Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 1 Toplam 4 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu
Toplam 38 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #1
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    62
    Mesajlar
    6.980

    Standart Ahmet Telli Şiirleri




    AKBABALAR
    KELEBEKLER

    Yüreği ağzında bir çocuk
    Gibi alırken kalemi elime
    Beceriksiz, acemi ve olasıya
    Yapayalnızım her defasında

    Bu sonuncu olsun diyorum
    Ömrümün eksiksiz tek şiiri
    Yazılsın artık kırk yaşımın
    Ve bir aşkın bittiği bu gece

    Akbabalar bin yıl kelebekler
    Bir mevsim yaşarlarmış ki aşk
    Da kısa ömürlüdür, başlar
    Gibi biter yaşanmışsa eğer

    Yaşanan ne varsa hoşgörünün
    Bir parçasıdır artık ama ben
    Yine de yakabilirim bu gece
    Bütün anılarımı bir şiir için

    Sonra irkiliyorum, anılarım yoksa
    Dostlarım da terkedilmiştir yangın
    Sürüp dururken yurdumda ki o zaman
    Kıymeti harbiyesi nedir bu şiirin

    Sabaha karşı dilim paslı
    Beynim keçeleşmiştir ve yangın
    Yalnızlığıma sıçrarken üşüyor
    Bütün sözcükler. Umut yoktur

    Yüreğim diyorum, kekeme
    Alıngan, serseri yüreğim
    Sen nerden bilebilirsin
    Bir şiirin nasıl yazıldığını


    A.T


    PÜLÜMÜR ZENCİSİ

    Gizemli tamtamları bırakıp afrika'da
    şehvetle giriyor doğanın koynuna
    öpüşken dudaklarıyla topluyor yıldızları
    sokuyor pülümür gençlerinin rüyalarına

    Güneşle nerededir bir büyü çözülmesi mi bu
    Akşam öyle uzak öyle yakın ki memeleri
    sevişmek gelir insanın usuna aralıksız
    delirtir dokundukça uzaklaşması
    pülümür zencisinin


    A.T


    İMLASIZ

    Hep denedin. Hep yenildin.
    Olsun. Gene dene, gene yenil.
    S. Beckett

    Ayağı kayan bir çocuk
    Kadar şaşkınım, bilemedim
    Düz yolda yürümenin imlâsını
    Kanayan dizlerime bakıp da
    Ağlamayı öğrenemediğim gibi

    Sevgilisi değildim kadınlarımın
    Bir papağan tüneğiydim belki
    Ama birkaç sözcük öğrendiysem
    Kadınlardan öğrendim, yine de
    Bilemedim sevgilim diyebilmeyi

    Büyülendim ama büyüyemedim
    Aklım ermedi aynalara ve suya
    Yüzümü gösterip kalbimi neden
    Sakladıklarını öğrenemedim
    Şaşkınım, cahilim ben bu dünyada


    A.T


    BELKİ YİNE GELİRİM


    Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
    Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
    Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
    Bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
    Ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
    Yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka
    Hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler.

    Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
    Ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü

    Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
    Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
    Onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
    Kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
    "Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
    Tükürsek cinayet sayılıyor artık
    Ama nerede kaldılar, özledim gülüşlerini onların

    Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
    Tek yaprak bile kıpırdamıyor nedense
    Ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
    Alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
    Kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
    Ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
    Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

    Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
    Okuduğum bütün kitaplar paramparça
    Çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
    Bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
    Bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
    Sarmaşık aydınlar, arabesk hüzünler
    Bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma

    Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
    Ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
    Kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
    Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
    Biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
    Ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
    Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

    İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
    Dizginlerini koparan bir at sanki bu
    Soluk soluğa kalıyorum her sonbahar
    Ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
    Bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
    Bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
    Ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim

    Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
    Bir gün gelirsek hangi kent güzelleşmez
    Şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
    Geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
    Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
    Sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
    Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

    Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
    Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
    Bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
    Oysa ne kadar sakin sokaklar, bu kent ve bütün yeryüzü
    İpince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
    Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
    Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün...


