Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 2 Toplam 3 Sayfadan BirinciBirinci 123 SonuncuSonuncu
Toplam 26 adet sonuctan sayfa basi 11 ile 20 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #11
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Abdurrahim Karakoç şiirleri

    BU DÜNYA KİMİN DÜNYASI?


    Yol üstünde biten çalı
    Bu dünya kimin dünyası?
    Ak çiçekli ayva dalı
    Bu dünya kimin dünyası?

    Gediklerde esen poyraz,
    Yaprakları dalda koymaz
    Gözler doysa gönül doymaz
    Bu dünya kimin dünyası?

    Her gün eski her gün yeni
    Tükenmez gidip geleni
    Canevimden vurdu beni
    Bu dünya kimin dünyası?

    Kar yağar kaybolur izler
    Her nakış binbir sır gizler
    Ufuklara dalan gözler
    Bu dünya kimin dünyası?

    Toprak basar kucağına
    Güneş çeker sıcağına
    Atar derdin ocağına...
    Bu dünya kimin dünyası?


    A.K


    BU MEVTAYI NASIL TANIRSINIZ?


    Giderken alkolden girdi komaya
    Meyhaneyi yurt sayardı bu deyyus
    Yemin eder 'pazar' derdi 'cuma'ya
    Ağustosu mart sayardı bu deyyus

    'Ben dahiyim, eşim-dengim az' derdi
    İnat için 'zemheri'ye 'yaz' derdi
    Kuşa 'kirpi', kurbağaya 'kaz' derdi
    Kel sıpayı kurt sayardı bu deyyus

    Nasipsizdi iman, edep, ahlaktan
    Kin sağardı enayiden, ahmaktan
    Biraz daha alçak idi alçaktan
    Namertleri mert sayardı bu deyyus

    Tam sapıktı, şer yollara sapardı
    Heykel diker, ilah diye tapardı
    Abdestsiz her yöne secde yapardı
    Kıblegahı dört sayardı bu deyyus

    Türklüğe düşmandı, hep kin güderdi
    Yahudiye yaltakçılık ederdi
    Hristiyan ile yola giderdi
    Ermeniyi Kürt sayardı bu deyyus

    Görgü şahidiyiz, yalan çok hocam
    Tek güzel huyunu bilen yok hocam
    Geberip giden var, ölen yok hocam
    Doğruluğu dert sayardı bu deyyus


    A.K


    BULDUKTAN SONRA ARAMA


    Omuzumda sevda yükü
    Yollarda Seni aradım.
    Beste beste, türkü türkü
    Tellerde Seni aradım.

    Girdim yeşilden sarıya
    Sordum ölüye, diriye
    Çiçeği verdim arıya
    Ballarda Seni aradım.

    Aşk yalımı girdi cana
    Gönlüm döndü gülistana
    Gece-gündüz yana yana
    Küllerde Seni aradım.

    Yorulup demedim, yeter
    Hasretin gözümde tüter
    Keremden, Mecnundan beter
    Çöllerde Seni aradım.

    Bahçem çiçek, bağım gazel
    Birleşir ebedle, ezel
    Ayırmadım çirkin, güzel
    Kullarda Seni aradım.

    Ulaşmak için rahmete
    Katlandım binbir zahmete
    Karışıp söze, sohbete
    Dillerde Seni aradım.


    A.K


    BÜYÜKLER BİLİR


    Yalan dolan ile devran sürmeyi
    Biz ne bilek beyim büyükler bilir
    Milletin başına çorap örmeyi
    Biz ne bilek beyim büyükler bilir

    Rüşvet vermek rüşvet almak nasıl şey
    Hazineden para çalmak nasıl şey
    Terlemeden zengin olmak nasıl şey
    Biz ne bilek beyim büyükler bilir

    Erken palazlanıp erken ötmeyi
    Değirmenler kurup baş öğütmeyi
    Hele... meydan meydan adam gütmeyi
    Biz ne bilek beyim büyükler bilir

    Anlamayız kopya nedir, asıl ne
    Perde, sahne, solo, koro, fasıl ne
    Üçkağıtta erkan nedir usul ne
    Biz ne bilek beyim büyükler bilir

    Viski, votka çekip keyif çatmayı
    Dansöz kucağında stres atmayı
    Milleti bölmeyi, vatan satmayı
    Biz ne bilek beyim büyükler bilir

    Seyrettikçe ana-baba filmini
    Hissederiz baskısını zulmünü
    Lisans üstü maskaralık ilmini
    Biz ne bilek beyim büyükler bilir

    Adettir gerekmez malumu ilam
    Taklide günaydın, asıla selam
    Ne hınzırlık varsa hasıl-ı kelam
    Biz ne bilek beyim büyükler bilir


    A.K


    CEVAPSIZ KALAN SUALLER


    Yürü: duvar beton, otur yer beton
    Tavana bakarsın ' bakma der' beton
    - Yağmur kokan toprakların nerede?

    Ne çiçekler açar, ne kuşlar öter
    Yolların on adım ötede biter
    - Serbest gezen ayakların nerede?

    Her günü hasrettir haftanın ayın
    Hani ya bayramın, düğünün, toyun?
    - İlin, yurdun, konakların nerede?

    Gönlün gamdan göçer, gama taşınır
    Boş direkler boynu bükük düşünür
    - Dalga dalga bayrakların nerede?

    Deprem mi geçirdin, talan mı gördün?
    Kanlı haydutlara haraç mı verdin?
    - Obaların ocakların nerede?

    İnancın cezalı, yüreğin tutsak
    Konuşacak yerde çaresiz susmak
    - Dudakların, dudakların nerede?

    Vesaire_ likes this.

  2. #12
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Abdurrahim Karakoç şiirleri

    ÇEKTİRİRLER ÇEKİYORUZ


    Ne çekersek deliden-kaçıktan çekeriz.
    Ve bir de yarımdan buçuktan çekeriz.
    Beri tarafta gözü gönlü kapalıdan
    Öte tarafta eti açıktan çekeriz.


    A.K


    DAĞ İLE SOHBET


    Hiç başın ağrır mı yoruldun mu hiç
    Birine küstün, mü darıldın mı hiç
    Sevdin mi, öptün mü sarıldın mı hiç
    Hasret nedir, ne değildir, de hele

    Neşeyi ne tartar, gamı kim ölçer
    Acı söz yarası kaç yılda geçer
    Beklemek acıdır ayrılık hançer
    Gurbet nedir ne değildir de hele

    Ormanın var, pınarın var, taşın var
    Dört mevsimde bulut saçlı başın var
    Bilmem ama bir uzunca yaşın var
    Mühlet nedir, ne değildir de hele


    A.K


    DAĞLARA DENİZ EKTİM


    Uykuları yatağıma bağladım
    Geceleri delip çıktım dağlara
    Ormanların kakülünü taradım
    Bulutlardan gömlek diktim dağlara

    Ağaran şafakta gördüm yarını
    Tuttum nakış nakış ördüm yarını
    Yağmur damlasına sardım yarını
    Dalga dalga deniz ektim dağlara

    Kartal kanadıyla biçtim gökleri
    Duru pınarlardan içtim gökleri
    Ya Allah diyerek açtım gökleri
    Demet demet ışık döktüm dağlara

    Hayal var ki hakikatten evladır
    Çile var ki çok nimetten evladır
    Sabır, şükür her ziynetten evladır
    Üçüncü gözümle baktım dağlara


    A.K


    DEMEDİ DEME


    Korkuyorum belki yarın geç olur
    Geleceksen bir gün önce gelsene.
    Yaralıya yol gözlemek güç olur
    Geleceksen bir gün önce gelsene.

    Kar yağar, çığ düşer yollar açılmaz.
    Seller iner derelerden geçilmez
    Senet yoktur ömre vade biçilmez
    Geleceksen bir önce gelsene.

    Can kuşu kafeste durmaz demişler
    Kaçan kuş kafese girmez demişler
    Son pişmanlık fayda vermez demişler
    Geleceksen bir gün önce gelsene.


    A.K


    DERTLEŞME


    Sırtımıza cümle derdi belayı
    Sizin için aldık sizden ne haber?
    Senelerce uykuları rüyayı;
    Sizin için böldük sizden ne haber?

    'Nemize ne,aman bırak' demedik;
    Otuz alıp onbeş verek demedik
    Hava kışlı,yollar ırak demedik
    Sizin için geldik,sizden ne haber?

    Aşk ile doldurduk gönül tasını
    Tavuğunuz ölse çektik yasını
    Zalimlere karşı cenk havasını
    Sizin için çaldık,sizden ne haber?

    Durup da 'bize ne' demedik bir gün
    Korkmadık,yılmadık,düşmedik yorgun.
    Sıra sıra hapis,kitlece sürgün;
    Sizin için olduk,sizden ne haber?

    İçkiye,kadına,rütbeye şana
    Tenezzül etmedik,malum cihana
    Bunların cümlesi kalsın bir yana;
    Sizin için öldük sizden ne haber?


    A.K


    DOĞMADAN ÖNCE


    Sormuşlar “ezelde aşk var mı? ” diye
    Ben kalpten vuruldum doğmadan önce.
    İster azap deyin ister hediye
    Meçhule sürüldüm doğmadan önce.

    Yılmadan ben bana beni anlattım
    Günahı tövbeyle yıkayıp attım
    Ebed kapısında ölümü taddım
    Kefene sarıldım doğmadan önce.

    Gönlüme sevdanın güneşi doğdu
    Şüphe iklimimi ışığa boğdu
    İlk yağmurum Kâlûbelâ’da yağdı
    Bulandım duruldum doğmadan önce.

    Sevdim, sevgiliye giden yol uzun
    Şerbetini içtim ateşin, buzun
    Bazen girdabına düştüm sonsuzun
    Çok öldüm-dirildim doğmadan önce.

    Duydum ki var varmış, yok yokmuş güya
    Gerçeği alt etti gördüğüm rüya
    Kendi kopyam imiş meğer şu dünya
    Düşündüm, yoruldum doğmadan önce.

    Ezelde, ebedde aşkı gördüm ben
    Mezarda, mabette aşkı gördüm ben
    Gazapta, rahmette aşkı gördüm ben
    Aşk ile karıldım doğmadan önce.


    A.K


    DOKUZ YÖNLÜ DERT


    Açılmış çığırdan dosta gidemem,
    Ayaklarım ize sığmaz.. ölürüm.
    Yaşarım, duyarım, tarif edemem;
    Düşüncem var, söze sığmaz.. ölürüm.

