Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 2 Toplam 4 Sayfadan BirinciBirinci 1234 SonuncuSonuncu
Toplam 35 adet sonuctan sayfa basi 11 ile 20 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #11
    Üye
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Mesajlar
    48

    Standart Ynt: Ahmed Arif Şiirleri...

    MERHABA

    Gün açar,
    Karın verir yağmurlu toprak.
    İncesu Deresi, merhaba.
    Saçakta serçeler daha çılgındır,
    Bulutlarda kartal,
    Daha çalımlı.
    Koparır göğsünden bir düğme daha,
    Tezkere bekliyen biri.
    İncesu Deresi, merhaba.

    Genç bayraklar vardır,
    Barış düşünür,
    Kuyularda işçi, mavilikleri.
    Ben hepsini düşünürüm,
    Yirmidört saat
    Ve seni düşünürüm,
    Karanlık,hırslı...
    Seni, cihanların aziz meyvası.
    İlan-ı aşk makamından bir mısra,
    Yeşerip, kımıldar içimde,
    Düşer aklıma gözlerin...

    Oysa murad alamam.
    Oysa akdan - karadan
    Bilirim, payım bu kadar...
    Unutmuş gülmeyi gözbebeklerim.
    Unutmuş dudaklarım öpmeyi.
    İncesu Deresi, merhaba...



  2. #12
    Üye
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Mesajlar
    48

    Standart Ynt: Ahmed Arif Şiirleri...

    OTUZÜÇ KURŞUN

    1.

    Bu dağ Mengene dağıdır
    Tanyeri atanda Van'da
    Bu dağ Nemrut yavrusudur
    Tanyeri atanda Nemruda karşı
    Bir yanın çığ tutar, Kafkas ufkudur
    Bir yanın seccade Acem mülküdür
    Doruklarda buzulların salkımı
    Firari guvercinler su başlarında
    Ve karaca sürüsü,
    Keklik takımı...

    Yiğitlik inkar gelinmez
    Tek'e - tek doğüşte yenilmediler
    Bin yıllardan bu yan, bura uşağı
    Gel haberi nerden verek
    Turna sürüsü değil bu
    Gökte yıldız burcu değil
    Otuzüç kurşunlu yürek
    Otuzuç kan pınarı
    Akmaz,
    Göl olmuş bu dağda...

    2.

    Yokuşun dibinden bir tavşan kalktı
    Sırtı alacakır
    Karnı sütbeyaz
    Garip, ikicanlı, bir dağ tavşanı
    Yüreği ağzında öyle zavallı
    Tövbeye getirir insanı
    Tenhaydı, tenhaydı vakitler
    Kusursuz, çırılçıplak bir şafaktı

    Baktı otuzüçten biri
    Karnında açlığın ağır boşluğu
    Saç, sakal bir karış
    Yakasında bit,
    Baktı kolları vurulu,
    Cehennem yurekli bir yiğit,
    Bir garip tavşana,
    Bir gerilere.

    Düştü nazlı filintası aklına,
    Yastığı altında küsmüş,
    Düştü, Harran ovasından getirdiği tay
    Perçemi mavi boncuklu,
    Alnında akıtma
    Üç topuğu ak,
    Eşkini hovarda, kıvrak,
    Doru, seglavi kısrağı.
    Nasıl uçmuşlardı Hozat önünde!

    Şimdi, böyle çaresiz ve bağlı,
    Böyle arkasında bir soğuk namlu
    Bulunmayaydı,
    Sığınabilirdi yuceltilere...
    Bu dağlar, kardeş dağlar, kadrini bilir,
    Evvel Allah bu eller utandırmaz adamı,
    Yanan cıgaranın külünü,
    Güneşlerde çatal kıvılcımlanan
    Engereğin dilini,
    İlk atımda uçuran
    Usta elleri...

