Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 1 Toplam 4 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu
Toplam 38 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #1
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    62
    Mesajlar
    6.980

    Standart Ataol Behramoğlu Şiirleri



    Toprağa Düşen


    Ona "Haydi

    Savaşa dediler

    Başkaca birşey

    Söylemediler



    Aldılar köyünden

    Davulla zurnayla

    Geride üç çocuk

    Bir eş ve bir ana



    Eline bir silah

    Tutuşturdular

    Ve karşılaştı

    Düşman ordular



    Vurulup düştü

    İlk çatışmada

    Göğsünde bir oyuk

    Üç delik alnında



    "Ey bu topraklar için

    Toprağa düşen"

    Bir karış toprağın

    Var mıydı yaşarken...?

    Ataol Behramoğlu şiirleri..

  2. #2
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    62
    Mesajlar
    6.980

    Standart ATAOL BEHRAMOĞLU hayatı ve şiirleri



    13 Nisan 1942’de Istanbul Çatalca’da dogdu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Cografya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyati bölümünü bitirdi. Dört yil Ingiltere, Fransa ve Sovyetler Birligi’nde ögrenimini sürdürdü. Ismet Özel’le Halkin Dostlari, Nihat Behram’la Militan dergilerini çikarip yönetti. Sehir tiyatrolarinda dramaturgluk (1974-1980) yapti. 1982’de Baris Dernegi Davasi nedeniyle 10 ay tutuklu kaldi. 1984’te Fransa’da Sorbonne Üniversitesi’ne bagli Centre de Poetique Comparee bölümünde Türk ve Dünya Siiri üstüne seminerler izledi, çalismalar yapti.



    AKSAMÜSTÜ BIR KAHVEDE


    Aksamüstü bir kahvede
    Bira içtim birkaç bardak
    Gazeteden yoruldukça
    Gelip geçene bakarak

    Kahvenin müsterileri
    Içerdeydi daha fazla
    Camli terasta idim ben
    Çikinti yapan sokaga

    Sevimsiz bir kocakari
    Torununu azarladi
    Bir köpek geldi içerden
    Camdan disariya bakti

    Salinarak geçip gitti
    Genç bir anne çocuguyla
    Kasketli iki müsteri
    Bir sey konustu patronla

    Biraz sonra geldi köpek
    Bakti yine ayni yere
    Tiras edilmis yüzünde
    Kederle ve ciddiyetle

    Kocakari torununu
    Azarladi bir kez daha
    Karisti iki kasketli
    Aksamin issizligina

    Köpek yine gelip bakti
    Camdan ve hep ayni yere
    Yüzünde ayni ciddiyet
    Ve gözlerinde kederle

    Kocakari içkisini
    Bitirmis olmaliydi ki
    Çikip gitti torunuyla
    Biri bir kahve söyledi

    Az önceki anne çocuk
    Döndüler elde ekmekle
    Köpek yine gelip bakti
    Camdan ve hep ayni yere

    Bakiyor birkaç saniye
    Içeriye dönüyor ve
    Geliyordu çok geçmeden
    Bakmak için ayni yere

    Koyulasirken gitgide
    Usul ve yumusak aksam
    Egildim ben de yavasça
    Baktim köpegin ardindan

    Uzuyordu bombus sokak
    Gelip giden azalmisti
    Parketmis birkaç araba
    Ve aksamin issizligi

    Egilip bir daha baktim
    Belirgin hiçbir sey yoktu
    Köpek ise arada bir
    Gelip bakip dönüyordu

    Ben de bu notlari aldim
    Bir siir yazarim diye
    Yasamin anlamsizligi
    Ve ciddiyeti üstüne


    A.B


    BEBEKLERIN ULUSU YOK


    Ilk kez yurdumdan uzakta yasadim bu duyguyu
    Bebeklerin ulusu yok
    Baslarini tutuslari ayni
    Bakarken gözlerinde ayni merak
    Aglarken ayni seslerin tonu

    Bebekler çiçegi insanligimizin
    Güllerin en hasi, en goncasi
    Sarisin bir isik parçasi kimi
    Kimi kapkara üzüm tanesi

    Babalar çikarmayin onlari akildan
    Analar koruyun bebeklerinizi
    Susturun susturun söyletmeyin
    Savastan yikimdan söz ederse biri

    Birakalim sevdayla büyüsünler
    Serpilip gelissinler fidan gibi
    Senin benim hiç kimsenin degil
    Bütün bir yeryüzünündür onlar
    Bütün insanligin gözbebegi

    Ilk kez yurdumdan uzakta yasadim bu duyguyu
    Bebeklerin ulusu yok
    Bebekler, çiçegi insanligimizin
    Ve gelecegimizin biricik umudu...


    A.B


    BEN ÖLÜRSEM AKSAMÜSTÜ ÖLÜRÜM


    Ben ölürsem aksamüstü ölürüm
    Sehre simsiyah bir kar yagar
    Yollar kalbimle örtülür
    Parmaklarimin arasindan
    Gecenin geldigini görürüm

    Ben ölürsem aksamüstü ölürüm
    Çocuklar sinemaya gider
    Yüzümü bir çiçege gömüp
    Aglamak gibi isterim
    Derinden bir tren geçer

    Ben ölürsem aksamüstü ölürüm
    Alip basimi gitmek isterim
    Bir aksam bir kente girerim
    Kayisi agaçlari arasindan
    Gidip denize bakarim
    Bir tiyatro seyrederim

    Ben ölürsem aksamüstü ölürüm
    Uzaktan bir bulut geçer
    Karanlik bir çocukluk bulutu
    Gerçeküstücü bir ressam
    Dünyayi degistirmeye baslar
    Kus sesleri, haykirislar
    Denizin ve kirlarin
    Rengi birbirine karisir

    Sana bir siir getiririm
    Sözler rüyamdan fiskirir
    Dünya bölümlere ayrilir
    Birinde bir pazar sabahi
    Birinde bir gökyüzü
    Birinde sararmis yapraklar
    Birinde bir adam
    Her seye yeniden baslar


    A.B


    BEYAZ, IPEK GIBI YAGDI KAR


    Beyaz, ipek gibi yagdi kar
    Bir kiz kardan hafif adimlariyla yürüyüp geçti hayal içinde
    Arkadaslarimi düsündüm, sevgili seyleri
    Sanki her sey bizimle var ve bizimle olacak
    Sarkilar çaldi odalarda
    Bütün insanlari sevmek gerektigini düsündüm
    Düsmanlarimiz disinda
    Düsmanlarimiz çünkü
    Sevgiyi yok ettikleri için
    Düsmanimiz oldular-
    Beyaz ipek gibi yagdi kar
    Bir kiz kardan hafif yüregiyle
    Geçip gitti güvercinleri animsatarak.
    Uzaktaki sehir
    Uykuya dalmistir simdi.
    Düsündüm bir bir
    Kardeslerimin ne yaptiklarini
    Nihat
    Uyumuyor olmali.
    -Nefis bir sarki
    Söylüyor yandaki odadaki kiz
    Bir Rus
    Halk sarkisi.
    Ve simdi koroyla
    Basladilar-
    Nihat düsünüyordur
    Karanlikta.
    -Sanirim
    Bir saatten sonra
    Hapishanede
    Disardan söndürüyorlar isiklari-
    Beyaz ipek gibi yagdi kar
    Bir kiz kelebek adimlariyla
    Geçip gitti karin üzerinden.
    Insanlar kendi sarkilarini
    Kendi hayallerini tasiyorlar.
    Çagdas sarkilar
    Gerekli onlara
    Hem Hayatlarinin
    Derinliklerinden söz eden
    Gerçeklestirilmis
    Gerçeklestirilmemis duygularindan,
    Hem
    Kavgayi atesleyen
    Somut
    Anlasilir
    Akilli sarkilar.
    Beyaz, ipek gibi yagdi kar
    Acilarla dolu bu dünyaya.
    Insafsizlik
    Vahset
    Hala güçlü
    Ve hala iktidarda.
    Insanlar
    Ölüyorlar.
    Gepgenç
    Simsicak
    Ölüyorlar
    Sanki
    Ölmüyorlarmis gibi.
    Bir yandan sürüp gidiyor-
    Hayat;
    Bir yanda tel örgüler
    Parmakliklar.
    Beyaz, ipek gibi yagdi kar
    Yagdi kirpiklerine bir kizin
    Yagdi mavi bir nehre
    Saçlarima yagdi
    Otobüslere
    Agaçlara
    Evlere.
    Içimden oksadim onu.
    Kelebek adimlarini
    Yanimdan geçen kizin.
    Herhangi bir kiz
    Hayalleri olan.
    Istedim ki
    Daha güzel
    Olsun su dünya.
    Istedim ki
    Beyaz
    Ipek gibi yagan karin altinda
    Bitsin artik
    Bu sürüp giden alçakliklar.
    Bir bebek
    Ölüm tehdidi altinda yasamasin
    Besiginde.
    Ve paramparça olmasin
    Simsicak
    Capcanli
    Yasayip giderken insanlar.
    Birakin, beyaz
    Ipek gibi yagan karin altinda
    Hayallerimiz olsun.
    Yasayalim
    Özgür
    Güzel
    Düsünceli
    . Anlatalim
    Düsündüklerimizi birbirimize.
    Sevinç egemen olsun her yerde
    Insanca
    Bir kaygi.
    Beyaz, ipek gibi yagdi kar.
    Yagsin.
    Dünya daha güzel olacak
    Inaniyorum buna.
    Bir insan kalbinin güzelligine
    Çocukluguna
    Sonsuz cesaretine, olanakliligina
    Inandigim kadar.


    A.B


    DÜSMEK


    "Uçak simdi
    Düsüyor"
    Dedi yanimdaki.
    Düsmenin bilmesem
    Inmek oldugunu
    Azerice'de
    Herhalde o saat
    Yüregime inerdi.


    A.B


    ESKI NISAN


    Canimin yongasi, sevdigim,
    Bir kaç gün çaldik ilkbahardan
    Geçtik yillardir özledigim
    Erguvan isikli kiyilardan

    Aski sessizlik tanimlar
    Gençken tersini düsünürdüm
    Aksamla dönerken geriye dalgalar
    Yalnizligi çirilçiplak gördüm

    Durduktu önünde Ege Denizi'nin
    Gözleri mayis bulanigi,
    Kuytulugunda eski evlerin
    Dolastikti Ayvaligi

    Eski nisan, her sey gibi,
    Kalbim de, rüzgar da eski,
    Çirpinip duruyor havada
    Yitik anilarin kelebegi


    A.B


    KARDESIM AYLARDIR HAPISTE


    Acimi duyurabilmek için
    Uykusuz

    Susuz
    Öylece
    Durabilirim.
    Acimi duyurabilmek için
    Sevgisiz
    Anisiz
    Kaskati olabilirim
    Ve durup dört yol agzinda
    Durdurup gelip geçenleri
    Kendi halinde
    Yasayip gidenleri
    Tutup yakalarindan
    Haykirabilirim
    Nefesim
    Bitene dek
    Bütün gücümle
    Haykirabilirim
    Bütün dünyaya.
    Kardesim
    Hapiste
    Kardesim
    Aylardir hapiste.
    Kardesim
    Dövüldü orada.
    Iyi ve güzel seyler disinda
    Hiçbir sey tasimayan
    Ve sadece bir insan varligina degil
    Yasayan
    Yasayamayan
    Bütün varliklara
    Bir ota
    Bir tasa
    Sevgiyle
    Ilgiyle
    Dolu beyni
    Orada
    Sarsildi elektrikle
    Ince bedeni
    Tekmelendi
    Acimi duyurabilmek için
    Çildirabilirim
    Acimi duyurabilmek için
    Zehirle doldurabilirim
    Yazdigim her siiri
    Nefretle
    Gözyasiyla
    Korkunç bir sevgiyle
    Kardesim
    Aylardir hapiste
    En güzeli
    Tanidigim insanlarin
    En katiksizi
    En pirlantasi.
    Ona sevgilisini
    Kucaklamak yasak.
    - Bir zamanlar el ele tutusup
    Harikulade güzel
    Seyler konustuklari
    O kizi –
    Ona özgürce
    Dolasmak yasak.
    - Bir tay kadar
    Hareketliyken kalbi-
    O artik
    Kitap okuyamayacak.
    -Sindirdigi gözle görülürdü
    Alninda terler birikerek
    Hummali
    Bir tutkuyla
    Devirdigi kitaplari-
    Biz özgürlügün
    Güzel günlerin
    Savasçilari
    Aydinligin
    Iyiligin
    Bize eziyet
    Ediyorlar bugün
    Ama halkimiz
    Ayni acilarin
    Bin katini
    Yasamiyor mu sanki
    Biz özgürlügün
    Güzel günlerin
    Savasçilari
    Bize eziyet ediyorlar bugün
    Ama bu
    Siirimize
    Biraz daha çelik
    Katilacak demektir
    Biraz daha karar
    Ve zafer umudu
    Kardesim
    Aylardir hapiste
    Ve yillarca sürebilir bu
    Çünkü o halkinin omuz basina
    Koydu omuzunu


