyaşı, firak
    Sultan’ı derdiyle baş başa bırak
    Sormadan geçemem, etmişim merak
    Nükhet’in, Nana’nın bayramı nasıl?

    Mücahit, maddeye yapar akını
    Devrimci, soygundan tutar yükünü
    Biz toprağa verdik Hikmet Tekin’i
    Kotil’in, Zana’nın bayramı nasıl?

    Doğduğundan beri çamlar deviren
    Ekranda iftira, yalan savuran
    Salyası, ülkeyi göle çeviren
    Boynuzlu dananın bayramı nasıl?


    A.K


    BAYRAMLAR BAYRAM OLA -6


    Âlem-i İslâm’a rahmet su gibi
    Aksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.
    Evleriniz cennet kokusu gibi
    Koksun, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

    Zindan “medrese”dir, gam yayla size
    Farkı yok bin yılın bir ayla size
    Melekler yukardan gıptayla size
    Baksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

    Uygur, Kazak, Kırgız, Azerî’nizden
    Gitmesin gardaşlık nazarınızdan
    Zalimler, zulmünü üzerinizden
    Çeksin, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

    Süleyman esir de, Simon neden hür?
    Hiç durma dünyanın yüzüne tükür..
    Müslümanın sesi münafıktan gür
    Çıksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

    Serilsin gönüller döşek misali
    Patlasın sevgiler fişek misali
    Hakikat, durmadan, şimşek misali
    Çaksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

    Haksızlık almasın Hak’kın yerini
    Aşsın boyunuzdan aşkın derini
    Kimi gözyaşını, kimi terini
    Döksün, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

    Kök bir, dallar ayrı ki, İslâm bir gül
    Afganistan bir gül, Türkistan bir gül
    Vahdet bahçesine her insan bir gül
    Diksin, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

    Mağdurlar, mazlumlar ersin felaha
    Vuslata varanlar varsın bir daha
    İrfan tohumunu gece, sabaha
    Eksin, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

    Kandır zalimlerin zulüm çiçeği
    Öldürür cehalet, ölüm çiçeği
    Gençler yakasına ilim çiçeği
    Taksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

    Şehide toprağın hürmet-i aşkı
    Anadan fazladır şefkat-i aşkı
    Rab’bim yüreklere ülfeti, aşkı
    Soksun, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

    Hazreti Resül’ün nurlu katına
    Gitmek isteyenler binsin atına
    Küfrün saltanatı yerin altına
    Çöksün, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

    Ne makam, ne para, ne senet, ne çek...
    “Kurtuluş İslâm’da” vallahi gerçek
    Bu mübarek sevda bizleri tek tek
    Yaksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

    Vesaire_ likes this.

  5. #5
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Abdurrahim Karakoç şiirleri

    BEBEĞE ÇAĞRI


    Soyguncu soysun da, vurguncu vursun
    Sen ana karnında boşa durursun
    Doksan günde çık gel dokuz ay dursun

    Doğmaya gayret et, doğmaya bebek
    Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

    Üçkağıtçı düzen geçip gitmeden
    Her ocakta üç- beş baykuş ötmeden
    Çabuk ' Devlet malı deniz' bitmeden

    Doğmaya gayret et, doğmaya bebek
    Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

    Makam armağandır, koltuk hediye
    Muhkem ilamlar var ' rüşvet ye' diye
    Ne diye beklersin söyle ne diye?

    Doğmaya gayret et doğmaya bebek
    Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

    Göz kırpınca sıfırı çok sayılar
    Zirveye tırmandı topal ayılar
    Yağcı yeğen arar haydut dayılar

    Doğmaya gayret et doğmaya bebek
    Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

    Artık banka soymak basit eğlence
    Günde milyar hiçtir ' yurtsever genc' e(!)
    Dünyaya duhül et, gel biraz önce

    Doğmaya gayret et dogmaya bebek
    Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

    Tez çık, haram süt bul, beleş kundak bul
    Yalancılık mübah, yüzsüzlük makbul
    Hukuksal açıdan bir ' olanak' bul

    Doğmaya gayret et doğmaya bebek
    Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

    Adi ekranlarda iğrenç yüzü gör
    Halkı tiksindiren bir kof dizi gör
    Önce onları gör, sonra bizi gör

    Doğmaya gayret et doğmaya bebek
    Sonra geç kalırsın yağmaya bebek


    A.K


    BEBEĞE İHTAR


    Geçmişte yağmanın hasat dönemi
    Acele gel diye çağırdım seni
    Şimdi iş değişti dur, dinle beni
    Dokuz aylık yolu altmış ayda çek
    Beş sene dolmadan doğma ha bebek.

