Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 2 Toplam 3 Sayfadan BirinciBirinci 123 SonuncuSonuncu
Toplam 24 adet sonuctan sayfa basi 11 ile 20 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #11
    En İyi Heyhat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    4.214

    Standart Ahmet Muhip Dranas Şiirleri

    Bir sokak

    Dün gece lambaların kör ışığı içinde
    -Herkes ömründe bir kez olsun o yoldan geçer___
    Bir sokağa düştüm ki her köşede bir gölge,
    Her pencerede bir baş, her kapıda bir fener.

    Onların iki yana dizili yüzlerinde
    Kalmamış gibiydi bir damla ışıktan eser
    Ve körler gibi, sanki elleriyle derinde
    Yitmiş hayallerini arıyorlardı yer yer.

    Balkonundan sarkarak biri: 'Yavrum, diyordu
    Hatırlamaz olmuşsun artık eski karını;
    Göğsümde geçirdiğin sevda akşamlarını.'

    Biri memelerini gösterip gülüyordu:
    'Pencereme bakmadan geçme öyle, güzelim!
    Ben Leyla'dan sevdalı, Zeliha'dan güzelim..

    AHMET MUHIP DIRANAS

  2. #12
    En İyi Heyhat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    4.214

    Standart Ahmet Muhip Dranas Şiirleri

    Balad

    Yağmurlar dindiği zaman
    Geleceksin
    Ki karanlık ölümdür.
    Işığım söndüğü zaman
    Güleceksin
    Ki karanlık ölümdür.

    Karanlığımda dişlerin
    Parıldar ki
    Yine görüneceksin
    Kuraklığımda düşlerin
    Işıldar ki
    Yine arınacaksın.

    Bekliyeceğim elbette
    Gelişini
    Yaşamak başka nedir;
    İsterse ta kıyamete
    İlle seni
    Ki bu aşk başka nedir.

    Bütün ömrümüz onunla
    Böyle geçti;
    Toprakla gök arası,
    Varla yok arası öyle;
    Derken uçtu.
    Dranas yalvarası:

    Tanrım merhamet et kula..

    Ahmet muhip Dranas şiirleri..

  3. #13
    En İyi Heyhat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    4.214

    Standart Ahmet Muhip Dranas Şiirleri

    Ayrılış

    Gün batıyor, gün batıyor,
    Veda etsem hepinize.
    Ufuk kanlı bir denize
    Dönüyor, sizi bıraksam..

    Gün batıyor, gün batıyor,
    Evimi, eşyamı, paramı
    Nem varsa yaksam ve bir an
    Kaybetsem kara bir duman
    Arkasında hafızamı,

    Koşsam, koşsam, koşsam, koşsam....

    AHMET MUHIP DIRANAS

  4. #14
    En İyi Heyhat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    4.214

    Standart Ahmet Muhip Dranas Şiirleri

    Dar Ağacı

    Ve günlerden bir gün, bir sabah erken
    Kuşluk vaktinde, bülbüller öterken
    Kentin meydanında bir darağacı.
    Sallanıyor boşlukta bir yabancı.
    Geçiyor sabahın yolu alnından
    Ve yalın ayakları bir gecede...
    (Yeni yollarını mı düşünmede
    Bu ayaklar? .. son durağına kadar
    Ne uysal yürümüştür bu ayaklar!)

    Esintili alanda üç beş adam;
    Uykusuz yüzleri donuk birer cam,
    Bakadurmuşlar öyle... ve garibi,
    Hepsi ayrı ayrı asılmış gibi.
    Ben de aralarında üç beş adam;
    Uzatsam elimi, alnını tutsam,
    “Uyan, kardeşim! Desem, bu uykudan”,
    Yüzünü kapardı hemen, korkudan.

    Çekilirken gece batıya doğru,
    Konmuş da bir çatıya karga ruhu
    Söylenip duruyordu: “Gün doğmada
    Ben miyim bu? ben mi, bu baş bu eller,
    Bu ayaklar? .. ya hani nerde yollar? ”
    (Anlamamış ne olup bittiğini
    Zavallı karga; atın yittiğini.
    Sadece bir göğe, bir yere bakıp
    Ölüyü ölüye çekiştirir hep.)
    “Niye geldin bu çıkmaza, be ayak?
    Var mı beni boşlayıp, burda barınmak?
    Ben insanoğlunun aynası mıyım?
    Şu garip yolcunun aynısı mıyım?
    Benzeten kim bana bu dağarcığı*
    Orda sadece bir darağacı
    Ve onda rüzgarla sallanan bir dal! ..
    Yalnız, beni düşünür gibi bir hal! ”

    Bir yağmur gölcüğü yerde akşamdan,
    İçinde titrek bir yansı idamdan...