    A.B


    NICEDIR ÖZLEMISIM


    Nicedir özlemisim
    Bu rüzgari
    Hani Dogu'da eser
    Bahar aksamlari
    Nicedir özlemisim
    Bir elma agacinin
    Dibine oturmayi
    Nicedir özlemisim
    Soseleri,daglari
    Nicedir özlemisim
    Bir dosta sarilip
    Aglamayi


    A.B


    PARKTA RASTLADIGIM ADAM


    Parkta rastladigim adamin
    Bir kolu kesikti bileginden
    Çiftçiymis
    Tekirdag' in köylüklerinden

    Bir kizi veremden ölmüs
    Bu sehri Istanbul' da
    Karisi tutturmus:
    Kizimin mezari nerde ben orda

    Satmis savmis ihtiyarcik
    Varini yogunu
    Feriköy' de bir evcegize
    Sokmuslar bascagizlarini

    Ikinci kiz desen
    Kibarca: Akil hastasi
    Anaya babaya
    Vermez bir rahat yüzü

    Oglanlardan büyügü
    Dört çocuklu bir soför
    Küçük oglan
    Bir tamirhanede ömür çürütür
    Fayda yok anlayacagin
    Ne oglanlardan, ne kizlardan
    Bir fabrikada is bulmus
    Kaçak isçi çalistiran

    Kirk yilin köylüsü
    Ne yapsin isçi olursa
    Daha yili dolmadan
    Kaptirivermis elini çarka
    Gerisi bilinen hikaye
    Patrondan imdat görmez
    Evde kari aglar
    Deli kiz vermez rahat

    Kendisine rastladigimda
    Düsünüp duruyordu bir kanepede
    Ben sordum o anlatti
    Güzelim Tekirdag sivesiyle...


    A.B


    TOPRAGA DÜSEN


    Ona "Haydi
    Savasa" dediler
    Baskaca birsey
    Söylemediler

    Aldilar köyünden
    Davulla zurnayla
    Geride üç çocuk
    Bir es ve bir ana

    Eline bir silah
    Tutusturdular
    Ve karsilasti
    Düsman ordular

    Vurulup düstü
    Ilk çatismada
    Gögsünde bir oyuk
    Üç delik alninda

    "Ey bu topraklar için
    Topraga düsen"
    Bir karis topragin
    Var miydi yasarken?


    A.B


    TÜRKIYE, ÜZGÜN YURDUM, GÜZEL YURDUM


    Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
    Boynu bükük ay çiçegi
    Siirin ve askin gelecegi

    Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
    Dag rüzgari, portakal bali
    Alçak gönüllü, hünerli, sevdali

    Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
    Yazgisi kara yazilmis gelin
    Kurumus sütü memelerinin

    Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
    Harli bir ates gibi derinde yanan
    Haramilerin elinde bulunan

    Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
    Güngörmüs, bilge topragim
    Yunus, Pir Sultan ve Nazim

    Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
    Bozlat, agit, halay ve zeybek
    Dumani üstünde ekmek

    Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
    Yüzü kiris kiris anam
    Aglayan narim, gülen ayvam

    Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
    Asmalarin üstünde gün isigi
    En güzel gelecegin yakisigi

    Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
    Zinciri altinda kimildayan
    Bitecek sanildigi yerde baslayan


    A.B


    YASADIKLARIMDAN ÖGRENDIGIM BIRSEY VAR


    Yasadiklarimdan ögrendigim bir sey var:
    Yasadin mi, yogunluguna yasayacaksin bir seyi
    Sevgilin bitkin kalmali öpülmekten
    Sen bitkin düsmelisin koklamaktan bir çiçegi

    Insan saatlerce bakabilir gökyüzüne
    Denize saatlerce bakabilir, bir kusa, bir çocuga
    Yasamak yeryüzünde, onunla karismaktir
    Kopmaz kökler salmaktir oraya

    Kucakladin mi simsiki kucaklayacaksin arkadasini
    Kavgaya tüm kaslarinla, gövdenle, tutkunla gireceksin
    Ve uzandin mi bir kez simsicak kumlara
    Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir tas gibi dinleneceksin

    Insan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildigine
    Hem de tüm benligi seslerle, ezgilerle dolarcasina

    Insan baliklama dalmali içine hayatin
    Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasina

    Uzak ülkeler çekmeli seni, tanimadigin insanlar
    Bütün kitaplari okumak, bütün hayatlari tanimak arzusuyla yanmalisin
    Degismemelisin hiç bir seyle bir bardak su içmenin mutlulugunu
    Fakat ne kadar sevinç varsa yasamak özlemiyle dolmalisin

    Ve kederi de yasamalisin, namusluca, bütün benliginle
    Çünkü acilar da, sevinçler gibi olgunlastirir insani
    Kanin karismali hayatin büyük dolasimina
    Dolasmali damarlarinda hayatin sonsuz taze kani

    Yasadiklarimdan ögrendigim bir sey var:
    Yasadin mi büyük yasayacaksin, irmaklara,göge,bütün evrene karisircasina
    Çünkü ömür dedigimiz sey, hayata sunulmus bir armagandir
    Ve hayat, sunulmus bir armagandir insana


    A.B


    YIKILMA SAKIN


    Kötü sey uzakta olmak
    Dostlarindan, sevdigin kadindan
    Yasaklanmak bütün yasantilara
    Seni tamamlayan, arindiran
    Kapatildigin dört duvar arasinda
    Saglikli, genç bir adam olarak

    Neler gelmez ki insanin aklina
    Sevinçli, özgür günlere dair
    Kalmistir yüzlerce yil uzakta
    Onunla ilk kez öpüstügün sehir
    Aci, zehir zemberek bir hüzün
    Kalbinden girtlagina dogru yükselir

    Görüyorsun iste küçük adamlari
    Köhnemis silahlariyla saldiran sana
    Kimi tutsak düsmüs kendi dünyasina
    Kimisi düpedüz halk düsmani
    Diren öyleyse, diren, yilma
    Yürüt daha bir inatla kavgani

    Babeuf'u hatirla, Nazim Hikmet'i
    Bir umut atesi gibi parlayan zindanlarda
    Hatirla Danko'nun tutusan kalbini
    Karanliklari yirtmak arzusuyla
    Ve fasizme karsi, zulme, zorbaliga
    Düsün acilar içinde vurusan kardesleri

    Elbette vardir bir diyecegi, bir haberi
    Bir kaçaga çay sunan Kürt kadinlarinin
    Daglar dilsizdir yalçindir
    Ama gün gelir bir diyecegi olur onlarin da
    Ve daglar, issiz tarlalar basladi mi konusmaya
    Susmazlar bir daha, söz artik onlarindir

    Kötü sey uzakta olmak
    Dostlarindan, sevdigin kadindan
    Yasaklanmak bütün yasantilara
    Seni tamamlayan, arindiran
    Ama bir devrimciyi hakli kilan
    Biraz da acilardir unutma

    Yikilma sakin geçerken günler
    Yaralayarak gençligini
    Onurlu, güzel geleceklerin
    Biziz habercileri düsün ki
    Ve halkin bagrinda bir inci gibi
    Büyüyüp gelismektedir zafer.

  3. #3
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: ATAOL BEHRAMOĞLU hayatı ve şiirleri

    AĞUSTOS KONUĞU


    Odama bir an giren uçucu bir böcek
    -Arıdan irice, kanatları renkli-
    Dolaştı bir süre, vızıldamadan.
    Sonra bulup yolunu pencerenin
    Çıkıp gitti

    Bir öykü çeviriyordum Çehov'dan
    Masamda bira bardağı
    -Odam, kitaplarım,olağan dünyam-
    Tül perdede ağustos ışınları

    Tanık oldu yaşamıma
    Bu uçucu böcek, sadece bir an
    Çıkıp gitti sonra
    Tıpkı yaşamıma bir an katılan
    Sonra yitip giden bir sevgili gibi..


    A.B


    ANNEM YOK ARTIK


    Annem yok artık.Beni düşünen kalbi yok.Bitti.
    Umutsuz olmak istemiyorum.
    Umutsuzluğun bir çıkar yol olmadığını biliyorum.
    Annem yok artık,yeryüzü çok gördü onu,
    Kalabalığın arasında kuş gibi çırpınan varlığını
    Çok gördü
    Dalgın yüreğini çok gördü
    Bizim için çarpan,kaygılarla dolu yüreğini.
    Annem yok artık.Bu kesin.Gelinecek bir yere gitmedi.
    İşte geldim çocuklar demeyecek
    Nasılsın yavrum demeyecek
    Sobanın yanında oturup uzatmayacak yorgun ayaklarını,
    Sabah kahvaltılarının masası olmayacak artık,
    Yine gel demeyecek,
    Çıkarken ben kapıdan, çıkıp karanlığa karışırken
    Yeni bir dönemi başladı ömrümün,
    Annemin olmadığı dönemi,
    Onu yüreğimin üstüne nasıl bastırmak
    İstediğimi bilemeyecek artık.
    Gençlik dönemleri birşey anlatmıyor bana,
    Aklımda hep son dönemlerinin annemi
    Hayatım sürüp gidecek,annem olmadan,
    Çocuklarım olduğunda onlara annemi anlatabileceğim
    Sadece.
    Fotoğraflarına bakacaklar,
    Ufarak,biraz mahsunca bir kadın
    Küçücük tozlu pabuçlarıyla merdivenleri tırmanıp
    Kapımı açıp girmeyecek
    Yüreği dopdolu,trafikten insanlardan şaşkın,
    Kocasına sığınan biraz bütün fotoğraflarında
    Hayatım rüzgar gibi akıp geçiyor,
    Uğultulu bir rüzgar gibi akıp geçiyor hayatım..


    A.B


    ANNEM YOK ARTIK -2


    Anne diyemeyeceğim artık bir başkasına,
    Sesimin anneme seslenirkenki tonuyla
    Tatil dönüşlerinde annemin uğrayacagım evi yok,
    Beni seven birileri olacak mı yine de
    Gidip koşulsuz uzanacağım bir yatak,
    Saçlarımı okşayacak bir el
    Ama ben anneme de bütün bütüne
    Bırakamadım kendimi
    Saçlarımı okşarken,yorulur şimdi
    Bırakır şimdi diye düşünürdüm
    Ve çılgınca yaramaz,beyni boş
    Denecek kadar yaramaz,
    Ve hastalıklı denecek kadar duyarlıklı
    Bir çocuktum çocukluğumda
    Dizlerine oturduğum birgün,indim utanarak,
    Kısa pantolonumdan fırlayan
    Ve bana artık büyümüş gelen dizlerimle
    Oysa ilkokul ikide ya var ya yoktum daha
    O zaman tanıdım sonsuz geniş caddelerini Kars'ın,
    Sonsuz geniş göğünü ve o zamanlardan kaldı
    Yüreğimde sonsuz bir uçurum duygusu
    Annem hiçbir zaman bilmedi bunları
    Yüreği büyümüş bir çocuktum ben
    Gizli gizli ne kadar çok ağladım
    Bir gün öleceğini düşünerek onun
    Annem yok artık,
    Onun yüreğindeki ben de yokum,
    Yani annemle tanımlanan ben de öldüm onunla
    Şimdi,
    Yeni bir tanıma alıştırmalıyım kendimi,
    Şimdi ,
    Ben kendimi düşünmezken bile
    Kim düşünür beni..