    Emmin, dayın annen, baban kereste
    İşçi, memur, çiftçi, çoban kereste
    Çarşı, pazar, yazı-yaban kereste
    İnsanlar ya mertek, ya orta direk
    Beş sene dolmadan doğma ha bebek.

    Doğarsan üç günlük iş bulamazsın
    Acıkırsın, ekmek, aş bulamazsın
    Ucuz toprak, beleş taş bulumazsın
    Yaşamak rezillik, rüsvaylık demek
    Beş sene dolmadan doğma ha bebek.

    Arı peteğinde ağulu bal var
    Kaçıp kurtulmaya ne yön, ne yol var
    Sıkıver dişini, annene yalvar
    Buradan rahattır orda beklemek
    Beş sene dolmadan doğma ha bebek.

    Kurtlar sülük oldu, sıyrıldı posttan
    Kaçan kurtuluyor, ahbaptan dosttan
    Değişti bahçıvan, bozuldu bostan,
    Hıyarlar acıdır, karpuzlar kelek
    Beş sene dolmadan doğma ha bebek.

    Vaziyet bambaşka vaziyet oldu
    Yaşamak işkence, eziyet oldu
    Dalkavukluk üstün meziyet oldu.
    Sanatkârlar sansar, dâhiler şebek
    Sözümü dinlersen hiç doğma bebek.


    A.K


    BEBEĞE SİTEM


    "Aman gelme" dedim, bak geldin işte
    Dünyaya meylin var, beşer’sin bebek
    Bir bilsen dünyamız neyin nesidir
    Ayırır ağzını işersin bebek.

    Kimisi su katar içtiğin süte
    Kimisi at sokar yediğin ete
    Günahtan, hileden, haramdan öte
    Zulmet kuyusuna düşersin bebek.

    Yukarıya gitsen'köle'sayarlar
    Aşağıya insen tefe koyarlar
    Her saat bir başka renge boyarlar
    Baktıkça sen sana şaşarsın bebek.

    Önün bal-petekli, elin mühürlü
    Omuzun kötekli, dilin mühürlü
    Haftan ipotekli, yılın mühürlü
    Aydan, günden mahrum yaşarsın bebek.

    Sevgimiz rüşvettir seversek seni
    Aldatmak içindir ne versek seni
    Kalleş çağımızla eversek seni
    Gerdeğe girmeden boşarsın bebek.


    Vesaire_ likes this.

  6. #6
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Abdurrahim Karakoç şiirleri

    BEKLEMEK...


    Sarıcadüzü'nde bir yığın toprak
    Sulanır her sabah göz yaşlarımla
    Mihriban, Mihriban uyan da bir bak!
    Hasret düğüm düğüm ak saçlarımda
    Ardıçlı ağaçlarda gene ay doğar...
    Akasya gölgeleri delik - deşik...
    Bir pınar ağlar sabahtan akşama dek
    Yapraklar sallanır, ışıklar söner
    Büyüdükçe büyür içimde bir dert
    BEKLEMEK...


    A.K


    BEN..


    Ben: Karlı dağların deli rüzgârı..
    Ben: Tozlu yolların demirbaşıyım.
    Ben: suyu kurumuş sevgi pınarı...
    Ben: Toprak bekçisi, mezar taşıyım.

    Ben: Hep yıllar yılı kanayan çıban...
    Ben: Fikir sürüsün yitiren çoban.
    Ben: Hayâl peşinde çarıksız taban...
    Ben: gurbet ağzında bulgur aşıyım.

    Ben: çürük bir gemi aşk denizinde..
    Ben: Yağmur damlası dostun izinde.
    Ben: Yanıp kül oldum aşkın közünde...
    Ben: Kara sevdanın dert yoldaşıyım.

    Ben: Koyu düşmanım yersiz gülüşe
    Ben: Düşüvermişim bitmez bir düşe
    Ben: Bıldır ağlarım bu yıl ölmüşe...
    Ben: Bensiz duygunun ilk savaşıyım.

