Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 4 Toplam 4 Sayfadan BirinciBirinci ... 234
Toplam 38 adet sonuctan sayfa basi 31 ile 38 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #31
    Üye
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Mesajlar
    48

    Standart Ynt: Ahmet Telli Şiirleri

    SOLUK SOLUĞA - 1


    Hep yanıldı ve yenilgilere uğradı
    Ama atıldı yine de serüvenlere
    Vakti olmadı acıların hesabını tutmaya
    Durup beklemeye, geri dönmelere vakti olmadı.

    Yangınlarla geçti ömrü ve hep yalnızdı
    - ki onlar daima birer yalnızdılar

    Nerde doğmuştu ve ne zaman kopup
    Gitmişti o kentten anımsamıyor artık
    Hangi sokaktaydı ilk sevgili ve hala
    Sürüp gider mi ilk öpüşmenin esrikliği
    Gizlice buluşmaya gelen ve ölürcesine
    Korkular geçiren o kız nerededir şimdi
    Sensiz olursam yaşayamam diyen
    O liseli kız hangi kentte kaldı
    Ve o sarışın
    O afeti devran bekler mi hala
    Atlas yataklara sererek yaşamanın anlamını

    Üşüten bir acıydı belki her ayrılık
    Her yolculuk yangınların başladığı yereydi
    Ama vakti olmadı hesabını tutmaya
    Aşkların, ayrılıkların ve acıların

    İstese de kalamazdı vakti gelince
    Geyik sesleri yankılanınca yamaçlarda
    Yürek burkulması ve hüzün ve keder
    Aralıksız doldururdu acıların bohçasını
    Dudaklarında öpüşlerin gül esmerliği
    İçinde kıpırdanıp durur ufuk çizgisi
    Ay bile soğuktur o zaman
    Bir buz parçasıdır
    Çaresiz çıkılacaktır o yolculuklara
    Ki bir ömrün karşılığıdır serüvenler

    Biraz da serüvendi yaşamak
    Belki yatkındı büyük yolculuklara
    Ki serüvenler daima büyük aşklar
    Ve büyük yolculuklarla başlar

    Anıları aşkları ve bir kenti
    Bırakıp gidebilirdi apansız
    Apansız başlardı yolculuklar
    Hangi saatinde olursa günün
    Ve hep kar yağardı nedense
    Durmadan kar yağardı yol boyunca
    Ve nasılsa yok olup giderdi hüzün
    Kent görünmez olunca arkada
    Ne bir veda sözcüğü dökülürdü dudaklarından
    Ne de dönüp bakardı geriye bir kez olsun


    Ne zaman yollara düşse biterdi acılar
    Gül yüzlü sular fışkırırdı toprağın karnından
    Kavaklarsa oynak bir çingene kızı
    Her kıpırdanışında açılıverir uzun ince bacakları

    Mekan tutmak ve her akşam aynı ufukta
    Güneşin batışını seyretmek ölümdür biraz
    Ölümdür biraz hep aynı yatakta
    Aynı kadınla sevişerek sabaha varmak
    Kitapları hep aynı raflara sıralamak
    Aynı eşyayı kullanmak eskimektir biraz
    Soluk soluğa yaşamalı insan
    Her sabah yeni bir şeyler görebilmeli
    Ve cehenneme dönse de bir ömür
    Mutlaka bir şeyler değişmeli her/gün

    Ey o büyük yolculukların ürperten heyecanı
    Okyanus dalgalarının sesleriyle dol bu ömre
    Ölüme ve aşka durmadan kement atan
    Serüvenlerle geçsin yaşamak

    Buz tutmuş bir dünya ortasında
    Yollara düşerdi o hep aynı ıslıkla
    Önünde dağlar, uçurumlar
    Sarsılan gök, yarılan toprak
    Çelik uğultularla burgaçlanırken
    Yaşamak işte öylesine kucaklardı onu
    Ve her nasılsa keklik sekişli
    Bir aşkın sevinci dolardı yüreğine
    Çıkarıp atardı o zaman deli bir ırmağa
    Ne kalmışsa bir önceki serüvenden

    Soluk soluğa yaşadı kentleri, aşkları
    Bağlanacak kadar kalmadı hiçbirinde
    Pervasız bir acemi, bir çılgın
    Soyu tükenen bir bilgeydi belki de...