    Bu gözler, bir kere bile faka basmadı
    Çığ bekleyen boğazların kıyametini
    Karlı, yumuşacık hıyanetini
    Uçurumların,
    Önceden bilen gözleri...
    Çaresiz
    Vurulacaktı,
    Buyruk kesindi,
    Gayrı gözlerini kör sürüngenler
    Yüreğini leş kuşları yesindi...

    3.

    Vurulmuşum
    Dağların kuytuluk bir boğazında
    Vakitlerden bir sabah namazında
    Yatarım
    Kanlı, upuzun...

    Vurulmuşum
    Düşüm, gecelerden kara
    Bir hayra yoranım çıkmaz
    Canım alırlar ecelsiz
    Sığdıramam kitaplara
    Şifre buyurmuş bir paşa
    Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız

    Kirvem, hallarımı aynı böyle yaz
    Rivayet sanılır belki
    Gül memeler değil
    Domdom kurşunu
    Paramparça ağzımdaki...


    4.

    Ölüm buyruğunu uyguladılar,
    Mavi dağ dumanını
    ve uyur-uyanık seher yelini
    Kanlara buladılar.
    Sonra oracıkta tüfek çattılar
    Koynumuzu usul-usul yoklayıp
    Aradılar.
    Didik-didik ettiler
    Kirmanşah dokuması al kuşağımı
    Tespihimi, tabakamı alıp gittiler
    Hepsi de armağandı Acemelinden...

    Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız
    Karşıyaka köyleri, obalarıyla
    Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu,
    Komşuyuz yaka yakaya
    Birbirine karışır tavuklarımız
    Bilmezlikten değil,
    Fıkaralıktan
    Pasaporta ısınmamış içimiz
    Budur katlimize sebep suçumuz,
    Gayrı eşkiyaya çıkar adımız
    Kaçakçıya
    Soyguncuya
    Hayına...

    Kirvem hallarımı aynı böyle yaz
    Rivayet sanılır belki
    Gül memeler değil
    Domdom kurşunu
    Paramparça ağzımdaki...


    5.

    Vurun ulan,
    Vurun,
    Ben kolay ölmem.
    Ocakta küllenmiş közüm,
    Karnımda sözüm var
    Haldan bilene.
    Babam gözlerini verdi Urfa önünde
    Üç de kardaşını
    Üç nazlı selvi,
    Ömrüne doymamış üç dağ parçası.
    Burçlardan, tepelerden, minarelerden
    Kirve, hısım, dağların çocukları
    Fransız Kuşatmasına karşı koyanda

    Bıyıkları yeni terlemiş daha
    Benim küçük dayım Nazif
    Yakışıklı,
    Hafif,
    İyi süvari
    Vurun kardaş demiş
    Namus günüdür
    Ve şaha kaldırmış atını.

    Kirvem hallarımı aynı böyle yaz
    Rivayet sanılır belki
    Gül memeler değil
    Domdom kurşunu
    Paramparça ağzımdaki...




  3. #13
    Üye
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Mesajlar
    48

    Standart Ynt: Ahmed Arif Şiirleri...

    SEVDAN BENİ

    Terketmedi sevdan beni,
    Aç kaldım, susuz kaldım,
    Hayın, karanlıktı gece,
    Can garip, can suskun,
    Can paramparça...
    Ve ellerim, kelepçede,
    Tütünsüz uykusuz kaldım,
    Terketmedi sevdan beni...

  4. #14
    Üye
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Mesajlar
    48

    Standart Ynt: Ahmed Arif Şiirleri...

    SUSKUN

    Sus, kimseler duymasın.
    Duymasın ölürüm ha.
    Aydım yarı gecede
    Yeşil bir yağmur sonra...
    Yağıyor yeşil.

    En uzak, o adsız ve kimselersiz,
    O yitik yıldızda duyuyor musun?
    Bir stradivarius inler kendi kendine,
    Yayı, reçinesi, köprüsü yeşil.
    Önce bendim diyor ve sonra benim...
    Ölümsüz, güzel ve çetin.
    Ezgisidir dolaşan bütün evreni,
    Bilinen, bilinmeyen ıssızlıkları.
    Canımı, tüylerimi sarmada şimdi
    Kendi rüzgarıyla vurgun...
    Sarıyor yeşil.