    Ben: Gönlü aklına uymayan deli..
    Ben: Az düşünceden doymayan deli.
    Ben: Beni ben diye saymayan deli...
    Bırakın, ben benden uzaklaşayım.


    A.K


    BENİ DE ÇAĞIR


    Çileyi koklayıp gül niyetine,
    Zindana girersen beni de çağır.
    Sabrı, kanaatı bal niyetine
    Ekmeğe dürersen beni de çağır.

    Bazen iki dünya sığar içime,
    Bazen iki güneş doğar içime.
    Bazen gam yağmuru yağar içime
    Sen beni ararsan, beni de çağır.

    Dostların var ise divanelerden,
    Göz yaşın aktıysa minarelerden.
    Binlerce senelik viranelerden
    Birşeyler sorarsan, beni de çağır

    Ezelin ezelden öncesi vardı,
    Yine sonsuzluktur sonsuzun ardı.
    Zaman yumağına bizi kim sardı?
    Aklını yorarsan beni de çağır.

    Dışarda göz yanar, içerde yürek,
    Taahhüt ehline tahammül gerek.
    Mazlum yarasına merhem diyerek
    Göz yaşı sürersen beni de çağır.


    A.K


    BENZETTİLER


    Yeni bir afyondur yenen her lokma
    Biber avrupalı,tuz avrupalı.
    Gülücükler sahte kirpikler takma
    Dudak Avrupalı,göz Avrupalı.

    Bebeklikte benliğini yitiren
    Tepe tepe tepemizde oturan
    Bizi çıkmazlara alıp götüren
    Ayak Avrupalı,iz avrupalı.

    Birisi diskoda içer kıvırır
    Birisi kulüpte konken çevirir
    Yapmasını bilmez ki yıkar devirir
    Ana avrupalı,kız avrupalı.

    Kalıba uydurdu uyduklarımız
    Yazmakla bitmez ki duyduklarımız
    Paris modasıdır giydiklerimiz
    Astar avrupalı,yüz avrupalı

    En mahrem yerlerin kalktı örtüsü
    Beş santim tırnaktır ellerin süsü
    Bütün bunlar medenilik ölçüsü
    Cilve avrupalı naz avrupalı

    İster sari deyin isterse ırsi,
    Büyük revaç buldu makbulün tersi
    Duyduğumuz 'okey,adiyös,mersi'
    Ağız avrupalı söz avrupalı

    Her gün karşımıza on zıpır çıkar
    Bağırır,çağırır,devirir yıkar
    Dinler kulağımız gözümüz bakar
    Şarkı avrupalı,saz avrupalı.

    Başımız ayıkmaz binlerce halttan
    Örf,adet gemimiz delindi alttan
    Analar Muğla'dan Van'dan Tokat'tan
    Bebek avrupalı bez avrupalı

    Sahnede ekranda hıyar dinleriz
    Deliye,densize uyar dinleriz
    Saçma çığlıkları duyar dinleriz
    Şarkı avrupalı saz avrupalı

    Herkes soyunuyor açılmıyor ki
    Sokakta boynuzdan geçilmiyor ki
    Müslüman gavurdan seçilmiyor ki
    Şekil avrupalı,poz avrupalı

    Türklük bu mu desem bu diyecekler
    Şampanyayı sorsam su diyecekler
    Bir gün kökümüze hu diyecekler
    Kabuk avrupalı,öz avrupalı.


    Vesaire_ likes this.

  7. #7
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Abdurrahim Karakoç şiirleri

    BEREKET


    Aşk dedin, bağrıma soktun bıçağı
    Akan kanım göl olmadan tükenmez
    Sevda kokan bu yaranın çiçeği
    Petek petek bal olmadan tükenmez

    Hasret nedir? Yarına sor, düne sor
    İnanmazsan dönder-aktar gene sor
    Sensiz geçen geceleri bana sor
    Saatleri yıl olmadan tükenmez

    Görsem derim biçimini, rengini
    Kötü talih yüksek yapar engini
    İçimdeki bu sevginin yangını
    Kemiklerim kül olmadan tükenmez


    A.K


    BEŞİNCİ MEVSİM


    Düştü can evime dördüncü cemre
    Dünyayı üçüncü gözümle gördüm.
    Dörtyüz seksenbeş gün çekti bir sene
    Onaltıncı aya takvimsiz girdim.