    A.B


    ANNEM YOK ARTIK -3


    Umutsuz olmamak gerektiğini biliyorum,
    Bu acımasız gecede
    Yazgı diye birşey yok
    İçinde yaşadığımız bu toplum öldürdü annemi
    Çarpıntılarla hırpalanan yüreği
    Dayanamayıp parçalandı sonunda
    Şimdi toprak dolar gözlerine,
    Artık istese de kımıldayamaz,
    Yokluk esir aldı onu
    Bağladı ellerini,kollarını sessizlik,
    Çaresiz bile değil artık
    Bir çocuk gibi korunmasız,
    Karıştı bin yılın ölüsüne
    Ama onun umutları
    Benim de umutlarım olacak bundan böyle,
    Çaresizleri korurken
    Annemi de korumuş olacağım biraz
    O dilediğince yaşayamadı ömrünü,
    Varlığını özgürce geliştiremedi
    Ama bütün insanlar,
    Varlıklarını özgürce geliştirecekler birgün
    Ve annemi hiçbir zaman unutmayacağım
    Her ölüm kahramancadır,
    Annem hepimizden önce yaşadı
    Bu kahramanlığı
    Eyy benim yüreğim,güç ver bana
    Eyy hayat güç ver bana
    Anneme yaraşan şiirler söyleyim
    Boşuna yaşamış olmasın o,
    Sonsuzlaşsın
    İçten,pürüzsüz dizelerimle..


    A.B


    ANNEM YOK ARTIK -4


    Nasıl acı duyarsa bir mağara adamı,
    Nasıl çıkarsa ölçüsüz haykırışlar gırtlağından
    Öyle bağırayım ben de,sonsuzlaşsın yüreğim,
    Bütün insanlara sevgiler taşıyacak kadar
    Ve öylesine güzelleşsin ki her şey,
    Öylesine erisin ki yumuşak bir ışıkta
    Öylesine bilgileşeyim,
    Öylesine sevgiyle dolsun ki kalbim,
    Ölürken annemleşeyim
    Biliyorum var olmaz bir daha yok olan şeyler
    Umurumda değil
    Biçim değiştirdiği maddenin,
    Ruh diye birşey de yok
    Ama gizli sevgiler bulunup çıkarılırsa
    Yüreklerinden insanların
    Çıkarılırsa karanlığından unutuşun
    Yaşanmış olan şeyler
    Ve tek bir insan yüreği gibi çarparsa
    Bir günlük insanlık,
    Hiçbir şey yok olmamış olacaktır,
    Dönüşerek sonsuz,büyük ve
    Bütün zamanları birleştiren bir sevgiye..


    A.B


    ANNEMİN MEZARINA GİTTİK BUGÜN


    Annemin mezarına gittik bugün
    Babam,Namık,Nihat,Defne ve ben
    Namık'ın arabasıyla geçtik
    Yollardan ve mezarlığın içinden

    Çiçekler serptik üstüne mezarın
    Durduk orda sessizce
    Birbirine bakmadan herkes
    Ağladı,ya da birşeyler düşündü kendince

    Annemin mezarının yanındaki
    Bir başka mezarın önünde bir kadın ağlıyordu
    Kocasıydı sanırım toprağın altındaki
    Kısa bir zaman önce yitirmiş olduğu

    Bayram ziyaretçileriyle doluydu mezarlık
    Herkes ölüsüyle birlikte olmaya gelmişti
    Ağlanacak,bir an anımsanacaktı geçmiş
    Sonra yine hayatın hırgürüne dönülecekti

    Saçma olduğunu bildiğimiz halde gelişimizin
    Hiçbirimiz bir başka dünyaya inanmadığımız halde
    Durduk mezarı önünde annemin
    Annem oradaymışcasına;
    Babam,ben,Namık,Nihat,Defne

    Dönerken sessiz bir anlaşma vardı aramızda hepimizin
    Saçma da olsa gelişimiz,bir başka dünyaya inanmasak da
    Birlikte ya da yalnız,gelip duracağız önünde bu mezarın
    Bir daha dönülmez şeyleri düşünüp ağlamaya..


    A.B


    ARADA


    Güz güneşi benzeşiyor bahar güneşiyle
    Biri kışa girerken biri kıştan çıkarken
    Biri yeni bir aşk öncesinde bir kederden sonra
    Biri biten bir aşktan sonra kedere girerken


    A.B


    AŞK


    Hayatın hızıyla yaşadık o aşkı
    Her şey bir anda başladı
    Yaşandı
    Ve bitti...

    Yan yana gidip de bir süre
    Ayrı yönlerde uzaklaşan
    İki tren gibi...


    A.B


    AŞK İKİ KİŞİLİKTİR


    Değişir rüzgarın yönü
    Solar ansızın yapraklar;
    Şaşırır yolunu denizde gemi
    Boşuna bir liman arar;
    Gülüşü bir yabancının
    Çalmıştır senden sevdiğini;
    İçinde biriken zehir
    Sadece kendini öldürecektir;
    Ölümdür yaşanan tek başına
    Aşk iki kişiliktir.

    Bir anı bile kalmamıştır
    Geceler boyu sevişmelerden;
    Binlerce yıl uzaklardadır
    Binlerce kez dokunduğun ten;
    Yazabileceğin şiirler
    Çoktan yazılıp bitmiştir;
    Ölümdür yaşanan tek başına,
    Aşk iki kişiliktir.

    Avutamaz olur artık
    Seni bildiğin şarkılar;
    Boşanır keder zincirlerinden
    Sular tersin tersin akar;
    Bir hançer gibi çeksen de sevgini
    Onu ancak öldürmeye yarar:
    Uçarı kuşu sevdanın
    Alıp başını gitmiştir;
    Ölümdür yaşanan tek başına,
    Aşk iki kişiliktir.

    Yitik bir ezgisin sadece,
    Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
    Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
    Gece camlara sürtünürken;
    Çünkü hiç bir kelebek
    Tek başına yaşayamaz sevdasını,
    Severken hiçbir böcek
    Hiç bir kuş yalnız değildir;
    Ölümdür yaşanan tek başına,
    Aşk iki kişiliktir.


    A.B


    AYRILAN


    Aşkı doğuran şey nedir;
    O yakınlığı, iki can arasında?
    Ve kopuş ne zaman başlar?
    Ne zaman biter bir sevda?

    Bir kurt gibi içten içe
    Gelişip büyür çürüme
    Bir an gelir ki aynı mekandasınızdır
    Ayrı duygusal zamanlarda















  4. #4
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: ATAOL BEHRAMOĞLU hayatı ve şiirleri

    BAHAR ŞİİRİ


    Bu sabah mutluluğa aç pencereni
    Bir güzel arın dünkü kederinden
    Bahar geldi bahar geldi güneşin doğduğu yerden
    Çocuğum uzat ellerini

    Şu güzelim bulut gözlü buzağıyı
    Duy böyle koşturan sevinci
    Dinle nasıl telaş telaş çarpıyor
    Toprak ananın kalbi

    Şöyle yanıbaşıma çimenlere uzan
    Kulak ver gümbürtüsüne dünyanın
    Baharın gençliğin ve aşkın
    Türküsünü söyliyelim bir ağızdan


    A.B


    BELLUM OMNIUM CANTRA OMNES


    'İnsan insanın
    Kurdudur' diyor
    Bir düşünür
    Ve ekliyor:
    'Bellum omnium cantra omnes'
    Yani
    Yatkındır savaşa
    Birbiriyle herkes...

    Şu sonuç çıkar
    Bu saptamadan:
    Doğası gereği
    Savaşçıdır insan...

    Doğruluk payı
    Var mı bu görüşte?
    Yanlışlık var mı?
    Varsa nerde?...

    İnsan insanın
    Kurduydu belki
    Gerçek kurttan
    Yokken farkı...

    Onu kurttan
    Ayıran özellik
    Akıl olmalı
    Ve üretkenlik

    Ürününü
    Emeğinin
    Alırsan, sevinçle
    Dolar yüreğin

    Ve hele ortak bir
    Yaratıysa bu
    Daha da büyür
    Mutluluğu

    Oturursun
    Aynı sofraya
    Emektaş olmanın
    Mutluluğuyla

    Şimdi sormak
    Gerekir yeniden
    İnsan insanın kurdu mu gerçekten?

    İnsan insanın
    Kurduydu belki
    Gerçekten kurttan
    Yokken farkı

    Ama gelişen
    Bir şey var onda
    Sevgiye, iyiye
    Doğruluğa

    Yaratırken
    Emeğiyle
    Yaratır çünkü
    Kendini de...

    Soruyu yeniden
    Ve şöyle sormalı:
    Sevgiye, iyiye
    Barışa kim karşı?

    Emeğinin
    Hakkını alan
    Ne çıkar umar
    Savaştan?

    Dünyayı ortakça
    Kardeşçe üreten
    Ne yarar umar
    Kötülükten?

    Şimdi değiştirip
    Bu kavramları
    Yeniden ve şöyle
    Söylemek olası:

    Emekçi insan var, barıştan yana
    Dünyayı kardeşçe yaratan, üreten..
    Ve kurtlar - savaşta çıkarları...
    Vurarak, kırarak, ezerek sömüren


    A.B


    BEN Mİ ? EVET..


    ben mi? evet...
    bir gün çıkıp gideceğim kapıları, evleri, dergileri, hüzünler bırakarak...
    bir çiçek merhaba diyecek...
    hoşgeldin diyecek dağ...
    orman gülümseyecek...
    anımsayışların, bekleyişlerin, ümitlerin ya da ümitsizliklerin
    hırsların, yarışların, tasaların kalktığı yerde
    tam anlatının, salt anlatının kaldığı yerde başlayacak şiir...
    hiç kimseye seslenmeyen, kendi kendine yeten sadece...
    kendi mantığı; kendi güzelliği içinde tutarlı...
    ama halkın yaşantısı girecektir oraya, çünkü yaşayan büyük
    bir şeydir halk...
    deniz ve ufuk girecek, karınca yuvaları, gökyüzü, kozalaklar
    ve kopuk ve artık hasetsiz bir aşk...
    yani sevişmek denizle, koşulsuz, önyargısız, hesapsız...
    yani uzanmak ve düşünmek binlerce yıl..
    doğan, ölen ve yaşayan şeyleri...
    doğumu, ölümü ve yaşamayı
    yani dingin ve büyük olan herşeyi anlatmak...
    ben mi?evet. çıkıp gideceğim bir gün...
    tasasız, gözyaşsız, geride birşey bırakmadan ve birşey beklemeden
    ilerde...
    sadece yağmur sularından pırıl pırıl bir yürek
    artık kendi kendinin anlamı ve nedeni olan bir yürekle...