    Rüya, bütün çektigimiz.
    Rüya kahrım, rüya zindan.
    Nasıl da yılları buldu,
    Bir mısra boyu maceram...
    Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
    Bilmezler nasıl sevdik,
    İki yitik hasret,
    İki parça can.
    Çatladı yüreği çakmaktaşının,
    Ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde
    Çağlardır boğulmuş bir su...
    Ağıyor yeşil.

    Yivlerinde yeşil güller fışkırmış,
    Susmuş bütün namlular...
    Susmuş dağ,
    Susmuş deniz.
    Dünya mışıl-mışıl,
    Uykular derin,
    Yılan su getirir yavru serçeye,
    Kısır kadin, maviş bir kız doğurmuş,
    Memeleri bereketli ve serin...
    Sağıyor yeşil.

    Aydım yarı gecede,
    Neron, çocuk kitaplarında çirkin bir surat,
    Ve Sezarsa, bir ad, yıkıntılarda.
    Ama hançer taşı sanki
    Koca Kartaca!
    Hani, kibrit suyu vermişlerdi üstüne
    Bak nasıl alıyor, yigit,
    Binlerce yıl da sonra
    Alıyor yesil.

    Vurur dağın doruğundan
    Atmacamın çalkara,
    Yalın gölgesi.
    Kuş vurmaz, tavşan almaz,
    Ama aç, azgın
    Köpek balıklarıydı parçaladığı
    Bak, Tiber saygılı, suskun.
    Bak nilüfer dizisi zinciri.
    Bunlar bukağısı, kolbağlarıdır,
    Cihanın ilk umudu, ilk sevgilisi,
    Ve ilk gerillası Spartakus'un.
    Susuyor yeşil.

    Sus, kimseler duymasın,
    Duymasın, ölürüm ha.
    Aymışam yarı gece,
    Seni bulmuşam sonra.
    Seni, kaburgamın altın parçası.
    Seni, dişlerinde elma kokusu.
    Bir daha hangi ana doğurur bizi?

    Ruhum...
    Mısra çekiyorum, haberin olsun.
    Çarşılarin en küçük meyhanesi bu,
    Saçları yüzümde kardeş, çocuksu.
    Derimizin altında o olüm namussuzu...
    Ve Ahmedin işi ilk rasgidiyor.
    İlktir dost elinin hançersizliği...
    Ağlıyor yeşil.



  5. #15
    Üye
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Mesajlar
    48

    Standart Ynt: Ahmed Arif Şiirleri...

    UNUTAMADIĞIM

    Açardın,
    Yalnızlığımda
    Mavi ve yeşil,
    Açardın.
    Tavşan kanı, kınalı - berrak.
    Yenerdim acıları, kahpelikleri...

    Gitmek,
    Gözlerinde gitmek sürgüne.
    Yatmak,
    Gözlerinde yatmak zindanı
    Gözlerin hani?

    "To be or not to be" değil.
    "Cogito ergo sum" hiç değil...
    Asıl iş, anlamak kaçınılmaz'ı,
    Durdurulmaz çığı
    Sonsuz akımı.

    İçmek,
    Gözlerinde içmek ayışığını.
    Varmak,
    Gözlerinde varmak can tılsımına.
    Gözlerin hani?

    Canımın gizlisinde bir can idin ki
    Kan değil sevdamız akardı geceye,
    Sıktıkça cellad,
    Kemendi...

    Duymak,
    Gözlerinde duymak üç - ağaçları
    Susmak,
    Gözlerinde susmak,
    Ustura gibi...
    Gözlerin hani?



  6. #16
    Üye
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Mesajlar
    48

    Standart Ynt: Ahmed Arif Şiirleri...

    UY HAVAR!