    Aynalara baktım korku gösterdi
    Saatler her sabah kırkı gösterdi
    Namlular, nişanlar Türk'ü gösterdi
    Hayatım boyunca hedefte durdum.

    Gül sundum yediler, koklamadılar
    Armağan can verdim saklamadılar
    Gittim... gelir diye beklemediler
    Kaybolan gölgemi yollara sordum.

    Getirdim yanıma ay'ı bir karış
    Ölçtüm ki dağların boyu bir karış
    Şehiri bir adım, köyü bir karış
    Damlada denizdir en küçük derdim.

    Savurdum, eledim, seçtim zamanı
    Yaprak, yaprak tel tel açtım zamanı
    Haftada üç asır geçtim zamanı
    Nerye gittimse zamansız vardım.

    Yırtıldı ruhlara çizdiğim resim
    Yazık, kuklalara sığmadı sesim
    Yaşadığım şimdi beşinci mevsim
    Çağın çilesini sırtıma sardım


    A.K


    BIRAKIN KALSIN


    Çokta kederlenir, az da gülerim
    Ustura ağzında düşüncelerim
    Deliliktir belki...bırakın kalsın

    Doğan her bebeğin hakkı var bende
    Öğütülen benim her değirmende
    Ne sonu, ne ilki...bırakın kalsın

    Sevdam büyüdükçe dünyam dar olur
    Zamandan çıktığım zamanlar olur
    Ve öyle güzel ki...bırakın kalsın

    Saatler ya geri, ya hep ileri
    Kıran yok hileli terazileri
    Umutlar ırakta...bırakın kalsın

    Onbinlerle sohbet onbin nafile
    Dönmüyor toprağa giren kafile
    Öfkeler yürekte...bırakın kalsın

    Ne yarım tam yarım, ne bütün tamam
    Yolcular anlamaz, ben anlatamam
    Tren son durakta...bırakın kalsın

    Gelir beni yakar suya düşer kor
    Düşünen baş çekmek, dert çekmekten zor
    Kutsaldır bu yara...bırakın kalsın

    Dursun, ayazına uyandığın kış
    Dursun ki şevk ile sürsün bu yarış
    Lüzum yok bahara...bırakın kalsın

    Yıkılır, yırtılır her kalın perde
    Hesaba çekilir dünya mahşerde
    Yazın şu duvara...bırakın kalsın


    A.K


    BIRAKMIYORLAR


    Yad elden yanıma çağırdım seni
    Gelmek istiyorsun bırakmıyorlar
    Rüyada, mektupta albümde seni
    Bulmak istiyorsun bırakmıyorlar

    Umutlar hayaldir acılar gerçek
    Çileye mahkumsun, kim ne bilecek
    Ya bir kuru selam, ya bir top çicek
    Salmak istiyorsun, bırakmıyorlar.

    Otuz yıl ağladın hep yana yana
    Yeter, yazık diyen olmadı sana
    Vefasız dostluğa kalleş zamana
    Gülmek istiyorsun bırakmıyorlar

    Çalış derler ayak, bağlı el bağlı
    Konuş derler, dudak bağlı, dil bağlı
    Kalk git derler, kapı bağlı, yol bağlı
    Kalmak istiyorsun bırakmıyorlar

    Aydınlık ararsın hergün her yere
    Çekerler önüne yedi kat perde
    Zulüm kimden gelir, adalet nerde?
    Bilmek istiyorsun bırakmıyorlar

    Yıllar boyu uykuların bölündü
    Uçacakken kanatların yolundu
    Hayat hakkın vardı elden alındı
    Ölmek istiyorsun bırakmıyorlar


    A.K


    BİR AŞK BULSAM


    Bir aşk bulsam, yağmurunda ıslansam
    Bir dost bulsam, irfanında beslensem
    Bir dağ bulsam, sinesine yaslansam
    Yalnızlığım bitermola, bilmem ki?