    A.T


    ÇOCUKSUN SEN / I


    Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
    Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
    Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
    Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
    Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
    Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte
    Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum
    Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
    Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
    Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
    Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
    Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup
    Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için
    Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
    Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
    Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
    Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
    Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
    Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa
    Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan
    Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
    Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
    Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
    Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
    Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık
    Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada
    Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
    Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin
    Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen

    Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun
    Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada
    Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum.
    Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil

    ÇOCUKSUN SEN / II

    Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüm
    Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hâlâ
    Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
    Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
    Zaman benim işte, nesneleşiyor tüm anlar
    Dursam ölürüm paramparça olur dünya

    Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüğüm
    Uçurum diyordun bir aşk uçurum özlemidir
    Bırakıyorum öyleyse kendimi sesinin boşluğuna
    Tutunabileceğim tüm umutları görmiyeyim için
    Gözlerimi bağlıyorum geceyi mendil yaparak
    (Gözlerim bir yerlerde daha bağlanmıştı, bunu
    Unutmuyorum unutmuyorum unutmuyorum hiç)

    Bir rüzgâr esse ellerin fesleğen kokuyor
    Kırlangıçlar konuyor alnına akşamüstleri
    Bu yüzden bir kanat sesiyim yamaçlarda
    Üzgün bir erguvan ağacıyla konuşuyorum
    Ayrılığın zorlaştığı yerdeyim ve dalgınlığım
    Bir mülteci hüznüne dönüyor artık bu kentte

    Çocuksun sen alnına kırlangıçlar konan
    Bir bulutun peşine takılıp gittiğimiz yer
    Okyanus diyelim istersen ya da sen söyle
    Batık bir gemiyim orda, seni bekliyorum
    Upuzun bir sessizliğim fırtınalar patlarken
    Gövdem köle tacirlerinin barut yanıkları içinde
    Ve gittikçe acıtıyor yaralarımı tuzlu su
    Çocuksun sen, büyümek yakışmazdı hiç
    Gülüşünün kokusuyla yeşerdi bu elma ağacı
    (Soluğunun elma kokması bundandı belki)
    Bir elma kokusuna tutundum düşerken
    Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
    Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle

    Çocuksun sen, çocuğumsun


    A.T


    DÖVÜŞEN ANLATSIN


    Elimizde acının kehribar tesbihi
    ki kayıp durmakta parmaklarımızdan
    Ey şair
    yine bölük pörçük anlattın
    yine eksik bıraktın bir şeyleri
    gün devrilmekte ama sen
    tutmamışsın acımızın çetelesini

    Sen sus artık, bize bundan sonrasını
    dövüşen anlatsın


    A.T


    GÜLÜŞÜN EKLENİR KİMLİĞİME


    Gün biter gülüşün kalır bende
    anılar gibi sürüklenir bulutlar
    Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır
    yarım kalan bir şiir belki de

    Aykırı anlamlar arayıp durma
    güz biter sular köpürür de
    kapanmaz gülüşünün açtığı yara
    uçurum olur cellat olur her gece

    Her gece yeniden bir talan başlar
    acı ses olur, ses deli bir yağmur
    eski bir eylüle gireriz böylece

    Sığındığım her yer adınla anılır
    ben girerim, sokağı devriyeler basar
    bir de gülüşün eklenir kimliğime


    A.T


    GÖÇ


    Göç oldu bir acidan öbür aciya
    oysa sagrisi kurumamisti atimizin
    daha dün sürüp gelmistik buralara
    bugün göründü yine yollarin ucu

    Devrildi kil çadirlar seher vakti
    usulca uyandirildi çocuklar
    ve kadinlar bohçasi çözülmemis
    bir keder gibi gibi düstüler yola

    Turnalar gitti biz gittik
    bitmedi pesimizdeki nal sesleri
    nerde konaklasak tedirgindik
    kuruyordu irmaklar ve göller