    Yangınlar,
    Kahpe fakları,
    Korku çığları
    Ve irin selleri, aç yırtıcılar,
    Suyu zehir bıçaklar ortasındasın.
    Bir cana, bir başa kalmışsın vay vay!
    Pusatsız, duldasız, üryan
    Bir cana bir de başa
    Seher vakti leylim - leylim
    Cellat nişangahlar aynasındasın.
    Oy sevmişem ben seni...

    Üsküdardan bu yan lo kimin yurdu!
    He canım...
    Çiçekdağı kıtlık, kıran,
    Gül açmaz, çağla dökmez.
    Vurur alnım şakına
    Vurur çakmaktaşı kayalarıyla
    Küfrünü, Medetsiz, Munzur.
    Şahmurat Suyu kan akar
    Ve ben şairim.

    Namus işçisiyim yani
    Yürek işçisi.
    Korkusuz, pazarlıksız, kül elenmemiş,
    Ne salkım bir bakış
    Resmin çekeyim,
    Ne kınsız bir rüzgar
    Mısra dökeyim.
    Oy sevmişem ben seni...

    Ve sen daha demincek,
    Yıllar da geçse demincek,
    Bıçkılanmış dal gibi ayrı düştüğüm,
    Ömrümün sebebi, ustam, sevgilim,
    Yaran derine gitmiş,
    Fitil tutmaz, bilirim.
    Ama hesap dağlarladır,
    Umut, dağlarla.

    Düşün, uzay çağında bir ayağımız,
    Ham çarık, kıl çorapta olsa da biri
    Düşün, olasılık, atom fiziği
    Ve bizi biz eden amansız sevda,
    Atıp bir kıyıya iki zamanı
    Yarının çocukları, gülleri için,
    Koymuş postasını,
    Görmüş restini.
    He canım,
    Sen getir üstünü.

    Uy havar!
    Muhammed, İsa aşkına,
    Yattığın ranza aşkına,
    Deeey, dağları un eder Ferhadın gürzü!
    Benim de boş yanım hançer yalımı
    Ve zulamda kan - ter içinde asi,
    He desem, koparacak dizginlerini
    Yediveren gül kardeşi bir arzu
    Oy sevmişem ben seni...





  7. #17
    Üye
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Mesajlar
    48

    Standart Ynt: Ahmed Arif Şiirleri...

    VAY KURBAN


    Dağlarının, dağlarının ardı,
    Nazlıdır.
    Uçurum kıyısında incecik bir yol
    Gider dolana - dolana,
    Bir hastan vardır, umutsuz,
    Belki Ayşe, belki Elif
    Endamı kuytuda başak,
    Memesinin, memesinin altında,
    Bir sancı,
    Bir hayın bıçak...

    Ölüm bu,
    Fıkara ölümü
    Geldim, geliyorum demez.
    Ya bir kuşluk vakti, ya akşam üstü,
    Ya da seher, mahmurlukta,
    Bakarsın, olmuş olacak.
    Bir hastan vardı umutsuz,
    Hasreti uykularda,
    Hasreti soğuk sularda.
    Gayrı, iki korku çiçeğidir gözleri,
    İki mavi, kocaman korku çiçeği,
    Açar, derin kuyularda...

    Dağlarının, dağlarının ardı korkunçtur.
    Hiç akıl edip de düşünen var mı?
    Gün kimin hesabına tutar akşamı,
    Rahmetinden kim demlenir bulutun,
    Hayırlı evlat makina
    Nasıl canavar kesilir.
    Kurdun, karıncanın rızkını veren
    Toprak nasıl ayartılır,
    Yüz vermez topal öküze,
    Ve almaz koynuna kara sabanı.

    Sepetçioğlu'm kömür işçisidir,
    Mavzer değil, kürek tutar Urfalı Nazif
    Mal, haraç - mezattır,
    Can, pazar - pazar.
    Kırmızı, ak ve esmer,
    Yumuşak ve sert buğdaları
    Yaratan ellerin sahibidir bu,
    Kör boğaz, nafaka uğruna,
    Haldan düşmüş, tebdil gezer...