    Bu biçim üzre bitecekken gece,
    Dağılacakken artık seyirci de,
    Birden, kargalarla doldu gök yüzü.
    Tüm asılmışların ruhlar sürüsü
    Tamusal bir koroyla, dişi erkek,
    Alçalarak, yükselerek, dönerek,
    İlenirlerdi bağrışa çağrışa
    Hem asılana, hem asan nebbaşa:

    “İşte Ölen, ama işte Öldüren,
    İşte Bulan, ama işte Bulduran,
    Filozof ve kurtarıcı, hem yalvaç,
    Hem doğrucu bir ruh ve de yalancı
    Ve siyasacı ve hakcı ve hırsız
    Ve can çalan ve övüngen ve arsız...”

    Gün doğmak üzre, eşya kabarıyor,
    Yeryüzünün çatısı ağarıyor;
    Acı bir gün! Karga ağlanır durur,
    Adam darağacında sallanır durur..

    Ahmet muhip dıranas şiirleri

  5. #15
    En İyi Heyhat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    4.214

    Standart

    Her Şey Uzaktadır / Ahmet Muhip Dranas

    Uzaktadır her şey; gökyüzü, deniz,
    Her an peşimizden koşan gölgemiz,
    Özlenen limanlar, yanan yıldızlar.
    Uzaktadır her şey; anneler, kızlar...

    Uzaktadır her şey, hep... yalnız ölüm,
    Her yerde, her an yakınımız, ölüm.



  6. #16
    En İyi Heyhat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    4.214

    Standart

    Titrek Bir Damladır / Ahmet Muhip Dranas

    Titrek bir damladır aksi sevincin
    Yüzünün sararmış yapraklarında
    Ne zaman kederden taşarsa için
    Şarkılar taşırsın dudaklarında.
    İşlerken hülyama sesten örgüler
    Bir çini vazodan dökülen güller
    Gibi hülyada fecirler güler
    Buruşmuş bir çiçek parmaklarında.

    Gözlerin kararan yollarda üzgün,
    Ve bir zambak kadar beyazdı yüzün;
    Süzülüp akasya dallarından gün
    Erir damla damla ayaklarında.

    Sesin perde perde genişledikçe
    Solan gözlerinden yağarken gece
    Sürür eteğini silik ve ince
    Bir gölge bahçenin uzaklarında.

    Sen böyle kederden taştığın akşam
    Derim dudağında şarkı ben olsam
    Gözlerinde damla, içinde gam
    Eriyen renk olsam ayaklarında..

  7. #17
    Araf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Nereden
    Kalü Bela
    Mesajlar
    1.228

    Standart Cevap: Ahmet Muhip Dranas şiirleri

    Ağıt

    Bir sevdiğim güzel vardı, bu evrenden vazgeçti;
    Sevdiğini yitirenin hali nice olur belli.
    Fidan boylum, güvercin bakışlım, şimdi n'etmeli?
    Sevip koklamadım, doyamadım; benden vazgeçti.

    Benim varımdı o, benim tadım, benim ereğim;

    Direğimdi, kırıldı da çöktüm, bir oldum yerle.
    Çığrış canım, kuşlarla, böceklerle, bitkilerle;
    Gel sevdiğim, gel güzelim, gel gülüm, gel direğim!

    Rüzgarlar üşüttü onu, kuzeyden esen yeller,

    Boz bulutlar öyle benzini soldurdu, dert değil.
    Bir sanırım, bu sümbül o sümbüldür! elbet değil.
    Nazlı çiçeklerle bile açmaz onu bu iller.

    Bu gamlı güz akşamı, yola düşmüş hali midir?

    Edalı boyuna göz mü değdi, dil mi uzandı,
    Ya ala gözlü görke yüzünü kimler kıskandı,
    Üzerine eğildiği sular vebalı mıdır?

    Garip kişi! gez git gayrı bu dağları dul, mahzun.

    Bu dağların güzeliydi o, güzellerin hası.
    Elbet garib olur garip kişinin yavuklusu;
    Büker de boyuncağzını kor gider melul mahzun...


    ____________________________

    GECE

    Ah, sen ey, ölüm kadar sonsuz olan
    Ve dar bir tabut gibi rahat uyku!
    Islak geceyi örtün kalbim, uyu!
    Artık uykuyla tek başına kalan

    Ruhum gemiler uğramaz bir liman

    Bir tanrı gibi her tarafta korku;
    İşliyor bütün saatler kurmadan,
    Dışarda yağmur yağıyor durmadan,
    Görmüyor pencereler sonsuzluğu.

