Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Toplam 8 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 8 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #1
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart ARAGON..!


    Louis Aragon (d. 3 Ekim 1897, Paris - ö. 24 Aralık 1982, Paris) Siyasal eylemci ve komünizm yanlısı şair, romancı ve deneme yazarı. Bugünkü Fransız ozanlarının en önemlilerinden biri olarak bilinir. Özellikle, Türkçe'ye Mutlu Aşk Yoktur adıyla çevrilen şiiriyle tanınır.

    Önceleri, Dada akımının öncüleri arasında sayılıyordu, sonradan Breton, Soupaux ile birlikte bu yüzyılın en önemli şiir akımı olan Sürrealizm'in kurucularından biri oldu. Bugüne değin şiir, roman, eleştiri, deneme, çeviri olarak 61 kitap yayımladı.

    Aragon'un ünü, öte yandan, II. Dünya Savaşı'nda gizli karşı koyma hareketiyle daha bir büyümüştür. Le Paysan de Paris adlı romanı, gerçeküstücülüğün en güzel örneklerinden biri olarak gösterilmektedir. Charles d'Orléans'dan, Victor Hugo'ya değin uzayan bir şiir çizgisini sürdürür gibidir Aragon. Aragon açık yazan ozanlardandır, birçok şiirleri bu yüzden şarkı haline getirilmiştir. Aragon, romancı olarak da ün yapmıştır. Çağdaş romanların arasında önemli bir yer tutar. Birkaç çevirisi de vardır. 24 Aralık 1982'de Paris'te ölmüştür.



    MUTLU AŞK YOKTUR


    İnsan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman
    Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini
    Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
    Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi
    Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
    Mutlu aşk yoktur

    Hayatı bu, silahsız askerlere benzer
    Bir başka kader için giyinip kuşanan
    Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan
    Onlar ki akşamları aylak kararsız insan
    Söyle bunları hayatım ve bunca gözyaşı yeter
    Mutlu aşk yoktur

    Güzel aşkım tatlı aşkım kanayan yaram benim
    İçimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi
    Ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri
    Ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri
    Ve hemen can verdiler iri gözlerin için
    Mutlu aşk yoktur

    Vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye
    Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek
    En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek
    Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek
    Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine
    Mutlu aşk yoktur

    Bir tek aşk yoktur acıya garketmesin
    Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara
    Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda
    Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da
    Bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin
    Mutlu aşk yoktur ama
    Böyledir ikimizin aşkı da









  2. #2
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: ARAGON..!

    AFİŞ


    İstediğiniz ne zaferdi ne gözyaşı
    Ne hüzünlü org ne papazın son duası
    On bir yıl nedir ki on bir yıl
    Yaptığınız kullanmaktı silahlarınızı
    Ölüm gözünü kamaştırmaz partizanın
    Asıldı yüzleriniz tüm duvarlara
    Gece ve sabah karasıydınız, korkutucu, süzgün
    Bir afiştiniz, kızıl bir kan lekesi gibi
    Adlarınızı bile söylemek öylesine güçtü ki
    Gelip geçende dehşet etkisi yaratın istediler
    Sizi kimse Fransız olarak görmez gibiydi
    Gün boyu bakmadan geçti gitti insanlar
    Kimi parmaklar durmadı ama karartmada
    'Fransa için öldüler' yazdı afişe


    L.A


    BECERİKSİZ...


    Bir seni seviyorum
    iki seni seviyorum
    Üç seni seviyorum
    Seni çokca seviyorum

    Bunu söyleyebilmek için varımı gücümü sarfediyorum
    Arzu edilen bir incelikle
    Dünyada bilemedim ben o en küçük şeyi
    Arzu uyandırmayı
    Uyandırmayı istediğim anda bile

    Buysa eğer sözü edilen duygu masum bir teşhirciliktir alt tarafı
    Fiziksel olduğu kadar ahlaksal da bir konu
    allahın belası şey tüm bunlar hiç de ferahlatıcı değil
    Çekim gücü olarak sıfır noktası