    Dağlarının, dağlarının ardı
    Nasıl anlatsam...
    Ağaçsız, kuşsuz, gölgesiz.
    Çırılçıplak,
    Vay kurban...
    "Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda."
    Yiğitlik, sen cehennem olsan bile
    Fedayı kabul etmektir,
    Cennet yapabilmek için seni,
    Yoksul ve namuslu halka.
    Bu'dur ol hikayet,
    Ol kara sevda.

    Seni sevmek,
    Felsefedir kusursuz.
    İmandır, korkunç sabırlı.
    İp'in, kurşun'un rağmına,
    Yürür pervasız ve güzel.
    Sıradağları devirir,
    Akan suları çevirir,
    Alır yetimin hakkını,
    Buyurur, kitabınca...

    Gün ola, devran döne, umut yetişe,
    Dağlarının, dağlarının ardında,
    Değil öyle yoksulluklar, hasretler,
    Bir tek başak tanesi bile dargın kalmayacaktır,
    Bir tek zeytin dalı bile yalnız...
    Sıkıysa yağmasın yağmur,
    Sıkıysa uyanmasın dağ.
    Bu yürek, ne güne vurur...
    Kaçar damarlarından karanlık,
    Kaçar, bir daha dönemez,
    Sunar koynunda yatandan,
    Hem de mutlulukla sunar
    Beynimizin ışığında yeraltı.

    Her mevsim daha genç, daha verimli,
    Sunar, pırıl - pırıl, sebil,
    Ömrünün en güzel aşk hasadını,
    Elimizin hünerinde yeryüzü.
    Dolu sofra, gülen anne, gülen çocuklar,
    Bir'e on, bir'e yüz'le akşama gebe
    Şafakla doğan işgücü.
    Yalanım yok, sözüm erkek sözüdür,
    Ol kitapta böyle yazılıdır,
    Ol sevda, böyledir çünkü...



  8. #18
    Üye
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Mesajlar
    48

    Standart Ynt: Ahmed Arif Şiirleri...

    YALNIZ DEĞİLİZ


    Bir ufka vardık ki artık
    Yalnız değiliz sevgilim.
    Gerçi gece uzun,
    Gece karanlık
    Ama bütün korkulardan uzak.
    Bir sevdadır böylesine yaşamak,
    Tek başına
    Ölüme bir soluk kala,
    Tek başına
    Zindanda yatarken bile,
    Asla yalnız kalmamak.

    Şafakları ben balığa çıkarım
    Akan akmayan sularda
    Benim, bütün tezgahlarda paydosa giden
    Bir bahar akşamı dünyada.
    Ben dört duvar arasında değilim
    Pirinçte, pamukta ve tütündeyim,
    Karacadağ, Çukurova ve Cibalide.

    Zehirli kör yılanları
    Ve sıtmasıyla
    Gün yirmidört saat insan avında
    Karacadağda çeltikler.
    Bir kız çocuğunun gözyaşı gibi
    - Ayak bileklerinde bir dizi boncuk,
    Sol omzunda nazarlık,
    Dağ başında unutulmuş üşümüş,
    Minicik bir aşiret kızının -
    Damla-damla, berrak olur pirinci.
    Kamyonlarla, katır kervanlarıyla
    Beyler sofrasına gider...

    Çukurovam,
    Kundağımız, kefen bezimiz
    Kanı esmer, yüzü ak.
    Sıcağında sabır taşları çatlar,
    Çatlamaz ırgadın yüreği.
    Dilerse buluttan ak,
    Köpükten yumuşak verir pamuğu.
    Külhan, kavgacıdır delikanlısı,
    Ünlü mahpusanelerinde Anadolumun
    En çok Çukurovalılar mahpustur,
    Dostuna yarasını gösterir gibi,
    Bir salkım söğüde su verir gibi,
    Öyle içten
    Öyle derin,
    Türkü söylemek, küfretmek,
    Çukurova yiğidine mahsustur...