    Beni dibine çeker misin kuyu!

    Bitti gücüne güvendiğim zaman,
    Gökler yakın bir ayrılıkla dolu;
    Aynasında yüzüm dalgalanan su,
    Nağmesine vurgun olduğum umman.

    Al beni rüzgar! Kül et beni volkan!

    Toprakta o baş döndürücü koku
    Ve ölüm, gece ucundaki çoban.
    Gel yetiş, ey pişmanlık! İşte yaman
    Bir gecedir, yaman bir gecedir bu.

    O derin gözlerin ne güzel, puhu!


    ____________________________

    GERÇEK

    Uyandığı zaman gökte yıldızlar
    İnsan düşünür : belki de Allah var!
    Tanrısal bir öpüştür soken şafak.

    Ne hoştur insanın bir gül açası,
    Koşan göklerde kuş gibi uçası,
    Bulutlarla yağmur olup ağlamak.

    Gitmek, sona ermeden�bir zamanda�
    Başıboş bir tekne gibi ummanda;
    Fırtınalarda ne yelken, ne bayrak.

    Fakat beni sen uyandır, ey zeka !
    Bak, işte önümde her günkü çorba,
    Ekmek, kaşık ve kasesiyle bu aşk.

    Sarhoş eden, davet eden bu ölüm
    İçinde ben salt bir ademoğluyum,
    Korkan, ölüsünü hatırlayarak.

    Ey, ışığın boşandığı gerçek düş !
    Bütün zamanı kucaklayan öpüş ;
    Yaşamak�eken insan, veren toprak


    Kendi uydurduğun bir yalanı söylemek, başka bir ağızdan işitilip tekrarlanmış bir gerçeği söylemekten hemen hemen daha iyidir. Birinci ihtimalde sen bir insansın. İkincisindeyse, bir papağandan hiç farkın yoktur. Sen Kimsin?İnsan mı? Papağan mı?

  8. #18
    Araf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Nereden
    Kalü Bela
    Mesajlar
    1.228

    Standart Cevap: Ahmet Muhip Dranas şiirleri

    KARA GÖZLERİN

    Kara gözlerindeki umut
    Siyah saçları kadar karamsardı
    ve kadere küsmüştü O, bir kere
    Sevgiyi öldürdü diye...
    Sanki ona uzanan ellerde
    Keskin bir bıçak
    Ha vurdu ha vuracak
    Bu, benim karanlıklarım,
    Bu benim sırlarım diyor hep
    Bir gün gelecek
    Şefkatle kollarına saracaklar...
    Asılsız sevgilerdi onu yıkan aslında
    Umutları umduğu gibi çıkmamış
    Beklentileri hep korkuları olmuş
    Sanki bütün hayatı,
    Kupkuru bir odadaymış kopamadıklarıyla..
    Gülüşleri bir sigara içimi zamanı kadar az
    Her nefeste biraz daha kısalırken
    Bütün beklentileri
    Duman duman uçuyorlardı.
    Kurallar koymak isterken dostluklarına,
    Kuralları bozduğunun farkında değildi aslında...
    Şimdi o gözlerde,
    Vakitsiz yağan yağmurlar var,
    Hasat mevsimi bitmiş bahçelere
    Sağnak sağnak yağacaklar.,
    Belki gönlünde gökkuşağı açacak
    Ama, altından çocuklar geçmeyecekler.
    Su yerine zehir akacak ırmaklarından,
    Hiç kimse içmeyecek...
    ya Ben,
    Şimdilerde bir bağ bozumu hüznü var içimde,
    Üzümlerim gazap üzümü
    Şaraplarımsa gözyaşları...
    Sen güz güneşinde, sanki kanadı kırık bir kuş,
    Konmuştu bahçeme,
    Ona şefkatle eğilirken
    Pır diye uçtu birden
    Kırık sandığım kanatlarındaki sahtelik,
    ve inancımla birlikte.


    ____________________________

    MEKTUP

    Dost dost diye deli derviş gezdiğim,
    Bir ağladığım, bir güleyazdığım,
    Adını dağa taşa kazıdığım

    Benim bir tanem dost, gözümün nuru!
    Tutmaz elim, topal ayağım uğru,
    Amansız kara bahtımdan ötürü

    Kan ter dolandığım yollar gölgesi,
    Kara ekmeğimin akça mayası,
    Susayınca çağıldak sular sesi,

    Ay aydınlığım, gün ışığım, canım,
    Bayramım, bolluğum, yemişim, yenim
    Göz yaşımı gözden gizli silenim!