    El alır, göz görür, iş çıkar işten;
    Arsızlar doluyu doyurur boştan.
    İki gün misafir gelse bir kıştan,
    Doksan günlük yaza sığmaz.. ölürüm.

    Kara çıkar, ak’ı derin eşince;
    Gece uzun, uyku yoğun, düş ince..
    Bir derdim var, yer götürmez düşünce;
    Bir derdim var, yüze sığmaz.. ölürüm.

    İriler “aşk” koydu açlığın adın;
    Diriler pisledi ölümün tadın.
    Zamana hükmeder üçbuçuk kadın,
    Gördüklerim göze sığmaz.. ölürüm.

    KARAKOÇ’um, bir sevdanın düşkünü,
    Deli-dolu gerçek yaşar, düş günü.
    Diriler var, çıplak gezer kış günü;
    Ölüler var, beze sığmaz.. ölürüm.


    A.K


    DOSTA DOĞRU


    İçimde uzayan her yol
    Çıkar gider dosta doğru
    Nergis. ıtır, menekşe, gül
    Kokar gider dosta doğru

    Zamanım yoğrulur gamla
    Birleşir sabah akşamla
    Ilık kanım damla damla
    Akar gider dosta doğru

    Gel bende gör, sen gel beni
    Durduramaz engel beni
    Görmediğim bir el beni
    Çeker gider dosta doğru

    Beynim fırın, bağrım tandır
    Yanarım hayli zamandır
    Sevgim bir yavru ceylandir
    Çeker gider dosta doğru

    Ne saklarım ne gizlerim
    Yalnızca onu özlerim
    Tabutta bile gözlerim
    Bakar gider dosta doğru


    A.K


    DÖNÜŞ.. ..

    Bunca yıldır bir hiçliğe
    Gittim sana geliyorum
    Yeter artık döne döne
    Bittim sana geliyorum

    Durdum ve düşündüm demin
    Baktım bu yol daha emin
    Ayrılmamaya bin yemin
    Ettim sana geliyorum

    Gözüm yaşlı gönlüm garip
    Yalvarayım dedim varıp
    Benliği benden çıkarıp
    Attım sana geliyorum

    Aşk tokmağı değdi örse
    Durmam gayri dünya dursa
    Dünden kalma neyim varsa
    Sattım sana geliyorum

    Bıraktım öfkeyi kini
    Oldum bir rahmet ekini
    Seni sevmenin zevkini
    Tattım sana geliyorum


    A.K


    DÖRTGEN


    Kul o ki, nefsini yularla güde
    Mal o ki, bekçisin muazzez ede
    Dil o ki, her yerde hakkı konuşa
    Yol o ki, dosdoğru Allah(c.c.) ’a gide
    Vesaire_ likes this.

  3. #13
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Abdurrahim Karakoç şiirleri

    DUA


    Senin ak alnından gök gözlerinden
    Önce dallar sonra yapraklar öpsün.
    Eğilsin yıldızlar tutsun elinden
    Gecelerden sonra şafaklar öpsün.

    Aşk diyorlar en mukaddes hayale
    Ve sen de düşesin o sonsuz hale
    Hazdan dudakların olsun bir lale
    Güller, karanfiller, zambaklar öpsün.

    Sende kemal bulmuş renk, şekil, biçim
    Yaşamanın öz suyusun bir içim
    Olanca suların sağlığı için
    Seni her gün göller, ırmaklar öpsün.

    Kumral saçlarında nisan yağmuru
    Yazın ak yüzünden gölgenin moru
    Ağzından en serin, hem de en duru
    Kayalardan akan kaynaklar öpsün.

    Çimenler okşasın ayaklarını
    Çiçekler koklasın parmaklarını
    Ben öpmeden önce yanaklarını
    Varsın teller, tüller, duvaklar öpsün.

    Kıskançlık çakılı kazıktır serde
    Bölünsün bu rüya en tatlı yerde
    Seni canlı kullar öpmesinler de
    Kefenler sarılsın, topraklar öpsün.


    A.K


    DUYDUN MU?


    Karagözlüm, kavuşmayı beklerken,
    Ayrılığın vakti geldi, duydun mu?
    Beraberce diktiğimiz çiçekler
    Açılmadan önce soldu, duydun mu?

    İçimde acıdan ırmaklar çağlar;
    Gözlerim yaş dolu, gönlüm kan ağlar.
    Tatlı hatıralar, sıcak sevdalar
    Hakikatsiz rüya oldu, duydun mu?

    Kara talih ile olunmaz yarış;
    Eğer küskün isen gitmeden barış
    Belki son ayrılık, belki son görüş
    Kavlimiz yarıda kaldı, duydun mu?

    Çok olur dağların karı-kıcısı,
    Böyle imiş alnımızın yazısı
    Bu mevsimsiz ayrılığın acısı...
    Ok vurdu sinemi deldi, duydun mu?

    KARAKOÇ’um, kalbim yara, dilim lâl...
    Ömrümün ufkunu sardı bir melâl
    Beslediğim umut, kurduğum hayal
    İçime ateşler saldı, duydun mu?


    A.K


    DÜN GECE


    Çelik testereyle kestim suları
    Yıkadım duvara astım suları...
    Düşümde düşüme girdim dün gece

    Buluta yaslandım ışığı tuttum.
    Seni hatırladım, seni unutdum
    Kendimi kendime sordum dün gece

    Topladım yolları eyledim yumak
    Musalladan gayri görmedim durak...
    Durmadan düşünüp durdum dün gece

    Toprağı boyadım otlar ağladı
    Oturdum kalkmadım atlar ağladı...
    Tuttum yorgunlğu yordum dün gece

    Dertler gecikince gidip yokladım
    Yırtık bohçalarda umut sakladım
    Kırgınlık bağını kırdım dün gece

    Şişelerde mahkum çiçek kokusu
    Yağdı yüreğime renk renk korkusu...
    Yok yere yokluğu vurdum dün gece

    Ay doğdu gölgeler çöktü üstüme
    Hicran alev alev aktı üstüme.
    Gözümü yollarda gördüm dün gece

    Aydınlığa koştum karanlık çıktı
    Her sevgi, her vefa bir anlık çıktı...
    Güç-bela ben bana vardım dün gece

    Dosta şiir yazdım 'hatıra' dedim
    Belki bir dost gele otura dedim
    Gönlümü toprağa serdim dün gece


    A.K


    ELLİNCİ YIL HESABI


    Bağladım nefsimi zincir yulara
    Dünyayı duvara astım gel de gör
    Rahatı huzuru attım kenara
    Çileyi bağrıma bastım gel de gör

    Yürüdüm sel oldum, durdum göl oldum
    Mazluma, mağdura kıvrak dil oldum
    Zulüm sıcağında serin yel oldum
    Yürekten yürege estim gel de gör.

    Sonu hatırladım, ilki duyunca,
    Kula kul olmadım ömür boyunca!
    Hakkın zehirini içtim doyunca
    Batılın balına küstüm gel de gör.

    Ülfetim olmadı iriler ile
    Ağıla girmedim sürüler ile;
    Ölümden korkmayan diriler ile
    Selamı, sabahı kestim gel de gör.

    Aşk ceylanı emzirince sütünü
    Taşa çalıp, kırdım benlik putunu
    Düşmanımdır inkarcının bütünü
    Allah dostlarıdır dostum gel de gör.

    Bazı kötülüğü kovdum elimle
    Bazı kötülüğü yerdim dilimle
    Gücüm yetmeyince kendi halimle
    Haksıza buğzettim, küstüm gel de gör.

    Çıkar için laf davulu çalmadım
    Hiçbir yerden makam, rütbe almadım
    Bildimse söyledim, korkak olmadım
    Bilmediğim yerde sustum gel de gör.


    A.K


    ERBABİYE


    Liderimiz uzaylı,silahımız ok bizim
    Hilede iftirada üstümüze yok bizim.
    Bal,sirke,soğan,şeker,et,süt,nane,sarımsak;
    Katar çorba yaparız,hünerimiz çok bizim.


    A.K


    ERZİNCAN DEPREMİ


    Bir kara haberki zor konur adı
    Duyanın kırılır kolu kanadı
    Felek ikide bir atar tokadı
    Yazım der sineye çeker Erzincan
    Yazım der göz yaşı döker Erzincan


    Erzincan'da dağlar gökle öpüşür
    Yiğitleri ecel ile kapışır
    Çok katlı binalar yere yapışır
    Çöküntüde kalan candır Erzincan
    Toprağın emdiği kandır Erzincan


    Çok konuğun oldum içinden geçtim
    Ekmeğinden yedim, suyundan içtim
    Gönlüme ben seni bir mesken seçtim
    Şimdi o meskenin mezar Erzincan
    Dilim konuşmaktan bizar Erzincan


    Karakoç bu kırım bir gün yıkılır mı
    Hasletde vuslatda kurşun erir mi
    Sormayın rengini mor mu sarımı
    Al yeşilken şimdi kara Erzincan
    Almış yüreğinden yara Erzincan..


    A.K


    EY CAN


    Ben sabit şeyleri sevmem ey can
    Sen
    Eğer beni dinlersen
    Çağlayan ırmak ol..
    Ve gönül gönderine çekilmiş
    Nazlı nazlı dalgalanan
    Bayrak ol..

    Ben karanlığı hiç sevmem ey can
    Vaktin her saatinde
    Her zaman
    Ağaran şafak ol..
    Güneş ışıklarıyla ürperen çiçek
    Seher yeliyle ırgalanan
    Yaprak ol..

    Ben bulanıklığı sevmem ey can
    Sen
    Yayla pınarlarından akan
    Sulardan berrak ol..
    Göl olma, gölet olma, baraj olma
    Kanak ol..

    Ben uykuları da sevmem ey can
    Uykulardan uzak ol..
    Kış günü karları yarıp çıkan
    Beyaz bir gül
    Mavi bir zambak ol..

    Ben zaafları da sevmem ey can
    Hakikatleri sarıp-sarmalayan
    Zaaflardan ırak ol..
    Geri dur geri dur ey can
    Nefret sarayındaki sultanlıktan
    İlim ocağında çırak ol..

    Sana tavsiyemdir ey can
    Zalimlerin boynunda süslü kravat olacağına
    Var bir garip ölünün üstünde
    Kefen ol
    Kimsesiz gelinlerin yüzünde
    Duvak ol..