    Tütünü bilir misin?
    "Kız saçı" demiş zeybekler,
    Su içmez her damardan,
    Yerini kolay beğenmez,
    Üşür
    Naz eder,
    Darılır
    İki parmak arasında kıyılmış,
    Bir parçası var kalbimin
    İncecik, ak kağıtlara sarılır,
    Dar vakit yanar da verir kendini.
    Dostun susan dudağına...

    Sokaklardan,
    Kıyılardan,
    Gök mavisinden,
    Ekmeğinden,
    Canevinden ayrı düşmeye
    Yani bütün hasretlerin kahrına
    Ve zehrine çaresiz kalmaların,
    İlk nefesi Hızır gibi yetişir
    Cibalide sarılan cıgaranın...

    Tütün isçileri yoksul,
    Tütün işçileri yorgun,
    Ama yiğit
    Pırıl - pırıl namuslu.
    Namı gitmiş deryaların ardına
    Vatanımın bir umudu...



  9. #19
    Üye
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Mesajlar
    48

    Standart Ynt: Ahmed Arif Şiirleri...

    İSİMSİZ


    Bir akşam üstüdür şarabî
    Bahçeler ve dağlar üzre hükümran
    Tam dünyayı dolaşmak saatindesin
    Ay ışığı su içer birazdan.

    Kızarmış kalçalarını çanlar
    Alabildiğine vurur
    Manşetlerde kilometre kilometre yalan
    Sallanır durur.

    Sen çocuk tulumunda
    Matbaa mürekkebi
    Rüsva olmuş ellerin emeği
    Alıp götürmüşler dost dediğini
    Almış rüzgârlar içini.

    Ümide benzer
    Sevdaya
    Soğuk bir namludur
    Kör ve pusuda
    Ense kökünde zulüm
    Ve sermiş cânım sofrasını dört başı mâmur
    Burnun dibine
    Hürriyet.

    Seviyorsun mümkün
    Aranızda kurşun
    Yasak bölge var
    Sen genç
    Sevdan ölünecek kadar güzel
    Kanunu yapanlar ihtiyar.









  10. #20
    Üye
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Mesajlar
    48

    Standart Ynt: Ahmed Arif Şiirleri...

    İSİMSİZ


    bir mavi gül bahçesi yorganım
    uyku saçlarımın meçhul şarkısı
    sonra yastığımda ilk gölgen kızlık
    ve ilk unutuluş hürriyet raksı

    yumuşaklığında köpükten öpüşlerin
    mukaddes günehlar cenneti oda
    dikişsiz beyazlığında tüllerin
    bir ay süzülecek buluta

    ve bir mavi şarap gözlerindeki
    musiki gölgelerinde yorgun
    sen hep öylesine güzel sevdalım
    ben sana Alahsızcasına vurgun






Benzer Konular

  1. Dr. Arif Ali Albayrak Şiirleri
    Konu Sahibi SiNaN32 Forum D
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 28.Aralık.2010, 07:01
  2. Arif Damar Şiirleri
    Konu Sahibi SiNaN32 Forum A
    Cevap: 6
    Son Mesaj : 05.Aralık.2010, 12:46
  3. Ahmed arif 33 kurşun
    Konu Sahibi Heyhat Forum Müzik Videoları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 07.Haziran.2010, 20:09
  4. Ahmed Arif Oy Havar Şiiri
    Konu Sahibi Heyhat Forum Müzik Videoları
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 18.Ekim.2009, 00:06
  5. Arif Nihat Asya Şiirleri
    Konu Sahibi yaziklar_olsun Forum A
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 04.Şubat.2009, 17:57

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
film indir, elektronik sigara, instakip.com, besyo, dini sohbet, islami forum, ejzane.com, muhabbet, ingilizce kursu, mehter takımı