    Bir yangin gibi tasiyip durduk
    kederi ve aciyi gögsümüzde
    yer gök duman içindeydi sanki
    genzimizi yakiyordu ayriliklar

    Zulüm birakmadi pesimizi hiç
    biz gittik o buldu izimizi
    konar göçer olduk yedi iklimde
    tanigimizdir daglar taslar

    Yalniz bir öfke isiltisi kaldi
    gözlerimizin yorgun sularinda
    yasamak bir inat oldu artik
    yasamak bir direnme oldu zulme

    Ve iste devrildi yine kil çadirlar
    göç basladi bir acidan bin aciya
    Geride aksamin küllenen atesi
    ve susturulmus çocuk sevinçleri kaldi


    A.T


    HÂLÂ KOYNUMDA RESMİN


    Sımsıcak konuşurdun konuşunca
    ırmak gibi, rüzgar gibi konuşurdun
    yayla kokuşlu çiçekler açardı sanki
    çiğdemler güller mor menevşeler açardı
    Sımsıcak konuşurdun konuşunca
    Hâlâ koynumda resmin

    Dağları anlatırdın ve dostluğu
    bir ceylan gibi sekerdi kelimeler
    Sesini duymasam çölleşirdi dünya
    dağlar yarılır ırmaklar kururdu
    bulutlar çökerdi yüreğime
    Hâlâ koynumda resmin

    Gün akşam olur elinde kitaplar
    ve bir demet çiçekle çıkıp gelirdin
    bir kez bile unutmadın "merhaba" demeyi
    ve en yanık türküleri nasıl da söylerdin
    bir dostun vurulduğu gün
    Hâlâ koynumda resmin

    Kaç mevsim kırlara çıkıp
    çiçekler topladık mezarlar için
    Belki ürküttük tarla kuşlarını
    belki kurdu kuşu ürküttük
    ama aşkı ürkütmedik hiç
    Hâlâ koynumda resmin

    Ve hâlâ sımsıcak durur anılar
    sımsıcak ve biraz boynu bükük
    Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış
    yasak bir kitap gibi durmaktadır
    ve firari bir sevda gibi
    Hâlâ duvarlarda resmin


    A.T


    SÖZ / DE SARARIR


    Olur, aramam seni ve kimseyi
    Anıları pas tadında bırakırım
    Konuşacak ne kaldıysa kalsın
    Susmaktır birşeylere saygılı kılan

    Ayrılık da bir olanaktır bilirsin
    İnce bir sis, bir hüzün örtüsü
    Dumanlı bir ıslık yakışır şimdi
    Dudaklarıma, bırakıp giderim

    Söz / de sararır biterken bir aşk
    Kediye iyi bak çiçekleri sula
    Diyorsam da aldırma sözlerime
    Alışkanlık işte başka birşey değil

    Söz / de sararır biterken bir aşk


    A.T


    SUNU


    Filler mezarlığında fil ölüleri
    Ve belki birkaç da şiir bulursunuz
    Ki o şiirler kendi ölümlerini sezen
    Birer kuğuydular kuytu sularda


    A.T


    YAK SEVDANIN ÇIRASINI


    Ne hüzünler kurtarır seni
    ne çeyiz sandığının ceviz gölgesi
    ve ne de acının ses duvarındaki
    yorgun ve bıkkın bekleyişler

    Acılar karartmışsa bile günlerin duvağını
    düşürmüşse de ilkyazın tomurcuklarını fırtınalar
    hayat kendini yeniden yaratan bir bahardır
    verecektir en olgun meyvelerini mutlaka
    yeter ki hüzünler sarartmasın yüzünü

    Yak sevdanın çırasını türkülerle
    barajını yıkan bir ırmak gibi katil hayata
    hüznün isyana dönsün artık
    bitsin bezginliğin ölümcül suskunluğu
    evde kalmış bir cinsellik degildir çünkü dünya

  2. #2
    Araf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Nereden
    Kalü Bela
    Mesajlar
    1.228

    Standart Gidersen Yıkılır Bu Kent

    GİDERSEN YIKILIR BU KENT


    Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider.
    Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
    Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
    Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar.
    Biz mi yalnızdık? durmadan yağmur yağardı.
    Üşür müydük? nar çiçekleri ürperirken

    Gidersen, kim sular fesleğenleri?
    Kuşlar nereye sığınır akşam olunca?

    Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu
    Sustuğun yerde bir şeyler kırılıyor.
    Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun.
    Adını yazıyorum, bütün otobüs duraklarına.
    Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor.
    Bir de seni ekliyorum, susuşlarıma.

    Selamsız, saygısız yürüyelim sokakları.
    Belki bizimle ışıklanır, bütün varoşlar.
    Geriye mahpushaneler kalır, paslı soğuklar
    Adını bilmediğimiz dostlar kalır yalnız
    Yüreğimize alırız onları, ısıtırız.
    Gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam

    Gidersen, kar yağar avuçlarıma.
    Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar.

    Fiyakalı ışıklar yanıyor, reklâm panolarında.
    Durmadan çoğalıyor, faili meçhul cinayetler.
    Ve ölü kuşlar satılıyor, bütün çiçekçilerde.
    Menekşeler, nergisler yerine kuş ölüleri.
    Bir su sesi, bir fesleğen kokusu şimdi uzak
    Yangınları anımsatıyor, genç ölülere artık .

    Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman,
    Sis ve intihar çöküyor, bütün birahanelere.
    Bu kentin künyesi bellidir artık. Ve susuşun,
    İsyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
    Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın.
    Devriyeler basıyor karartılmış evleri yine

    Gidersen, yıkılır bu kent, kuşlar da ölür.
    Bir tufan olurum, sustuğun her yerde…



    Kendi uydurduğun bir yalanı söylemek, başka bir ağızdan işitilip tekrarlanmış bir gerçeği söylemekten hemen hemen daha iyidir. Birinci ihtimalde sen bir insansın. İkincisindeyse, bir papağandan hiç farkın yoktur. Sen Kimsin?İnsan mı? Papağan mı?

  3. #3
    Dost Üye Farazi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    35
    Mesajlar
    1.265

    Standart Ynt: Ahmet Telli Şiirleri

    Suya düşen bir karanfilse yüreğin
    bırak kendini ırmağın türküsüne gülüm
    vursun seni o taştan bu taşa
    o çağlayandan bu çağlayana



  4. #4
    Dost Üye Farazi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    35
    Mesajlar
    1.265

    Standart Ynt: Ahmet Telli Şiirleri

    HÜZ' NÜN İSYAN OLUR


    Suya düşen bir karanfilse yüreğin
    bırak kendini ırmağın türküsüne gülüm
    vursun seni o taştan bu taşa
    o çağlayandan bu çağlayana
    Kavgadan uzak kalmışsan
    sevdadan da uzaksın demektir
    devinmez yüreğinin mağması
    çatlamaz sabrın kara taşı



  5. #5
    Dost Üye Farazi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    35
    Mesajlar
    1.265

    Standart Ynt: Ahmet Telli Şiirleri

    ESKİ BİR HÜZÜNLE


    Günlerdir eski bir hüzünle çıkıyorum voltaya
    (kötüye işaret bu, üstelik yalnızlığa sığınıyorum)
    Unutup gitmişim ezberimdeki bütün şiirleri
    bulutlara bakıyorum uzun uzun, yalnız bulutlara
    O uzak kasaba akşamları düşerken aklıma
    tecrit’teki yine bir türkü tutturuyor
    Ey kalbim sana denk düşüyor bütün bu acılar
    acılar tek ve mutlak olan bir şeyi anlatıyor
    Yağmur kuşları geçiyor avludan sürü sürü
    dalların hışırtısını duyuyorum, üşütüyor beni
    Ötede, kentin üstünde bir şimşek çakıyor birden
    suretin yansıyor göğe ve her yağmur damlasına
    Uzak bir anı oluyor her şey, silikleşiyor
    ve alnım ateşler içinde, bir tutabilsen
    unutup gitmişim bütün türküleri artık
    (kötüye işaret bu, üstelik yalnız sana sığınıyorum)
    Kısa süren hastalıklar vardır ya, işte öyle
    geçip gidiyor akşama doğru hüzün bulutu
    resmini asıyorum ranzamın başucuna yine
    ve bir türkü tutturuyorum günün son çayında
    -Teslim olmayalım halilim kurşun atalım!