    O yalnız kaybetmesini öğrendi ömründe
    Avucundan dökülen kum taneleriydi her şey
    Ne bir serseriydi ne de yılgın bir savaşçı
    Ama kendi kafasıyla düşünen ve hakkında
    Ölüm fermanları çıkartılan biriydi belki
    Sevince deli gibi severdi
    Pervasız severdi sevince
    Dövüşmek ancak ona yakışırdı
    Ona yakışırdı aşklar ve yolculuklar
    Yoktu bağlandığı herhangi bir şey
    Bulutlar gibi çekilip giderdi seslerin arasından

    Ne bilir ömrün değerini bir çılgın
    Yalnızca kendini yaşamayı nereden bilebilir
    Ve başarısız eylemler çağında o
    Kaçabilir mi binlerce kez ölmekten

    Yerleşik yargıları olmadı hiç
    Kurmadı güzel gelecek düşleri
    Nerede bir yangın, nerede tehlike
    O mutlaka oradaydı birdenbire
    Dinsizdi, özgür sayılırdı belki
    Ama bağlanmazdı özgürlüğe de
    Hiçbir yerde yeterinden çok kalmadı
    Beklemedi anılar sarnıcının dolmasını
    Şikayetsiz yaşadı yaşadığı her günü
    Yoktu yüreğinde pişmanlıkların izi

    Ayrıntıların izi kalmamış artık
    Üst üste yaşanmakta ayrılıklar
    Ve bir bulut gibi sıyrılıp gidilmiştir
    Dağların, denizlerin üzerinden

    Geride kalan ne varsa soluktur şimdi
    Titreyen kandiller gibi sönmek üzeredir
    O eski konaklar gibidir anılar
    Gül bahçeleri, sessiz koru ve orman
    Belki sağanak boşanır apansız
    Yüzyıllık bir yağmur başlar
    Ve sinsi bir hastalığa dönmeden alışkanlıklar
    Yok olup gider her şey, belki kül olur

    Hırçın bir okyanustur yürek
    Dar gelir ufuk ve mutluluklar çevreni
    Anılarsa birer çıban izidir
    Yaşanmaz onların ölgün gölgesinde

    Durgun bir su gibi aktı mı yaşamak
    Ve zaman uysal bir kısrak gibi dinginleşti mi
    Anısız kalınmıyor artık ne yapılsa
    Kuşatıyor yolları, aşkı ve ömrü
    Bekleyişleri kemiren çakal sesleri
    Oysa bütün köprüler yakılmalı ayrılık vakti
    Ve herhangi bir şeyle eşit olmaksızın
    Yollara düşülmeli habersiz ve sessiz
    Çürük bir diş gibi kanırtıp kentleri
    Dünyanın ağzını kanlar içinde bırakmalı


    Bir ömrün olgunlaştıramayacağı
    acemilikler toplamı ve bir çılgın
    boyun eğmedi kendine bile
    seçme zorunda kalmadı yaşamayı

    nasıl bağlanmadıysa yere ve zamana
    bağlanmadı kendine de ömür boyu
    dağlara tırmana atlar gibi
    soluk soluğa yaşamak istedi dünyayı
    bir şahin gibi bulutlara kurdu
    dumanlı sevdaların yörük çadırını
    sıradan bir gezgin değildi hiç
    dövüşür gibi yaşadı yolculukları
    belki korkusuz sayılmazdı büsbütün
    korkardı korkulara düşmekten zaman zaman

    ve bütün gemileri yakıp
    yollara düşerdi o hep aynı ıslıkla
    mutlu muydu, hiç düşünmedi böyle şeyleri
    umutlardansa nefret etti daima


    hep yanıldı ve yenilgilere uğradı
    ama atıldı yine de serüvenlere

    pervasız bir acemi
    soyu tükenen bir bilgeydi belki de

    Ama bir şey vardı yine de
    Başarısız ihtilallerden kendine kalan








  2. #32
    Üye
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Mesajlar
    48

    Standart Ynt: Ahmet Telli Şiirleri

    SOLUK SOLUĞA-2

    Büyük aşklar yolculuklarla başlar
    ve serüvenciler düşer bu yollara ancak

    Onlar ki dünyanın son umudu
    soyları tükenen birer çılgındırlar

    Ama yaşarlar dünyanın dört bir yanında
    Ölümle alay ederler sanki

    Nerde beklenirse ordaydılar
    bir kez bile gecikmediler ömür boyu

    Neydi onları ordan oraya
    savurup duran şey

    Onları daima yalnız kılan
    neydi bu yaşam denilen gürültüde

    Her dilden bir adları vardı onların
    ama hiçbir ülkenin kimliğini taşımadılar

    Sarışındılar belki de esmer
    yani birçok yüzün bileşkesi

    Ne altın arayıcısıydılar
    ne de aylak bir gezgin

    Vurulup düşseler de her kuşatmada
    serüvencidir onlar ve hiç ölmezler

    Ki onlar hep yalnızdır ve her nasılsa
    Bulurlar heder olmanın bir yolunu

    Onlar ki bu dünyada
    kahraman olmaya mahkumdurlar

    Sislenen anılar kaldı bize onlardan
    renkleri bozulup duran solgun anılar

    Nasıl yazmalı ki silinip gitmesin
    bulutlar gibi çekilmesin gök boşluğuna

    Bileği güçlü ve gözüpek avcılar mıydı
    onları kuşatıp yeryüzü cennetinden atan