    A.B


    BENİ BİR YAZA GÖMDÜLERDİ BİR ZAMAN


    Beni bir yaza gömdülerdi bir zaman
    Her yer olabilecek bir kuytulukta
    Bir kadın vardı bir balkonda
    Sesinde yaralı bir gül olan

    Hayat ve mevsimler aynı şeydi
    Uyku kadar derin bir suda boğulurken
    İlkbahar kekeleyerek geldi
    Kırık çocuk gülüşlerinden

    Deniz oracıktaydı ve buğusu
    Eriyorken havada sesler
    Herşeyin bir büyü oluşturduğu
    Gizemli kokular ve gülüşler

    Beni bir yaza gömdülerdi bir zaman
    Annem olan bir sessizlikte
    Belki de onun kalbidir açan
    Derin bir gülün içinde


    A.B


    BİR ERMENİ GENERAL


    Usanıp sevişmekten bir ermeni general
    Atıvermiş kendini senmişel kulesinden
    Bir çocuk ki öperken uzanır annesinden
    O çocuğu boynundan asıvermeli derhal

    Çünkü sığmıyor çocuk koskocaman adama
    Çünkü tuhaftır biraz, çocuk olmak eskiden
    Sahi, civcivler vardı-bazen anlatır annem
    Ne güzel bükermişim boyunlarını ama

    Ve ben o dar büyücü -upuzun kara şapkam
    Yeniden doğururken alışkın bir tavşanı
    Kendime iğretiyim-yani bir kasabalı

    Yani her direnişi çağda kızla sonlanan
    En yeni senaryoda en eski esas oğlan
    Bir ermeni general -yakası madalyalı


    A.B


    BİR KADINI BEKLEMEK


    Bir kadının bana gelecek olması, bir rüzgarı geçerek
    Bir şarkıyı geçerek, saçlarının uçuşunda
    Bir kadının bana gelecek olması, bir ömür geçecek

    Aşkın buruk tadında, buluşması iki yalnızlığın
    Bir akşamı geçecek

    Belki de dağılan sesleri hüznün ve akşamın
    belki de
    Bir kadını geçecek

    Bir kadını bekliyorum
    Eteklerini ve saçlarını uçurarak gelecek…


    A.B


    BİR SABAH TANIDIK BİR ŞEHRE GİRERKEN


    Bir sabah tanıdık bir şehre girerken
    Sıcak ve dost şeyler düşünür insan
    Tanıdık bir yatak bekler sizi
    Bir çocuk yüzü gülümser anılardan

    Dost şehirler, sevgili, anne şehirler
    Nice anılar, nice mutluluklar yaşadım her birinizde
    Delikanlı bir sevinçle sokaklarınızdan geçtiğim oldu
    Kederli günlerim oldu aklımı yitiresiye

    Sonsuz kareli bir film gibi
    Yaşamım geçiyor belleğimden
    Tekrar etmek duygusu
    Her şeyi yeniden, yeniden...

    Bir sabah tanıdık bir şehre girerken
    Hüzünlü, tuhaf şeyler düşünür insan
    Sadece o şehrin değil
    Kendisinin de değiştiği duygusundan...


    A.B


    BİR ŞEHİT KIZINA



    -Türküler Ve Alaz İçin-

    Güzelim,sevdiğim,çocuğum,gülüm
    Bir şehit kızısın sen.
    Acılı, buruk bir türkü gibisin
    Bu acımasız günlerin içinden

    Tuhaf bir sıkıntıyla daralır şimdi
    Küçücük,kuş kanadı yüreğin:
    'Babam nerede,niye gelmiyor
    Babama küstüm ben anneciğim...'

    Baban artık hiç olmayacak yavrum
    Sana çocuğum diyemeyecek bir daha
    Güçlü,baba kucağının sıcaklığını
    Duyamayacaksın minik vücudunda

    Baban yiğit bir oğluydu halkının
    Onun için öldürdüler
    Sana halkımızdan armağan olsun
    Getirdiğim kırmızı güller

    Yıllar geçecek,alışacaksın
    Bir ince sızı kalacak ondan,
    Senin gözlerin gibi ışıltılı
    Çiçekler fışkıracak babanın mezarından

    Ve tıpkı serpilen bir çiçek gibi
    Gelişip ışırken bilincin gitgide
    Babanı yeniden kavrayacaksın
    Baban yeniden doğacak seninle

    Güzelim,sevdiğim,çocuğum,gülüm
    Bir şehit kızısın sen
    Acılı,buruk bir türkü gibisin
    Bu acımasız günlerin içinden


    A.B


    BİR MAVİ ÇİÇEK


    Önce top mermileriyle dövüldü alan
    Tarandı sonra mitralyözlerle
    Sonra boğaz boğaza dövüşüldü
    Ve sonra usulca indi gece

    BİR MAVİ ÇİÇEK KALMIŞTI SADECE
    AMA YOKTU KOKLAYACAK KİMSE

    Sabaha karşı dindi iniltiler
    Yan yana, üst üste yığılı ölüler
    Ağaçlar devrilmiş, kavrulmuş çimenler
    Boğulmuş yaşayan ne varsa bu yerde

    BİR MAVİ ÇİÇEK KALMIŞTI SADECE
    AMA YOKTU KOKLAYACAK KİMSE

    O sabah yine maviydi gökyüzü
    Başladı az sonra kuşların türküsü
    Sabah rüzgarı ne bilsin ölümü
    Esti durdu kırlarda keyfince

    BİR MAVİ ÇİÇEK KALMIŞTI SADECE
    AMA YOKTU KOKLAYACAK KİMSE










  5. #5
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: ATAOL BEHRAMOĞLU hayatı ve şiirleri

    BU YANGIN YERİNDE


    Yaşamak bu yangın yerinde
    Her gün yeniden ölerek

    Zalimin elinde tutsak
    Cahile kurban olarak

    Yalanla kirli havada
    Güçlükle soluk alarak

    Savunmak gerçeği, çoğu kez
    Yalnızlığını bilerek

    Korkağı, döneği, suskunu
    Görüp de öfkeyle dolarak

    Toplanıyor ölü arkadaşlar
    Her biri bir yerden gelerek

    Kiminin boynunda ilmeği
    Kimi kanını silerek

    Kucaklıyor beni Metin Altıok
    "Aldırma" diyor gülerek

    "Yaşamak görevdir bu yangın yerinde
    Yaşamak, insan kalarak"


    A.B


    BU AŞK BURADA BİTER



    Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
    Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
    Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
    Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

    Bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir
    Solarken albümlerde çocuklar ve askerler
    Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner
    Uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir

    Yanyana uzanırdık ve ıslaktı çimenler
    Ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı!
    Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı
    Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler

    Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
    Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
    Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
    Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider..


    A.B


    Çığlık



    Bir adamı öldürmenin tam sırası kurşunlarla
    Çocuğunu öpüp kapıya çıktığında

    Ey kanatılmış çiğnenmiş bahar günü
    Birden bir çığlıkla kapatır yüzünü

    Ezik bir gül gibi çığlık, yitik bir umut gibi
    Boğmak boğma bir telle bir insan olmanın sevincini

    Kederli yağmur, usulca düşen akşama
    Çığlık. Bir çocuk yüzü. Dayalı cama...


    A.B


    ÇOCUK GİBİ TİRİL TİRİLLİĞİNLE



    Çocuk gibi
    tiril tirilliğinle
    kucaklardım seni..
    Yazlar ve unutuşlar geçerdi.
    Günlerin güneşini içerdim.
    Sessizce
    aşkın
    teri
    dolardı kucağıma...
    Fıçılarda damıtılmış
    şarap renginde şafak...
    Ayaklarının bastığı kumlara
    basardı ayaklarım...
    İnce
    güzelliğin senin
    seni kuşatan
    gökyüzü kadar sadeydi...
    İnsan
    güzelliğin senin..
    Katıksız merakın..
    Katıksız
    şehvetin ve sevincin..
    Dünyaya
    bir güzelliğin../..
    narinliğini
    anlatmak için gelmiş gibiyim..
    Denizin çarptığı
    kumsal
    ve bunaltıcı yaz gecesi..
    Dünyaya
    bir yaz gecesinin
    bunaltısını
    anlatmaya gelmiş gibiyim.

    Ey bırakıp gitmek...
    Yıldızlar ve
    taptaze bir şey...
    Bir aşkın
    pırıl pırıl
    edişi seni...

    Boynunun ve
    omuzlarının narinliği..
    Dudaklarının üstündeki
    ter damlası...
    Kayar gibi uzanışı
    kollarımda vücudunun..
    Beyaz bir
    ırmak gibi...
    Yaşanmış ve yaşanacak
    bütün aşkların
    baygınlığını yaşamak seninle...
    Vücudun üstüne
    yazdığım bu şiir
    senin bir zamanki
    güzelliğinin
    tanıtı gibi kalmalıdır..
    Sevgilim, gövden
    sinerdi gövdeme..
    Çocuk ve
    günahkâr başın
    dinlenirdi omzumda...


    Her şey bitiyor
    ve
    yorulduğumu düşünüyorum
    Akşama
    yemek hazırlıyor bir kadın..
    Kocası, gömleğinin
    kollarını kıvırmış
    camdan bakıyor...
    Terzi kızlar
    atelyeden çıktılar.
    Akşam hazırlığı.
    hüzün.

    Bir odada
    beni beklediğini düşünüyorum..
    Seninle dolu bir oda..
    Seslerimiz
    tanıdığında birbirini
    ve gülüşlerimiz..
    Ve hüzünlerimizin
    anlaşıldığında
    kardeş olduğu..
    Boynunu yeniden
    sevgiyle öperim
    parmaklarının
    ucunu...
    Gençliklerimizin
    birbirine karıştığı
    düşüncesiyle çoğalarak...


    A.B


    ÇOK SEVDİM BİR ZAMANLAR



    Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
    Alıp başımı gitmeyi yollar boyunca
    Seyretmek bir bozkır akşamını camından bir otobüsün
    Masal şehirlerini geçerken hızla

    Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
    Ürpertili, sımsıcak tenini kadınların
    Salmak serin sulara gövdemi
    Düşüp gitmek ardına şiirin ve aşkın

    Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
    Varolduğumu düşünmeyi, ürpererek...
    Karanlık bir odada küçük bir çocuk gibi
    Yağmurdan ve yalnızlıktan ürkek

    Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
    Düşüncemi geniş ve sonsuz olanla birleştirmeyi
    Hırçın ve ele geçmezce atılgan
    Uysal ve usulcacık benim olan şeyi...

    Çok sevdim birzamanlar, seviyorum yine de
    Ve hep seveceğim beynim ve tenim varoldukça bu dünyada
    Pırıl pırıl olanı, her zaman bir güz diriliğinde
    Değişmez ve değişken olanı sonsuzca...


    A.B


    ESKİ ŞİİRLERİM



    Kapılarını yıllardır çalmadığım
    Eski dost evleri gibi
    Eski şiirlerim
    Kitaplarda
    Bekler beni...
    Girip dinlendiğim olur
    İçlerinde
    Bir kahve içimi
    Çıkıp giderim sonra
    Buruk bir hüzün
    Bırakıp geride...


    A.B


    EYLÜL SABAHININ SERİNLİĞİNİ



    eylül sabahının serinliğini
    Yaprakların serinliğini
    Ciğerlerime dolduruyorum

    Sessizlik ve serinlik
    Birleşiyor
    Yıkanmış güvercinler
    Ve çok uzakta bir tren sesi

    Her zaman yeniden başlamak duygusu
    Doğuyor içimde
    Her uyanışımda

    Düşmanlarımı bağışlıyorum
    Daha çok seviyorum dostlarımı
    Her uyanışımda

    Eylül sabahının serinliğini
    Yaprakların serinliğini
    Yüreğime dolduruyorum


    A.B


    GECE VAKTİ KAPIYI KİMDİR ÇALIP GELEN (10879 Hit)

    Gece vakti kimdir kapıyı çalıp gelen
    Yitirdiğim bir mutluluk mu
    Habercisi mi gelecekteki bir mutluluğun

    Gece vakti kimdir kapıyı çalıp gelen
    İçimde bağıran acılar mı
    Serseri, başıboş bir rüzgar mı

    Gece vakti kimdir kapıyı çalıp gelen
    Ansızın çıkıp gelen bahar mı

    Gece vakti kimdir kapıyı çalıp gelen
    Yüreğim mi,damarlarımda hışırdayan kan mı

    Bağırarak bu kansız evlerin suratına
    Bağırarak bu kansız sokakların suratına
    Bağırarak bu kansız insanların suratına
    Bağırarak yüreğimdeki kanı

    Gece vakti kimdir kapıyı çalıp gelen..