    Sinan abime gelsin..

  6. #6
    Dost Üye Farazi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    35
    Mesajlar
    1.265

    Standart Ynt: Ahmet Telli Şiirleri

    AKŞAMI GECİKTİREBİLİRSİN BELKİ


    Gün batarken sula fesleğenleri
    balkonun kokusu sokağa taşsın
    sokaklar kayıp çocuklar gibi
    hırçındır, ürkek ve biraz şaşkın
    Sular bulutlanır sen susarsın
    ve kent çıngıraklı bir yılan kadar
    zehirlidir artık sevgilin mahpusken
    üstelik kirli bir lekeye döner umutlar
    Acılar katlanır mendil yerine
    sarışınlaşırsın bu kaçıncı güz
    ellerin üşür, çiy düşer çiçeklere
    beklediğin mektuplar da gelmez
    Bomboş sayfalara dönerken aklın
    tecrit’teki kitabı fareler kemiriyor
    ve düşlerin sonsuz bir boşluktayken
    bir sigara yakıyorsun, tutuşuyor sular
    Akşamı geciktirebilirsin belki
    suladığın fesleğenlerle, kimbilir
    ama vaktin ayırdındadır şimdi
    kuşlar, çocuklar ve mahpuslar
    Usulca inse de koldemirleri






  7. #7
    Dost Üye Farazi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    35
    Mesajlar
    1.265

    Standart Ynt: Ahmet Telli Şiirleri

    ANA

    Öner' in anası için

    Kayıp duruyor bakışları
    duvardaki resme ve kapıya
    oğul mu beklediği, sevgili mi
    Belli ki yaşıyorlar hala
    uzun uzun yaşıyorlar belli ki
    bırakıp gittikleri anılarıyla
    Çıkıp gelirler bir gün belki
    Üşümüştür çünkü toprağın
    soğuk yalnızlığında birisi
    Öteki arkasında parmaklığın






  8. #8
    Dost Üye Farazi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    35
    Mesajlar
    1.265

    Standart Ynt: Ahmet Telli Şiirleri

    AŞK BİTTİ

    F.E.S. ve öbürleri için

    Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
    Uzun bir hastalık gibi
    Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi
    Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı
    Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi
    Bitti.
    Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
    Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi
    Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır
    İhmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım
    Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim
    Belki bir yağmur yağar akşama doğru
    Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım
    Aşk da bitti diyordu ya bir şair
    Aşk bitti işte tam da öyle




  9. #9
    Dost Üye Farazi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    35
    Mesajlar
    1.265

    Standart Ynt: Ahmet Telli Şiirleri

    «BEKLE BENİ»
    Karlar tozarken bekle
    Ortalık ağarırken bekle
    Kimseler beklemezken bekle beni
    -K.Simonov

    I
    Bekle beni küçüğüm
    umudu karartmadan
    sevinci yitirmeden bekle
    döneceğim bir gün elbet
    bekle beni
    Bahar geldiğinde
    kırlara çıkacaksın
    dizboyu otlar üstünde
    koş koşabildiğince
    ve sakın yitirme neşeyi
    Kırların sessizliğinde
    yüreğinin sesini dinle
    ve orada benim için
    küçücük bir yer ayır
    ve bekle beni küçüğüm
    Doğa pervasızdır biraz
    bakarsın en olmaz yerde
    masmavi bir su fışkırır
    ve suyun ışıldayan göğsünde
    sevincin nilüferleri
    Bahar şaşırtmasın seni
    sırtüstü uzan bir gölgeye
    suların, kuşların sesini dinle
    ve bekle beni orada
    döneceğim küçüğüm