    L.A


    BIRAKIP GİTTİN BENİ


    bırakıp gittin beni bütün kapılarda
    bütün çöllerde tek başıma kodun
    şafakta arayıp öğle vakti yitirdiğim
    vardığım hiç bir yerde değildin
    sensiz bir odanın sahrasını nasıl anlatsam
    hiçbir şeyin seni andırmadığı bir pazar kalabalığını
    denizde dalgakırandan da boşluğunu bir günün
    seslenip de senden cevap alamadığım sessizliği

    bırakıp gittin beni kalarak olduğun yerde hareketsiz
    her yerde bırakıp gittin beni gözlerinle
    düşlerin yüreğiyle bırakıp gittin beni
    yarım kalmış bir cümle gibi bırakıp gittin
    düşen hep ben oldum en küçük kımıldanışında senden

    başını çevirdiğin için ağladığımı görmedin hiç
    bana bakıp görmediğin için
    ben yokken içini çektiğin için

    ayağına düşen gölgene acıdın mı hiç sen


    L.A


    BÜYÜK SIR


    Sana büyük bir sır söyleyeceğim
    Zaman sensin
    Zaman kadındır ister ki hep okşansın
    Diz çökülsün hep
    Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına.
    Bir taranmış
    Bir upuzun saç gibi zaman
    Soluğun buğulandırıp sildiğin ayna gibi.
    Zaman sensin, uyuyan sen
    Şafakta ben uykusuz seni beklerken
    Sensin gırtlağıma dalan, bir bıçak gibi...
    Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın
    Bu mavi çanaklarda kan gibi
    Durdurulmuş zamanın işkencesi
    Ah bu daha beter işkence hiç mi hiç giderilmemiş istekten
    Bu göz susuzluğundan sen yürürken odada
    Bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini
    Daha beter seni kaçak
    Seni yabancı bilmekten
    Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan
    Tanrım ne ağırdır sözcükler
    Asıl demek istediğim bu.

    Hazzın ötesinde sevgim
    Hiç bir zararın erişemeyeceği yerde bugün
    Sevgim
    Sen ki benim saat-şakağımda vurursun
    Boğulurum soluk alıp vermesen
    Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın.
    ......

    Sana büyük bir sır söyleyeceğim
    Korkuyorum senden
    Korkuyorum yanın sıra gidenden pencerelere doğru akşam üzeri
    El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden
    Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan
    Korkuyorum senden.

    Sana büyük bir sır söyleyeceğim
    Kapat kapıları
    Ölmek daha kolaydır sevmekten
    Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
    Sevgilim.


    L.A




    DEKORLAR


    Ne kadar ufuk değişsekte
    Yürekte ahenksizlik kalan
    Kişiler kişiler kişiler
    Bütün bu saçmalıklar içinde
    Sadece dekoru bize kalan

    O alıp hep eve getirirdi
    Aptal ve yobaz olanları
    Okurdum tembelce uzaklaşmayı
    Mevsimden kaçan bir gün gibi
    Sadece dekoru bize kalan

    Ne kadar balık değişsekte
    Bütün sulardır tatlı olan
    Bütün gözyaşları buharlaşan
    Aylar geçip skor yazan
    Sadece dekoru bize kalan

    Ne kadar hapishane değişsekte
    Ruhumuz ve bedenimiz taşınan
    Aylar geçip skor yazan
    Bu kadar iğrenç ihanetteler
    Ateşler ve esinlikler
    Sadece dekoru bize kalan

    Kalp bu ekmek gibi kırdığımız
    Sığırcık kuşları onu gagalayan
    Gitmeliydim kalmak oldu hatamız
    Meşalenin son ışığından
    Sadece dekoru bize kalan


    L.A


    DORUKLARIN UYKULAR ÜSTÜNE YÜKSELDİĞİ YER


    Büyük kayalar bana dedi ki aramıza geliyorsun ama
    Seni saran bu yürek yok mu hiç yeryüzünde
    Başımı salladım ve öldü diye yanıtladım
    Dilsiz koca kayalar diz çöktüler önümde.





  3. #3
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: ARAGON..!


    ELSA'NIN GÖZLERİ

    Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de
    Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm
    Orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm
    Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde

    Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde
    Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer
    Yaz meleklerin eteklerinden bulutlar biçer
    Göklerin en mavisi buğdaylar üzerinde

    Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgar
    Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince
    Camın kırılan yerindeki maviliğini de
    Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar

    Ben bu radyumu bir pekbilent taşından çıkarttım
    Benim de yandı parmaklarım memnu ateşinde
    Bulup yeniden kaybettiğim cennet ülke
    Gözlerin Perumdur benim Golkondum, Hindistan'ım

    Kainat paramparça oldu bir akşam üzeri
    Her kurtulan ateş yaktı üstünde bir kayanın
    Gördüm denizin üzerinde parlarken Elsa'nın
    Gözleri Elsa'nın gözleri Elsa'nın gözleri.


  4. #4
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: ARAGON..!