    A.K


    BİR DAHA


    tevazu severdi,kaynatıp taşırdılar
    girdi hırs ambarına,çıkamadı bir daha....

    haramla yağladılar ,kibirle pişirdiler
    bulanık gölettiler,akamadı bir daha....

    yakın arkadaşları çöplük yaptı beynini
    doldurdular ve sonra dökemedi bir daha....

    kör dikişler atıldı kaypak iradesine
    sökmek istese bile sökemedi bir daha....

    soyundu inancından terk-i edep eyledi
    şerefini göğsüne takamadı bir daha....

    sürdü benlikatını karanlık geleceğe
    dönüp de geçmişine bakamadı bir daha....

    söndü yüreğindeki yanan aşk alevleri
    uyanıp yeni baştan yakamadı bir daha....

    yediği haram oldu içtiği haram oldu
    ellerini haramdan çekemedi bir daha

    borçlardan indirilmiş bayraktı haysiyeti
    alıp tekrar yerine dikemedi bir daha...

    terk etti güzelliği çirkinliğe sarıldı
    girdiği bataklıktan çıkamadı bir daha....,

    kürü baştacı yaptı dostlarına darıldı
    diktiği putları yıkamadı bir daha...

    kazancı beleş oldu ve kendisi leş oldu
    ıtır gibi gül gibi kokamadı bir daha....

    zirvenin yollarında döndükçe dönekleşti
    ağzına helal lokma sokamadı bir daha....

    dost oldu zalimlere görmedi mazlumları
    gam çekmedi göz yaşı dökemedi bir daha..

    Vesaire_ likes this.

  8. #8
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Abdurrahim Karakoç şiirleri

    BİR GÜZEL ÜLKÜ

    Yüreklerde kök bağlayıp yaşayan
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.
    Ezelden ebede müjde taşıyan
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Yesi'deki kutsal aşkın mayası
    Malazgirt'te Alparslan'ın rüyası
    Söğütteki has kilimin boyası
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Yunuslayın 'Et-kemiğe bürünen'
    Selim ruhta Yavuz serdar görünen
    Şems misali cümle kirden arınan
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Bedenlerde Koç Köroğlu yüreği
    Debreştikçe yakın eyler ırağı
    İman kalesinin bayrak direği
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Riya duygusuyla dolup taşmamış
    İlimden, irfandan uzaklaşmamış
    Benlik çamuruna ayak basmamış
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Dedem Korkut töresiyle töreli
    Edep, ahlâk, sevgi, saygı sıralı
    Kırk yıl önce.. aklım erdi ereli
    Bir güzel ülküdür günül verdiğim.

    Her kapıda bir hesaba girmeyen
    İnancından zerre taviz vermeyen
    Dost alnına kara leke sürmeyen
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Mazlumun yoldaşı, zalimin hasmı
    Kendine put yapmaz heykeli, resmi
    Hak'tır, adalettir, rahmettir ismi
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Bu ülkü candadır, sokakta yatmaz
    Güneştir.. bir doğdu, bir daha batmaz
    Menfaat uğruna kimseyi satmaz
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Şiddeti, kavgası, kanı olmayan
    İçinde öfkesi, kini olmayan
    Sonsuza uzanan, sonu olmayan
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Bedir’den Bizans’a akıp gelen o
    Küfür setlerini yıkıp gelen o
    İlâhî kaynaktan çıkıp gelen o
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Sinan'da estetik, Itrî'de ahenk
    Sebillerde hayat, kubbelerde renk
    Mevlânâ'da ilim, Barbaros'ta cenk
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Nizâm-ı Âlem'dir Hak'kın sözü bu
    Söylediğim cümle sözün özü bu
    Tek damlada umman eyler bizi bu
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Ülkü demek makam, mevki, taç değil,
    Ülkü demek totem, sembol, haç değil
    Kul icadı kof ilkeler hiç değil,
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Taze filiz vermiş Edebali’yle
    Çiçeklenmiş Hacı Bayram Veli’yle
    Ulubatlı Hasan’daki hâliyle
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Şehitlerin kanlarıyla ıslanan
    Destan olup mavera’dan seslenen
    Atıf'larla Said'lerle beslenen
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Türk'e ihsan olmuş “Kavm-i Necip”lik
    Boş hayâldir bu şerefe rakiplik
    Hayatlar gergeftir, ameller iplik
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Ne yazdımsa inanç, ahlâk, örf ile
    Postaladım gönül denen zarf ile
    Anlatılmaz yirmi dokuz harf ile,
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Vesaire_ likes this.