    A.B


    GEÇMİŞ YAZ



    Gövdemden sızan sular gibi
    Akıp gitti bir yaz daha
    Sevişmelerle gündüz vakti
    Ve beyaz öğle uykularıyla

    Bir yazdı artık geçmiş olan
    Oysa hala tenimde tuz tadı
    Aynı ağlardan çıkardığımız
    Bir akşam güneşiyle balıkları

    Bir yazdı uzak Gürcistan'da
    Kıyısında kartal dağların
    Mavi gözlü bir göl bırakan
    Düşlerine çocukların

    Bir yazdı yaşanan her saniyesi
    Ve şimdi kumsaldan eserken rüzgar
    Üşür bir deniz kabuğu belki
    Ve küçük bir kızı anımsar




















  6. #6
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: ATAOL BEHRAMOĞLU hayatı ve şiirleri

    GİZLİCE SEVGİLİM


    Rüyalar bile geceleri bekler
    Gizlice görünmek için
    Yüreğimdesin, saklısında içimin
    Gizlice sevgilim

    Kimse bilmesin üzgünlüğümü
    Taşırım ölümüm gibi bu duyguyu
    En gizli kuytularında ömrümün
    Bir yer var gizlice sevgilimin uyuduğu

    Gizlice sevgilim, yaşam kadar acı
    Canımı tutuşturan özlem gibi
    Özlüyorum derin yokoluşta
    Gizlice sevgilimi


    A.B


    GÖRE..


    Gözlerimiz birbirine göre
    Ellerimiz, dudaklarımız
    Ve aşk bize göredir

    Gece tam aşka göre
    Rüzgar geceye göre
    Ve yağmur rüzgara göredir

    Öpüşmelerimiz yağmura göre
    Odamız öpüşlerimize göre
    Ve dünya odamıza göredir

    Ve biz dünyaya göreyiz


    A.B


    HEMİNGWAY IN BİR HİKAYESİNDEN ÇAĞRIŞIMLARLA


    Kadın ve adam oturuyorlardı
    Uzakta beyaz dağlar vardı
    Gara girmek üzereyken Barselona-Madrid treni

    Kadın üzgündü, üzgündü, üzgündü
    Adam düşündü, düşündü, düşündü
    Aşkımız bitmesin isterim dedi

    Biralar içildi ve başka içkiler
    Kadın ve adam kederliydiler
    Ne birleşiyor, ne ayrılıyor elleri

    Neden, neden sönüp gider bir aşk
    Acının silinmez tortusunu bırakarak
    Onulmazca inciterek yürekleri

    Kadın daha gerçek bir acıyla yaralıydı belki de
    Tasalı bir sevecenlikle baktı erkeğine
    Gözyaşları içinde gülümsedi

    Kadın ve adam oturuyorlardı
    Aralarında bir masa vardı
    Ve hüznün aşılmaz engelleri


    A.B


    HER ŞEY ŞİİRDİR


    Her şey şiirdir, uğultusu rüzgarın
    Bir ırmağa usulcacık yağan kar
    Her gece okunan bir dua çocuklukta
    Gökyüzünde bölük bölük turnalar

    Her şey şiirdir, sevinç ve kader
    Dünyada olmak duygusu...
    Kıyıda, ıssız kayalarda
    Kendi başına ışıldayan su

    Her şey şiirdir, şimdi, şu anda
    Ak kağıt üstünde dolanan elim
    Karşıki avluda salınan söğüt
    Yandaki odada uyuyan bebeğim

    Her şey şiirdir, çağrısı aşkın
    Bahar toprağından yükselen tütsü
    Umut ve acı, başlayan ve biten,
    Yağmurun ve akıp giden hayatın türküsü

    Her şey şiirdir ve bir gün belki
    İlk aşkım, ilk göz ağrım şiir
    Koynunda ona yazdığım mektuplar
    Bir yerlerden çıkıp gelecektir...


    A.B


    HÜZÜNLÜ PAZAR


    Hüzünlü pazar, beyaz meleklerin ilahiler söylediği
    Aşkın güzelce yıkandığı, sımsıkı kefenlendiği

    Yaz geçmiş, gelip çatmış bağbozumu vakti
    Genç kızların mutluluğu bir mevsim daha ertelediği

    Hüzünlü pazar, geçmiş pazarların anısıyla kavuniçi
    Çocukların hep kursaklarında kalan sevinci


    A.B


    İLKBAHAR


    Yüzümü bulutlara kaldırıp
    Dua eder gibi mırıldanıyorum
    Kuşlarla, otlarla yıkanıyorum
    Rüzgârla, ilkbaharla

    Güneş gözkapaklarımı ısıtıyor
    Ah! Güvenilmez ilkbahar güneşi
    Rüyada mıyım, gerçek mi bu
    Hem var gibiyim, hem yok gibi

    Bir güney kentinde, bir kıyı kahvesinde
    Başakların sonsuz salınışı
    Burada, kendimle başbaşa
    Ömrümü böylece tamamlayabilirim

    Bir kuşu dilinden hiç öpmedim
    Belki bir gün öpebilirim
    Belki bir gün rüzgâr olurum ben de
    Eserim başakların üzerinden
    Kalbim bir yaz gününe karışsın isterim
    Bir kuş cıvıltısında doğmak için yeniden


    A.B


    İNSANLAR


    İnsanlar da ülkelere benziyor
    Sınırları var, yüzölçümleri
    Yasaları var
    Bayrakları, ilkeleri
    Kimi dağlık bir arazidir.
    Kimi kıraç
    Kimi bereketli
    Kimi dardır
    Kimi engin gözalabildiğince
    Kiminin sınırlarından sıkı pasaport denetimiyle girilebilir.
    Elini kolunu sallayarak girersin kiminden içeri
    Sonuçta ne küçümse insanları kızım
    Ne de önemse gereğinden çok
    Ama anlamaya çalış
    Nedir ve ne kadar genişleyebilir yüzölçümleri


    A.B


    İŞTE BİR ŞİİR


    Bir akşamüstüne doğrunun melankolisini sonsuzlaştırmak istiyorum
    yaşadığıma tanık olun
    Bu bireysel çırpınışları asmak istiyorum, tanık olun
    Ama bir aralıkta yaşıyoruz sanki,
    yeryüzü ayaklarımızın altından kayıyor ve kimse bunun
    farkında değil

    Heryerde benciller ve ukalalar kendi ölçülerine zorluyorlar hayatı
    Ve hiç kimse denizin nasıl büyük ve derin birşey olduğunun
    farkında değil

    Ve hiç kimse bir karpuz kabuğundaki çıldırtıcı, taze ve derin
    yeşilliğin farkında değil
    Ve hiç kimse çocukların neden mahzun olduğunun farkında değil
    Ve onları nasıl bir dünyaya hazırladığımızın
    Hafifçe başım ağrıyor, bir çocuk ağlayışı, geçen bir tren,
    vakitsiz bir horoz
    Birazdan televizyon sesi yükselir, hayatımızı karartmak
    ve zapt u rapt altına almak için
    Hiçbir şairi kıskanmıyorum ve hiçbir şaire özenmiyorum, istiyorum ki
    kendi çırpınışları, kendi savruk davranışları içinde
    bir disiplin yaratsın şiirim
    İşte durup dururken uzak semtlerinde Ankara'nın geniş ve soğuk
    bir gecekondu akşamının izlenimi geliyor aklıma
    Ve tereddütsüz geçiyorum şiirime bunu
    Mutlu olmayı bir kez yitirdim sonsuzca belki de
    Üzüntüyle ayrılıyorum bu şiirden


    A.B


    KIRK YAŞIN EŞİĞİNDE


    Küçük heyecanlara paydos
    Çünkü rüzgarla aynı yaştayım
    Çünkü güneş kardeşim
    Bir ırmakla sevişmekteyim

    Bana artık dingin olmak
    Bana yalınlık yaraşır
    İçimde şiirin güzelliği
    Yaşamak sevinciyle yarışır

    Güzeller güzeli ömrüm
    Sana gitgide sevdalanıştayım
    Nice emeklerle dokunmuş
    Bir ince, bir nazlı nakıştayım

    Küçük tasalara, tutkulara paydos
    Çünkü evrenle aynı yaştayım
    Başsız sonsuz doyumsuz
    Bir başdöndürücü akıştayım


    A.B


    KUŞATMADA


    Kuşatma altında vermem gerekiyor
    Ömrümü etkileyecek kararları.
    Kuytu bahçelerde değil
    Sarsak odalarda yaşıyorum aşkı.

    En güzel dizeyi buluyorum derken
    Bozuyor düşümü bir klakson sesi
    Aklımda hayatım üstüne düşünceler
    Ve pantolonumdaki yağ lekesi.

    Sırıtkan, şırnaşık bir reklam spotu
    Ekleniyor sonuna duygulu bir filmin
    Sevgi yitiriyor anlamını
    Kaypaklaşıyor kin.

    Bir çocuk ölüsüyle yan yana
    Yaşıyor içimde gülen çocuk.
    Katıksız sevinç duymayı
    Ve üzülmeyi artık unuttuk.

    Gök diye bir şey vardı bir zaman
    Sonsuz, engin, mavi
    Şimdi sünepe bulutların
    Hasta köpekler gibi gezindiği

    Ve dalgakıranlarla zincirlenmiş deniz
    Gitgide çürüyen bir su olmada artık
    Akıtmada zehrini doğaya
    İçimizdeki bataklık...

    Kuşatma altında vermem gerekiyor
    Ömrümü etkileyecek kararları,
    Fakat hiçbir sey kurutamayacak
    Çorak topraklarda yeşerttiğim aşkı…















  7. #7
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: ATAOL BEHRAMOĞLU hayatı ve şiirleri

    MELANKOLİ


    Ey sokaklarında yıllarca avare dolaştığım
    İçinde ilk aşkımı yaşadığım küçük şehir
    Umutsuz akşamlarımda sesini duyduğum lir
    Sihrinde ilk acıyı tattığım

    Ey sarhoş akşamlarımın biricik tesellisi
    İlk şiirlerimdeki biricik dert ortağım fener
    Soğuk kış geceleri ısındığım kalorifer
    Gitgide uzaklaşan tren sesi

    Ey en masum arzularımı gizleyen oda
    Yıldızlarla dost eden küçük pencere
    Her akşam gönlümün dilediği yere
    Götüren sihirli araba

    Ey en içli en yanık türkülerimi duymayan
    Rüzgârı saçlarımı dağıtan sokak
    Ve ey saçı ak gönlü ak
    Anneciğim pencerede ağlayan

    Ah biliyorum güç gelecek sizlere
    Ama artık gitmek geliyor içimden
    Bir sabah masmavi bir bulutun peşinden
    Dönüşü olmayan yerlere


    A.B


    NE ANLATIR YUNAN ŞARKILARI


    Ne anlatır Yunan şarkıları
    Geceye dair, aşka dair
    Ne anlatır Yunan şarkıları
    Hayatımıza dair

    Ne anlatır Yunan şarkıları
    İnsanı tepeden tırnağa saran bu hüzünle
    Sanki hep anlatılmayan bir şey kalmıştır
    İçimizi ne kadar döksek de

    Ne anlatır Yunan şarkıları
    Biten bir aşk mı, başlayan bir aşk mı
    Bir kız mı, yüzünü hiç görmeyeceğimiz
    Çayırlarına hiç uzanamayacağımız kırlar mı

    Ne anlatır Yunan şarkıları
    Bu sürekli, bu yumuşak ısrarla
    Ne anlatır Yunan şarkıları
    Yüreğimize işleyen tempolarla

    Ne anlatır Yunan şarkıları
    Sonsuzluğa güzelliğe, sonsuz barışa dair
    Acılarla dolsak da ne kadar
    Sımsıcak yaşamaya dair

    Ne anlatır Yunan şarkıları
    Bir gün birleşeceğini mi bütün şarkıların
    Ne anlatır Yunan şarkıları
    Bu kadar uzak...ve bu kadar yakın