    A.K


    EY GÖNÜL


    Vardığın dergahta post ol, büyürsün
    Gördüğün garibe dost ol, büyürsün
    Meclise devam et, el sürme mey'e
    Girdiğin sohbette mest ol, büyürsün.


    A.K


    FETVA


    Türküler var başı belden aşağı
    Çalmıyan radyonun pili cennetlik.
    Kafir meyve inmez daldan aşağı
    Yoksulun yaktığı çalı cennetlik.

    Boşunadır dünyamıza geldiği
    Aha yaşadığı aha öldüğü...
    Korkak müslümanın namaz kıldığı
    Camiyi taşlayan deli cennetlik.

    Kara günde çözülmesin, kuşağın,
    Kara toprak olsun uyku döşeğin.
    Cihadda yük çeken uyuz eşeğin
    Semeri cennetlik çulu cennetlik.

    Tez vururlar harpte önde gideni,
    Kaçanlar kurtarır canı bedeni.
    Şimdilik kördüğüm kalsın nedeni,
    Diri oku yedi, ölü cennetlik.

    Bana ne'yi akıllılık sananın,
    Başı var da, beyni yoktur. İnanın.
    Beş on sene cehennemde yananın,
    Dumanı cennetlik, külü cennetlik.

    'Karışma boşver''i eylemiş sanat,
    'Dava gereksiz' der, 'herşey menfaat'
    Böyle bir babayı vurursa evlat,
    Tüfeği cennetlik, eli cennetlik.

    Sevabı, günahı ayırmış Rabbim,
    Ölçüdür gözlerim, tartıdır aklım.
    Yalana riyaya, dayanmaz sabrım,
    Haksıza sövenin dili cennetlik.


    A.K


    FOTOĞRAF


    Resmine baktığım güzel kız, genç kız
    Unuttum, Unuttum, Unuttum seni
    Eski bir albümde durursun yalnız
    Unuttum, Unuttum, Unuttum seni

    İki harf, bir imza, bir tarih; garip
    Besbelli üçü de mutsuz muzdarip
    Aklımı zorlama karşımda durup
    Unuttum, Unuttum, Unuttum seni

    Bilemem aradan geçti kaç sene
    Memleketin nere, kimsin adın ne ?
    "Hatırla" diyerek bakma yüzüme
    Unuttum, Unuttum, Unuttum seni.


    A.K


    GARİP GERÇEKLER


    Bir tarafta her devrin sultanları durur
    Bir tarafta kaderin kurbanları durur
    Ne kurban kesiciler biter dünyamızda
    Ne de kesilen kurban kanları durur.


    Vesaire_ likes this.

  4. #14
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Abdurrahim Karakoç şiirleri

    GELECEĞİM


    Yıllar yirmi olsa da, otuz olsa da
    Yollar kar, çamur olsa da, buz olsa da
    Bedenim yorgun, aç ve susuz olsa da
    Bir gün yalın ayak, terli gömlekle
    - Gelirim, beni bekle

    Belki yakında olur, belki de uzak
    Sırtımda hatıralar, saçlarımda ak
    Gün, tarih bilemiyorum amma, muhakkak
    Bitmeyen bir azim, sabır ve emekle
    - Gelirim, beni bekle

    Unutmam mümkün değil, unutur sanma
    'Gelmez' diyen olursa sakın inanma
    Umutlarını kaybetme ha zamanla
    Geç kaldı diyerek gam çekme
    - Gelirim, beni bekle

    Sıcak bir yaz akşamında olabilir
    Sarı bir güz akşamında olabilir
    Kışın beyaz akşamında olabilir
    Ellerinde bir top mavi çiçekle
    - Gelirim, beni bekle

    Cümle köprüleri sel alsa da tek, tek
    Söz vermişim bir kere engel ne demek
    Başı karlı, kara dağlardan geçerek
    Azığım bir tas su, bir dürüm ekmekle
    - Gelirim, beni bekle

    Vermese de kaybolan gençliğimiz
    Ayıran bir gün kavuşturacak bizi
    Ve içimde sevgilerin en temizi
    Seninle dolu, arı, duru bir yürekle
    - Gelirim, beni bekle


    A.K


    GENELGE


    Dar zamanda düşmanların altına
    At olanlar safımıza gelmesin
    Garibanın, fukaranın sırtına
    Bit olanlar safımıza gelmesin

    Ağırlık, irilik ölçüsün bırak;
    Tartıya vurulmaz beyinle, yürek.
    Bu ülkede iman gerek, ruh gerek;
    Et olanlar safımıza gelmesin.

    Öte dursun işkembeden atanı
    Lazım değil kaçan ile yatanı
    Menfaate rüşvet verip vatanı
    Fit olanlar safımıza gelmesin

    Sapıklar her yerde atsa da çamur;
    Gerçek mayasına kuvuştu hamur;
    Adam istiyoruz dört başı mamur!
    İt olanlar safımıza gelmesin

    Gönül bahçesinde korku gezeni
    Asla kabul etmez ülkü düzeni
    Sevdası, sabırı, aklı, izanı
    Kıt olanlar safımıza gelmesin

    Biz zulüm ayında güneş çağıyız;
    Hira'dan feyzalan Tanrıdağ'ıyız!
    Biz meyve bahçesi, üzüm bağıyız,
    Ot olanlar safımıza gelmesin

    Parolamız her zamanda, her yerde;
    Ölmek var da baş eğmek yok namerde
    Bu imana, bu ülkeye bu derde
    Yad olanlar safımıza gelmesin.


    A.K


    GİDE GİDE


    Gösterir gün gibi, düşüncelerin,
    Derinden derine âşıksın gönül.
    Çıkla kadın desem yalan söylerim;
    Sen başka birine âşıksın gönül.

    Kırılmış telleri sevda sazının;
    Eşi yok sendeki ince sızının;
    Tarlada çift süren köylü kızının,
    Topraklı terine âşıksın gönül.

    Maraş’, Muğla’ya, Kırklareli’ne,
    Yiğit Köroğlu’nun Çamlıbel’ine,
    Kars’ın yaylasına, Van’ın gölüne,
    Ağrı’nın karına âşıksın gönül.

    Baharın bulutu, seherin yeli,
    Sarı seller gibi coşturur seni.
    Varsın bilmeyenler desinler “deli”
    Bugünden yarına âşıksın gönül.

    Yüksekten dökülen suyun sesine,
    Kekik kokusuna, çam gölgesine,
    Renklerden sütbeyaz, koyu yeşile,
    Toprağın moruna âşıksın gönül.

    Yiğitin, sözünden dönmeyenine,
    Ateşin yıllarca sönmeyenine,
    Silahın omuzdan inmeyenine,
    Atın gök kırına âşıksın gönül.

    İyinin iyisi, güzelin hası..
    Susamış yolcuya su veren tası,
    Edibin kalemi, ressam fırçası..
    Şairin şi’rine âşıksın gönül.

    Değildir bu sevgi akıl erecek
    Her duyan bir başka mânâ verecek
    Şaşırmış yolcuya yol gösterecek
    Hakikat nuruna âşıksın gönül.


    A.K


    GÖLGE OYUNU...


    Ben avcı olurum, o ceylan olur
    Kovalar dururum kendi gölgemi.
    Umut toprak olur, dert zaman olur
    İp takar sürürüm kendi gölgemi.

    Her kuşluk vaktine, her ikindiye
    Bölerim gölgemi üçe, ikiye
    Eli boş bebekler oynasın diye
    Armağan veririm kendi gölgemi.

    Gölgemde bir değil bin yara kanar
    Gölgeme değerse gölgeler yanar
    Geceleri gölgem yollarda donar
    Kar gibi kürürüm kendi gölgemi.

    Soyunur aynalar ışıktan, renkten
    Bazen akşamüstü, bazen çok erken
    Kuşlar gökten yuvasına dönerken
    Güneşte görürüm kendi gölgemi.

    Sevgi, dağ zirvesi; kin, dipsiz kuyu
    Karıştan kısadır hayatın boyu
    Kirletirse şayet toprağı, suyu
    Göğsünden vururum kendi gölgemi


    A.K


    GÖNLÜMDEKİ GURBET


    Dost ülkeler duman duman önümde
    Dağların alnında gurbet yazılı
    Gövgöcekler firez oldu gönlümde
    Çamların dalında gurbet yazılı

    Ilgıt ılgıt yeller eser ovadan
    Kuşlar tüm tedirgin kalkar yuvadan
    Özümüz gövünür yanık havadan
    Sazların telinde gurbet yazılı

    Gene yanar oldu bağrımın başı,
    Nasıl söner bu sevginin ateşi?
    Oğuzlar soyunun savaş yoldaşı
    Atların nalında gurbet yazılı

    Bir canım olsa da yurt için versem
    Ufka nakış nakış kanımı sersem
    Kalk gardaş sılaya gidelim desem
    ÖTÜKEN yolunda gurbet yazılı


    A.K


    GÖREN BİLİR !..


    Çarşısında bir kız gördüm Antep'in,
    Kız mı ki...
    Gözleri var, ala geyik gözleri,
    Göz mü ki....
    Ak göğsünün ortasında bir ben var,
    Az mı ki....
    Yiyip içme, yüzüne bak yetişir,
    Yüz mü ki....
    'Güzel' sözü çok güzele çok amma
    Bu kıza da 'güzel' demek söz mü ki..


    A.K


    GÖZ DOSTU / GÖNÜL MİSAFİRİ


    Ormanlarda yuvasını yitiren
    Bir kuş görsem, sen gelirsin aklıma.
    Beni alıp uzaklara götüren
    Bir düş görsem, sen gelirsin aklıma.

    Gönlüm viranedir yıkılmış, yanmış
    Hayâl mermerinde hatıram donmuş
    Asırlar öncesi duvara konmuş
    Bir taş görsem, sen gelirsin aklıma.

    Toprakta ağacın her hâli güzel
    Gölgesi, meyvesi, hem dalı güzel
    Nerede ne zaman faydalı, güzel
    Bir iş görsem, sen gelirsin aklıma.

    Açılmış çiçektir her gülen dudak
    Kılıfta tomurcuk zor gülen dudak
    Bir dostluk bakışı, bir gülen dudak
    Bir diş görsem, sen gelirsin aklıma.

    Yüreğinde deli taylar eşinen
    Gam ilinden dert iline taşınan
    Altmış yıl yaşayıp, bin yıl düşünen
    Bir baş görsem, sen gelirsin aklıma.