  9. #9
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Abdurrahim Karakoç şiirleri

    BİR YERDEN HER YERE MEKTUP


    Sormayınız, görmeyiniz canlarım
    Hakkınızı yiyip yutan burada
    Dinlisini,dinsizini dinlerim
    Besmeleye yalan katan burada.

    Sofralara viski havyar dizilir
    Fiatınız peçeteye yazılır
    Sırtınızdan günde dört post yüzülür
    Sizi soyup,sizi satan burada

    Simsar siyasetçi,doktor,avukat
    İnsan avlıyorlar her gün her saat
    Hızlı köşe dönmek en üstün sanat
    Kan gölünde balık tutan burada.

    Ortada kol gezerken kıtlıklar,yoklar
    Burda betonlarla delinir gökler
    Kontlar,şansölyeler,baronlar,dükler
    Kirli yağan,eğri biten burada.

    Yürekler acısı bir garip alem
    Rüşvetsiz imzaya yanaşmaz kalem
    Pop müzik,şampanya.marlboro,salem
    Gece gündüz keyif çatan burada

    Kız,kadın pazarı sokağı,yurdu
    Homoseksüeller çığlaşan ordu
    Ne ahlak kaygusu ne namus derdi
    Hızlı doğan erken öten burada.

    Yazık..siz beğenir,siz seçersiniz
    En çürük köprüden siz geçersiniz
    Bilirim her zaman çar naçarsınız
    Kör-kütük,zil-zurna yatan burada.

    Hal gidiş bu minval bu vaziyette
    Sabun işkencede,su eziyette
    Rağbet ne ilimde ne meziyette
    Aydınlığa çamur atan burada

    Doğan bebek dost yemeye zorlanır
    Düşündükçe içim dışım korlanır
    Evlat sahiplenir ana horlanır
    Ana vatan yavru vatan burada.


  10. #10
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Abdurrahim Karakoç şiirleri

    BİRAZ DA KİTAPLAR SENİ OKUSUN


    Canlı bir kitapsın, yazarı Mevla
    Açık dur, kitaplar seni okusun
    Yüzünde şavklansın nazarı Mevla
    Eğilsin mehtaplar seni okusun

    Kasırga ol, döne döne zikir et
    Her nefese on bin misli şükür et
    Şüphe burgacında Hakk'ı fikir et
    Uyansın girdaplar seni okusun

    Erisin geceler gündüze gel ki
    Kalmasın tek engel bir düze gel ki
    Secdede Rabbin'le yüzyüze gel ki
    Minberler, mihraplar seni okusun

    Ezelin, ebedin şifresi sende
    Menfinin, müsbetin şifresi sende
    Çözülsen de olur, çözülmesen de
    Sorular, cevaplar seni okusun

    Aşktan, estetikten, ahenkten yana
    Şiir, resim, müzik imrensin sana
    Camiler, sebiler gelsin lisana
    Hayırlar, sevaplar seni okusun

    Bedenin coğrafya, tarihtir dünün
    Ayrı ayrı sayfa saatin, günün
    Dört kapısı açık dursun gönlünün
    Alimler, erbaplar seni okusun

    Nefret boşta kalsın, aşk ile dol da
    Işık, kılavuz ol gittiğin yolda
    Kur'an'dan feyz alana bir mektup ol da
    Yazdığın kitaplar seni okusun


    A.K


    BİRLİK (5192 Hit)

    Bilmeyen öğrensin, duymayan duysun!
    Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.
    Bölücü sapıklar aklına koysun
    Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.

    Dünün insan yiyen kanlı çarkı yok!
    Yüzlerde gam, gönüllerde korku yok...
    Çerkezi yok, Kürdü yoktur, Türkü yok...
    Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.

    Allah bir, vatan bir, bayrak bir beden
    Yanlış yola sapmayalım bilmeden!
    Doğu, batı diye ayırmak neden?
    Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.

    Yırtılıp atılmaz tarih sepete!
    Birlik oldu camide ve cephede;
    Kore'de, Kıbrıs'ta, Kocatepe'de
    Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.

    Nineler, dedeler, masum bebekler,
    Bizlerden Huzurlu Türkiye bekler;
    Tutuşsun el- ele kızlar erkekler:
    Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.