    GÜLLER VE LEYLAKLAR


    Sen ey o çiçekler ey o değişmeler ayı
    Bulutsuz geçen mayıs bıçaklanmış haziran
    Bir daha artık ne o gülleri ne o leylakları
    Bir daha o ilk yazı unutamam hiçbir zaman

    O korkunç kuruntuyu unutamam bir daha
    Alayı çığlığı kalabalığı güneşi
    Aşk arabalarını Belçika hediyelerini
    Havayı o arı uğultulu yolu sonra da
    O sakınmasız utkuyu kavgaları aşan
    Öpüşmenin kızıla döndürdüğü o kanı
    Çılgın halkın leylaklarla donattığı
    O ölüme gidenleri unutamam artık dünyada

    Kutsal o eski zaman betiklerine çalan
    Fransa bahçelerini unutamam bir daha
    O akşamları büyüsünü o sessizliğin
    Gülleri yol boyunca ki gülleri sonra da
    O bozgun yeline karşı duran çiçekleri
    Alaycı topları o bisikletleri şaşkın
    Korkunun kanadı üstünden geçen erleri
    O perişan kılıklarını konaklıyanların

    Ama neden bilmem bu benzetme kasırgası
    Durmadan hep aynı noktaya getirir beni
    Saint-Marth bir general kara bir dal yığını
    Orman yanında bir köşk Normandiya biçimi
    İşte tıs yok düşman karanlıkta dinleniyor
    Birden bize Paris düştü diyorlar bu akşam
    Dünyada ne o yitirdiğimiz aşkı bir daha
    Ne o gülleri ne de o leylakları unutamam

    Flandres leylaklarını demetlerini ilk günün
    O tatlı izini yanakları söndüren ölümün
    Sonra sizi kaçışın gülleri taze güller sizi
    Yangın rengine çalan Anjou gülleri sizi


    L.A


    KÜLLERİNDEN DOĞAN ANKA KUŞU


    Şöyle yazılmıştı aşk üzerine
    Yangın halinde yasak çıkış kapısı
    Gökyüzüne de şunlar yazılmıstı
    Yanılıyorsunuz buradan gidilmez
    Ve geceye de şunlar yazılmıştı.
    Gecenin üzerine hiçbir şey yazılmamıştı.


    L.A


    MEŞHUR DÜNYA


    Bu mevsim insanlar
    Taş gözlü korku ayaklılar
    Gözbebeklerindeki rüyalar
    Kafeste vahşi hayvanlar

    Manzaranın tozu
    Ateş ve demir
    Günün büyük oyunu
    Eski talanlara direnir

    Kuruntusuz ormanda
    Gidiyor kurtlar kadife adımlarla
    Her günün vebasıdır
    Güneşin canavarlığında

    Ayıp ve zafer arasında tutku
    Ve inkarcılık arasında umut
    Adaletin terazisi
    Yanlışların lanetli kitabında

    Nehrin güvensiz geçidindeyiz
    Yaşayanlardan ölülere giden
    Pişmanlıkların asma köprüsünden
    Ölülerden yaşayanlara giden

    Kalp ve gömlek arasında
    Yer var sadece bıçağa
    Tez mi geç mi
    Her şey ihanetin tadında

    Zulmün gizli rüzgarı
    Acayip döndürdü başları
    Ne dileniyor bu kişiler
    Sözlerin ayrılığında


    L.A


    RAMAK KALMIŞTI


    Ramak kalmıştı
    Gelmesine ölümün
    Bir an bile değil
    Çıplak bir el
    Belirdi birdenbire
    Gelip tuttu elimi

    Günlere haftalara
    Yitik renklerini
    Kimdi bu geri veren
    İnsansal evrenin
    O bitimsiz yazına
    Gerçekliğini geri veren kimdi

    Ben ki ne olduğunu
    Bilmediğim bir öfkeyle
    Boğulurdum sürekli
    Hayatıma büyük bir açıkhava
    Kolyesi takmak için
    Yetti iki kol yetti

    Küçücük bir hareketti
    Uyurken bir okşayış
    Ya da bir soluk
    Yüzümde gezinen
    Ya da bir çiy
    Omuzuma yağmış

    Alnıma geceleyin
    Yaslanan bir alındı
    İki iri gözdü açılmış
    Ve bir anda evet bir anda
    Tüm evrende ne varsa
    Dönüştü bir buğday tarlasına


    L.A


    SÜREKLİ DEVİNİM..