    A.B


    NE YAĞMUR NE ŞİİRLER


    Soruyorum sevgilime
    - Darağacından Notlar’ ı okudun mu ?
    Bu bizim hayatımız.
    Gece doluyor içeri
    Yıldızlarıyla.
    Üç ilde
    Sıkıyönetim var.
    "Askeri savcı"
    Sözü
    Yer alıyor
    Günlük bir sözcük olarak
    Hayatımızın sözlüğünde.
    Aşklar kelepçeli
    Güney Amerika’ da.
    Kederden
    Geberiyorum.
    Herkes hayatını anlatıyor.
    Deli anneler
    Yıkık binalar
    Paramparça
    Bir gençlik
    Yaşadığımız.
    Hayatımızın kanadığını görmüyor musun?
    - Darağacından notları’ ı okudun mu?
    İşkence
    Ve umut
    Şiiri fışkırtır.
    Ruhumun yaralarını saracak
    Şafağın sözcüklerini
    Arıyorum.
    “Kalın devrimci romanların
    Sonundaki keder”
    Kalın
    Devrimci
    Bir roman olarak hayatımız.
    - Darağacından Notlar’ ı okudun mu?
    Sevgilim
    Seni
    Öpüyorum.
    Her gün
    Geçtiğim denize
    Yabancılaşmasam
    Bütün hayatları
    Anlatabilsem.
    Ölüme karşı
    Dururken bir adam
    Tek bir mısra halinde
    Hayatını
    Okuyor.
    Çıldırasıya
    Boğuntuluyum.
    Çıldırasıya
    Bir özlem
    Günler ve Prag
    Ve trenler
    Ve alıp beni
    Götüren keder.
    Günleri zincire
    Vuruyorlar.
    Aşklar kelepçelidir.
    Güney Amerika
    Çe Gevara.
    Her şeyi bir bir
    Anımsıyorum.
    Kalın
    Devrimci romanları.
    Hayat
    Dolduruyor beni
    Nasıl
    Yıkık bir binayı
    Gökyüzü doldurursa.
    - Darağacından
    Notları’ ı okudun mu?
    Prag’ da
    Bir sevgilim var.
    Ve ikinci dünya savaşı
    Ve tanklar
    Ve ellerim
    Sana son kez dokunduğunda
    Artık
    Senin
    Olmayacağını bilmek;
    Artık
    Olmayacağımız.
    Çünkü
    Çıkış yok buradan.
    Silah sesleri
    Bir bahar.
    Ey uçuşan
    Güvercinleri kalbimin.
    Ey bir imkanı
    Yaşamak duygusu.
    Ey içime
    Sindirdiğim sevgin.
    Prag’ daki
    Sevgilim.
    Karlı gecelerde
    Anımsarım seni
    Yağmurlar altında
    Dolaştığımız Litvanya’ yı.
    “Kanal” ı
    Seyrederken
    Bütün Slav
    Ve Slavak güzellikleri.
    Kalın sesli
    Kadınlar.
    Ortodoks
    Hüznü.
    Ve “Tütün” ü
    Okurken
    Ve Fuçiği.
    Kanımızla
    Yazılmıştır
    Hayatın destanı
    Toprakta
    Dudaklarımızın
    İzi var.
    Ve donup kaldığımız
    Cephelerde
    Buruşuk
    Mektuplar
    Ve yerlerine
    Ulaşmamış.
    Savaş
    Ve keder
    Ve şiirler
    Korkunç bir
    Aşk özlemi.
    İnsanlara
    Duyduğum sevgiden
    Boğulurcasına
    Kalbimi
    Çatlatırcasına
    İmgeler
    Ve trenler boyunca
    Taşıdığım.
    Şehirlerden
    Geçerek
    Ve her bir insanın
    Bakışlarında
    Köyler ve uzak
    Duygular.
    Sonsuzca seninle
    Sevişme özlemi
    Ve erkek olduğumun
    Bilincinde olarak
    Ve idama
    Giden bir adamın
    Karısına
    Bıraktığı
    Mektup kadar
    Çağdaş ve anlaşılır.
    Ekmek kadar
    Kederli.
    Vaptzarov’un
    Şiirleri kadar.
    Sevgilim, binlerce kilometreye
    Yayılan kalbim
    Ve gözyaşlarım
    Ve her şeye
    Yetişme duygusu.
    Bütün romanları
    Yutarak
    Bütün aşkları
    Yaşayarak
    Ve çağdaş ve sarsak
    Kalbimi
    Avutamaz
    Ne yağmur…
    Ne şiirler…


    A.B


    MIZIKA


    Karlı gecelerde küçük istasyonlarda
    Düdük çalan trenlere bayılıyorum
    Tül perdeler ardında kadınlar gülüyor
    Tutup pencerelere tırmanıyorum

    Bir şiir söylüyorum sonra bir şarkı
    Sonra oturup ağlıyorum
    Sonra bir güzel çiçeklenip
    Sokaklarda mızıka çalıyorum

    Bu kente her gece yağmur yağıyor
    Ve ben her gece yeniden ölüyorum
    Bu tren oraya gidecek gizlemeyin
    Ne derseniz deyin ben biniyorum.


    A.B


    NEDİR Kİ


    İsim nedir ki
    Bulutlara yazılır geçer

    Yüzüm nedir ki
    Akar suya çizilir geçer

    Ömür nedir ki
    Kurulur bozulur geçer

    Sevda nedir ki
    Dokunursun süzülür geçer

    Şiir nedir ki
    Sezilir geçer

    İnsan nedir ki
    Bir şeylere sevinir üzülür geçer


    A.B


    OKYANUSLA İLK KARŞILAŞMA


    Şu anda bile etkisi sürüyor
    Okyanusla karşılaşmamın
    Onun yanında bizim Akdeniz
    Bir küçük kız gibi kalıyor

    İnanılmaz bir genişlikte
    Kıyıya yüklenen su kütlesi
    Sonsuzca kendi içinde
    Ve yaşayan sadece kendini

    Kıyısında bu görkemin
    Bir gece olsun geçirmek isterdim
    İnsanın ve ömrünün
    Sınırlarını kavramak için

    İlk kez çok uzun süre sonunda
    İçimde kıpırdadı şiir
    Anladım ki şiirim
    Bu vahşi yüceliği özlemektedir

    Kapanık sonbahar göğünün altında
    Yalnızlığı beni ağlatabilirdi
    Ömrümce gördüğüm hiçbir şey
    Okyanus kadar kederli değildi

    Onu hep anımsayacağım
    Orada o sonsuz enginlikte
    Okyanusunda yüreğimin
    Boğulup gitmeden önce


    A.B


    PARİSTİ


    Paristi , geceydi , gençtim
    Koyu simsiyah akıyordu seine
    Sarhoştum , ıslaktım , esriktim
    Aşktan ,şiirden , kederden

    Paristi , binbir surat paris
    Bir zaman benimde sevgilim olan
    Kanatır gibi bir akşamüstü
    Öpünce eylül dudaklarımdan

    Paristi , hüzünlerden hüzün beğen
    Orada ölmek istiyordum
    Yazılmamış şiirlerimi
    Ardımsıra sürüklüyordum

    Paristi , akşamın paris'i
    Her gülüş , her söz bir sır küpüydü
    Tepeden tırnağa bir kalptim sanki
    Özleyitlerle örtülü

    Paristi hangi zamanın paris'I
    Uçup giden yatamla uçarak
    Anıya dönüttü her tey birden
    Anıya dönüştü aşk

    Paristi , gecenin hüznün paris'I
    Yağmurun ve gençliğin
    Teşekkürler , esirgediğin
    Ve sunduğun her şey için


    A.B

    KAPININ ÖNÜNDE DURAN ÇOCUĞA GAZEL


    Kapının önünde duran çocuk
    Bir kır görünümünü andırıyor

    Güneş tütüyor saçlarında
    Gözlerinde bir deniz kımıldanıyor

    Kapının önünde duran çocukta
    Bütünleşiyor bütün zamanlar

    Dağlar doğuyor çatırdayarak
    Derinleşiyor okyanuslar

    Aşklar başlıyor ve bitiyor
    Dünya sürdürüyor dönmesini

    İzliyor şaşmaz düzeninde
    Gece ve gündüz birbirini

    Kapının önünde duran çocuk
    Habersiz bütün bunlardan

    Hayat akıyor durmaksızın
    Onun içinden ve dışından


    A.B


    SANA SESLENMEK İÇİN

    Gece sessizce başlıyor ve ırmağın-
    Öte yakasına geçiyor atlılar.
    Bir papatyanın acısını dinliyorum.
    Gökyüzü gitgide genişliyor.
    Islak yaprakların derin yeşilliği
    Islak dağların uyandırdığı keder.
    Kendime bir demet çiçek topluyorum
    Öğretmenimin iliklediği göğsüm
    Ne kadar genç
    Ağzımda taptaze bir tütün kokusu
    Ve taze ceviz kabuklarının kararttığı parmaklarımda
    Bir ağız mızıkası.
    Öğrendiğim ilk şarkılar
    Yollar yollar yollar boyunca
    Söylediğim ilk şarkılar
    Sevgilim olan bütün kızlar
    Siyah önlükleri ve
    Kaçamak bakışlarıyla geçip gittiler
    İlk fotoğraflarımdaki yakışıklı saçım...
    Ey akşam, ey bir aşkın
    Başlaması ve bitmesi
    Ey turuncu akşam, bütün akşamların akşamı
    Ey mor akşam, dudaklarım gibi moraran.
    Gece evleri sardığında
    Ve bahçeleri
    Işıklar içinde kaçıp giden
    Bir tavşan gibi yalnızım.
    Yolun iki yanında kalan
    Karanlık dağların ötesinde
    Neler olup biter
    Ve girdiğimiz uykulu kasabada
    Lokantadaki uykulu cocuk
    Olgun ışıklı lokantada
    Olgun patatesler.
    Bir adamın
    Doğması ve ölmesi
    Ve bazı işlemeler yapması hayatında
    Bazı bağlardan
    Üzüm toplaması
    Bazı sinemalara gitmesi
    Bazı kızları sevmesi
    Ve ölesiye yalnızlık çekmesi
    Bazı şehirlerde.
    Ey akşam, turuncu ve mor akşam
    Ey gökyüzü, ey benim
    Gittikçe esmerleşen kalbim.
    Şimdi beyaz bir kızın
    Yanında olabilmek için
    Bazı çılgınlıklar yapabilirim
    Onu boynundan öpsem ve onunla
    Dönyada olup bitenleri konuşsak
    İngiliz birahanelerinde
    Damalı kasketleri
    Ve şaşılacak kadar yorgun yüzleriyle
    Ve bütün emekçiler gibi
    Çocuksu gözleri
    Partal elleriyle oturan
    İşçilerden konuşsak
    Zencilerden konuşsak sonra
    Gülünce bütün yüzleriyle gülen
    Yakışıklı ve hazin
    Zencilerden.
    Gece dünyanın her yerinde
    Geliyor ve her yerde
    Aynı duygu uyanıyor kalbimizde.
    Sen şimdi
    Duvarına bir şiirimi asmışındır
    Uyuyorsundur
    Belki düşünüyorsundur
    Sonuncu kattaki odandan
    Yıldızlara bakarak.
    Ve yıldızlar her zaman
    Eski ve tanıdıktır.
    Özellikle bir tren penceresinden bakıldığında.
    İçimiz nedensiz bir hüzünle dolduğunda
    Sırtüstü uzanıp toprağa
    Baktığımız yıldızlar.
    Bir harman yerinde ya da.
    Düz bir damda.
    Uzaktan
    Bütün kürtçe türküler gibi
    Yanık bir türkü gelirken
    Sıcaktan bunalırken
    Evler ve yollar;
    Ve yaşlı kadınlar
    Uyuklar gibi büzülüp minderlerine
    Düşünürlerken eskisini
    Olağanüstü günlerini
    Gece sesizce başlıyor ve ırmağın
    Öte yakasına geçiyor atlılar
    Çalıların hışırtısını dinliyorum.
    Sana seslenmek için
    Yeni şiirler tasarlıyorum..