    Kalacak adımız, kaldığı gibi,
    Aleme velvele saldığı gibi
    Tıpkı Sakarya'da olduğu gibi
    Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.

    Ne zulmü severiz, ne kinimiz var!
    Hayrı emreyleyen hak dinimiz var;
    Dağlar, çağlar boyu yeminimiz var:
    Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.


    A.K


    BİTMEZ BİR GARİP HİKAYE


    Otuz yaz otuz kış aynı durakta
    Bekle babam bekle can mı dayanır.
    Kara yalanları beyaz kundakta
    Sakla babam sakla can mı dayanır.

    Her yanımız gurbet...hani ya sıla
    Ömür bitmez çile ölüm fasıla
    Günleri aylara ayları yıla
    Ekle babam ekle can mı dayanır.

    Çare say,çanak tut çağ zilletine
    Sarmaz mı umutlar,sarpa çetine
    Katır tırnağını gül niyetine
    Kokla babam kokla can mı dayanır.

    Nimetler kurnaza ülkü mazluma
    Cehennem ettiler mülkü mazluma
    Aldatıp her çeşit mülkü mazluma
    Yükle babam yükle can mı dayanır.

    Bedavacı çomak soksun davana
    Arı çıksın sinek girsin kovana
    Giden kussun gelen kussun divana
    Pakla babam pakla can mı dayanır.


    A.K


    BİZE GÖRE


    Beşyüz itten kaçan kurda
    Kurt diyenler halt eylemiş
    Şehit verilmeyen yurda
    Yurt diyenler halteylemiş

    Birlik ister bizden olan
    Kör olsun milleti bölen
    Siyasette yalan, dolan
    Şart diyenler halteylemiş

    Yazıklar olsun ismine
    Gider yan verir hasmına
    Vatandaşın bir kısmına
    Kurt diyenler halteylemiş.

    Ülkü bizim baş tacımız;
    Şeker, bal olur acımız.
    Çilemizdir ilacımız
    Dert diyenler halteylemiş

    Hamdolsun alnımız aktır;
    Zalimden korkumuz yoktur
    Hakikatin yönü tektir
    Dört diyenler halteylemiş

    Danışsınlar canlarına
    Kalmayacak yanlarına
    Marksizmin hayranlarına
    Mert diyenler halteylemiş

    Rahmet yağar ilik ilik
    Aşk suyunu içer çelik
    On niyettir ülkücülük
    Art diyenler halteylemiş


    A.K


    BİZİ NE BİLSİN


    Herşey madde diyen şaşı dinliler
    Türk-İslam fikrine karşı kinliler
    Tezek yürekliler, turp beyinliler
    Temelden berbatlar bizi ne bilsin...
    Türk'üz; Türk yurdunda birlik isteriz
    Müslümanız; düzen, dirlik isteriz
    Ülkücüyüz; mazbut erlik isteriz
    Nemrutlar, Seddatlar bizi ne bilsin...
    Kimisi 'küçük' der, kimi 'az' görür;
    Kimisi yolacak hazır kaz görür;
    Kimi Bozkurtları binamaz görür;
    Sahtekar hoyratlar bizi ne bilsin


    A.K


    BİZİMKİLER


    Üç cins at, üç cins tosun salsak yukarı kata
    Üç gün sonra üç katır, üç sağmal inek çıkar.
    Zamanda mı, yerde mi, yoksa bizde mi hata?
    Yapıp uçurduğumuz kartallar sinek çıkar.


    A.K


    BU ÇAĞRI SANADIR


    Bir damla SU gönder bana
    Eğer gönderebilirsen
    Ana sütü gibi tertemiz olsun
    Bir damlası Karadeniz
    Bir damlası Akdeniz olsun

    Bir avuç TOPRAK gönder bana
    Edirne koksun, Ağrı koksun
    Her zerresi burcu burcu
    Türkiye koksun
    Anadolu’dan çağrı koksun

    Bir dilim EKMEK gönder bana
    Yiyince lezzetini hissedeyim
    Bereketini hissedeyim
    Köy köy, tarla tarla
    Memleketimi hissedeyim

    Bir demet ÇİÇEK gönder bana
    Renkleri;
    Sarı, kırmızı, beyaz ve mavi olsun
    Râyihâsı, estetiği
    semâvi olsun

    Bir tutam SEVDA gönder bana
    Veysel Garani’nin, Yunus Emre’nin
    Sevdasından olsun
    Mevlâna’nın Mevlâ’sından olsun
    Sevdâların hasından olsun

    Bir RÜYA gönder bana
    Yürürken, otururken
    Güneşi, Ayı seyredeyim
    Aradan kalksın tüm duvarlar
    Mâverâyı seyredeyim

    Bir damla ALINTERİ gönder bana
    Yazdığın ŞİİRLERİ gönder bana
    Okumaya ihtiyacım var...