    A.K


    GÜNEY İLLERİ


    Gök mavi, dağlar ak, ovalar yeşil...
    Dört mevsim bahardır güney illeri
    Çiğ düşmüş çiçekte gün ışıl ışıl..
    Bir sarı, bir mordur güney illeri

    Yollar kıvrım kıvrım iner yokuştan,
    Köpüklü suları dökülür taştan
    Kuşları çiçekten, çiçeği kuştan
    Seçilmeyen yerdir güney illeri

    Dağılır yaylanın boz dumanları
    Eğilir yıldızlar öper çamları
    Bir başka alemdir yaz akşamları
    Cennet ile birdir güney illeri

    Baharda haz duyar nar çiçeklenir
    Arı sesi çan sesine eklenir
    Tüm güzellik Toroslarda renklenir;
    Oylum oylum kardır güney illeri

    Motor sesiyle uyanır sabah
    Kekik kokusuna boyanır sabah
    Özene- bezene yaratmış Allah,
    Ne geniş, ne dardır güney illeri

    Ordadır ozanın gönül bolluğu
    Sevgi sıcak sıcak, aşk buğu buğu..
    Gerçek yiğitlerin harman olduğu
    Eşsiz bir diyardır güney illeri


    A.K


    GÜZERGAH


    Seğirtti faiz için borsanın tahviline
    Kazandı, çıkıverdi masonlar mahfiline
    Bir gün sağ, bir gün solda göbek atıp oynarken
    Düştü gitti ansızın Esfel-i Safilin'e


    A.K


    HAKİM BEĞ


    Gene tehir etme üç ay öteye,
    Bu dava dedemden kaldı hâkim beğ.
    Otuz yıl da babam düştü ardına;
    Siz sağ olun, o da öldü hâkim beğ.

    Kırk yıl önce; yani babam ölünce,
    Kadılıklar hâkimliğe dönünce,
    Mirasçılar tarla, takım bölünce,
    İrezillik beni buldu hâkim beğ.

    Yaşım yetmiş iki, usandım gel-git;
    Bini buldu burda yediğim zılgıt.
    Eğer diyeceksen: 'bana ne, öl git!'
    Oğlumun bir oğlu oldu hâkim beğ.

    Sekiz evlek tarla, bir geverlik su,
    Yüz yılda höküme bağlanmaz mı bu?
    Kazanmasam da hu, kazansam da hu!
    Canım ta burnuma geldi hâkim beğ.

    Keşife-meşife, damgaya, harc'a
    Kanımız kurudu harca da, harca..
    Sayenizde avukatlar yıllarca,
    Fakiri yoldu da yoldu hâkim beğ.

    Mübaşir itekler, kâtip zavırlar;
    Değişti bizde de göya devirler.
    Yüz yıl önce adam yiyen gâvurlar,
    Tapucuyu aya saldı hâkim beğ.

    Kabahat sizde mi, kanunlarda mı?
    Şaşırdım billâhi yolu yordamı..
    Kızma sözlerime alam kadanı,
    Sıkıntıdan içim doldu hâkim beğ.

    Mülkün temeliydi adalet hani?...
    Bizim hak temelde saklı mı yani?
    Çıkartıp ta versen kim olur mâni?
    Yoksa hırsızlar mı çaldı hâkim beğ?!

    Hem davacı pişman, hem de davalı..
    Bu yolda tükettik çulu, çuvalı.
    Sabret makamından çalma kavalı,
    Sürüler ekine daldı hâkim beğ.





    Vesaire_ likes this.

  5. #15
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Abdurrahim Karakoç şiirleri

    HANCI


    Bilir misin hancı, bu güne kadar
    Hanından kaç yolcu çıktı bu yola?
    Sıladan gurbete giden yolcular
    Kaç damla göz yaşı döktü bu yola?

    Getirmeden bu yolların sonunu,
    Kaç yolcu son durak yaptı hanını?
    Kaç yolcu bu yolda verdi canını,
    Ecel kaç yolcuyu çekti bu yola?

    Akar bir oluktan beş dağın karı,
    Demişler adına 'hasret pınarı'
    Şu mezarı gölgeleyen çınarı
    Kimin için kimler dikti bu yola?

    Kaç aşık bu yolda zaman eritti,
    Kaç yorgun hanında terin kuruttu.
    Bu taşlı yol kaç çarığı çürüttü
    Kaç topuğun kanı aktı bu yola?

    Yollar kıvrım kıvrım, dağlar sıralı,
    Düşünürüm, yollar beni yoralı.
    Kaç ceylan iniyor böğrü yaralı
    Her gecenin seher vakti bu yola?

    Ben bilmedim gitti n'olur sen söyle,
    Bu yollar kararsız uzar mı böyle?
    Yar için iç çekip, karşıki köyde
    Hangi göz kaç sene baktı bu yola?


    A.K


    HASANA MEKTUP


    Çok oku, çok düşün, çok şeyler anla,
    Aha bu mektubu alınca Hasan.
    Manalar iplikten incedir amma,
    Kelimeler biraz kalınca Hasan.

    Gene ağzımızı açmıyor bıçak,
    Huzur size ömür..... Dert salkım saçak.
    Oyuna kalkıyor yüzlerce köçek,
    Batıdan bir hava çalınca Hasan.

    Kök saldı bahçede ayrık otları,
    Yemler pay edildi, sattık atları.
    Biz kovalım derken baştan bitleri,
    Sülükler yapıştı, kulunca Hasan.

    Süt dolu güğümü çalarız taşa,
    Kutsal görevimiz 'Sağol çok yaşa !'
    Mülkte hakikati aramak boşa,
    Tüm suçlular güçlü olunca Hasan.

    Derisini yüzdük demokrasinin,
    İşi iştir imtiyazlı asinin.
    Hakikatte vahşi, sözde 'vasinin'
    Dörtnala gidilir yolunca Hasan.

    Canım Hürriyeti koydunsa ara,
    Ekmek yalınayak kaçtı dağlara.
    Çevremize küsmüş kardeşlik var ya,
    Haber ver, izini bulunca Hasan.

    Soysuzlar taş atar mukaddesata
    Karşı duramazsak bizdedir hata.
    Tahammül teşviktir, böyle hayata,
    Öl..İnsan küçülmez ölünce Hasan.


    A.K


    HATIRLATMA


    Mektup derken şiir oldu bak gene
    Darılırsan ben ölürüm, unutma...
    Taze sarmaşığım, hoyrat bedene...
    Sarılırsan ben ölürüm, unutma...

    Bir gün güneş olur göle doğarsın
    Bir gün yağmur olur yola yağarsın
    Bir gün çiçeklerden koku sağarsın
    Yorulursan ben ölürüm, unutma...

    Kılıç ağzı yoldur, ok ucu meydan
    Dikkat et; sen benim canımsın ey can! .
    Koyakta kekliksin, kayada ceylan
    Vurulursan ben ölürüm, unutma...

    “Aşk” denince aklı bırak, deli ol! .
    Işık ışık gökten inen dolu ol
    Boz-bulanık akan yağmur seli ol
    Durulursan ben ölürüm, unutma...

    Dinlemek zor, anlamak zor yâr beni
    Göreceksen dertte, gamda gör beni
    Gönül toprağıma yaptım türbeni
    Dirilirsen ben ölürüm, unutma..


    A.K


    HAYAL VE GERÇEK


    Ay ışığı pencereden girende,
    Senden yana hayâl kurmak ne güzel.
    Ya bir otobüste, ya bir trende,
    Gurbet ilden sana varmak ne güzel.

    Aşkın mayasını senden alıp da,
    Şekillendim sevda denen kalıpta.
    Evinizin kapısını çalıp da,
    İlk çıkandan seni sormak ne güzel.

    Umudu yoksula bol verir Hudâ;
    Bin tohuma can var bir damla suda.
    Gerek uyanık ol, gerek uykuda,
    Benden bakıp seni görmek ne güzel.

    Kurumadan daha yolculuk teri,
    ”Gel” diye yanına çağırsan beni;
    Bırakıp bir yana gamı, kederi,
    Doya doya seni sarmak ne güzel.

    Aşk deyince anlattığı her şeydir;
    Öldürdükçe tadı gelen bir şeydir..
    Azrai'le can vermesi zor şeydir;
    Sen istersen sana vermek ne güzel.


    A.K


    HEPSİ BİZİM KESEMİZDEN


    Müdür, bakana yağ yakar;
    Tel parası kesemizden.
    Teri bile şipir kokar;
    Gül parası kesemizden.

    Kahvaltısı kaymakla bal,
    Sepet sepet muz, portakal...
    Viski içer, yüzü al al;
    Yal parası kesemizden.

    Hanım berberde kırıtır;
    Kızı terzide sırıtır;
    Her gün bir makam donatır;
    Çul parası kesemizden.

    Fakir gelir ters ters süzer;
    Torpilliye fıstık ezer;
    Metresine mektup yazar,
    Pul parası kesemizden.

    İskoç giyer, Salem içer;
    Sekreterle dalga geçer;
    Sık sık yolluk alır uçar,
    Yol parası kesemizden.


    A.K


    HUDUT TAŞLARI


    Bu bulanık hava,bu toprak bu su
    Beni benden beni senden ayırır
    Bu sabahsız gece bu düş bu uyku
    Beni benden beni senden ayırır

    Doğmadık güneşin aydınlığında
    Uzarsa gölgeler dost kılığında
    Şüphe keleplenir gönül çığında
    Beni benden beni senden ayırır

    Doğrultmak istersem kırılır dallar
    Sınadım zamana sığmadı yıllar
    Bu dikenli yollar bu taşlı yollar
    Beni benden beni senden ayırır

    Sevgi bulutundan rahmet damlası
    Düşmeden ayrılık doldurur tası
    Yoğun maddelerin ince manası
    Beni benden beni senden ayırır

    Sen aşka hiç dersin bense hayata
    Kimbilir belki de bendedir hata
    Bu dalgalı deniz bu yanlış rota
    Beni benden beni senden ayırır


    A.K


    İKİNİN BİRİ


    Can özünden besmeleyi çekende
    Dil yanmazsa ben yanarım sultanım
    Hak uğruna bir sefere çıkanda
    Yol yanmazsa ben yanarım sultanım

    Arzuhalim ulaşırsa divana
    Korkarım ki taban değer tavana
    Çiçeğimden zerre girse kovana
    Bal yanmazsa ben yanarım sultanım

    Göz utanır gönül dostu görünce
    Can tutuşur candan selam gelince
    Bülbül olup bir bahçeye girince
    Gül yanmazsa ben yanarım sultanım

    Aşıklık içimde doğduğu zaman
    Taş yanar göz yaşım yağdığı zaman
    Mızrabım sazıma değdiği zaman
    Tel yanmazsa ben yanarım sultanım

    Üzülmedim erkenine geçine
    Akıl yordum herşeyine hiçine
    Söküp yüreğimi atsam içine
    Göl yanmazsa ben yanarım sultanım

    Alev alev ruhta, canda bu ateş
    Bakmakla görülmez bende bu ateş
    Bırakılsa hangi günde bu ateş
    Yıl yanmazsa ben yanarım sultanım

    Dosta mektup yazma vakti gelirse
    Yazar postalarım kısmet olursa
    Mektubumun mahiyetin bilirse
    Pul yanmazsa ben yanarım sultanım


    A.K


    İNCİTME


    Gölgesinde otur amma
    Yaprak senden incinmesin.
    Temizlen de gir mezara
    Toprak senden incinmesin.