    Bir kar altında
    birinde bir çocuk
    fırlatıp attı ruhunu
    ama bilmiyordu
    kapatıyor gözlerinin kapaklarını

    Bir çift
    bir kadın ve bir erkek yani
    birinde birinde
    yol boyunca yol boyunca
    ikili bir çift ikiden

    Soğuk ve sıcak birinde
    Tam sırasıydı
    Ve oldu
    Şarkı söylüyordu
    yassı çörek yiyor tepsi güneşte

    Görüntüsü onun suda
    Birinde suda birinde
    bir su ırmağıydı
    ıslatır su saydam beyaz
    ıslak çiçek


    L.A


    ŞARKI SÖYLÜYORUM


    Şarkı söylüyorum zaman geçsin diye
    Ömrümün şu son günlerinde
    Don nehri üstünde bir resim gibi
    Memnun edişimiz yüreğimizi
    Taşlar atarken gölcük üstünde
    Şarkı söylüyorum zaman geçsin diye

    Harikalar gününü yaşadım
    Siz ve ben hatırlayalım
    Ve yılların duvarlarını aştım
    Mucize yüklü kulaklarım
    Değil ki devran eskisi gibi
    Harikalar gününü yaşadım

    Gidelim ki bu parmaklar çözülsün
    Anlımız gibi şerefiyle
    İlk sen gözlerinle görürsün
    Bizden alçak bulutları
    Ve dizlerimizde çayır kuşları
    Gidelim ki bu parmaklar çözülsün

    Ay ışığı yaptık biz
    Saraylarımız ve heykellerimiz için
    Öldürüyorsalar bizi önemli midir
    Geceler düşecektir bir bir
    Komüncü oldu artık Çin
    Ay ışığı yaptık biz

    Söyleyeceğim ve söyleyeceğim de
    Bu hayat nice manzaralara sahne oldu
    İnsan ulaşıp doğal büyüklüğünü buldu
    Sesi ormanlar dağlar
    Sırlar ve denizler üstünde
    Söyleyeceğim ve söyleyeceğim de

    Evet zaman geçsin diye şarkı söylüyorum
    Kemana karşı yıpranır kemane
    Taş ta kaydırmaca oyununda
    Ve dokunaklı aşkım
    Eğik gölgeme astığım

    Şarkı söyleyerek geçiriyorum zamanı
    Zaman geçsin diye şarkı söylüyorum


    L.A


    ŞİİR SANATI..


    Mayıs'ta ölmüş dostlar için
    Sadece ama sadece onlar için

    İncelik olmalı kafiyelerimde
    Gözyaşlarım gibi silahların üstünde

    Ve tüm yaşayanlara
    Değişse de rüzgarla

    Ölüler adına orda bilensin dursun
    O beyaz silahı pişmanlık duygusunun

    Evli sözcükler yara almış sözcükler
    Suçun basbas bağırdığı kafiyeler

    Dibinde çıkararak acı bir hikayenin
    Çifte su sesini küreklerin

    Hem yağmur kadar adi
    Parlayan bir cam gibi

    Sanki geçitte ayna
    Ölen çiçek bluzda

    Çocuğun çemberle oynaması
    Ayın ırmakta yansıması

    Dolaptaki güve otu
    Bellekteki bir koku

    Kafiyeler kafiyeler orda duyarım
    Kırmızı ısısını kanın

    Bize hatırlatın bunu
    İnsanlar kadar zalim olduğumuzu

    Ve yüreğimiz gücünü yitirdi mi
    Unutkanlık uykusundan uyandırın bizi

    Sönmüş lambayı yakın yeniden
    Yine ses gelsin boşalan kadehlerden

    Ben hep şarkı söylemekteyim orda
    Mayıs'ta ölen dostlarım arasında



    L.A


    YALNIZ İNSAN


    Yalnız insan merdivendir
    Hiçbir yere ulaşmayan
    Sürülür yabancı diye
    Dayandığı kapılardan

    Yalnız insan deli rüzgar
    Ne zevk alır ne haz verir
    Dokunduğu küldür uçar
    Sunduğu tozdur silinir

    Yalnız insan yok ki yüzü
    Yağmur çarpan bir camekan
    Ve gözünden sızan yaşlar
    Bir parçadır manzaradan

    Yalnız insan kayıp mektup
    Adresimi yanlış nedir
    Sevgiler der fırlatılır
    Kimbilir kim tarafından







  5. #5
    En İyi Heyhat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    4.214

    Standart ARAGON..!