    A.K


    BU DÜNYA HANGİMİZİN


    Bırak deli Haydar-bırak be gardaş
    Kafayı bozmaya değmez bu dünya
    İsterse hızlı dönsün isterse yavaş
    Sen seni üzmeye değmez bu dünya

    Fani diyen varsın desin sana ne
    Gönül veren gitsin versin sana ne
    Haydut vursun hırsız yesin sana ne
    Gücenip kızmaya değmez bu dünya

    Nerde kan akıtıp kavga verenler
    Nerde şimdi sefasını sürenler
    Ne götürdü kucağına girenler
    Bir yırtık çizmeye değmez bu dünya

    Kulpu yok ki neresinden tutasın
    Sana göre lokma değil yutasın
    İçine gireni Allah kurtarsın
    Üstünde gezmeye değmez bu dünya.

    Gel gitme kal desem kalamazsın ki
    Ortadan böl desem bölemezsin ki
    Git tekrar gel desem gelemezsin ki
    Aldanıp azmaya değmez bu dünya

    Almak-satmak, tapu-senef nafile
    Toplayıp yığdığın servet nafile
    Sıla nafiledir, gurbet nafile
    Yağmaya tozmaya değmez bu dünya

    Sınırlar çizilmiş konulmuş yasak
    Beş para etmezdi bizler olmasak
    Kısmen göz yaşı kan-kısmen kir pasak
    Yıkayıp süzmeye değmez bu dünya

    Senin benim ne ki? Küçük mü dar mı?
    Hani kimin dostu, kimseye yar mı?
    İnsan öldürmenin manası var mı?
    Karınca ezmeye değmez bu dünya

    Misafirsin, misafirlik suç değil,
    Bakacaksan uzaktan bak, güç değil
    Eti yenmez, koyun değil koç değil
    Derisini yüzmeye değmez bu dünya

    Kabuktur, manayı unutturmasın
    Babayı, anayı unutturmasın
    Boş hayal mevlayı unutturmasın
    Tırnakla kazmaya değmez bu dünya

    Arkası karanlık önü karanlık
    Yarını karanlık, dünü karanlık
    Kendine çağırır seni karanlık
    Bir küçük hüzmeye değmez bu dünya

    Cazibesi özelliği yok demem
    Nakış nakış güzelliği yok demem
    İki günde kaçar gider çok demem
    Anlayıp sezmeye değmez bu dünya

    Unutma ki yolcu yolunda gerek
    Yolcunun azığı belinde gerek
    İnsanlar insanlık halinde gerek
    Mestolup sızmaya değmez bu dünya

    Bilesin ha canım Haydar bilesin
    Seni bekler soğuk mezar bilesin
    Ebediyet ötede var bilesin
    Tek satır yazmaya değmez bu dünya



    Vesaire_ likes this.

Benzer Konular

  1. Sezai Karakoç Şiirleri
    Konu Sahibi gogeselam Forum S
    Cevap: 20
    Son Mesaj : 10.Ağustos.2013, 21:18
  2. Abdurrahim Karakoç
    Konu Sahibi aysemelek Forum A-B-C-D
    Cevap: 16
    Son Mesaj : 21.Ağustos.2010, 21:05
  3. Bahattin Karakoç Şiirleri
    Konu Sahibi Araf Forum B
    Cevap: 15
    Son Mesaj : 11.Haziran.2009, 19:48
  4. Sezai karakoç > şiirleri
    Konu Sahibi Farazi Forum Şiir Köşesi
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 12.Şubat.2009, 13:06

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
film indir instakip.com, dini sohbet, islami forum, muhabbet, ingilizce kursu, mehter takımı Ayetel Kürsi Perde kitap özetleri