    Yollar uzun, yollar ince
    Yol kısalır aşk gelince
    Yat kurban ol İsmail’ce
    Bıçak senden incinmesin.

    Burdayım de ararlarsa
    Doğru söyle sorarlarsa
    Tabutuna sararlarsa
    Bayrak senden incinmesin.

    İl göçsün göçtüğün vakit
    Yol yansın geçtiğin vakit
    Suyundan içtiğin vakit
    Irmak senden incinmesin.

    Toz konmasın sakın sana
    Hakkı geçer halkın sana
    Gücenmesin yakın sana
    Uzak senden incinmesin.


    A.K


    İNSANLARIN DRAMI


    Hilkatten bugüne her ne çektiyse
    Zekası kıtlardan çekti insanlık
    Hazar zamanıysa, sefer vaktiyse
    'Gel'lerden, 'git'lerden çekti insanlık

    Putçular put dikip dünyalar vurdu
    Tezahürat arttı, tefekkür durdu
    Firavun emretti, Nemrut buyurdu
    Yürüyen putlardan çekti insanlık

    Küfür gemisinde hep kürek çeken
    Etrafa iftira tohumu eken
    Kula kulluk için yarışa ÇIKAN
    Tasmalı itlerdan çekti insanlık

    Aferine göbek atan, oy atan
    Hatasını sevap diye dayatan
    Masum gönüllere girip boy atan
    Zararlı otlardan çekti insanlık

    Gün geçmedi üç-beş Nemrut türedi
    Kötü günler kötülere yaradı
    Yitirenler yanlış yerde aradı
    Hit'lerden, bitlerdan çekti insanlık


    A.K


    İSYANLI SÜKUT


    Gitmişti makama arz-ı hâl için,
    'Bey' dedi, yutkundu, eğdi başını.
    Bir azar yedi ki oldu o biçim...
    'Şey' dedi, yutkundu, eğdi başını.

    Kapıdan dört büklüm çıktı dışarı,
    Gözler çakmak çakmak, benzi sapsarı...
    Bir baktı konağa alttan yukarı,
    'Vay' dedi, yutkundu, eğdi başını.

    Çekti ayakları kahveye vardı,
    Açtı tabakasın, sigara sardı.
    Daldı.. neden sonra garsonu gördü,
    'Çay' dedi, yutkundu, eğdi başını.

    İçmedi, masada unuttu çayı;
    Kalktı ki garsona vere parayı,
    Uzattı çakmağı ve sigarayı,
    'Say' dedi, yutkundu, eğdi başını.

    Döndü, gözlerinde bulgur bulgur yaş,
    Sandım can evime döktüler ateş.
    Sordum: 'memleketin neresi gardaş? '
    'Köy' dedi, yutkundu, eğdi başını.

    Yürüdü, kör-topal çıktı şehirden,
    Ağzına küfürler doldu zehirden;
    Salladı dilini... vazgeçti birden,
    'Oy' dedi, yutkundu, eğdi başını.


    Vesaire_ likes this.

  6. #16
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Abdurrahim Karakoç şiirleri

    İTİRAF


    Sevgiliden sevgiliye hediye,
    Ayva gider, elma gider, nar gider.
    Sevenin yüreği bir renkli mevsim;
    Yağmur gider, rüzgar gider, kar gider.

    Işıklı saçların dökmüş beline,
    Bağladım gönlümü her bir teline,
    Ana, bir ben değil bu aşk yoluna,
    Topal gider, sağır gider, kör gider

    Fakir, zengin, yiğit, akıllı, deli...
    Bunların hepsi de sever güzeli,
    Baba, bu çığırdan ezel ezeli,
    Hasta gider, esir gider, hür gider.

    Sarıldım boynuna, öptüm yüzünden;
    Sevdim, ayrılamam kara gözlümden,
    Ah! Gardaş neyleyim gönül izinden,
    Herkes gitmiş, ben giderim, yar gider.

    Karakoç'um düşmüş gönül derdine;
    Can adaktır güzellerin merdine,
    Hey arkadaş, bu sevdanın ardına
    Şahlar bile tahtı, tacı kor gider.


    A.K


    KESİT ..


    Gözlerim yollarda serili kilim
    Yüreğim denizde bir garip balık
    Yaralı kekliktir ağzımda dilim
    Ben kendi türkümü anlamam artık

    Dağa kaçmış ceylan güldeki koku
    Şahin umutlarım inmez havadan...
    En rahat yatakta uyumaz korku
    Su doldurur kan içerim kovadan

    Aydınlık noktadır derin kuyuda
    Sabahsız geceler ömrümü aşar...
    Girse kuğularım boğulur suda
    Çile bende doğar dert bende yaşar


    A.K


    KIRKINCI YIL HESABI


    Uykuları harman ettim, savurdum
    Bir mübarek düş aradım kırk sene.
    Ne usandım, ne yoruldum, ne durdum
    İçi doğru dış aradım kırk sene.

    Çıktım dağ boş, indim baktım ova boş
    Toprak garip, su tedirgin, hava boş
    Nere gitsem dallar kırık, yuva boş
    Yumurtada kuş aradım kırk sene.

    Aşk yükünü indirince arkamdan
    Doğmadık bebekler tuttu yakamdan
    Hesap-kitap ettim kaçtım rakamdan
    On yitirdim, beş aradım kırk sene.

    Binalar yükselir: Gözyaşı, kin, kan...
    Koymuşlar adını “uygarlık, ümran”!
    Yükseklerde, midelerdir hükümran
    Alçaklarda, baş aradım kırk sene.

    Gönül penceremi dünyaya açtım
    Baktım manzaraya, ben benden geçtim...
    Ucuzdan tiksindim, kolaydan kaçtım
    Belâsı çok iş aradım kırk sene...

    Birbirinden çürük çıktı seneler
    Öz yiğidi az doğurdu analar
    Hayâl oldu gönlümdeki binalar
    Temel için taş aradım kırk sene.

    Adı “devrim” oldu avrat soyarak
    Denge kurdu toklar açı yiyerek
    Aptallara ibret olsun diyerek
    Solucanda diş aradım kırk sene.


    A.K


    KONUŞMA


    O dedi ki:
    Bir gün bana gönül verdin
    'Aşktır benim mayam' derdin
    Sonsuz bir hisle severdin
    Aklında mı?

    Ben dedim ki:
    Aşktan yana, histen yana
    Gayri sual sorma bana
    Belki dün bilirdim ama
    Unutmuşum!

    O dedi ki:
    Yüreğime ektin bir köz
    Yaralarım oldu göz göz
    Yemin edip verdiğin söz
    Aklında mı?

    Ben dedim ki:
    Yanan yakar iyi bil ki
    Ben de yaralıyım belki
    Unutmak ayıp değil ki
    Unutmuşum!

    O dedi ki:
    Yalan söylemezdin yani
    Unutmam derdin sen beni
    Sormak suç olmasın yani
    Aklında mı?

    Ben dedim ki:
    Hangi yalan, hangi gerçek?
    Meyvesini yedi çiçek
    Soru sorma, cevabım tek;
    Unutmuşum!

    O dedi ki:
    Mühürledin dudaklarım
    Düğümün kalpte saklarım
    Mektup yazan parmakların
    Aklında mı?

    Ben dedim ki:
    Ne mühür kaldı, ne senet
    Er-geç kopar cürük kenet
    Uçmuş akıl denen meret
    Unutmuşum!

    O dedi ki:
    Beni, benden almıştın da
    Çokla sen ben olmuştun ya
    Gerçek sevgi, yalan dünya
    Aklında mı?

    Ben dedim ki:
    Vazgeç gayri iş yok bende
    Yitirmişim seni, sende
    Kimin nesisin, adın ne?
    Unutmuşum!

    Ve bilenler dediler ki:
    Aşk da, söz de yalan imiş
    Akıl işi değil bu iş
    Ve sonra hatırladık ki
    Sevenler hep boşa sevmiş..


    A.K


    KORKU ..


    Ben deliden çok kurnazdan korkarım
    Cahilden ziyade yobazdan korkarım
    Bedenimdeki hastalıklardan değil,
    Adalete düşen marazdan korkarım.


    A.K


    KÖROĞLUNA DAİR


    Benden selâm olsun Koç Köroğlu’na,
    Şimdi devir başka, zaman değişti.
    Karga konar kır atların beline,
    Arpa bulunmuyor, saman değişti.

    Gayri ne Kenan var, ne Demircioğlu,
    Tarihe karıştı, Ayvaz’la Hoylu,
    Herkes Bolu Beyi, her taraf Bolu,
    Yiğitlik kalmadı, insan değişti.

    Sır tutmuyor suya giden testiler,
    Kılınçları müzelere astılar,
    Çamlıbel’in çamlarını kestiler,
    Dağlar çıplak kaldı, orman değişti.

    Kale yoktur, ok atılmaz burçlardan,
    İnsanoğlu yüksek uçar kuşlardan,
    Boz tavşanlar haraç alır kurtlardan,
    Erlik başkalaştı, meydan değişti.

    Kervan geçmez, uçurdular hanları,
    Hile satar asrın bezirgânları,
    Banka kurup biriktirdik kanları,
    Dertler yenilendi, derman değişti.