    Elyasa şiirler

    Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Zaman sensin
    Zaman kadındır. İster ki
    Hep okşansın diz çökülsün hep
    Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına
    Bir taranmış
    Bir upuzun saç gibi zaman
    Soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi
    Zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken
    Sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi
    Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın
    Bu durdurulmuş zamanın işkencesi mavi çanaklarda kan gibi
    Bu göz susuzluğundan sen yürürken odada
    Bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini
    Daha beter seni kaçak
    Seni yabancı bilmekten
    Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan
    Tanrım ne ağırdır sözcükler. Asıl demek istediğim bu
    Hazzın ötesinde sevgim hiçbir zararın erişemeyeceği yerde bugün sevgim
    Sen ki benim saat-şakağımda vurursun
    Boğulurum soluk alıp vermesen
    Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın
    Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Her söz
    Dudağımda bir dilenen zavallı
    Acınacak birşey ellerin için kararan birşey bakışının altında
    İşte bu yüzdendir sık sık seni seviyorum deyişim
    Boynuna takabileceğin bir tümcenin o parlakca kalp kristali
    Kaba konuşmamdan gücenme benim. Bu konuşma
    Ateşte şu tatsız cızırtıyı çıkaran sudur o kadar
    Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Bilmem ben
    Sana benzeyen zamandan söz açmayı
    Bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm
    Tıpkı uzun bir süre garda
    El sallayanlar gibi gittikten sonra trenler
    Bilekleri sönerken yeni ağırlığından gözyaşlarının
    Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Korkuyorum senden
    Korkuyorum yanın sıra gidenden. Pencerelere doğru akşam üzeri
    El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden
    Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden
    Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Kapat kapıları
    Ölmek daha kolaydır sevmekten
    Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
    Sevgilim...

    ARAGON

  6. #6
    En İyi Heyhat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    4.214

    Standart ARAGON..!

    Can kurtaran simiti


    Bir çocuk
    fırlattı kendi ruhunu
    Bir kar'ın kar'ının da içine
    ve bilmiyordu daha
    kapatmasını gözkapaklarını

    Bir çift
    Yani diyor bir kadınla erkek işte
    bir defasına bir defasına
    bütün yol boyunca
    İkisinin oluşturduğu bir çift

    bir defasında soğuk ve sıcak
    Oysa tam da yapacaktı
    oysa tam da başlamıştı
    Şarkı söylüyordu
    Bir çörek yer güneşte çörekli

    Çöreğin yansısı suda
    Bir defasında suda bir defasında
    Bir sudan ırmaktı bu
    Islatır su bembeyaz
    Çiçek ıslak


    L.A

  7. #7
    Uzaklaştırıldı
    Üyelik tarihi
    Aralık.2010
    Mesajlar
    410

    Standart Cevap: ARAGON..!

    ELSA'NIN GÖZLERİ

    Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de
    Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm
    orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm
    Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde

    Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde
    Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer
    Yaz meleklerin eteklerinden bulutlar biçer
    Göklerin en mavisi buğdaylar üzerinde

    Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgar
    Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince
    Camın kırılan yerindeki maviliğini de
    Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar

    Ben bu radyumu bir pekbilent taşından çıkarttım
    Benim de yandı parmaklarım memnu ateşinde
    Bulup yeniden kaybettiğim cennet ülke
    Gözlerin Perumdur benim Golkondum, Hindistan'ım

    Kainat paramparça oldu bir akşam üzeri
    Her kurtulan ateş yaktı üstünde bir kayanın
    Gördüm denizin üzerinde parlarken Elsa'nın
    Gözleri Elsa'nın gözleri Elsa'nın gözleri.

    ARAGON

  8. #8
    Uzaklaştırıldı
    Üyelik tarihi
    Aralık.2010
    Mesajlar
    410

    Standart Cevap: ARAGON..!

    SANA BÜYÜK BİR ŞEY SÖYLEYECEĞİM

    Sana büyük bir sır söyleyeceğim
    Korkuyorum senden
    Korkuyorum yanınsıra gidenden
    Pencerelere doğru akşam üzeri
    El kol oynatışından
    Söylenmeyen sözlerden
    Korkuyorum hızlı-yavaş zamandan
    Korkuyorum senden
    Sana büyük bir sır söyleyeceğim
    Kapat kapıları
    Ölmek daha kolaydır, sevmekten
    Bundandır işte benim yaşamaya
    katlanmam
    sevgilim...

    ARAGON

Benzer Konular

  1. Louis ARAGON Şiirleri
    Konu Sahibi gogeselam Forum L
    Cevap: 8
    Son Mesaj : 24.Eylül.2010, 08:09

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
film indir instakip.com, dini sohbet, islami forum, muhabbet.org, ingilizce kursu, mehter takımı Perde , filmizle88, Ayetel Kürsi