    A.B


    SENİ ELİNDEN TUTMUŞUM


    Seni elinden tutmuştum --- yaz geçiyordu
    Yaz geçiyordu, biz geçiyorduk
    Yazı elinden tutmuştuk

    Birazdan geleceksin, bakışacağız
    Bakışacağız, hem var hem yok gibi
    Hem var hem yok gibi öpüşeceğiz

    Aramızda söylenmemiş sözlerin uzaklığı
    Aramızda yaşanmamış şeylerin uzaklığı
    Yakın ayrılıkların sezgisi tenimizde

    Hayat geçiyor biz geçiyorduk
    Bir denizin üzgün kıyısında
    Güz bir hastalık gibi ilerliyordu

    Olgun ışığıyla güz
    Ve biz yaklaşan ayrılıkların önünde
    Kış duygularına bürünmüşüz

    Dışardan ağlayışı geliyor çocuğumuzun











  8. #8
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: ATAOL BEHRAMOĞLU hayatı ve şiirleri

    KARŞILIKLAR


    -Yaşıyor muyum,yoksa öldüm mü
    Diye sordu biri ötekine
    -Ben neden yaşadığımı sormaktayım
    Yıllardır kendime

    -Beni gerçekten seviyor musun
    Diye sordu ilk yaz kırlangıca
    -Bir gün kendimi öldüreceğim
    Dedi adam yargıca

    -Öğleye ne yemek pişireyim
    Diye sordu kadın kocasına
    -Tüm okyanuslarda yüzmek isterdim
    Kahrolası sınırlar olmasa

    -Adamı neden öldürdünüz
    Diye sordu yargıç katillere
    -Seviyorum seni ey yaşam
    Bütün hücrelerimle..


    A.B


    SEVGİLİMSİN


    Sevgilimsin, kim olduğunu düşünmeye vaktin yok, yapacak
    işleri düşünmekten
    Kalabalığın içinde kalabalıktan biri
    Gecenin içinde bir yıldız, yitip gitmiş çocukluk gibi
    Sevgilimsin, ak dişlerini öpüyorum, aralarında bir mısra gizli
    Dün geceki tamamlanmamış sevişmeden

    Sevgilimsin, boğuk aşkım, kanayan gençliğim
    Uçuruyorum seni çocukluğuna doğru
    Kanatların yorulur, ter içinde kalıyorsun
    Gece yanıbaşımda bağırarak uyanıyorsun
    Her sabah el sallıyorum metalle karışmana

    Sevgilimsin, arasıra bir kağıt koyup erteliyoruz aşkı
    Otobüslerde ve trende kaçamak yaşanan
    Ve bedenlerimiz kana kana kanayamadan yan yana


    A.B


    SEVGİNİN ÖNÜNDE


    Bütün insanları dostun bil, kardeşin bil kızım
    Sevincin ürünüdür insan, nefretin değil
    Zulmün önünde dimdik tut onurunu
    Sevginin önünde eğil kızım


    A.B


    LİMANDA İKİNCİ UYKUSUZ ADAM


    Örneğin bir tohum yeşerdi ansızın
    Büyüdü erkin ortamlarda bir fidan
    Sonra bir rüzgar esti, amanın
    Silindi tomurcuk yaşamdan

    Ölümsüz ne var kahrolası evrende
    Limanda ikinci uykusuz adam elleri gemili
    Korsan şarkıları kadınlı bıçaklı gecede
    Bir duvar ördü ağlamadan

    Oysa seviler vardı görkemli, tutkular vardı
    Büyüdü nedenli bakışlar göksel karanlığa
    Düşünceler kopuk parmaklar gibiydi
    Anılar çığlık çığlığa

    Filmler yarım, öyküler yarım, bitse de
    Limanda ikinci uykusuz adam elleri gemili
    Korsan şarkıları kadınlı bıçaklı gecede
    Demir attı şaraplı yalnızlığa

    Demek bu göğü, doğayı, yıldızları
    Kişinin alınyazısını o yarattı
    Peki İsa’yı çarmıha geren kim
    Yusuf’u kuyuya kim attı

    Ve peki neden bütün suç Kabil’de
    Limanda ikinci uykusuz adam elleri gemili
    Korsan şarkıları kadınlı bıçaklı gecede
    Kalbini koparıp denize fırlattı.


    A.B


    UĞUR'A AĞIT DEĞİL ÖVGÜ


    Günümüzde insan olmanın
    Çok ağır bedeli var
    Ya parçası olacaksın alçaklığın
    Ya seni parçalarlar

    Oysa insan olmak
    Çoğalabilmektir başkalarıyla
    İnsansın , birinin canı yanarken
    Seninde canın yanıyorsa

    Bir bombayla canına kıyılan
    Çoğalmasını bilen biriydi
    Daha az Uğur Mumcu'yduk dün
    Daha çok Uğur Mumcu'yuz şimdi



    A.B

    UNUTTUM NASILDI ANNEMİN YÜZÜ


    Unuttum, nasıldı annemin yüzü
    Unuttum, sesi nasıldı annemin.
    Gece bir örtü olsun anılardan
    Kara yüreğime örtüneyim

    Unuttum, nasıldı annemin gülüşü
    Unuttum nasıldı ağlarken annem.
    Yaşam sallasın kollarında beni
    Küçücük oğluyum onun ben.

    Unuttum, elleri nasıldı annemin
    Unuttum gözleri nasıldı bakarken.
    Kuru ot kokusu getirsin rüzgar
    Yağmur usulcacık yağarken.


    A.B


    YAZ SONU


    Ayvalar ve güneş sarardı
    Yıldızlar daha parlak
    Ve ay daha soğuk şimdiden
    Güz denizi yutkunuyor
    Ardısıra yitik bir aşkın
    Kıyıya çarpıp geriye çekilirken.
    Kağıttan taşan mürekkep gibi
    Taşıyor içimden
    Özlemi geçmiş yazın.


    A.B


    YENİDEN HÜZÜNLE


    İşte yine can sıkıntısı
    bana bir şiir yazdıracak.
    Tırnaklarım uzamış,
    İçimde yaralı bir aşk.

    İçimde yaralı bir aşk
    ve birkaç piyes ölüsü,
    birkaç gözyaşı kırıntısı,
    intihar gelgiti birkaç.

    Sırtüstü uzandım dünyaya,
    odamın ampülüne bakıyordum,
    ampulün bağlı olduğu borunun
    tavanda kıvrılışına.

    Tavanda kıvrılışına
    birkaç damla gözyaşının
    birkaç damla tentürdiyot,
    kalbim ağrıyordu, bir yaz-
    günü düştüm sokaklara,
    karanlık sokaklara düştüm,
    bir yaz gecesiydi galiba,
    ürpererek indikçe bayırlardan,
    kimsesiz ve boş alanlara,
    çaresiz, bomboş bir cesettim,
    bir suyla dolu bir kova
    olarak kalmışım dünyada.
    Herkes kim bilir nerdedir-
    şimdi? sevgilim...Kim bilir-
    nerdesin?
    Kalbim -ki bir gün durur-
    var mıydı acaba?
    Ölümü ve tuzlu
    fıstıkları unutmadım,
    bayat tuzlu fıstıkları.
    Sarhoşlar kusardı bir de
    ben varken orda. Dünya'da.
    1965 yılında.
    Bir savaş ve hüzün korkusuyla
    kahvelere dolardı insanlar
    Sevgilim! Sevgilim!
    "Kanayan yerim benim"
    çürük yumurta, bayat pastırma
    ve
    bamya yenilen bir lokantada
    mareşal fevzi çakmak, koca yusuf
    dünya güzeli fatma
    dostumdular.
    Ben o şehirde yalnızdım
    bunu kimseler bilemez
    gidip gidip rıhtıma
    dururdum.
    Kör bir dilenci vardı, o da-
    dostumdu, beni-
    evlendirmek isterdi kızıyla.
    Ben içimde bir acıyla
    boyna bir resim yapardım.
    Sarı kurdeleli kızlara-
    hikayeler anlatırdım hatta
    uzak dünyalar ve
    albert aynştayn hakkında.
    Onlar
    uzun uzun susarlardı.
    Güzelim kızlari Hürriyet-
    gaztesi okurlardı
    Ses ve Hafta.

    Her şey o kadar birbirinin
    aynıydı, hayat-
    akıp gidiyordu sıkıntıyla.
    Domino taşlarına ve
    bir nehrin akışına benzeyen
    cesur ve genç hayat. Akıp giden.
    Kitapçı vitrinlerini
    ve
    alanları hızla eskiten-
    hayat, bazen-
    beni heyecanlandırırdı.
    Yağmurlu, ıhlamur ağaçlı bir yolda
    kocaman, eflatun, bir güneş
    tıkanırdı gırtlağıma
    onu karnıma sokardım.
    Güneşi, göğsüme ve karnıma.
    Akşam-
    beni bulurdu bir koyda.
    Kırlara doğru
    koşardım bir bağırtıyla.
    Az önce ıslanmış kırlara,
    serin ve bereketli,
    her zaman bağışlayan,
    o taze, ve hüzün-
    anası kırlara...

    Sevgilim! Sevgilim
    Gece-
    yürüyor,
    Dünya-
    yürüyor ordularla.
    Kitaplarla ve matbaacı-
    çıraklarıyla. İçimde-
    bir dağ çeşmesi akıyor...
    Sabah oldu oluyor anında-
    eski, külüstür, kömür-
    yüklü sarı bir kamyonla
    yanında durmuştuk, orman-
    battaniyeliydi hala.
    Bir hastane odasında-
    sabaha karşı, yaralı-
    bir onbaşı gibi uyuyordu.
    Sabaha-
    karşı bir hastane odasında-
    aklıma çanlar geliyor.
    Bir adam-
    kesik çocuk başları satıyor.
    Yeniden
    hüzünle başlıyorum bir
    romana...


    A.B


    O KADAR GÜZEL BİR YÜZDÜ Kİ


    O kadar güzel bir yüzdü ki
    Gelip geçici olamazdı
    Ya da bir resimdi çizilmiş yastığıma


    Onunla hep
    Bir uçurum kıyısında gibi seviştik
    Kanatlanıp
    Birbirimizin uçurumuna


    Sevişmek bir şiir
    Bir uçurum dengesidir
    Yer çekiminin
    Ve akıl çekiminin dışında


    A.B


    ON AYRILIK ŞİİRİ -1


    Hayatta ve ölümde ayrıldık
    Ayrıldı iki beden
    Gönüllerimiz ayrıldı
    Seslerimiz ayrıldı birbirinden

    Ellerimiz ayrıldı
    Kokularımız
    Aynı yatakta uyanmalarımız
    Gülüşlerimiz
    Gözyaşlarımız
    Düşlerimiz ayrıldı birbirinden

    Ruhun içindeki gece
    Kapladı her şeyi birden
















  9. #9
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: ATAOL BEHRAMOĞLU hayatı ve şiirleri

    ON AYRILIK ŞİİRİ -1


    Hayatta ve ölümde ayrıldık
    Ayrıldı iki beden
    Gönüllerimiz ayrıldı
    Seslerimiz ayrıldı birbirinden

    Ellerimiz ayrıldı
    Kokularımız
    Aynı yatakta uyanmalarımız
    Gülüşlerimiz
    Gözyaşlarımız
    Düşlerimiz ayrıldı birbirinden

    Ruhun içindeki gece
    Kapladı her şeyi birden


    A.B


    ON AYRILIK ŞİİRİ -2


    Sadece ikimize değil
    Bütün hayata üzgünüm
    Fotoğraflarda
    Bir gece hatırası

    Öylesine yalnızım ki
    Sanki yokum
    Eriyor eski ben
    Ve yeni biri olamıyorum

    Keder sokulgan adımlarıyla
    Gelip kıvrılıyor yüreğime
    Hayat sakin
    Şafakta evler gibi

    Sanki hiç bir şey olmadı
    İkimiz yokuz sadece
    Biz olan ikimiz yokuz
    Deniz hep orada
    Ve ağaçlar aynı düşlerinde


    A.B


    ON AYRILIK ŞİİRİ -2


    Sadece ikimize değil
    Bütün hayata üzgünüm
    Fotoğraflarda
    Bir gece hatırası

    Öylesine yalnızım ki
    Sanki yokum
    Eriyor eski ben
    Ve yeni biri olamıyorum

    Keder sokulgan adımlarıyla
    Gelip kıvrılıyor yüreğime
    Hayat sakin
    Şafakta evler gibi

    Sanki hiç bir şey olmadı
    İkimiz yokuz sadece
    Biz olan ikimiz yokuz
    Deniz hep orada
    Ve ağaçlar aynı düşlerinde


    A.B


    ON AYRILIK ŞİİRİ -4


    Başka biri olacaksın istemesen de
    Tenine başka bir ten dokunduğunda
    Gövden buluştuğunda başka bir gövdeyle
    Başka bir nefesle karıştığında nefesin

    Başka biri olacaksın istemesen de
    Gece uykunda ya da gün ortasında
    İrkileceksin apansız bir duyguyla
    Bir uçurum kıyısında sendelemiş gibi

    Başka biri olacaksın istemesen de
    Bakışlarımın izini taşıyan giysilerin
    Tüketecek ömürlerini birer birer
    Değişecek yeri bir dolabın,pencerede bir çiçeğin

    Başka biri olacaksın istemesen de
    Dudaklarında benden sonraki bir çizgi
    Tanımadığım bir ton gülüşünde
    Ve artık beni unutmaya başlayan gözlerin

    Sonra,sonra başka birisin..