    Tad bozuldu, küp kokutur turşular,
    Haydutlara yatak oldu çarşılar,
    Şişkin cüzdan bin belâyı karşılar,
    Boynuzlar göz oldu, kalkan değişti.


    A.K


    KÜÇÜK SINAV


    Ana, baba vesiledir ortada;
    Kim gönderdi? Nasıl geldin? De hele.
    Et, kemik, kan mevcut durur mevtada
    Eksilen ne? Niye öldün? De hele


    A.K


    MAYA


    “Sılaya dön” diye mektubun geldi;
    Sılayı sılada yitirdim anam.
    Biten takvimlere sattım gençliği,
    Uykuyu rüyada yitirdim anam.

    Özü bulmak için indim derine;
    Geç değdi ellerim dost ellerine.
    Salınca gönlümü mahşer yerine,
    Dünyayı dünyada yitirdim anam.

    Öteyi ötede, burayı burda,
    Güneşin nurunu bir başka nurda,
    İsa’yı çarmıhta, Musa’yı Tur’da,
    Adem’i Havva’da yitirdim anam.

    Kapattım kapımı “of” ile ah’a,
    Açtım penceremi sonsuz sabaha..
    Ağrımı, sızımı sorma bir daha,
    Onları orada yitirdim anam.

    Bu hiç, o herşeyden verince müjde,
    Silindi hayâller kalmadı gözde.
    Aşkım çiçek açtı yandığım közde,
    Aklımı, sevdada yitirdim anam.

    Ölçtüm ve düşündüm inceden ince;
    Sıyrıldı kılıftan “son” ile “önce”
    Mânâlar zihnimde şekillenince,
    Ben beni aynada yitirdim anam.

    Önce kökü dalda, dalı çiçekte;
    Çiçeği meyvede, meyveyi renkte;
    Var olan herşeyi bir çekirdekte,
    Onu da MEVLÂ’da yitirdim anam.

    Vesaire_ likes this.

  7. #17
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Abdurrahim Karakoç şiirleri

    MİHRİBAN


    Sarı saçlarına deli gönlümü
    Bağlamıştın,çözülmüyor mihriban
    Ayrılıktan zor belleme ölümü
    Görmeyince sezilmiyor mihriban

    Yar,deyince kalem elden düşüyor
    Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
    Lambada titreyen alev üşüyor
    Aşk kağıda yazılmıyor mihriban

    Önce naz sonra söz ve sonra hile
    Sevilen seveni düşürür dile
    Seneler asırlar değişse bile
    Eski töre bozulmuyor mihriban

    Tabiplerde ilaç yoktur yarama
    Aşk değince ötesini arama
    Her nesnenin bir bitimi var ama
    Aşka hudut cizilmiyor mihriban

    Boşa bağlanmış bülbül gülüne
    Kar koysan köz olur aşkın külüne
    Şaştım karabahtım tahammülüne
    Taşa çalsam ezilmiyor mihriban

    Tarife sığmıyor aşkın anlamı
    Ancak çeken bilir bu derdi gamı
    Bir kördüğüm baştan sona tamamı
    Çözemedim çözülmüyor mihriban


    A.K


    MİHRİBAN ( UNUTURSUN)


    “Unutmak kolay mı? ” deme,
    Unutursun Mihriban’ım.
    Oğlun, kızın olsun hele
    Unutursun Mihriban’ım.

    Zaman erir kelep kelep..
    Meyve dalında kalmaz hep.
    Unutturur birçok sebep,
    Unutursun Mihriban’ım.

    Yıllar sinene yaslanır;
    Hâtıraların paslanır.
    Bu deli gönlün uslanır...
    Unutursun Mihriban’ım.

    Süt emerdin gündüz-gece
    Unuttun ya, büyüyünce...
    Ha işte tıpkı öylece
    Unutursun Mihriban’ım.

    Gün geçer, azalır sevgi;
    Değişir herşeyin rengi
    Bugün değil, yarın belki
    Unutursun Mihriban’ım.

    Düzen böyle bu gemide;
    Eskiler yiter yenide.
    Beni değil, sen seni de
    Unutursun Mihriban’ım.


    A.K


    MÜZELİK ŞİİR


    Yürüyen heykellerle aynı müzedeyim ben
    Konuşan mumyalara kimden söz edeyim ben
    Fikren işkencedeyim, ruhen cezadayım ben

    Korkaklığın sükûtu kol geziyor her yerde
    Sanki tek başımayım, tek kişilik mahşerde.

    Putların gölgesinde dans eder akbabalar
    Söz sokakta dolaşır, öz zindanda çabalar
    Atılan ucuz safra selâmlar, merhabalar

    En temiz topraklara gül eksem mantar biter
    Yollar sırat köprüsü, durmak düşmekten beter.

    Kaybettim mesafeyi, zamandan uzaklaştım
    Sevgi diye sarıldım, isyanla kucaklaştım
    Ne kendimden kurtuldum, ne kendime yaklaştım

    Toprağın üstü mezar, zevke dalmış ölüler
    Can sıkmaya yetiyor canlı kalmış ölüler.

    Fuhuş yuvası sanki en görkemli binalar
    Çamur evlât doğurur taş yürekli analar
    Resmen hak tevzi eder hakkı boğan canavar

    Koşanlar, yarışanlar.. dehşet ötesi dehşet
    Akıl karaya vurdu, gırtlağı geçti vahşet.

    Meydanlar tıklım tıklım, caddeler salkım-saçak
    Kölelik histerisi yayılmış köşe-bucak
    Elli tane hokkabaz, elli milyon oyuncak

    Müdür ve müdüriçe müzenin bekçileri
    Aferine çalışır düzenin bekçileri.

    Mülkü kazanan ayrı, tasarruf eden ayrı
    Hisseler neden farklı, hak, hukuk neden ayrı?
    Hasta yaşar deniyor, baş ile beden ayrı

    Mantık yürütmek yasak, itiraz eylemek suç
    Neşe-eğlence cinnet.. yatıp uyumak korkunç.

    Güvenmek aldanmaktır.. ölçü-tartı izafî
    Mert-namert, güzel-çirkin, eksi-artı izafî
    Çoğunun cebindeki kimlik kartı izafî

    Kim kimdir? Kim kim değil? Anlamak ve bilmek zor
    Oynanan komediye gül diyorlar, gülmek zor.

    Figüran heykeller var kül tablası boyunda
    Yediyüz göbek atar dakikalık oyunda
    İşlenen her günaha kurtta ortak, koyun da

    Kalmışım ara yerde, tozdayım, dumandayım
    Kirli bir mekândayım, iğrenç bir zamandayım.


    A.K


    NOKTADA O ZAMAN


    Gönül kurşun yemiş yaralı ceylan
    Döndüğü noktadan bin yıl uzakta
    Yürek ateş düşmüş kuru bir harman
    Yandığı noktadan bin yıl uzakta

    Ne nişan bozulur, ne düşer tetik
    Zaman kanlı tezgah,acılar mekik
    Umut yavrusunu yitiren keklik
    Konduğu noktadan bin yıl uzakta

    Şans ne ki? Bir doğar ölür bin kere
    En güzel arzular kalır mahşere
    Sevginin meyvesi dalından
    İndiği noktadan bin yıl uzakta

    Çıkar oyunbazlar ikibin katına
    Tepeler dağları alır altına
    Dostluk sürücüsü vefa atına
    Bindiği noktadan bin yıl uzakta

    Esasta her canlı mutlak bir ceset
    Dünyamız soluyan ufak bir ceset
    Evren teneşirde çıplak bir ceset
    Yunduğu noktadan bin yıl uzakta


    A.K


    NÖBETÇİNİN VUKUATI


    Yüzbaşım, garajda nöbet tutarken
    Hatırıma sıla düştü bu gece
    Güngören'in horozları öterken
    Gönül kalktı yola düştü bu gece

    İçinde dışında yoktur yalanı
    Anlatayım dur başıma geleni
    Bir yar için düşüncemin olanı
    Sapanca'da göle düştü bu gece

    Bozhöyük'e vardım Güllü kadına
    Fal açtırdım Ülker'imin adına
    Gelin olmuş bak şu işin tadına
    Bizim kısmet ele düştü bu gece

    Kırk yıl geçse unutamam bu günü
    Olmuş bitmiş sevdiğimin düğünü
    Hep çözülmüş sırrımızın düğümü
    Maceramız dile düştü bu gece

    Kalbime ateşten vurdular yama
    Perişan bir halde döndüm kıtama
    Karakoç bildiğin KARAKOÇ ama,
    Bilmediğin hale düştü bu gece


    A.K


    POSTACI


    Eylen bir haber ver, acele gitme
    Sevgilimden mektup var mı postacı?
    Yok deyip de beni perişan etme
    Sevgilimden mektup var mı postacı?

    Tel çekmiştim giden ayın üçüne
    Cevap gelmez korku düştü içime
    Karıştır çantayı bir bak içine
    Sevgilimden mektup var mı postacı?

    Uykumu dağıtan korkulu düşler
    Gün biten her gece yeniden başlar
    Ber evet dünyayı bana bağışlar
    Sevgilimden mektup var mı postacı?

    Hiç haber çıkmadı on pazar
    Beklerim saatler yıl kara uzar
    Zarfının üstünde KARAKOÇ yazar
    Sevgilimden bir haber var mı postacı?


    A.K


    SAATİ YOK EREMİ YOK


    Aşktan yana söz duyunca,
    Ben hep seni düşünürüm.
    Uçsuz hayaller boyunca,
    Ben hep seni düşünürüm.

    Yıldızlar kayar yüceden;
    Renkler sıyrılır geceden;
    Yüreğim sızlar inceden;
    Ben hep seni düşünürüm.

    Aklın ucu değer hiçe;
    Yol ararım içten içe.
    Kainat uyur sessizce,
    Ben hep seni düşünürüm.

    Korkunun bittiği yerde
    Haz duyarım perde perde.
    Bir mezar görsem bir yerde,
    Ben hep seni düşünürüm.

    Zaman hep sonsuza akar
    Meyve dökülür,dal kalkar.
    Çiçekler bakar bakar,
    Ben hep seni düşünürüm.

    Rüzgar eser ilden il'e
    Sağlıkta bitmez bu çile.
    'Var'dan öte 'Yok'ta bile
    Ben hep seni düşünürüm.