    Yoksa kendini tüketen hüzünler miydi
    vurulup düştükçe ışığını karartan

    O serüvenlerin günlüğü tutulmadı
    yazılmadı o insanların destan şiiri

    Parça parça ettirilseler bir kartala
    (ki sanırım böyle oldu sonları)

    Fışkırır yüreklerinden
    başarısız ihtilallerin yangınları






  3. #33
    Üye
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Mesajlar
    48

    Standart Ynt: Ahmet Telli Şiirleri

    YENİLDİK

    Yenildik;
    Şimdi kim bilebilir zakkumun
    O kekre tadını bizim kadar
    Tenimize sinmiş sülfür kokusunu
    Soluğumuzdaki cıvayı kim duyar

    İntikamcıydı bilim, sezgimizse
    Gölgesi sulara vuran bir ceylan
    Neyi yaşamışsak ömrümüz diye
    Derimize yazdı o vakanüvis
    Kehribar saplı bir hançerle

    Kehânet kuyularında sınandık
    Terkettiğimiz her şehir yakıldı
    Anıtlar dikildi kahhar ve kutsal
    Zamansa bir karadeliğe dönüştü
    Belleğimizin oksitlenen çöllerinde

    Çöl ve moraran cesetler, rüya
    Kâbusa dönüyor cinnet saatidir
    Coğrafyanın bu yakasında bir halk
    Kendi oğullarını boğazlıyor artık
    Kûfi bir cesaret oluyor cinnet

    Biz keder diyorduk, tarihmiş
    Dilimizde işte o kil ve kül tadı
    Şimdi kim bilebilir yenilginin
    O kekre kokusunu bizim kadar
    Soluğumuzdaki cıvayı kim duyabilir




  4. #34
    Üye
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Mesajlar
    48

    Standart Ynt: Ahmet Telli Şiirleri

    Tüm şiirleri eklenmiştir.

  5. #35
    Dost Üye Farazi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    35
    Mesajlar
    1.265

    Standart Ynt: Ahmet Telli Şiirleri

    emeğine sağlık araf tesekkurler

  6. #36
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    62
    Mesajlar
    6.980

    Standart Ynt: Ahmet Telli Şiirleri

    çok güzel paylaşımdı Eline sağlık

  7. #37
    Uzaklaştırıldı
    Üyelik tarihi
    Aralık.2010
    Mesajlar
    410

    Standart Cevap: Ahmet Telli Şiirleri

    Emeğinenize Saglık Çok Güzel Teşekkürler

  8. #38
    Onursal Üye ~Rûya~ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aralık.2011
    Nereden
    Beyne'l-Havf ve'r-Recâ
    Mesajlar
    2.519

    Standart Cevap: Ahmet Telli Şiirleri

    Yalnızlığın Ayrıkotları

    Toprağı nasıl kavrarsa ayrıkotları
    ve nasıl çölleştirirse usul usul
    öylece sarmış seni yanlışlar
    çürütmüş yüreğindeki öfkenin
    dayanıksız tohumlarını
    çorak bir toprağa döndürmüş içini

    Zehirli sütleğenler sürülmüş ökselere
    sinsi bekleyişler gibi yapışkan
    iğrenç gülücükler serpiştirilmiş
    belli ki sen
    konacaksın acemi sekişlerle
    yalnızlığın bu hayın ökselerine

    Ve şimdi uysal bir kedi gibi sokuluyorsun
    gergefini sessizce işleyen gecenin koynuna
    Usulca okşuyorsun yalnızlığını
    usulca ve sessizce yaşamak diyorsun buna
    oysa hayat
    açılmamış bir yumak gibi duruyor ellerinde

    Ah yalnız kuş
    belli ki sen hiç bilemeyeceksin uçmayı.
    ..Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin..
    (Yusuf / 87)



    Kalbe Yansıyan Gerçek; Rûyâ..

    (...)
    ve bu dünya
    öyle insanların ayak sesleriyle doludur ki
    seni öpüyorken
    kafalarında seni asacakları urganı örüyorlar.
    (...)

    Furuğ Ferruhzad



Benzer Konular

  1. Ahmet Ada Şiirleri
    Konu Sahibi Heyhat Forum A
    Cevap: 28
    Son Mesaj : 14.Aralık.2010, 13:04
  2. Ahmet Erhan Şiirleri
    Konu Sahibi Heyhat Forum A
    Cevap: 105
    Son Mesaj : 13.Aralık.2010, 02:23
  3. Ahmet haşim şiirleri
    Konu Sahibi SiNaN32 Forum A
    Cevap: 12
    Son Mesaj : 11.Haziran.2009, 19:33
  4. Ahmet oktay şiirleri
    Konu Sahibi Farazi Forum A
    Cevap: 9
    Son Mesaj : 20.Mayıs.2009, 18:06
  5. Ahmet altan şiirleri
    Konu Sahibi Köroğlu Forum A
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 05.Mart.2009, 04:09

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
film indir, elektronik sigara, instakip.com, besyo, dini sohbet, islami forum, ejzane.com, muhabbet, ingilizce kursu, mehter takımı