    A.B


    ON AYRILIK ŞİİRİ -6


    Geçmiş zaman
    Anımsanıyorsa,şimdidir;
    Koparılıp atılır ya da
    Bir yaprak gibi bir defterden

    Koparılıp atılan
    Çırpınan bir yürek olabilir,
    Ya da bir yaz gecesi,
    Yıldızları can çekişen


    A.B


    ÖĞRENDİM Kİ


    Öğrendim ki...
    Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
    Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
    Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.

    Öğrendim ki...
    Güveni geliştirmek yıllar alıyor,
    Yıkmak bir dakika.


    Öğrendim ki...
    Hayatında nelere sahip olduğun değil
    Kiminle olduğun önemli.

    Öğrendim ki...
    Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
    Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.

    Öğrendim ki...
    Kendini en iyilerle kıyaslamak değil
    Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.

    Öğrendim ki...
    İnsanların başına ne geldiği değil
    O durumda ne yaptıkları önemli.

    Öğrendim ki...
    Ne kadar küçük dilimlersen dilimle
    Her işin iki yüzü var.

    Öğrendim ki...
    Olmak istediğim insan olabilmem
    Çok vakit alıyor.

    Öğrendim ki...
    Karşılık vermek
    Düşünmekten çok daha basit.

    Öğrendim ki...
    Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek
    Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.

    Öğrendim ki...
    'Bittim' dediğin andan itibaren
    Pilinin bitmesine daha çok var.

    Öğrendim ki...
    Sen tepkilerini kontrol edemezsen
    Tepkilerin hayatını kontrol eder.

    Öğrendim ki...
    Kahraman dediğimiz insanlar
    Bir şey yapılması gerektiğinde
    Yapılması gerekeni
    Şartlar ne olursa olsun yapanlar.

    Öğrendim ki...
    Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.

    Öğrendim ki...
    Bazı insanlar sizi çok seviyor
    Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.

    Öğrendim ki...
    Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz
    Bazıları hiç karşılık vermiyor.

    Öğrendim ki...
    Para ucuz bir başarı.

    Öğrendim ki...
    En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.

    Öğrendim ki...
    Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları
    Kaldırmak için elini uzatır.

    Öğrendim ki...
    İki insan aynı şeye bakıp
    Tamamen farklı şeyler görebilir.

    Öğrendim ki...
    Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.

    Öğrendim ki...
    Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar
    Daha uzun yol yürüyor.


    Öğrendim ki...
    Hiç tanımadığın insanlar,
    iki saat içinde,
    senin hayatını değiştirir.

    Öğrendim ki...
    Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.

    Öğrendim ki...
    Duvarda asılı diplomalar
    İnsanı insan yapmaya yetmez.

    Öğrendim ki...
    Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.

    Öğrendim ki...
    Karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin
    nereden geçtiğini bulmak zor.

    Öğrendim ki...
    Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
    Gerçek aşkların da!

    Öğrendim ki...
    Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
    Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.

    Öğrendim ki...
    Aile hep insanın yanında olmuyor.
    Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
    Aile her zaman biyolojik değil.

    Öğrendim ki...
    Ne kadar yakın olursa olsunlar
    En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
    Onları affetmek gerekir.

    Öğrendim ki...
    Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
    Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

    Öğrendim ki...
    Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
    Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

    Öğrendim ki...
    Şartlar ve olaylar,
    Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
    Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

    Öğrendim ki...
    İki kişi münakaşa ediyorsa,
    Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
    Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.

    Öğrendim ki...
    Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
    Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.

    Öğrendim ki...
    Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.


    A.B


    PARİS ŞİİRLERİ-4


    Arıyordum özgürlüğe giden yolu
    İnsan yüzlerinde değil gökyüzünde
    Arıyordum küçük beyaz bir bulutu
    Boğularak uyandığım o saatte
    Beni avutan o küçük bulut muydu

    Bir aşk bile yoktu yıkan ve onaran
    Bir aşk pırıl pırıl yağmur sularından
    Paylaştığım bir şey yoktu bu şehirde
    Şiirin bittiği yerde başlayan ne
    Çocukluğum muydu içimde sızlayan

    Ve hayatın artık geçip gittiğini
    Anlıyordum derin akan sular gibi
    Kopmuş köklerimden çarparken rüzgarda
    Gece bir uçurum gibi başlayınca
    Boğuntulardan çıkardım bu şiiride

    Kimse yok Akdeniz ağlıyor sadece
    Garip ve yitik bir sonbahar gününde
    Anlamların hızı biçimi aşarken
    Ağlamaz kendi uçurumuna düşen
    Boğulan kendinin labirentlerinde


    A.B


    SESLER


    İnsan seslerine tutunarak ilerliyorum
    Kollarım alabildiğine açık
    Yuvarlanmamak için uçuruma

    İnsan seslerine tutunarak ilerliyorum
    Yolumu yitirmemek için
    Boğucu karanlıkta

    Kızımın sesi 'anne' diyen
    'i' gibi incelterek 'e' sesini
    Babacığım derken kırık dökük
    Ve öğrendiği ilk fiilleri sıralarken
    O henüz dalında ham bir meyve gibi ses
    Tutkulu,güvensiz,birden tizleşen

    Karımın sesi,gülümseyiş gibi umutlu
    Ve bir kızkardeş sesi gibi sevecenlikle dolu

    Telefondaki sesi babamın
    Kısık,uzakta,ama can kadar yakın

    Gurbetteki kardeşlerimin sesleri
    Ansızın bir selam gibi ulaşan
    Çocukluğu
    Ve daha nice şeyleri ışıldatan

    Unuttuğum sesi annemin
    Bazen düşlerimde çınlayan

    Ve dostların sesi,bunaldığımda
    Dokunurcasına duymak istediğim
    Yolumu yitirmemek için
    Yitip gitmemek için boğuntuda

    'Kendine iyi bak' diyen sesler
    'Nasılsın' diyen sesler
    Kaygılı,dostça çınıltılı,ince kalın,boğuk ya da tiz
    Kendimi en kötü duyumsadığım zamanlarda
    Duymak istediğim o sesler
    Tutunarak güven duyduğum
    Birlikte bir karanlığı geçtiğimiz...


    A.B


    SIRADAN AKŞAMLAR


    Her gündüze uyandığımda
    Yeni bir hayat derdim içimden
    Gece ölümün soğukluğu
    Ve bende acının korkusu
    Sözler verdim... Tutamadım.
    Bir zaman sonra ben oldum
    Gündüze bakıp ağlayan
    Gecenin karanlığında
    Dünyayı sarmalayan.


    A.B


    ŞU YOKSUL, IŞIKSIZ SOKAKLARDAN


    Şu yoksul ,ışıksız sokaklardan geçerken akşamüstleri
    Elimde yiyecek filesi,evime doğru
    Siliniyor sanki zihnimin yorgunluğu
    Isıtıyor halkımın ozanı olmak duygusu içimi

    Yıpranmış ellerinde bir sokak çiçekçisinin
    Bir kırmızı gül gibi..





































  10. #10
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: ATAOL BEHRAMOĞLU hayatı ve şiirleri

    TEK BAŞINALIK


    Ben tek başına ne yapabilirim
    Diye düşündü biri
    Ve hiçbirşey yapmamaya karar verdi

    Ben tek başına ne yapabilirim
    Diye düşündü bir öteki
    Ve yalnızlığının kuytuluğuna çekildi

    Ben tek başına ne yapabilirim
    Diye düşündü bir üçüncü
    Ve tek başına düşünmeyi sürdürdü

    Ben tek başına ne yapabilirim
    Diye düşündü yüzbinler
    Ve tek başınalıklarını sürdürdüler

    Ben tek başına ne yapabilirim
    Diye düşündü milyonlar
    Milyonlarcaydılar

    Ve tek başınaydılar
    Bu arada birileri
    Onlar adına
    Karar vermekteydi

    Tek başına olduklarını sananlar
    Topluca ortadan kaldırıldılar....


    A.B


    YAZ


    Seni seviyorum ve bir şey söylemiş olmuyorum bunu söylemekle
    Ben bu yaz kokusunu bir başka zamandan anımsıyorum
    ben bu yaz tadını biliyorum, terleyen aşkı
    terleyen kasıkları ve şakaları biliyorum

    kendimi yokluyorum, burnumu çekiyorum, yaz geçiyor
    Yaz geçmeyecekmiş gibi, havada asılı duran sesler
    Tembelce ulaşıyorlar hedeflerine
    Yazın derin uykusu, uyuşukluğun yazı
    Kaşınmanın, uzak iklimlere doğru

    Yaz büyük ve ayıp bir çiçeğe benziyor
    (Ben bu benzetmeyi anımsıyorum)
    Dolunay çırılçıplak
    (Bu benzetmeyi de)
    Yaz, mezar taşları ısınıyor
    Ve kertenkelelerin kanı

    Saçlarımdan otlar ve kertenkeleler fışkırıyor
    Yaz, bakımsız bahçler
    Bakımsız havuzlar
    Yaz günleri dilimde tüy bitiyor
    Ve aşkın ısırgan otu

    İpekten sözler üretiyorum, geleceksen gel
    Sözler yorgun düşüp kalıyor yarı yolda
    Aşk, ve gecenin kadifesine yazılan sözcükler

    Yaz beni derin yatağına çekiyor
    Ağlıyorum ve diriliyorum yeniden
    Yaz bir ölüm uykusu ve bir gece dürtüsüdür
    Serin yıldızlar kuşandığımız

    Sözcükler derin sulara batıp çıkıyor
    Yaz budur ve roman budur

    Yaz beni yaralıyor








Benzer Konular

  1. Urfa şiirleri
    Konu Sahibi Afrikali Forum U
    Cevap: 24
    Son Mesaj : 25.Mart.2011, 23:40
  2. Darkpoem şiirleri
    Konu Sahibi Darkpoem Forum Sitemiz'in Şairleri ve Yazarları
    Cevap: 21
    Son Mesaj : 15.Ağustos.2010, 00:22
  3. Resimli Aşk şiirleri
    Konu Sahibi Heyhat Forum Resimli şiirler
    Cevap: 132
    Son Mesaj : 10.Aralık.2009, 17:18
  4. Ataol Behramoğlu (1942 - .... )
    Konu Sahibi SiNaN32 Forum Şiir Köşesi
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 11.Mayıs.2009, 03:55
  5. Şairler Şiirleri
    Konu Sahibi Heyhat Forum Şairler ve Şiirleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 10.Nisan.2009, 21:30

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
film indir instakip.com, dini sohbet, islami forum, muhabbet, ingilizce kursu, mehter takımı Ayetel Kürsi Perde kitap özetleri