    A.K


    SAÇ MESELESİ


    Karlı dağlar gibi dik durur başı
    Bahar bulutuna benzer saçları
    Ayrı bir konudur kirpiği, kaşı;
    Yaralar bağrımı ezer saçları

    Kaç gönül takılı kalmış telinde,
    Dalgalanır omuzunda, belinde...
    Bazan ak gerdanda, bazan alında
    Yayladan yaylaya gezer saçları

    Yanakları çiçek açmış nar gibi,
    Gözleri çağşaklı bir pınar gibi.
    Göğsü mor sırtlara yağan kar gibi...
    İlla hepsinden güzel saçları ,

    Bağlar ki esen yel atmasın diye,
    Görenler itiraz etmesin diye.
    Kimsenin gözüne batmasın diye
    Akşamdan akşama çözer saçları


    A.K


    SANA GELİYORUM SANA


    Görmeden, doğduğum gecenin seherini
    Ellerim değmeden anama,
    Ve günah izi yokken dudaklarımda,
    Bebeklere has bir dille ağlayarak,
    SANA geliyorum SANA
    Çırılçıplak

    Köklerim sığmadı zamana;
    Silktim ham meyvelerimi utandım da,
    Bir garip ağaç oldum aşk ükesinde,
    Kutsal duygularınla donandım yaprak yaprak
    SANA geliyorum SANA
    Dal-budak

    Ne bir dürüm ekmek var heybemde
    Ne içecek suyum kana kana...
    Bir tutam umutla düştüm yollara,
    Bazan yürüyerek, bazan koşarak
    SANA geliyorum SANA
    Yalınayak

    Yollar uzadıkça yük ağırlaştı,
    Ateş düştü gönlümdeki harmana
    Bıraktım ağrıyı, sızıyı bir yana;
    Hasretinden ipil ipil yanarak,
    SANA geliyorum SANA
    Bir avuç toprak

    Seyrettim uzaktan benliğimi ki,
    Et, kemik, kan değilmiş manâ
    Habibin hakkına, İsmin hakkına
    Af dilemek icin ağlayarak,
    SANA geliyorun SANA
    Ya HAKK..


    A.K


    SAY BİR GERÇEK SAY BİR YALAN


    Ömür dediğiniz nedir
    Üç gün hilal, üç gün bedir
    Haftaya boş kalır sedir
    Say bir karış, say bir adım
    Geçti gitti, anlamadım

    Her türlü nimet sofrada
    Yığın yığın dert sofrada
    En uzun mühlet sofrada
    Say bir içim, say bir tadım
    Kaçtı gitti, anlamadım

    Denizde kayıktır umut
    Yaralı geyiktir umut
    Ürkek üveyiktir umut
    Say bir lokma, say bir yudum
    Uçtu gitti, anlamadım

    Dakikalar yazlık, kışlık
    Saatlarda mı yanlışlık
    İklim mevsim tek karışlık
    Say bir dondum, say bir yandım
    Göçti gitti, anlamadım

    Bembeyaz düşler topladık
    Bitmemiş işler topladık
    Bebek gülüşler topladık
    Hızar kurdu itimadım
    Biçti gitti, anlamadım


    A.K


    SEN VARSIN


    Gönül tezgahında şiir dokudum
    İplik iplik nakışında sen varsın
    Aşk yolunun kanununu okudum
    Madde madde yokuşunda sen varsın

    Fikir vadisinden bir ırmak geçer
    Eğilir selviler suyundan içer
    Bağrında ay doğar zambaklar açar
    Sessiz sessiz akışında sen varsın

    Öz suyusun hayat denen şişenin
    Nedenisin keder ile neşenin
    Sevda cephesinde şehit düşenin
    Donuk donuk bakışında sen varsın

    Hep senin renginde görünür bahar
    Yaprakta yeşilin gülde kokun var
    Yama yama kalbimdeki yaralar
    Sıra sıra dikişinde sen varsın

    Gidip de yorulma çok uzaklara
    Sen; seni gel benim içimde ara...
    Umut güneşimin mor bulutlara
    Girip girip çıkışında sen varsın

    Vesaire_ likes this.

  8. #18
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Abdurrahim Karakoç şiirleri

    SEN . ..


    Sen : Çamlı dağlarda ağaran şafak...
    Sen : Duru gönüllerin nilüferisin
    Sen : Engin ovada sararan başak...
    Sen : Umut kaynağı, alınterisin
    Sen : Gökte yıldızsın, uykularda düş...
    Sen : Yeşil ekinsin sen beyaz gümüş..
    Sen : Mavi denizsin sise bürünmüş...
    Sen : Sevda sırrının düğümlerisin
    Sen : Her güzelliğin canlı sergisi
    Sen : Kalb yarasının emin sargısı...
    Sen : Benim dileğim, Hakk'ın vergisi..
    Sen : Gönlümde saplı aşk hançerisin
    Sen : Koyu gölgesin yaz sıcağında
    Sen : Olgun meyvesin dal kucağında
    Sen : Korsun, alevsin aşk ocağında
    Sen : Gadir Allah'ın şaheserisin
    Sen : Bensin gel gör ki ben sen değilim
    Sen : Benim düşünce ruhum ve dilim
    Sen : Benim gözlerim, ayağım, elim...
    Emin ol, sen bana benden berisin


    A.K


    SENİ ARADIM


    Omuzumda sevda yükü
    Yollarda seni aradım
    Beste beste, türkü türkü
    Tellerde seni aradım

    Girdim yeşilden sarıya
    Sordum ölüye diriye
    Çiçeği verdim arıya
    Ballarda seni aradım

    Aşk yalımı girdi cana
    Gönlüm döndü gülistana
    Gece gündüz yana yana
    Küllerde seni aradım

    Yorulup demedim yeter
    Hasretin gözümde tüter
    Kerem'den, Mecnun'dan beter
    Çöllerde seni aradım

    Bahçem çiçek bağım gazel
    Birleşir ebedle ezel
    Ayırmadım çirkin, güzel
    Kullarda seni aradim

    Ulaşmak icin rahmete
    Katlandım binbir zahmete
    Karışıp söze sohbete
    Dillerde seni aradım


    A.K


    SERGİ



    Zümrüt bahçe, Altın saray
    Girdim amma beğenmedim
    Ortasında elmas bir ay
    Gördüm amma beğenmedim.

    Hak diye döndüm yönümü
    Boynuma taktım ölümü
    İstediler ak gönlümü
    Verdim ama beğenmedim

    Çile çektim sünnet diye
    Kınadılar cinnet diye
    Çağırdılar cennet diye
    Vardım ama beğenmedim

    Kalbim tarla, sevgim başak
    Tahammülü yaptım kuşak
    Dost yoluna candan döşek
    Serdim amma beğenmedim

    Beyde makam, beyde para
    Garibanda türlü yara
    İnsanlığı insanlara
    Sordum amma beğenmedim

    Başlar hep beyine muhtaç
    Mideler dolu, gözler aç
    Her çıbana üç-beş ilaç
    Sürdüm amma beğenmedim

    Gelen olmadı çağrıma
    Ellerim düştü böğrüme
    Var gücümle öz bağrıma
    Vurdum ama beğenmedim


    A.K


    SEVDAM VE BEN


    Ey SEVDAM! Nerede kucaklaştık seninle,
    Ne zaman dolduk, ne zaman taştık seninle?
    Beklediğimiz sabahları görmeden
    Bak.. Bak işte mezara yaklaştık seninle.


    A.K


    SİZE BIRAKTIM


    Bana Mevlana'yı, Yunus'u verin
    Mecnun'u, Leyla'yı size bıraktım
    Kırk yıldır susuzum, bir tas su verin
    Irmağı, deryayı size bıraktım

    Talipli değilim şöhrete, şana,
    Makamı, rütbeyi yük etmem cana
    Dostluk, sevgi, şefkat yetişir bana,
    Dövüşü, kavgayı size bıraktım.

    Zaman yoktur ekip, biçip, sürmeme
    Ham topraktan haram mahsul dermeme
    Bir tek gönül kâfi gelir girmeme
    Konağı, sarayı size bıraktım.

    Çokta değil, hakta buldum huzuru,
    İstediğim alınteri, göznuru
    Benliği, kibiri, iğrenç gururu
    Faizi, bankayı size bıraktım.

    Hiç biriniz telaş etmesin boşa
    Doyacak gözünüz toprağa, taşa..
    Beni inancımla koyun başbaşa..
    Topyekün dünyayı size bıraktım.


    A.K


    SULARI ISLATAMADIM


    Savaştayım elli yıldır
    Ömrüm geçti boşalt, doldur
    Anlamadım bu ne haldir

    Birgün silah çatamadım
    Suları ıslatamadım

    Ekin ektim başak yılan
    Kuşandığım kuşak yılan
    Yorgan akrep, döşek yılan

    Birgün rahat yatamadım
    Suları ıslatamadım

    Ne payem oldu ne sayem
    En doğruya varmak gayem
    Düşüncemdir tek sermayem

    Alan yoktur satamadım
    Suları ıslatamadım

    Yolum yokuş, izim ayrı
    Dilim yağsız, sözüm ayrı
    Bedenimden özüm ayrı

    Biri bire katamadım
    Suları ıslatamadım

    Talipli yoktur sevgiye
    Anlamadım, neden? Niye?
    Canlar gücenmesin diye

    Can attım gül atamadım
    Suları ıslatamadım


    A.K


    ŞİİRE DAİR


    Şiir bir cennet bahçesi
    Girmeyene anlatılmaz.
    Cennet nedir, bahçe nasıl?
    Görmeyene anlatılmaz.

    Şair gülü, şükür gülü
    Yaprak yaprak dokur gülü
    Her mısradan fikir gülü
    Dermeyene anlatılmaz.

    İne gönül, kalka gönül
    Hep doğruya baka gönül
    Hak vergisi.. Hakk’a gönül
    Vermeyene anlatılmaz.

    Şiir toprak kokusudur
    Şiir damla damla sudur
    Ermişlerin duygusudur
    Ermeyene anlatılmaz.

    Şairler sultanı Yunus
    Her sözü yüz defa yumuş
    Aşk bağına dergâh kurmuş
    Varmayana anlatılmaz.