    Pek garipçe kaldım köyümde ıssız,
    Otsuz ocaksız, akılsız, ayvazsız.
    İki elin kanda olsa durma tez

    Dağ başını duman almadan beri,
    Eyüp sabrım, eyi düşlerim yoru,
    Yet bu yana! Avareyim, yet, yürü!


    ____________________________

    PARKTA SERENAD

    İstek ve aşk onları kavramış saçlarından
    Sürüklüyordu. Gök mordu;
    Ayışığı ihtiyar çınar ağaçlarından
    Yüzlerine düşüyordu.

    Fısıl fısıl binlerce dudaktı yaprakları
    Dalcıkların kuytularda;
    Onların da kopmuş birer yaprak, dudakları
    Akıp gidiyor sularda.

    Sürükleniyordu aşkın sesine doğru;
    Aşkın çağrısı tez, keskin.
    Bir ateş yanıyordu Sibiryalarında bu
    Işıksız serserilerin:

    - İçimi gıcıklıyor bu ıhlamur kokusu
    Bu ıhlamur kokusu, ah!
    Ya görünmez güllerin kokuları! .. - Hep pusu
    Hep pusu bana, kah kah kah...

    - Bir kedi sever gibi okşasın istiyorum
    Parmakların saçlarımı.
    Bu gece bütün ömrüm yaşasın istiyorum
    Doyur bütün açlarımı!

    Birleşelim bu gece tek bir göğüste atan
    Kalbinde bin sevişmenin.
    İçsem şu damlayan ayışığını dallardan
    Ak südü sanki memenin.

    Ölsek bile ne çıkar! tek böyle sarmaş dolaş
    Şuracıkta sabah sabah
    Birbirinde başlamış, birbirinde tükenmiş
    İki ölücük... - Kah kah kah...

    Erkek susamış yılan gibi sokulgan, kıvrak
    Uzanıyor gözlerine;
    Bir şey boşalıyor lık lık lık, kadında sıcak
    Bir kan gibi ta derine.
    Kendi uydurduğun bir yalanı söylemek, başka bir ağızdan işitilip tekrarlanmış bir gerçeği söylemekten hemen hemen daha iyidir. Birinci ihtimalde sen bir insansın. İkincisindeyse, bir papağandan hiç farkın yoktur. Sen Kimsin?İnsan mı? Papağan mı?

  9. #19
    Araf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Nereden
    Kalü Bela
    Mesajlar
    1.228

    Standart Cevap: Ahmet Muhip Dranas şiirleri

    PORTRE

    Bir bahara açık duran penceresinde
    Belki bir gün gelir geçmiş zamanı arar
    Diyerek bu portreyi çizdi sanatkâr,
    Bir oda içinin ışık ve gölgesinde.

    Verdi bir başka renk,başka biçim,hasından;
    Diledi ki bir ölümsüz ömür yaşasın,
    Geçsin geceleri kışın,günleri yazın,
    Süzgün gözlerini seyredip aynasından.

    Severdi,ağlardı,güler ve hatırlardı
    Değişmeden önce sanatın fırçasında;
    Onun bu güzel' e gebe Rönesansında
    Günler birbirini güden hoş anılardı.

    Şimdi çerçevede mahpus yaşamaktadır,
    Alnında o yaman ölmezliğin zaferi;
    Uzak bir rüyada yüzer gibi gözleri,
    Artık ne gülmekte ne de ağlamaktadır.


    ____________________________


    RÜZGAR

    Bu ne yeşil, ne mavi bu, ne sarı? Yolumuzda.
    Nasıl koyup gitmeli bu denizi, bu kırları?
    Uğulda, uğulda, uğulda sonbahar rüzgârı,
    Bir dal kırabilir misin bakalım, gönlümüzde?

    Bu şarkılar, bu hâlis sözler varken, dilimizde.



    Ahmet Muhip Dranas
    Kendi uydurduğun bir yalanı söylemek, başka bir ağızdan işitilip tekrarlanmış bir gerçeği söylemekten hemen hemen daha iyidir. Birinci ihtimalde sen bir insansın. İkincisindeyse, bir papağandan hiç farkın yoktur. Sen Kimsin?İnsan mı? Papağan mı?

  10. #20
    Araf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Nereden
    Kalü Bela
    Mesajlar
    1.228

    Standart Cevap: Ahmet Muhip Dranas şiirleri

    SEN VE GÖKYÜZÜ

    Bir güzelim sensin, bir de gökyüzü,
    Gerisi denizler ötesi, hepsi.
    Gökyüzüyüm gündüzüyle, gecesiyle,
    Sen güzelim aşkıyla, neşesiyle
    Uyumlu, esgin, el ele, ikiniz,
    Mutlarla bezer, gönendirirsiniz
    Ömrümü, kıyısında bir akşamın.