    II
    Mapusane türküleri
    hüzünlüdür biraz
    belki her dinleyişinde
    yüreğin burkulmakta
    için sızlamaktadır
    Ama acılara alışılmaz
    birşeyler var değişecek
    birşeyler var
    değiştirmemiz gereken
    önce acılardan başlanacak
    Beş on yıl dediğin
    pek kolay geçmeyebilir
    üstelik bu savaş
    bu kahredici kıyım
    bitmeyebilir daha uzun süre
    Ama sen sahip çıkarak
    yaşama ve sevince
    bekle beni küçüğüm
    acılar bitecek bir gün
    sevgiler çiçek açacak
    Mapusane türküleri
    hüzünlüyse de biraz
    yüreğin burkulmasın
    için sızlamasın sakın
    ve bekle beni küçüğüm

    III
    Kış kıyamet bir gün
    bakarsın çıkıp gelmişim
    varsın azgınlaşsın tipi
    ve uğuldayadursun
    dışardaki rüzgâr
    Sakın şaşırma küçüğüm
    üşümüş bir serçe gibi
    titremesin ellerin
    apansız çıkıp geleceğim
    kış kıyamet de olsa bir gün
    Uğuldayan bu rüzgâr
    bu delice yağan kar
    ürkütmesin seni
    direnmektir artık
    bekleyişin öbür adı
    Sen türküler söyle
    ve gülümse küçüğüm
    çünkü sesinin
    ırmağıyla yeşerecek
    hasretin bozkırları
    Bekle beni küçüğüm
    umudu karartmadan
    sevinci yitirmeden bekle
    döneceğim bir gün elbet
    beke beni küçüğüm




  10. #10
    Dost Üye Farazi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    35
    Mesajlar
    1.265

    Standart Ynt: Ahmet Telli Şiirleri

    GİTMEK
    Bu vadideki karanlığı
    ve büyük soğuğu düşün
    B. Brecht
    Gitmek. Bir hançeri inceltip
    Okyanusa daldırmak isteği
    Ya da düşebilmek atlasların
    Dışına ki ey kalbim
    Yalnızsın bu yolculukta da
    Gitmek. O kaos duygusu, aklın
    Sarsıntılarla yorgun düşüşü
    Bilincin kamaşması belki de.
    Rehin bırakılacak bir şey yok
    Unuttuklarından başka.
    Gitmek. Bir büyü gibi saran
    Ağrılar yumağı, kışkırtılmış
    Düşlerdir ki sen şimdi
    Esirgeme kendini kalbim
    Kederin o derin yalnızlığından





Benzer Konular

  1. Ahmet Ada Şiirleri
    Konu Sahibi Heyhat Forum A
    Cevap: 28
    Son Mesaj : 14.Aralık.2010, 13:04
  2. Ahmet Erhan Şiirleri
    Konu Sahibi Heyhat Forum A
    Cevap: 105
    Son Mesaj : 13.Aralık.2010, 02:23
  3. Ahmet haşim şiirleri
    Konu Sahibi SiNaN32 Forum A
    Cevap: 12
    Son Mesaj : 11.Haziran.2009, 19:33
  4. Ahmet oktay şiirleri
    Konu Sahibi Farazi Forum A
    Cevap: 9
    Son Mesaj : 20.Mayıs.2009, 18:06
  5. Ahmet altan şiirleri
    Konu Sahibi Köroğlu Forum A
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 05.Mart.2009, 04:09

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
film indir instakip.com, dini sohbet, islami forum, muhabbet.org, ingilizce kursu, mehter takımı Perde , filmizle88, Ayetel Kürsi