    A.K


    ŞİKAYET


    Yıldırımlar sağdım umut bahçeme
    Hasretimi yangınlarla süsledim
    Depremleri dost eyledim geceme
    Yüreğimde fırtınalar besledim
    Bekledim ki sen gelesin yanıma
    Gelmiyorsun yetti gayri canıma

    Kokuştu, acıdı, gazlaştı sular
    Bozuldu, değişti, yozlaştı sular
    Kurudu, savruldu, tozlaştı sular
    Bekledim ki sen gelesin yardıma
    Gelmiyorsun, ortağım yok derdime

    Boş dergahta tek dervişim, gerçek bu
    Yalnızlığa boş vermişim gerçek bu
    Sabır, sebat benim işim gerçek bu
    Silahımı kalemime yasladım
    Bekledim ki sen gelesin muradım
    Gelme gayri, kapıları kapadım


    A.K


    TOPRAKTAKİ SEVİNCE


    Al elmalar yeşil dalı eğince
    Yaprakların ucu yere değince
    Bak o zaman topraktaki sevince

    Hava bulutlanıp gök gürleyince
    Bir yağmur başlar ya inceden ince
    Bak o zaman topraktaki sevince

    Sevdalılar al kefeni giyince
    Kara yerler seni beni yiyince
    Bak o zaman topraktaki sevince


    A.K


    TUT ELLERİMDEN


    Sırat’tan incedir sevda köprüsü
    Beraber geçelim tut ellerimden.
    Niyet ak güvercin, vuslat gökyüzü
    Beraber uçalım tut ellerimden

    Gönüldeki birlik kalkandır dışa
    Aldırma ayaza, yele, yağışa
    Giden ilkbahara, gelecek kışa
    Beraber göçelim tut ellerimden.

    Birleşmek üzredir şafakla gurûp
    Korku beklenilmez kapıda durup
    İster zehir olsun, isterse şurup
    Beraber içelim tut ellerimden.

    Çağır hayallerin en ötesini
    Yakından duyarsın aşkın sesini
    Sonsuz mutluluğun penceresini
    Beraber açalım tut ellerimden.

    Hatırla kaybolan hatıraları
    Elmastan ışıklı, altundan sarı
    Zaman tortusundan işte onları
    Beraber seçelim tut ellerimden.

    Şüphe “başlangıç”tır, karar “nihayet”
    Zamanı zamana etme şikayet
    Kaçmak kurtuluştur diyorsan şayet
    Beraber kaçalım tut ellerimden.


    A.K


    VE SONRA


    Kurudu sevgiler gönül tasında
    Her mevsim bir başka aldattı bizi
    Renkler başkalaştı gün ortasında
    Koyu bir karanlık öptü denizi

    Daraldı her sabah geniş ufuklar
    Aşkımızı gölgeledi bulutlar
    Yaprak yaprak daldan düştü umutlar
    Tüketti takvimler gençliğimizi

    Seneler yalancı çıktı düş gibi
    Tüm yazlar üşüttü kara kış gibi
    Mermere işlenmiş bir nakış gibi
    Dağıldı yüzlerce yokluğun izi

    Önce Gerçek dedik ve sonra Neden
    Bekledik bir daha gelmedi giden
    Uyandık en güzel düşü görmeden
    Aynalardan sorduk birbirimizi

















    Vesaire_ likes this.

  9. #19
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Abdurrahim Karakoç şiirleri

    YAĞMUR YAĞAR GİBİ


    Ormanlarda yuvasını yitiren
    Bir kuş görsem sen gelirsin aklıma.
    Beni alıp uzaklara götüren
    Bir düş görsem sen gelirsin aklıma.

    Gönlüm viranedir, yakılmış, yanmış
    Hayal mermerinde hatıram donmuş.
    Asırlar öncesi duvara konmuş
    Bir taş görsem sen gelirsin aklıma.

    Toprak, ağacın her hali güzel
    Gölgesi, meyvesi hem dalı güzel
    Nerede, ne zaman faydalı, güzel
    Bir iş görsem sen gelirsin aklıma.

    Acılmış bir çiçektir her gülen dudak
    Kılıfta tomurcuk zor gülen dudak
    Bir dostluk bakış ı, bir gülen dudak
    Bir diş görsem sen gelirsin aklıma.

    Yüreğinde deli taylar eş ınan
    Gam ilinden dert iline taş ınan
    Altmış yıl yaş ayıp bin yıl düş ünen
    Bir baş görsem sen gelirsin aklıma.


    A.K


    YALVARIŞ


    Ya Rab bu hasrete can dayanmıyor;
    Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.
    Her adımda bir engel var, salmıyor,
    Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

    Mümkün mü bu yolda maksuda ermek?
    Mümkün mü sılada dost yüzü görmek?
    Aşığa ar gelir geriye dönmek;
    Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

    Çekilmez bir şelek vurdun arkama;
    Şaşırdım yollarda kaldım, akşama.
    Umudum her zaman bakidir amma,
    Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

    Sevip sevilmemek varsa kaderde,
    Hangi doktor ilaç verir bu derde?
    Hastayım, susuzum gurbet illerde;
    Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

    Ey hanlar hanını halkeden Hancı!
    Bir yudum aşkınla doğdu bu sancı.
    Ey fakir ekmeği, Mümin inancı!
    Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.


    A.K


    YANAN SULAR


    Elimle musluğunu açtığım sular yandı
    Yürüyerek içinden geçtiğim sular yandı
    Boyu üç yılı aşan sabır orucu tuttum
    İftar vakti olanda içtiğim sular yandı.


    A.K


    YAPABİLİRSEN


    Serçe kadar yok musun be
    Hadi uç uçabilirsen
    Akıl, izan, idrak sende
    Kader, seç seçebilirsen

    Alev dondu, akıl yandı
    Su uyudu, taş uyandı
    Ecel kapına dayandı
    Durma, kaç kaçabilirsen

    İşe el attı dayılar
    Çamura battı sayılar
    Köprüyü tuttu ayılar
    Yürü, geç geçebilirsen

    Bırak kalsın çeşme, kuyu
    Değiştir gel eski huyu
    Havada var olan suyu
    Buyur, iç içebilirsen

    Taksit taksit, adım adım
    Nedir yani, anlamadım
    Ev emanet, mezar kadim
    Hemen göç göçebilirsen

    Farkın var kuştan, sığırdan
    Gayret et, alma ağırdan
    Gitme köhnemiş çağırdan
    Çığır aç açabilirsen


    A.K


    YETER Kİ GEL


    Üzülme her hafta gelemem diye
    Haftada olmazsa ayda gel canım.
    Üçyüzaltmışbeşi böl onikiye
    Sırala otuzu say da gel canım.

    Bekletme geciken müddet ziyandır
    Güzel kin,öfke,hiddet ziyandır
    Varsa gurur,kibir,şiddet ziyandır
    Onları orada koy da gel canım.

    Kitap aşk,masal der,yıkar bırakmaz
    Akıl "tedbir al" der çöker bırakmaz
    Korku "gitme kal"der çeker bırakmaz
    Sen gönül sözüne uy da gel canım.

    Yazı,güzü,kışı bahar zamanı
    Yaşadın bilirsin ki her zamanı
    Dinle rüzgarları seher zamanı
    Uzaktan sesimi duy da gel canım.


    A.K


    YOL


    Hayat kapısından tek tek
    Her giriş ecele doğru
    Toprakta sürünür bebek
    Her karış ecele doğru

    İster yürü, ister bekle
    İster çıkart, ister ekle
    'Geç kaldım' diye gam çekme
    Her varış ecele doğru

    Ayaklar zemine değer
    Analar yavrusun döğer
    Kalpten damara kan yağar
    Her vuruş ecele doğru

    Yürü, koş, uyu, otur, kalk
    Yukarı bak, aşağı bak
    Dört yana dönmeyi bırak
    Her duruş ecele doğru

    Bir el yapar, bin el bozar
    Gün alçalır, gün uzar
    Önü kundak, sonu mezar
    Her yarış ecele doğru


    A.K


    YOLLARIN SONU


    Bilir misin hancı,bu güne kadar
    Hanından kaç yolcu çıktı bu yola?
    Sıladan gurbete giden yolcular
    Kaç damla göz yaşı döktü bu yola?

    Getirmeden bu yolların sonunu,
    Kaç yolcu son durak yaptı hanını?
    Kaç yolcu bu yolda verdi canını,
    Ecel kaç yolcuyu çekti bu yola?

    Akar bir oluktan beş dağın karı,
    demişler adına 'hasret pınarı'
    Şu mezarı gölgeleyen çınarı
    Kimin için kimler dikti bu yola?

    Kaç aşık bu yolda zaman eritti,
    Kaç yorgun hanında terin kuruttu.
    Bu taşlı yol kaç çarığı çürüttü
    Kaç topuğun kanı aktı bu yola?

    Yollar kıvrım kıvrım,dağlar sıralı,
    Düşünürüm,yollar beni yoralı.
    Kaç ceylan iniyor böğrü yaralı
    Her gecenin seher vakti bu yola?

    Ben bilmedim gitti n'olur sen söyle,
    Bu yollar kararsız uzar mı böyle?
    Yar için iç çekip,karşıki köyde
    Hangi göz kaç sene baktı bu yola?..





    Vesaire_ likes this.

  10. #20
    Araf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Nereden
    Kalü Bela
    Mesajlar
    1.228

    Standart Abdurrahim Karakoç şiirleri

    isyanlı sükut bedirhan gökçe yorumuyla daha bir başka olur.
    Kendi uydurduğun bir yalanı söylemek, başka bir ağızdan işitilip tekrarlanmış bir gerçeği söylemekten hemen hemen daha iyidir. Birinci ihtimalde sen bir insansın. İkincisindeyse, bir papağandan hiç farkın yoktur. Sen Kimsin?İnsan mı? Papağan mı?

Benzer Konular

  1. Sezai Karakoç Şiirleri
    Konu Sahibi gogeselam Forum S
    Cevap: 20
    Son Mesaj : 10.Ağustos.2013, 21:18
  2. Abdurrahim Karakoç
    Konu Sahibi aysemelek Forum A-B-C-D
    Cevap: 16
    Son Mesaj : 21.Ağustos.2010, 21:05
  3. Bahattin Karakoç Şiirleri
    Konu Sahibi Araf Forum B
    Cevap: 15
    Son Mesaj : 11.Haziran.2009, 19:48
  4. Sezai karakoç > şiirleri
    Konu Sahibi Farazi Forum Şiir Köşesi
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 12.Şubat.2009, 13:06

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
film indir instakip.com, dini sohbet, islami forum, muhabbet.org, ingilizce kursu, mehter takımı Perde , filmizle88, Ayetel Kürsi