    Bu kutlu anlarında yaşamamın
    Solumayı bile unutuyorum;
    Sanki ölümsüzlüğü tutuyorum!
    Ya o gökyüzü; öylesine mavi
    Üstümüzde, öylesine ebedi
    O gökyüzü ve öylesine gerçek;
    Büyük, büyük, büyük, kocaman çiçek.



    ____________________________

    SELAM

    Uçuyor, duran bir anın havasında
    Işıktan kuşları bir akşam seherinin;
    Gündüzün geceyle buluşan noktasında
    Yaklaşıyor musikisi eteklerinin.

    Ve sanki ufkuma baştanbaşa gül rengi
    Kanatlarını açmada bir altın devir.
    Başlıyor ömrün ve ölümün güzelliği,
    Söyleyecek şimdi zaferlerini şiir;

    Selam, sonsuzluğun aydınlık bahçesinden
    Selam, senelerce,senelerce evvele,
    Hatırası kalbe ışıklarla dökülen
    En sevgiliye,en iyiye,en güzele.

    Geçmiş bir zamanı kalbim bulmak üzredir,
    Tamamlanacaktır yarım kalmış rüyalar;
    Ey hafıza cömert memenden beni emzir,
    Zengin renklerini ufkuma dök, ey bahar!

    Uzattığımız bu tası dolduracak mı
    Yine bol sularla akarak o çeşmeler?
    Yoksa , hiç bulunmayacak kadar uzak mı
    Dudakları öpüşlerle dolu geceler?

    Ey pembe akşamların karasevdaları!
    Güzelliklerine doyulmamış zamanlar!
    Ergen yastığının ateşten rüyaları!
    Ey, saf kalbimizde doğmuş ve ölmüş anlar!...

    Hatırası kalbe ışıklarla dökülen
    En güzele, en iyiye, en sevgiliye
    Selam, sonsuzluğun aydınlık bahçesinden,
    Selam,senelerce öteye...


    ____________________________

    SERÇELER

    Bir gün gelir geçer bu geceler
    Tırtıllar tırmanır yapraklara.

    Damla damla sızmaz dudaklara
    Kalbin kaynağından bu heceler.

    Alnı işleyerek düşünceler
    Gözyaşları düşer zambaklara.

    Ve üşüşür olgun başaklara
    Akşamın dallarından serçeler..


    ____________________________

    SOKAKLAR

    Sokakta gün, sokakta gece,
    Ben sen o biz kuş ve karınca.

    Sokaktan gelir vehimlerim,
    Sokakta geçer bayramlarım.

    Sokakta kibarlar, sakatlar,
    Alaylar, düğünler, tabutlar.

    Sokakta ağlanır, gülünür,
    Hayal kurulur ve ölünür.

    Memelerinde keder sütü,
    Şairi sokak anne büyüttü.

    Sokaktan işitti her gelin
    Seferberlik haberlerinin

    Gecede ayak seslerini.
    Çiziyorken kavislerini

    Ay, güneş, yıldızlar, koşarak,
    Unutuş da sendedir, sokak!
    Kendi uydurduğun bir yalanı söylemek, başka bir ağızdan işitilip tekrarlanmış bir gerçeği söylemekten hemen hemen daha iyidir. Birinci ihtimalde sen bir insansın. İkincisindeyse, bir papağandan hiç farkın yoktur. Sen Kimsin?İnsan mı? Papağan mı?

Benzer Konular

  1. Ahmet Ada Şiirleri
    Konu Sahibi Heyhat Forum A
    Cevap: 28
    Son Mesaj : 14.Aralık.2010, 13:04
  2. Ahmet Erhan Şiirleri
    Konu Sahibi Heyhat Forum A
    Cevap: 105
    Son Mesaj : 13.Aralık.2010, 02:23
  3. Ahmet haşim şiirleri
    Konu Sahibi SiNaN32 Forum A
    Cevap: 12
    Son Mesaj : 11.Haziran.2009, 19:33
  4. Ahmet oktay şiirleri
    Konu Sahibi Farazi Forum A
    Cevap: 9
    Son Mesaj : 20.Mayıs.2009, 18:06
  5. Ahmet altan şiirleri
    Konu Sahibi Köroğlu Forum A
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 05.Mart.2009, 04:09

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
film indir instakip.com, dini sohbet, islami forum, muhabbet.org, ingilizce kursu, mehter takımı Perde , filmizle88, Ayetel Kürsi